DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

YIL 7  SAYI 80    25-Ekim-2005

Mahmut Selim GÜRSEL ZAVALLI ARAŞTIRMACI!
Atilla ALPAY ÇORUM’A ÜNİVERSİTE  İSTEMİYORUM!
Mahmut Selim GÜRSEL DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKTI
Salim SAVCI YASALAR BAKANLARI DA BAĞLAR
Ali EMİROĞLU SÜMERLER’DE DIŞ İLİŞKİLER (İlk Sınır Savaşları) -II-
Yakup YURT AVRUPA, AVRUPA, DUY SESİMİZİ…
Tuncer CÜCENOĞLU SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM
Şükrü GÜLTEPE ACI HAYAT
Mehmet KURTBAŞ DÜNKÜ MEHMEDİM ÖZLEDİM SENİ
AŞIKLAR
 
 
 
 
 
 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
ZAVALLI ARAŞTIRMACI !
            Birkaç kitabın ve periyodiğin adını yazarak Çorum Hakkında yazılanları yayınladığını zanneden arkadaşa da lazım olur bilgilenir diyerek o arkadaşa ithaf edilir. (aşağıda olanların pek çoğu  Çorum 1997 çalışmamda var. O  arkadaş bunları biliyor da her halde kendisine de hediye ettiğim halde 500 sayfa olduğundan okuyamadığından göremedi )
            Muhakkak benim de eksiklerim vardır. Yeni kitaplardan görmediklerim vardır.  Aşağıda bulunan kitapların tamamı tarafımdan incelenerek görülerek yazılmıştır. Görmediklerimi de yazamam. Eksiklerin tamamlanması için beni arayarak eserini gösteren arkadaşlar bilgi verirse sevinirim Internet’te bulunan sayfalarıma ilave ederim. Ustamın adı Hıdır;elimden gelen budur.
Şaka bir tarafa böylece de kısa bir Çorum yayın hayatına alfabetik olarak göz atmış oluyoruz      
Benim görüp bulabildiklerim:

ADİL DÜZEN DİYE DİYE  RP’nin Çorum Dosyası ve Günlükler. Araştırma,Murat Acıpayamlı  Basım,Dizgi,Montaj Tuğra Lim.Şti. Çorum 1997,320 S.

AKİSLER  Haftalık  Gazete  19 Nisan 1952  Sahibi Nuri Yavuzer  AJANS Anap harfli İlk Çorum  Gazetesi. Sahibi Abidin Efendi (Çetin)

ALACA HÖYÜK Hamdi  Zübeyr Koşay, Ankara 1951.Türk T.K. Basım-evi Türk T.K. Yayınlanı Seri No:21,105S.35 Levha

ALACA HÖYÜK HARFİYATI  1935  Çalışmaları  ve  Keşifler  Ait  Rapor. Remzi Arık Ankara 1937  Türk T.K. Basımevi, Türk T.K. Yayınları V Seri No:1 113 S.157 Şekil

ALACA HÖYÜK KLAVUZU  Dr. Hamdi Zübeyr, Ankara  1965 Türk T. K. Basımevi, TC. Milli Eğitim  Bakanlığı  Eski Eserler Genel Müdürlüğü Seri:1 Sayı 16 30 S.

AYLIK OKUL BÜLTENİ  1985 İnkılâp İlkokulu Adına Sahibi Murat Yurttan

BELDE  Gazete  1985 Çorum Belediyesi Adına Sahibi Necdet Diken

BIRAKIN TARİHİMİZ BİZE KALSIN Çorum  Ticaret  Odası  Karikatür  Yarışması   Albümü 1996  İstanbul Stil Mat. Çorum Valiliği ile Çorum Ticaret ve Sanayi Odası,48 S.

BİN DOKUZ YÜZ SEKSEN DÖRT TURİZM ENVANTERİ  Çorum Turizm ve Tanıtma Brosu 1984 25S.

BİR ANADOLU KENTİ İSKİLİP Fügen İLTER Ankara 1992 Türk Tarih Kurumu 1992 114 Sh. 18 plan 218 resim

BİZİM İSKİLİP Gazete,15 Ocak 1970,Sahibi Adnan Babuççu

BOĞAZKÖY REHBERİ Kurt  Bittel, Dönmez  Ofset  Ankara, Türkçe, İngilizce, Fransizca Boğazköy Müzesi,57 S.

BOĞAZKÖY HATTUSAS Kurt  Bittel, W. Köhl Hammer,Verlag Stutgart 1952 Al-manca Boğazköy Müzese 179 S.

BU GÜN GAZETESİ sahibi Ahmet Emiroğlu 1 Ağustos 1958

COĞRAFYA,TARİH,KÜLTÜR DEĞERLERİYLE KARADANİZ BÖLGESİ İlker Çakan 1991.Eser Matbaası Samsun,174 S. (Çorum Bölümü 47 S.)

ÇEKVA Çorum Evi Dergisi

ÇİFTÇİYE HABER BÜLTENİ

Dergi,Sahibi Tarım Orman ve Köyişleri Bak. İl Müdür-lüğü adına İmdat Aydostlu,Çorum İlkadım mat

ÇABA DERGİSİ 1989 sahibi Sevim Sevici Çorum Kardeş Matbaası

ÇEVRE DERGİSİ 3  Aralık 1992 sahibi  Çorum  Çevre Vakfı Adına Vali Mustafa Yıldırım.

ÇİFTÇİYE HABER BÜLTENİ   1985 sahibi İmdat Aydostlu Çorum İstikamet mat .

ÇORUM Osman Yalçın 1.Basım İstanbul 1961 Özyürek Yayın-evi, 60 S.  2. Basım 1968  Özyürek  Yayınevi 60+4 S. 3.Basım Özyürek Yayımevi 60+4 S

ÇORUM Çorum  Valiliğince  Hazırlattırılmıştır, Baskı Ünal Mat. San.ve Tic.Ltd. 127 S.

ÇORUM ADALET  GAZETESİ  25 Eylül 1992 sahibi Remzi Demirbaş

ÇORUM AĞZINDAN DERLEMELER Tayyar Kerman Çekva Yayını :1 1997 İstanbul 142 S.

ÇORUM AKTÜEL DERGİSİ 1997 Mayıs ,sahibi Ahmet Kaya

ÇORUM ALTINIŞIK  18 Aralık 1992 Gazetesi  sahibi İsmail Çabuk

ÇORUM ANA ANATOLİA PİCTURES Traugott Fuck,İstanbul Boğaziçi Üni. 1968 ,129 S.

ÇORUM ANADOLU GAZETESİ Sahibi Şenay ILIMAN 2003 Haftalık Gazete

ÇORUM BAROSU LİSTESİ 1981-1982 Çorum İstem Basımevi 47 S.

ÇORUM BEDEN TERBİYESİ BÖLGE MÜDÜRLÜĞÜ SPORUNDE 50.YIL 1923 -1973 Çorum Beden Terbi-yesi Bölge Müdürlüğü 26 S.

ÇORUM BELEDİYESİ DERGİSİ 1994  Prof. Dr. Arif Ersoy

ÇORUM BELEDİYESİ HİZMET REHBERİ  Çorum  Belediyesi  Eğitim  ve Sosyal İşler Md. Yayınları 1.  Bilge Yay.Or.Ltd.Ştd. 1995 88S.

ÇORUM 1990  Baskı Desen Matbacılık Ldt.Sti. 180 S.

ÇORUM 1997 Mahmut Selim Gürsel Ağustos 1997 Ankara,540 S.

ÇORUM ÇANKIRI KIRSAL KALKINMA PROJESİ DE ĞERLENDİRME RAPORU TC.Gıda Tarım ve Hayvan cılık Bakanlığı Çorum Çankırı Kırsal Kalkınma Projesi Md. Ankara 1976 ,3+101 S.

ÇORUM ÇANKIRI KIRSAL KALKINMA PROJESİ DE ĞERLENDİRME RAPORU TC.Gıda Tarım ve Hayvan cılık Bakanlığı Çorum Çankırı Kırsal Kalkınma Projesi Md. Ankara 1976 ,111+101 

ÇORUM ÇANKIRI KIRSAL KALKINMA PROJESİ SOSYO-EKONOMİK YAPI RAŞTIRMASI AİLE BAŞKANLIĞI SORU KAĞIDI1976 37.S

ÇORUM ÇEVRESİNDE BULUNAN ESKİ TUNÇ ÇA-ĞI ESERLER   Prof. Dr. Tahsin  Özgüç  Belleten Dergisi Cilt MLIV Sayı 175

ÇORUM EVLİYALARI “Teskire-i Makamat” 1997 Çorum Belediyesi Eğitim ve Soyal işler Müdürlüğü Yayınları Ekrem Erkoç 59+2 S.

ÇORUM GENEL NÜFUS SAYIMI 26 Ekim 1975  Ankara 1979 D. İst. Enstitüsü Mat. XII+44 S.

ÇORUM GENEL NÜFUS SAYIMI 26 Ekim 1980  Ankara 1979 D. İst.Enstitüsü Mat. XIII+86 S.

ÇORUM  2003 Mahmut Selim GÜRSEL  Çorum Tarih ve Coğrafyası 36 S.

ÇORUM İLİ TOPRAK KAYNAĞI ENVANTER RAPO-RU   1972 Toprat Etütleri ve Haritalama Dairesi Arazi Tasnif  Fen  Heyeti   Müd. Köy İşleri Bakanlığı Toprak Su Genel Müd. Yay. 275 S.

ÇORUM İL YILLIĞI 1967 Ankara Bilgi  ve Dönmez Basımevi 6+344S 53 Resim ve Grafik

ÇORUM İL YILLIĞI 1973 Cumhuriyetin 50.Yılında Çorum,Ankara 1973 Ayyıldız Mat. 385 S.

ÇORUM 1980 İLİ GENEL SANAYİİ ve İŞ YERLERİ SAYIM SONUÇLARI   Başbakanlık  Devlet    İstatistik Enstitüsü IX+60 S.

ÇORUM EKSPRES GAZETESİ 15 Ağustos 1967,sahibi Reşat Narok

ÇORUM EVİ ÇEKVA  sahibi Prof. Dr. Turan Ilgaz

ÇORUM GAZETESİ 1 Mayıs 1921 İl Meclisi Adına,

ÇORUM GAZETESİ 1 Şubat 1972 Aydın Kalelioğlu Çorum Basımevi

ÇORUM HABER GAZETESİ 17 Eylül1985 sahibi Yaşar Yolyapar

ÇORUM HAKİMİYET GAZETESİ 1 Şubat 1991 Sahibi Mustafa Ilıca

ÇORUM HALKEVİ BROŞÜRÜ Çorum Vilayet Matbaası1933 40 sayfa

ÇORUM İÇİN NE YAPILSA AZDIR Dört Yılda Benim Yapabildiklerim A.Adnan Türkoğlu 1997

ÇORUM İLİ ÇEVRE DERGİSİ Sahibi Mustafa Yıldırım

ÇORUM  İLİ  HALK OYUNLARI KIYAFETLERİ TEK-NİK ÇİZİMLERİ  Yener ltuntaş, Mücella Kahveci, Yücel Şahin Kültür Bakanlığı Halk kütüphaneleri Araştırma ve Geliştirme Genel Müd. Kültür Dizisi 13, 1996

ÇORUM İLİ TOPRAK KAYNAĞI Köy İşleri Bak. Toprak Su Genel Müd. Yayınları 27S.

ÇORUM İLİ TRAFİK KAZALARI ve FAALİYET İSTATİSTİĞİ Çorum  Valiliği  Emniyet  Müd. 1983    Çorum İstem Basımevi

ÇORUM JEOLOJİK VAZİYETİ HAKKINDA MUHTURA Dr. E. Lahn Daktilo,3 sayfa,1 Harita.

ÇORUM KIRAÇ KOŞULLARINDA NADAS BUĞDAY EKİM  NÖBETİ  ARASINDA  ARPA  VE  TEK YILLIK BAKLAGİL KARMALARINDAN GÜZLÜK ve YAZLIK EKİM YÖNTEMİYLE OT ÜRETİMİ Dr.Ali Tan Ankara 1984 31 S.

ÇORUM KOÇBEY Hüseyin,Ertuğrul Şahinci Ank. Arsan Mat.1984 144 S.

ÇORUM   KÖY   ENVANTER   ETÜTLERİNE  GÖRE ÇORUM 19 Yarıaçık   Cezaevi  Matbaası .  Köyişleri Bakanlığı Yayını,168+X S.

ÇORUM KUŞSARAY Dr, Hamit  Zübeyr  Türk  Antolojisi  Dergisi    Sayı 15-111966 dan Tıpkı Basım Ankara  Türk  Tarih Kurumu Bas. 89+97 S.

ÇORUM LİDER GAZETESİ 27 Şubat 1995 Beyler Ltd. Şir. sahibi Kemal Sünnetçi

ÇORUM  MAARİF  HAYATI  HAKKINDA  BAZI NOT-LAR  M.İhsan Sabuncuoğlu Çorum 1945 İl Bası.48 S.

ÇORUM  MERKEZ  AHMETOĞLAN  KÖYÜ  HİDRO-ELEKTRİK SANTRALİ Köy İşleri Bakanlığı YSE. Ge-nel  Md. No :126  Grup No:4 1972 Şenyuva Mat.14 S.

ÇORUM MESLEK OKULU 100.YIL ÖZEL SAYISI  1981 Çorum Meslek Yüksek Okulu

ÇORUM OLAY GAZETESİ 1986  sahipleri Kadir Serdaroğlu ve Muammer Avcı Çorum İlkadım bs

ÇORUM 19  Şahinci Kitapevi Yayınları,Ertuğrul Şahinci.

ÇORUM ORTA ANADOLU’DA TOPLU TONUT UY-GULAMASI İÇİN KENT ÖLÇEKLERİNDE ÇALIŞMALAR Altuğ Çinici Ankara 1973 Ajans Türk Mat. Sanayi 13+227 S.

ÇORUM SANAYİİ VE MESLEKLER REHBERİ 1996 Çorum Deniz Reklam 125+70

ÇORUM SANAYİ VE MESLEKLER REHBERİ 1997 Karadeniz Reklam 67+59 S.

ÇORUM  STUDİES  AT  NATİONAL URBAN SCHES FOR A HOUSİNG PROJENT İN CANTRAL ANATO-LİA   Altuğ Çinici ankara 1976 Ajans Türk Matbaacılık Sanayi 36 S.

ÇORUM  TARİH VE COĞRAFYASI 2003 M. Selim GÜRSEL Çorum Tarih ve Coğrafyası 36 S.

ÇORUM  TARİH VE COĞRAFYASI Nazmi Tuğrul Çorum Vilayet Matbaası 1921  65 S.

ÇORUM TARİHİ Tayyar Anakök Çorum,Daktilo,176 S.

ÇORUM TARİHİ 1985 Çorum Hitit  Fes. Komitesi,Ortadoğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyeleri,284 S.

ÇORUM TARİHİNE AİT DENEMELERİM M. İhsan  Sabuncuoğlu 1.  kısım 1972 Kardeş Mat.83S.

ÇORUM TARİHİNE AİT DENEMELERİM M.İhsan Sabuncuoğlu 2.Kısım 1973 Kardeş Mat.187  

ÇORUM TİCARET VE SANAYİ GAZETESİ 1 Şubat 1983 sahibi Vahit Benderli

ÇORUM TİCARET VE SANAYİ ODASI KATALOG 1995 Çorum Tic. ve San.Od.ile SG.Dış Ticaret Ltd.Ş.

ÇORUM TOPLU OCAK 1980 Sahibi Ümit Leblebici Ankara Mine Ofset

ÇORUM  TÜM  ÖĞRETMENLER BİRLEŞME DAYANIŞMA  DERNEĞİ  ÇORUM ŞUBESİ KONGRE ÜZERİNE GÖRÜŞLERİMİZ Ankara 1977 30 S.

ÇORUM TÜRKİYE CUMHURİYETİ KÖY İŞLERİ BAKANLIĞI  SU  VE  ELEKTRİK  ÇORUM  GRUP  KÖY YOLLARI,Teksir

ÇORUM    TÜRKİYE   CUMHURİYETİ   KÖY  İŞLERİ BAKANLIĞI SU VE ELEKTRİK ÇORUM GRUP KÖY YOLLARI PLANLANMASINDA ÇORUM İLİ Ankara 1969 YSE. Ofset

ÇORUM  TÜRKİYE   TİCARET   ODALARI  SANAYİ ODALARI VE  TİCARET  BORSALARI BİRLİĞİ 100. YILDA  ÇORUM  TARİHİ  EKONOMİK  ve   SOSYAL YÖNLERİYLE ADRES REHBERİ Ankara 1981 Ajans Türk Matbaası 195 S.

ÇORUM VE KARADENİZ BÖLGESİ Osman Yalçın 1984 İstanbul Özyürek Mat. 78+1 S.

ÇORUM VE YOZGAT KÜTÜPHANELERİNDEN BAZI MÜHİM ARAPÇA YAZMALAR Ahmet Ateş 1959 Osman Yalçın Matbaası 32 S.

ÇORUM ve TARIM 1994 127 S.

ÇORUM VİLAYETİ TEKNİK ZİRAAT TEŞKİLATININ 1954  YILI FAALİYET  RAPORU  VE  1 955  YILI   İŞ PROGRAMI TC. Çorum Valiliği Teknik Ziraat Müdürlüğü Ankara 1955 Türkiye Mat. Ve Gazetecilik AO. Ye-ni Matbaası 35 S.

ÇORUM VİLAYETİNDE BİR TEKNİK RAPOR Rahmi Kören Daktilo,12 S.

ÇORUM YAPI MALZEMELERİ ve MAHALLİ ŞART-LARI1969  Bayındırlık  Bakanlığı  Yapı  ve İmar İşleri Reisliği  Araştırma ve Geliştirme Dairesi Mahalli Şartlar Fen Heyeti Müdürlüğü Teksir,2+145 S.

ÇORUM YEMEKLERİ Selma GÜRSEL Gürsel Yayınevi Kaynak Eserleri :5 104 Sayfa 2005 Merhaba Ofset Çorum 

ÇORUM YÜKSEK  TAHSİL  GENÇLİĞİNİ  KORUMA BİRLİĞİNİN ANA TÜZÜĞÜ Çorum Tahsil Gençliğini Koruma Derneği Ankara 7 S.

ÇORUM’DA CUMHURİYETİN ON BEŞ YILI İstanbul Resimli Ay Matbaası 110+81 S.

ÇORUM’DA YATAN MEŞHUR YATIRLAR Teskire-i Makamat Kaynak Eserler Dizisi Mahmut Selim Gürsel 1987 İstikamet Matbaası 5+127+10 S.

ÇORUM’DAN DERLENEN MANİLER Eşref Ertekin Çorum 1971 Yeni Basımevi 122+4 S.

ÇORUM’DAN SESLER 38 ŞAİR 139 ŞİİR Çorum 1959 Yeni Adım Matbası 210 S.

ÇORUMLU DERGİSİ  938 Çorum Halkevi Halkevi Başkanı Bedri Bilginer Çorum  İl Basımevinde

 ÇORUMLU 2000 AYLIK KÜLTÜR SANAT TARİH VE EDEBİYAT DERGİSİ

1998 Çorum Gürsel Yayınevi Sahibi 63 Sayı basıldı ve Internet’te yayınlandı 64-71 Internet’te http://www.corumlu.com yayınlanmakta Mahmut Selim GÜRSEL

ÇORUMLU PİYESİ Nazmi Tombuş Çorum Vilayet Matbaası 1945 18 S.

ÇORUMLU TEKE TEK GAZETESİ Mahmut Selim GÜRSEL Çorum 2002 

ÇORUMLUYA ÇAĞRI FİKİR VE MEMLEKET DER-GİSİ 1 Şubat 1962 sahibi Yüksek Tahsil Talebe Cemi yeti Ankara Şubesi  

ÇORUM’UN COĞRAFİ VAZİYETİ Çorum Maarif Müdürülüğü 1932 50 S.

ÇORUM’UN SESİ GAZETESİ 6 Ağustos 1968,Sahibi Cemal Ercan Samsun Demok-rasinin Sesi Matbaası

ESNAFTAN AKİSLER GAZETESİ 1954 sahibi Esnaf Der. Başkanlığı Çorum İl Bas.

FİKRET GAZETESİ 1925 Suheyb Rumi ( Karafakioğlu)

FRÜHE KARAMİK VO BOĞAZKÖY Wınfried Orthmenn Verlag Gabr Menn Berlin Alman-ca Boğazköy Müzesi 1963 51 S.

GAZİ ÜNİVERSİTESİ ÇORUM İLAHİYAT FAKÜLTE-Sİ  ÖĞRENCİ DERGİSİ 1996  sahibi Aytekin Özel,

GEÇMİŞTEN  GÜNÜMÜZE  KAYMAKAM GÖZÜYLE ORTAKÖY GERÇEĞİ  ANILAR  Kaymakam   Yılmaz Arslan 1994 Kaymakamlık Hiz. Birliği Yayını 270 S.

GERÇEK  GAZETESİ 1976 sahibi Orhan Uysal

GÖNÜLDEN DAMLA DAMLA 1994-1995 Çorum Atatürk Lisesi Öğrenci Şiirleri Anto lojisi 1995 Aydın Ofset

GÜZEL OSMANCIK GAZETESİ 9 Nisan 1979 sahibi Kadir Fındık

HABERDEN HABERE ÇORUM 19 GAZETESİ 1986 sahibi İlhami Ilıman

HALKIN SESİ HAKKIN SESİDİR GAZETESİ 11 Ekim 1957 sahibi Osman Eftekin

HİTİT GAZETESİ Alaca’da 1 Eylül 1972 sahibi Semahat Çakar,Çorum İstikamet Matbaası

HÜR ÇORUM GAZETESİ 4 Ağustos 1952,sahibi Akif Leblebici

HÜR YOL GAZETESİ 10 Mayıs 1955 sahibi Akif Leblebicioğlu

İDRAK DERGİSİ 1989 sahibi  Yahya Acar Çorum Aydın Basımevi

İĞDELİ GELİN SANAT VE KÜLTÜR DERGİSİ 1 Ocak 1969 Halk Eğitim Baş. adına sahibi Hayrettin Koyuncu,Çorum Yeni Gün Matbaası

İLİMİZ 19 Rahmi Beşikçi-M. Recep Beşikçi 1977 Ankara Bahar Matbaası 126 S.

İSKİLİP DERGİSİ 1947 H. Ilgaz  İskilip Halkevi Çorum Basımevi

İSKİLİP DOLMA GECESİ İskilip Yüksek Yahsil ve Yardımlaşma Derneği

İSKİLİP GAZETESİ SAHİBİ Ali Genç Şener Matbaası

İSKİLİP GECESİ Özel Sayı,İskilip Yük.Tahsil ve Yardımlaşma Derneği.

İSKİLİP HALK EĞİTİM BÜLTENİ 1 Kasım 1976 Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü adına sahibi Mustafa Bilir

İSKİLİP’İN SESİ GAZETESİ 4 Ağustos 1987  sahibi Recep Gökçe An.Ercan Mat.

İSKİLİP’TEN SESLER DERGİSİ  23 .4.1951sahibi M.Şakir Kuran Ankara Çankaya Mat

KALKINMADA ÇORUM MODELİ Ziya Baydur Çorum Belediyesi Yayımları 2. 1997

KİLİM DERGİSİ  Nisan 1997 sahibi Mustafa Kaçmaz,

KOPARAN GAZETESİ 10 Ocak 1972 Çorum Anadolu Basımevi sahibi Mehmet Balaban

KÖYLÜNÜN SESİ 6 Mayıs 1972 Sahibi Atıf Leblebicioğlu

KURTULUŞ DERGİSİ  1Nisan 1926 Çankırı matbaasında muallimler birliği

KURTULUŞ YOLU Çorum Vilayet Matbaası 1927 Arap Harfli Türkçe İskilip Halk Kütüphanesi

KÜLTÜR VE SANATTA ÇORUM’UN SESİ Sahibi Aydın Yürüten Otağ Matbacılık Koll.Şti.

MAARİF HAYATI HAKKINDA BAZI NOTLAR İhsan Sabuncuoğlu Çorum İl Basımevi1945 48 s

MADIMAK GAZETESİ 12 Şubat 1972 Halkevi Başkanı Müslüm Tunaboylu

MENAKIB-I KOYUN BABA  Mahmut Selim GÜRSELGürsel Yayınevi  Kaynak Eserleri Dizini :4 -160 Sh. Merhaba Ofset 23/7/2004

MERHABA ÇORUM GAZETESİ 5 Mayıs 1992sahibi  Şahin Örgel

MERZİFON GAZETESİ 18 Şubat 1957 Sahibi Akif Leblebicioğlu

MESAJ GAZETESİ Mayıs 1992 sahibi R. Ufuk Ertekin

MESLEKİ KÜLTÜR DERGİSİ Çorum Meslek Okulu Adına İrfan Çağlar

OBJEKTİF GAZETESİ Temmuz 1996 sahibi L.Sevinç Acıpayamlı

OBJEKTİF DERGİSİ 1997 Sahibi L.Sevinç Acıpayamlı

OCAK DERGİSİ 1975 Maden İş Sen. sahibi Mehmet Kocatüfek

14.YÜZYILDAN GÜNÜMÜZE ÇORUMLU ŞAİRLER Abdullah Ercan 1991,Hitit Festival Komitesi 525 S.

ORTAKÖY GAZETESİ 1993 Sahibini Ortaköy Kaymakamı Yılmaz Aslan

OSMANCIK Gazetesi 1966 Öğretmenler Sendikası  

OSMANCIK SESİ GAZETESİ 23 Ocak 1989 sahibi Muttalip Karakaş

ÖZEL İDARE DERGİSİ GELİŞEN ÇORUM 17 Haziran 1993  Vali Yardımcısı Metin Demirtaş

SARI ÇİĞDEM ŞİİR DEFTERİ Gürsel Yayınevi 2002 Şiir Dergisi

SUNGURLU POSTASI GAZETESİ 13.12.1966 Sahibi Vahit Malkoç Sungurlu Malkoç Mat

SUNGURLU MİLLİ EĞİTİMİN SESİ DERGİSİ 1996 Sahibi Ömer Lütfi Çırak

SUNGURLU’NUN SESİ GAZETESİ 1970 Sahibi Muammer Özel Sungurlu Hitit Matbaası

ŞİRİN OSMANCIK GAZETESİ 25 Haziran 1985 Sahibi Mustafa İnce

ŞU BİZİM ÇORUM (Devane Hatıraları) Mustafa Özçatalbaş 1996 152 S.

TERAKKİ POSTASI GAZETESİ 28 Mayıs 1956 Sahibi Muzaffer Çağlayan Çorum İl Bas

TESKERE-İ MAKAMAT Ali İzzet Efendi Arap harfli Matbu 46 S.

TOPLU DERGİSİ 1990,sahibi Birlik Ajans

ULUSLARARASI 1. HİTİTOLOJİ KONGRESİ BİLDİRİLERİ Ünal Ofset Ankara 253 S.

UYANIŞ GAZETESİ  1973 CHP gençlik kolları Baş.  Mehmet Yolyapar

VURGU GAZETESİ 13 Ağustos 1975 İskilip Sahibi Kemal Beşikçi

YAZILIKAYA Kültür ve Sanat Dergisi Çorum Haber Gaz eki 1966

YENİ ADIM GAZETESİ sahibi Ahmet Küreli 1 Mayıs 1955

YENİ ÇORUM GAZETESİ  sahibi,Cahit Angın29 Ağustos 1951

YENİ GÜN GAZETESİ 3 Ocak 1966 sahibi Ahmed Emiroğlu Çorum Yeni

YENİ UFUK GAZETESİ 20 Haziran 1973  Sungurlu  sahibi  Memduh  Karataş Sungurlu Yeni Ufuk Matbaası

YENİ VE İLERİYE ÇORUM GAZETESİ 19 Mayıs 1962 sahibi Mehmet Şahinci ve Mustafa Karakaşlı Yeni Çorum Matbaası

YEŞİL  BELDE  İSKİLİP BELEDİYESİ HABER BÜL-TENİ  11 Nisan 1988 Mustafa Çalık

YEŞİL İSKİLİP DERGİSİ 4 Ocak 1969 İskilip Yüksek Talebe ve Yardımlaşma Derneği adına Dr. A. Alpaslan

 

 
 
 

 

 02

Dergiye dönmek için tıklayın

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Atilla ALPAY
Atilla ALPAY Hayat Hikayesi
ÇORUM’A  ÜNİVERSİTE  İSTEMİYORUM !
Hemen her zaman  alışılmamış  tepkiler vermeyi  adet haline getirmiş birisi olmayıp; halktan, sokaktaki adamlardan ve ahaliden birisi  sayılabilmeyi bir memnuniyet ve iltifat kabul etmekteyim.
Çoruma  Üniversite gelirse ne olur veya kapısının üzerine Hitit Üniversitesi yazılı bir tabela asılan  muhteşem bir  bina  bulunsa ve görkemli açılışlar yapılsa ne olur?
Varsayalım ki bir çok muhtelif  fakültesi ile böyle  bir Yüksek Öğrenim  Kurumu  şehrimizde  ihdas  edildi. Siyah  cübbeli  hocalar  Samsuna uçakla getirtilip  oradan şehrimize  nakledildi, ÖSYMS yi kazanan  en fazla bin-bin beş yüz öğrenci de getirilip  sınıflara   dolduruldu. Eğitim ve öğrenime başlandı. Sonra  neler olur?
Bence üniversite demek  nüfusu hızla  artan şehrimize elli altmış akademik  kariyerli insan ile bine yakın gencin getirdiği bir nüfus artışı  demektir. Bu bir müddet sonra  kiraların artması ve  şehrimizin cadde ve sokaklarında birbirinden  yakışıklı gençlerin boy göstermesi demek  olacaktır. Ana  caddedeki  pastanelerin,lokantaların, kafeteryaların ,spor ayakkabıcıların, telefon tamircilerinin ve kart satıcılarının işleri ciroları birden bire  artacak  şehrimizde giyim ,kuşam, ve gıda sektöründe patlama  yaşanacaktır.Bu hadise esnafa ve ilimizin  ticari  hayatına  büyük bir canlılık getirecektir.
Çünki bu  gençler  çoğu orta halli  ailelilerin çocukları olacak ve Çorum’u  daha önce haritada dahi bilmediklerini  hatta  tercih yaparken yanlış yazdıklarını  bile-belki- itiraf edeceklerdir.
Bu çocuklar pastane ve kafeteryalardan artan vakitlerinde  okullarına da  gidip; en az altı yüz milyonluk cep telefonları ile kız arkadaşlarını  ararken , ailelerini ayda bir kere zor arayacaklar ve zavallı  babaların  onlara para yetiştirmek için  neler çektiğini ,nasıl uykularının  kaçtığını  asla bilmeyeceklerdir.
Devletin  verdiği  krediler ile  hayır kurumlarının verdiği   burslar bu çocukların amerikan sigaralarına, kolalarına, pantolonlarına ,filanca markalı ayakkabıları ile  cep telefonlarına  asla yetmeyecektir. Zira günde bir paket yabancı sigara masrafına bir kurumun bir aylık bursu  bile kafi gelmeyecektir.
Sonra bu gençlerimiz geldikleri bu yabancı çevrede  çok daha rahat davranacak ve ilimizin muhafazakar (!) yapısına  ters düşecek hal ve hareketler sergileyecek ,buralı  gençlere iyi (!) örnek olacaklardır.
Ailelerinin  maddi  durumu özel üniversiteleri karşılasa  kimse  Çorum’u yüksek öğrenim  için seçmeyecek ama mecburiyet bir çok insanın  Çorum’u  tanımasına  vesile olacaktır. Çünkü birçokları maalesef meşhur bir şarkıcı veya  ünlü bir futbolcu olamamış,kendilerini  kimse keşfedememiştir.
Sonra…
Dört-beş sene sonra ilk mezunlar verilecek, törenlerde  herkes keplerini  havaya  fırlatacak ve mezun olup şehirlerine  döneceklerdir. Hangi  meslekten olursa  olsun  kız öğrencilerin büyük bir kısmı evlendikten sonra mesleklerini de bırakacak ve çocuklarını yetiştirmek üzere evlerine kapanacak ve vaktiyle  bu üniversitede boş yere  sıra işgal  etmiş olacaklardır.Bu ülkede  bilime, insanlığa ve memlekete  hizmet için değil de iyi tahsilli ve zengin eş bulmak için ön koşul üniversiteli bir hanım olmaktır.
Erkeklere  gelince, onlarda ellerinde diplomaları  hemen birçok işe başvurup bol para kazanacaklarını ve müreffeh bir hayat yaşayacaklarını  zannedecek ve işte o  zaman  büyük bir kayaya  çarparak kendilerine geleceklerdir.
Büyük şirketlerde  önlerine uzatılacak  formlarda ikinci  yabancı dilleri sorulacak,master ve doktora dereceleri istenecek, kaç bilgisayar dili bilip bilmedikleri bile merak edilecek,hangi büyük  firmalarda ne kadar  çalıştıkları da mutlaka öğrenilecektir. Eğer  bu şartlara  haiz değillerse ülkemizin gerçeklerine uygun hale  gelmeleri  en az on yıl alacaktır.
Bir köyde vekil öğretmenlik  bulabilirlerse veya  babalarının  işlerinin  başına geçerlerse o zaman  kurtulmuş olacaklar ; eğer devlet  kapısına  gelirlerse   orada da kendilerinden on  yıl önce mezun olanları bile orada hala  bekliyor bulacaklardır.
Filanca  cemaatin müridi veya  mensubu  iseler işleri, eşleri,maaşları, dershaneleri,dünyada gidecekleri ülkedeki  yatakhaneleri ,statüleri ve gelecekleri  bir beş-on yıl önceden  hazırlanan  talihli bir avuç gencin  dışında normal şartlar altında ülkemizin iş ve kazanç durumu  bir felakettir.
Yurt çapında  dört yüz bin  kahve vardır.Her gün on milyon insan bu kahvelerin veya gaz odalarının müdavimidir.On milyon  işsizimiz ve bir buçuk milyon kaçak işçimiz vardır.
Ara  insan gücüne “görülen lüzum üzerine ” son verildiği için; her dairede, her şirkette veya hemen  her yerde  her üniversite  mezunu müdür, yönetici, müşavir,müsteşar vs dir.Teknisyen, işçi,çırak ,kalfa ,usta ve ara insan gücü yani çalışacak insan yoktur.
Ve böylesi yerlerde –nedense- hemen herkesin çalışırken  tek gözü mesai saatinde olmakta, beyni ile de cehennem sıcağı iklimine sahip yerlerde  satın aldığı yazlığına  bir an önce kavuşmanın hayali ile yaşamaktadırlar. Bu değilse bile arabasının modeli,evi, kızı, oğlu damadı ve bitmek bilmeyen dünya ihtiyaçları ve tutkuları ve  hırsları böyle  insanların doğru ve dürüst çalışmasını engellemektedir.
 
Çorumda kurulmuş veya kurulacak  olan üniversitelerden mezun olanların ne kadarı şehrimizde kalıp bir iş tutup çalışmaktadır?
Ana caddemizde on metre arayla bir eczane,ihtiyacımızın iki misli avukat,beş misli mühendis varken,sanayideki dükkanlarda ülkemiz üretiminin  hakiki sahipleri yağ,kir ve pas içinde çalışır, yanlarına bir çırak bulamazlarken;
Bu üniversitelerden mezun olacaklara  iş hazır mıdır ?
Üniversite öğrencisi mezun olunca  bu şehirden önce doğduğu veya geldiği yere geri dönmüyor mu ?
Üniversitesi olan  şehir  unvanı  bize çok mu prestij kazandıracaktır. Bu prestijin maddi karşılığı nedir?
Üniversite  neticede bir yatırım ise bunun  halka ve millete geri  nasıl geri döneceğini  kimse  izah edebiliyor mu ?
…………….
Türkiye deki illerin  yarısından fazla sayıdaki yerde  üniversite  var da milli  gelirimizde bir artma ve enflasyonumuzda ve dış borcumuzda neden bir  azalma yok..
Imf den gelecek paralara , avrupa  birliğine,sam amcanın  himmetine  muhtaç mıyız değil miyiz ?
Bir on yıl önceki “önce  vatan ” prensibinin  yerine “önce insan hatta önce ve mutlaka ben” kanunu geçmiş midir, geçmemiş midir?
Her üniversitelinin gönlünde “kapağı yurtdışına  atmak” ve gidip de dönmemek, var mıdır yok mudur?
Çalışmadan, kazanmadan, üretmeden, rantiye ile , para hareketleri  ile  para kazanmak ve hemen köşeyi  dönerek ,artist, şarkıcı,futbolcu,olarak, yat-kat,mal-mülk  sahibi olmak, ülkeyi, yoksulları ,garipleri dulları ve yetimleri  hatta komşu müslüman ülkeleri  hiç ama hiç düşünmemek  insanımızın yaşama biçimi olmuş mudur ,olmamış mıdır ?
Dünyada veya uzayda yer işgal eden, oksijen tüketen, çöp üreten;
Geçen yıl Çorumda altmış trilyon liralık alkol ve sigara tüketen, baca gibi tüten, damacanalarla  şarap, bidonla rakı ve tankerler dolusu  bira  içen;
 Biz miyiz değil miyiz?
 
Şimdi  bu durumda,
Hemen  her köyümüze  bir üniversite açsak ?
Bütün mezunlarına iş bulabilecek;
Milli geliri on bin dolara çıkarabilecek;
Jet motorları  ile uyduları artık yapabilecek miyiz?
Üç uçak lastiğine beş yüz kamyon buğdayı;
Günde yirmi milyon doları da amerikan tütününe vermeyecek;
Dünyada kimseye  muhtaç olmadan  başımız dik,onurla adam gibi yaşayabilecek miyiz?
Bunlar olmadan,bu işler düzelmeden,bazı kainat çapındaki doğruları bulmadan,eğitimde, siyasette, bilimde ,çalışma hayatında köklü reformlar yapmadan,tek tek fert fert  kendimize  çeki düzen vermeden,kafalarımızı, ruhlarımızı, gönüllerimizi her şeyimizi değiştirmeden bu köyümüze  değil Hitit ,Urartu hatta Kommagene Üniversitesi açsak  ne yazar?
 
 
 
 
 

 03

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKTI
            Son iki ay içerisinde;dünya meteoroloji olaylarının ne gibi zararlara meydan verdiğini düşündüğümüzde,konu başlığımıza gayet uygun olduğunu görürsünüz.
            Biraz hafızamızı yoklarsak meteoroloji olaylara biz insanların yanlış hareketlerimiz ve bilinçsiz tabiata müdahalelerimizin sebebiyet verdiğini görebiliriz.
            Bizler artık,beğenmediğimiz toprakları kendi görüşümüze göre sulamakta,verimler almaya çalışmaktayız. İstediğimiz akarsuyun önüne setler çekerek tabiatın gerek görmediği yapay göller yapıyoruz. Dikkat etmeyerek ekilebilen arazilerimizi çeşitli yanlışlıklarla çöle çevirmeye aday yerler haline getiriyoruz.
            Dünyamızın akciğerleri olan ormanları birkaç kuruş menfaat karşılığı,kesiyor,yakıyor bir daha yerine gelmeyecek şekilde yok ediyoruz.
            Şimdi;şapkamızı önümüze koyarak düşünelim. Havanın yani meteorolojik olayların değişmesini çok görmeyelim. Kendi yaptıklarımızın cezasını bizler çekiyoruz. Dünyada bazı ülkelerde sel,bazı ülkelerde ise kuraklı almış başına gidiyor. TV belgesellerinde buzulların büyük bir hızla eridiğini,normal kış yağışlarının olmadığını,hava sıcaklıklarının normalin üzerinde seyrettiğini izliyoruz.
            Evet. Bu meteorolojik olaylar bizlere bazı şeyleri söylüyor fakat biz her halde bu konuşmayı anlayamıyoruz.

 

 
 
 
 04

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Yakup YURT
AVRUPA, AVRUPA, DUY SESİMİZİ
Her yıl olduğu gibi, bu yaz da, Türkiye'deydim. Sanki ben bülbülmüşüm de, Belçika altın kafesmiş misali öttüğümde vatanım derim, başka bir şey demem her nedense! Köyüm Umurbey'deydim bir buçuk ay süreyle. Anamın dizinin dibinde çay içerken, Gemlik körfezinde güneşin batışını izlemeye doyum olmaz. Marmara'dan meltem eser, kırlangıçlar süzülürken bulut bulut saçak altlarındaki yuvalarına doğru… İncirler ballanırken dallarda, üzümler sallanır salkım salkım bağlarda. Bir sonraki zeytin rekoltesinden umutlu olan hasbıhal ettiğim köylülerim mutluydular. Zira Umurbey'de zeytinler kasım ayında toplanmaya başlanır ve bütün büyük alışverişler "kasıma veresidir". Zeytin verimi iyi olursa yüzler güler, olmazsa suratlar asılır. Tebessüm bile arz-talep kanununa tabidir sanki…          
İyi güzel de, zaman geçmek bilmedi bir türlü. Muhatap bulamamaktan dolayı. Herkes işinde gücündeydi; bana  ayıracak zamanları olamazdı doğal olarak. Onlar çalışıyor, sen tatildesin. Yanlış zamanda, yanlış yerdesin. Seninle mi uğraşacaklar! Kocaman adamsın, tuzun kuru, paran cebinde, keyfin gıcır. Deniz, göl, kaplıca yakın, ulaşım kolay. Bursa, Gemlik, Orhangazi, Yalova, İstanbul, İznik, Mudanya, Tirilye, Armutlu, Bandırma, Erdek, vs…günübirlik gezilebilecek mesafedeki güzellikler.    
Ama ben gezmedim : Hiçbir yere gitmedim. Köyümden dışarı çıkmadım.          Yalan söyledim söyledim, özür dilerim. İki kez Gemlik Migros'a kitap almaya gittim. Ne bulabildiysem aldım. Tatilim okumakla geçti. Belçika'ya bir bavul okunmuş kitapla döndüm. Şimdi okuma sırası hanımda. Turgut Özakman'ın yazdığı Bilgi yayınevinde çıkan "Şu Çılgın Türkler" başlıklı belgesel romanının 28.basımını okudum. 748 sayfa, ama son 60 sayfası notlar ve kaynakçaya ayrılmış kalın bir kitap. Üç günde okudum. Duygularım kabardı, göz yaşlarım taştı. Ayrıca yazarın kendisini birkaç televizyon söyleşisinde izleme imkanım oldu. Tanışmış gibi oldum, o güzel kültür ve yazın insanıyla.      "
…Özakman'ın kitabı, tarihsel bir gerçeğin güzelim bir Türkçe’yle roman diline dönüştürülmesidir." diyor İlhan Selçuk. "Hiç 688 sayfa boyunca gözlerinizin sürekli dolduğu oldu mu? Hiç, bir kitap boyu acıyı, kederi, gururu ve zaferi akıl almaz med-cezirler arasında adeta yaşadığınız oldu mu?.. Hiç, hıçkırıklarınızdan övünç duyduğunuz oldu mu?.. Benim oldu. Elleri öpülesi Turgut Özakman'ın Şu Çılgın Türkler kitabını okurken." değerlendirmesinde bulunuyor Ümit Zileli.      
Önce Çılgın sözcüğünün anlamına bir bakalım : 1. Aşırı davranışlarda bulunan, deli, mecnun. 2. Çok büyük, aşırı, olağanüstü (TDK, Türkçe Sözlük, 1.Cilt A-J, s475). Bunu İngilizler söylüyor atalarımıza. Peki bu sıfata müstahak olmak için ne yapmış atalarımız?
Osmanlı İmparatorluğundan o dönemde "hasta adam" olarak bahsedilmektedir. Osmanlı Devleti'ne ve Türklere karşı, ortaçağın haçlı anlayışıyla yeni çağın ürünü emperyalizmi kaynaştıran acımasız bir politika uygulanacaktır. İstanbul işgal altındadır. Asker, sivil birçok yönetici Malta'ya sürülür. Türlü ayrılıkçı dernekler kurulmuştur. Bazı ümitsiz aydınlar ise mandacılıktan başka çıkar yol görmemektedir. İhanet kol gezmektedir. Çöküş ve çözülüş dönemi bütün şiddetiyle devam etmektedir. 1918 yazında 36. padişah olarak tahta çıkan Vahidettin devletin ve tahtının geleceğini dönemin süper devleti İngiltere'nin lütfuna bağlamıştır. Aklına onurlu, başı dik, bağımsız bir Türkiye gelmez. Tek güvendiği kişi ablasının kocası sadrazam Damad Ferit'tir. Mustafa Kemal Paşa 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkar. Orta Anadolu'nun küçük bir bölgesine sıkıştırılan halkı işgale tepki göstermeye çağırır. Halk yoksul ve perişandır. İçine kapanmıştır. Bütün olumsuzluk ve yetersizliklere rağmen, Türkler bir "çılgınlık" yaparlar ve Misak-ı Milli'yi kabul ve ilan ederler. "Bölünmez, bağımsız, hür ve çağdaş bir Türkiye" kararı verilir. Akan onca kan ve gözyaşına rağmen, engeller sabırla tek tek aşılır, mucize gerçekleşir ve mutlu sona ulaşılır. Emperyalizme karşı verilmiş ve kazanılmış ilk kurtuluş savaşıdır bu. Yer Bursa Şark Tiyatrosu. Gün Türkiye'nin barış görüşmeleri için Lozan'a davet edildiği gündür. Kürsüde M. Kemal Paşa salonu dolduran öğretmenlere hitap etmektedir. "Dünyanın hiçbir kadını ben vatanımı kurtarmak için Türk kadınından daha fazla çalıştım diyemez" diyerek onlara olan minnet borcunu ödemektedir. "Ordularımızın kazandığı zafer, sadece eğitim ordusunun zaferi için zemin hazırlamıştır. Gerçek zaferi, cahilliği yenerek siz kazanacak, siz koruyacaksınız. Çocuklarımızı ve geleceğimizi ellerinize teslim ediyoruz. Çünkü aklınıza ve vicdanınıza güveniyoruz! sözleriyle konuşmasını tamamlarken Nesrin'den Faruk'a "Seni zafer ve barış kadar seviyorum" yazılı bir kartpostal ulaşıyordu. Ve kurulan yeni cumhuriyetin vazgeçilmez şiarı "Yurtta barış, dünyada barış" olacaktı. Barış çağdaş uygarlık düzeyini yakalamak için olmazsa olmazdı.
Çağdaş uygarlığı ise ne yazık (veya ne tuhaf) ki güçlü silahlara sahip Batı ülkeleri temsil ediyorlardı. II.Dünya Savaşı sonrasında "komünist tehdit" bahanesi ile T.C. Batı dünyasının kurduğu doğasına aykırı çeşitli ittifaklara yamandı. Bunun doğal sonucu olarak kendisini sevmeyen, kendisinden çekinen, İstiklal Savaşı'nda yendiği Avrupa ülkeleriyle müttefik olurken, komşularıyla ve dindaşlarıyla düşmane ilişkiler dönemine girdi. Son 40 yıllık süreçte ise Türkiye Avrupa'ya "ne olursun beni içine al" diye sürekli yalvaran ve bunun için anlamsız ve mantıksız tavizler veren bir ülke konumuna girdi. Halbuki hem Türkiye, hem de Avrupa Birliği ülkeleri doku uyuşmazlığının pekala farkındalar. Bunun medeniyetler çatışması ile bir ilgisi de yok kesinlikle. İslam dinine mensup 11 milyonu aşkın insan, Avrupa'nın içinde 40 yıldan bu yana Hıristiyan dünyanın demografik (nüfusbilimsel) sorunlarının çözümüne katkıda bulunuyorlar. Avrupa'nın işgücü ve beyin göçüne gereksinmesi gelecekte de devam edecek. Belki biraz daha seçici olarak. 2005'te, günümüz Avrupa'sı kendisiyle hesaplaşmasını tamamlayabilmiş değil. İç çelişkilerini aşamıyor. Hormonlu büyümenin zararları karşısında şaşırmış durumda. Dünyaya demokrasi ve insan hakları dersi veriyor, ama kendi içinde aşırı sağ, ırkçılık ve yabancı düşmanlığının yükselmesine engel olamıyor. Kendi ayıplarından utanmıyor, ama mazlum ülkelerde ONG tabir edilen sivil toplum kuruluşları aracılığı ile "demokrasi ve insan hakları yokluğu veya azlığını" bahane ederek bu ülkelerin "aydınlarında" gereksiz kompleksler yaratarak, onları kendisine hayran bırakıyor ve ülkelerinden soğutuyor. Böylece hem kendi vicdanını rahatlatıyor, hem de kurtarıcılık payesine eriyor.
Berlin'deki o meşhur duvarın yıkılmasıyla çılgın bir dönem başladı. Tek kutuplu yeni dünya düzeninde "çılgın" bir globalleşme rüzgarı esiyor. Zengin, fakir herkesi kasıp kavuruyor her yerde. Kimse engel olamıyor. İnsani değerler bir bir yok oluyor. Bu furyaya, bu modaya direnenler tu kaka ediliyor. Çeşitli aşağılayıcı sıfatlar kullanılarak. Her şey sermayenin emrine veriliyor. Dünya dönmeye devam ediyor. Bireysel mutlulukların çok güzel, ama bencilliğin ne denli kötü bir şey olduğunu yavaş yavaş anlıyor insancıklar. Tüketim toplumunun ne denli acımasız bir hayal taciri olduğu  gerçeği ortaya çıkıyor her geçen gün. Dünyanın her yerinde egemen mutlu azınlıklar, işsiz, güçsüz ve mutsuz çoğunlukları nasıl etkisizleştirileceğinin arayışı içindeler. Türkiye işte böyle bir dönem ve ortamda AB'nin kapısında daha önceki adaylara uygulanmış olan modelin aynısı onurlu bir müzakerelere başlama tarihi bekliyor. Dönem başkanı İngiltere "savaş suçlusu" Hırvatistan'ı himaye eden Avusturya'yı bu akşam yapılacak toplantıda ikna edebilirse, yarın, yani 3 Ekim 2005 Pazartesi günü müzakereler resmen başlayacak. Ve ilk bomba nerede patlayacak biliyor musunuz? İstanbul Menkul Kıymetler Borsasında büyük bir çılgınlık yaşanacak. AB'ci medya mutluluk çığlıkları atacak. Her şey sermayenin emrinde dedik ya.
Duygular mı ağır basacak, stratejik çıkarlar mı?
Bakalım nikah garantisi vermeyen AB nişanlanmaya razı edebilecek mi Türkiye'yi? Flört ne kadar sürecek ve sonuçta ayrılık mı olacak, izdivaç mı? Yaşanan süreç sonu belirsiz çılgın bir aşk hikayesi mi? Yerini nefret ve intikam duygularına bırakan bir ayrılık mı yaşanacak, yoksa mantık evliliğine mi gidilecek günün birinde? Qui vivra, verra! Yani yaşayıp, göreceğiz.      
Brüksel, 2 Ekim 2005

 

 
 
 
 
 05

Dergiye dönmek için tıklayın

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Tuncer CÜCENOĞLU
Tuncer CÜCENOĞLU Hayat Hikayesi
SELVİ BOYLUM AL YAZMALIM
Gazeteci/yazar  Sayın Ahmet Hakan  6-7  Ekim 2005 günlü Hürriyet Gazetesi’ndeki köşesinde, bu sezon Sadri Alışık Tiyatrosu’nda sahnelenecek olan “Selvi Boylum Al Yazmalım” adlı oyunla ilgili olarak, henüz nasıl bir yapımın ortaya çıktığını bile görmeden olumsuzluk içeren iki yazı yazdı.
“Durun yapmayın” başlıklı yazısında Sayın Hakan:
FACİA BİR: Türk sinemasının yüz akı ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ adlı film, tiyatro sahnesine uyarlanıyormuş.
FACİA İKİ: Filmde Türkan Şoray’ın canlandırdığı Asya rolünü tiyatro oyununda İpek Tuzcuoğlu üstlenecekmiş.
FACİA ÜÇ: Filmde Kadir İnanır’ın üstlendiği rolü, oyunda Kerem Alışık canlandıracakmış.
Bilmiyorum, bu üç faciayı önlemek için hala vaktimiz var mı?
Eğer varsa, ilgililere sesleniyorum:
Ne olur yapmayın!
Hayal dünyamıza bir tatlı hayal bırakmış güzelim ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’ filmine kıymayın.
Ne olur elinizi kana bulamayın.”  buyuruyor.
Bununla da yetinmeyen Sayın Hakan ertesi gün yazdığı aşağıdaki yazıyla da ısrarını sürdürdü. Bakın ne yazmış Sayın Hakan:
Selvi Boylum’a kıyılmasın DEDİM ki: Durun, yapmayın. Hayallerimizde kekremsi, buruk ama sıcacık bir tat bırakmış olan o güzelim Yeşilçam klasiğine, ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’a kıymayın.
Sinema filmini tiyatro oyununa uyarlamayın.
Gelin, yol yakınken vazgeçin bu sevdadan...
Evet... Bunları söyledim.
Ve fakat...
Filmdeki Kadir İnanır/Türkan Şoray birlikteliğinin, oyundaki karşılığı olan Kerem Alışık/İpek Tuzcuoğlu birlikteliğinden yanıt geldi.
Diyorlar ki:
Dur bakalım arkadaş! Daha oyun sahnelenmemişken, daha bizim nasıl bir performans ortaya koyacağımız belli değilken, sen nasıl bunları yazarsın? Sen ne peşin hükümlüsün?
İlk bakışta haklı gibi görünen bu itiraz, nedense beni zerre kadar etkilemedi.
Çünkü bu konuda peşin hükümlü olacak kadar deneyimliyiz:
Zavallı Hababam Sınıfı’nın başına gelenler ortadadır. Çalıkuşu’nu Star’da ne hale getirdiklerini görüyoruz. Tuba Ünsal’ın o demode ‘çocuk/kadın’ hallerine ifrit olmuyor muyuz?
Yani... Çok alametler belirmiştir, bu iş tutmayacaktır ve hayallerimize yazık edilecektir.”
Bazı temel yapıtların bozulması konusundaki kaygılarına katılmamak elde değil Sayın Hakan’ın…Nitekim söz ettiği gibi birçok önemli yapıt, salt adlarından yararlanılarak berbat edilmiş, henüz o yapıtları tanımamış olanlar için kötü bir tanıtıma dönüştürülmüştür… Burada yazık edilen bu yapıtları sıralayacak değiliz… Acımızı çoğaltır bu sıralama çünkü…
Ancak buradaki durum oldukça farklıdır… Şöyle ki:
“Selvi Boylum Al Yazmalım”  ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Dünya romanına armağan ettiği dev bir yapıttır… Hemen bütün Dünya dillerine çevrilen bu roman (ve yazarın diğer yapıtları) sayesinde birkaç milyonluk bir nüfusa sahip Kırgızistan Cumhuriyeti, adını tüm Dünyada duyurmayı başarmış bir ülkedir… Bir ülkenin kalıcı tanıtımında ve bu yolla saygınlık kazanmasında edebiyat ürünlerinin işlevinin ne kadar önemli bir yer tuttuğunun da önemli bir örneğidir.
Sahne için  Hülya İniş tarafından yapılan bu uyarlama, söz konusu romandan hareketle senaryolaştırılan ve Türkiye’de yapılan Türkan Şoray ile Kadir İnanır çiftinin unutulmaz oyunculuklarıyla sinemamızın en önemli ürünlerinden biri olan filmden yola çıkarak değil, romandan hareketle yapılmış bir çalışmadır.
Burada Sayın Hakan’ın yanlışa düştüğü nokta, oyunun filmden değil, romandan hareketle yazılmış olması gerçeğidir.
Daha da ötesi sinema ile tiyatronun farklı sanat dalları olduğu gerçeğidir.
Kaldı ki Dünya oyun yazarlarının bu kısır ortamda önemli bir romandan, öykü ya da şiirden hareketle sahne için de oyunlar üretmeleri kaçınılmaz bir gerçek olarak ortadadır…
Birkaç örnek verecek olursak Hugo’nun Sefiller adlı romanının bir müzikale dönüştürülmesi, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza, Tolstoy’un Savaş ve Barış, Gogol’ün Ölü Canlar, Steinbeck’in Bitmeyen Kavga,  Hemingway’in İhtiyar Balıkçı adlı Dünya edebiyatının klasik sayılan romanlarının sahne oyunu olarak sunulması ve başarı kazanması rahatlıkla söylenebilir…
Nitekim Türk romanının doruklarından Aşkı Memnu, Kiralık Konak, Sarıpınar 1914, Yeşil Gece ve benzeri ünlü romanlarımızdan yola çıkılarak yapılan ve başarı kazanan yapıtlar da Türk tiyatro repertuarını zenginleştirmişlerdir.
Bildiğim kadarıyla bir dost ülkenin Dünyaya armağan ettiği Cengiz Aytmatov’un bu romanı ilk kez sahneye taşınmaktadır Dünyada… Umarım metin de başarılı ise bu oyun evrensel aşk temasıyla yalnızca Türkiye’de değil, başta Kırgızistan olmak üzere diğer Dünya dillerine de çevrilerek bir çok ülkede de sahnelenme olanağı bulacaktır böylece…
Ben başta bu soylu ve zor olayı düşünüp sahneye taşıma cesaretinden dolayı Sadri Alışık Tiyatrosu’nun repertuarını belirleyen Seçici Kurul üyeleri’ni, bu önemli projeyi sahneleyecek olan genç yönetmen Barış Erdenk’i ve oyunda rol almakta olan KEREM ALIŞIK, İPEK TUZCUOĞLU, MENDERES SAMANCILAR, ZUHAL TOPAL, GÜLSEN TUNCER, METİN BÜKTEL, MUHARREM ÖZCAN, DUYGU YILANCI, TAYLAN ERTUĞRUL, SENAR ÖZAKINCI, SERHAT YİĞİT, YASEMİN ATASU, BÜŞRA PEKİN, ERKAN TURA ve YÜCEL YÜKSEL dostları kutluyor ve başarılar diliyorum. (Bu ekip içinde başta Sevgili İpek Tuzcuoğlu olmak üzere bir çok aktörün de Konservatuar mezunu olduklarını
Sayın Hakan’a hatırlatmakta da yarar var galiba…)
Bu ekibin başarılı olacağından da kuşku duymuyorum zaten.
Bunun güvencesi ise,  Sadri Alışık Tiyatrosu’nda  geçtiğimiz sezon gene bir roman uyarlaması olan Ağır Roman’ı sahneye başarıyla taşıyan Barış Erdenk ve bu değerli kadronun, o oyundaki inanılmaz performansları olacaktır.
Yapılacak galaya Sayın Ahmet Hakan’ın ön yargısız olarak gelip, oyun sonunda bu ekibi ayakta alkışlaması ve bunu da köşesinde yazması  ise, benim için hiç de sürpriz olmayacaktır.
Sayın Hakan’ı şimdiden davet ediyorum bu tiyatro olayına… Büyük Dünya yazarı Cengiz Aytmatov’la dirsek dirseğe “Selvi Boylum Al Yazmalım”ı izlemesi için…

 

 

 
 
 
 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

İsmet ÇENESİZ
İsmet ÇENESİZ Hayat Hikayesi
 SÜMERLER’DE DIŞ İLİŞKİLER (İlk Sınır Savaşları) -II-
            Arata kralı Seigneure bu haberden üzgün ve şaşkın olarak kahramanlarına Enmarkar’a silaha sarılmak zorunda olduklarını bildirmesi görevini veriyor. Kendisi iki tarafça kararlaştırılacak iki şampiyonun savaşması usulünü tercih ediyor. Bir şartla hüküm altına girebileceklerini de açıklıyor. Büyük miktarlarda ölçülecek buğday gönderilmesi. Kahraman bütün hızıyla Uruk’a dönüyor. Parlamento mesajı Enmarkar’a bildiriyor.
            Hareketten önce, Enmarkarmuamanlı bazı operasyonlara girişiyor. Bunlar bir inanışın provası olmalıdır, sonra Nidoba’nın akıl tanrıçası tavsiyelerini almış olarak bütün hayvanlarına buğday yükleyip bunları kahraman tarafından Aratta’ya götürülmesini istiyor. Fakat kahraman aynı zamanda bir mesaj daha taşıyor. Bu mesajda Enmarkar’ın zaferini ve özel kudretini mat ederek Arata kralına kırmızı akik ve lapis-lazuli’yi de reklam ediyor.
Kahraman girişinde buğdayları sarayın avlusuna yıktırıyor,mesajı da krala veriyor. Halk buğdayların yığıldığını görmekten mutlu,Enmarkan’a kırmızı akik vermeyi kabulleniyor. İstenilen mabetlerinin yapılmasına da söz veriliyor. Fakat,Aratta’nın sinirleri bozulmuş kralı bu defa kendi sırasında ki kudret ve zaferini öğrenek Enmarkan’ın kendisine yaptığı isteklerinin tekrarını yapıyor ve kendisine akik ve lapis-lazuli istiyor. Kahraman geri dönüşünde texte göre,öyle sanıyorum ki Enmarkan falcılarla konuşuyor,gerekenleri yapıyor ve kahraman da geri Aratta’ya yollanıyor. Fakat bu defa bütün mesaj yerine krallık asasını (Sceptre) kendisine sunulmakla iktifa ediliyor. Bu sonucunun görüşü kral Arata nezdinde terörün tahrik edileceği kanaatini gösteriyordu. Sarayın ileri gelenleriyle istişare ediliyor acı duruma kendisi ve milletinin maruz kalmasıyla,Enmarkan karşısında itaata razı olacağı bir tavır sergiliyor. Adamlarıyla teker teker konuşup bir müdafaa şeklini karar altına alıyor kral. Son fikrine yeniden dönerek,taraflar arasında seçilecek bir şampiyon arasında bir savaş yapılmasını tekrar ortaya atıyor. Bu suretle kimin şampiyonu yenerse,o tarafın kudretinin kabul edilmesi şartını da ortaya sürüyor. Muğlak terimlerle seçilmiş durumdan anlaşılıyor ki;seçilen savaşçılarına ne siyah,ne beyaz,ne esmer,ne sarı,ne de bıyıklı olmalıdırlar. Savaşanların ünüformaları da anlaşma olabilir.
            Bu yeni çağrının taşıyıcısı,kahraman Uruk’a yeniden geliyor, Enmarken sonra Aratta’ya tekrar dönmesi emrini veriyor. Üç noktalı bir mesajı da birlikte götürülmesini istiyor, önce Enmerkan;Arata kralının meydan okumasını kabul ediyor. Adamını yollayacağını da bildiriyor. İkinci olarak istiyor ki;Arata kralı Uruk’ta İnana için,altın,gümüş ve kıymetli taşlar biriktirsin. Üçüncü olarak ta,yeniden Aratta’nın total yıkımı ile gereken cezaların verileceği tehdidini savuruyor. Eğer Arata kralı ve milleti Eridu mabedini yeniden yapıp ve süslemek için,dağlardan taş getirmezlerse bu söylenenler eksiksiz tatbik edilecektir.
            Textein devamı enteresan. Şaire göre,Enmerkan kil tablet üzerine ilk yazan kraldır. Bu suretle mesaj taşıyanların,uzunluk dolayısı ile doğru aktarma tehlikesi ortadan kalkmış oluyor. İşte şiire göre,tablet mesaj Aretta kralına veriliyor;cevabı bekleniyor. O sırada senyör beklenmedik bir yardım alıyor, İshkur,Sümerlerin yağmur ve fırtına tanrısı buğday ve vahşi yulaf getiriyor. Bunları senyörün önüne yığıyor. Bu durumdan Arata senyörü tekrar cesaret alıyor ve kendisine güven geliyor. Emmerkan kahramanını  uyarıyor ki;İnana hiçbir şekilde Aratta’yı,evini ve yatağını terk etmiyecektir.
            Bu şiir’in hepsi 20 tablet ve parçalarından oluşmuştur. Bunun 13 kolon ihtiva edeni İstanbul Eski Eserler Müzesinde bulunuyor. Bir tablet 1946’da Kramek tarafından kopya edilmiştir, 1952’de Sümer tabletlerinin ilmi bir yazımı tamamlayıcı bir kritiği ve tercümesi basılıyor bunlar Amerika’da Phyladalphia’da oluyor. Bu yazdıklarımızın hemen hepsi çok ilmi şeyler olup,yalnızca büyük ihtisas sahiplerini ilgilendirir is de buzum gibi sıradan insanların birazıcık bilgi sahibi olmaları da zararlı kabul edilmez.
            Not: Sümer tanrıları mabetlerdeki dairelerinde otururlar,dinlenirler, yerler,içerler, uyurlar ve hatta kavga ederlermiş.
 
 
 
 
 
 07

Dergiye dönmek için tıklayın

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Salım SAVCI
Salim SAVCI Hayat Hikayesi
YASALAR BAKANLARI DA BAĞLAR
            Arap alfabesinden (abecesinden) 1928 Kasım Ayında 1353 Sayılı Yasa ile Lâtin Alfabesinden (abecesinden) esinlenerek 29 harften oluşan TÜRK ALFABESİ (ABCESİ)  ve rakamlarının yazılışı kesinleşmiş,hatta harflerin okunuşu da verilmişti.
            Bugünde bu yasa geçerlidir.
            Bu yasanın baş savunucusunun da Millî (İ şapkalıdır) Eğitim Bakanlığı olması gerekirken (ke) harfinin okunuşu ke,(h) harfinin okunuşu he diye öğretildiği halde,yazım kılavuzlarının bazısında:
            (k) ke diye okunduğu halde (ka),
            (h) he diye okunduğu halde (ha) diye vermişler.
            Bu yetişmiyormuş gibi; 4. sınıf TÜRKÇE ders kitabında:
            Temel harflerin sonuna : Q,W,X
            Küçük harflerimizin sonuna : q,w,x eklenmiştir.
            Bu gerçeği de Star Gazetesi 03/10/2004 günlü sayının onuncu sayfasında nedense en alttan açıklamıştır. Star bir olumlu not,bir de olumsuz not almış olmaktadır.
            AB’ye gireceğiz. Küreselleşmeye uyacağız deniliyorsa:
            TD Kurulu ile TD Derneği temsilcileri,
            Üniversiteden yetkili kişiler,
            Yazılı ve görüntülü medyadan bu konuda söz sahibi olanlar bir araya getirilip,tek yazım kılavuzuna geçilir. Herkes de buna uyar. Halen yürürlükte uygulanan:
            İML – YAZIN- BLOK SİSTEM
            Yazım kılavuzları da kaldırılmış olur. Nerede o günler.
            Yazarlar bile,istedikleri,benimsedikleri kurallara uysa da güzelim Türkçe’mizin canına okumuş oluruz.
            Çok güzel bir dil olan Türkçeye de yazık olur.
 

 

 
 
 
 
  08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Şükrü GÜLTEPE
Şükrü GÜLTEPE Hayat Hikayesi
ACI HAYAT
Hayat acı,ben yorulmaz.
Tanrı’dan sual sorulmaz
Tıptan hiç geri durulmaz
Hasta çare bulmayınca.
 
Hastanede kuyruk bitmez
Kuyruk biter sıra gelmez
Özel ise para yetmez
Hasta çare bulmayınca
 
Görevlisi liste yazar
Haksız olan düzen bozar
Doktor gelir halka kızar
Hasta çare bulmayınca
 
GÜLTEPE hastalık biter
Çektiğin çileler yeter,
Ecel gelir elbet gider
Hasta çare bulmayınca. 29-03-2005

 

 
 
 
 
 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mehmet KURTBAŞ
DÜNKÜ MEHMEDİM ÖZLEDİM SENİ
Ne ağrı bilirdim ne sızı ne yel
Ağaçlara tırmanır atlardım dal dal
Sağsak yumurtası karga kuşu sor
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni
 
El arabam vardı tekeri demir
Kum toprak çekerdim köylümde görür
Kimi deli der kimi yiğit bilir
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni
 
Çok pancar heşledim çok kabak yardım
Onlardan da oyuncaklar yapardım
Arkasında toz dumana katardım
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni
 
Atlarımız vardı yarış yapardım
Derin çayda balıkları tutardım
Ebemin dizine gelip yatardım
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni
 
Dedeminen çüt sürmeye giderdim
Harmanda orakta yardım ederdim
Dedemi ebeme takardım derdim
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni
 
Talip emmiminen güreş tutardım
Gücümde yetmezdi ağlar yatardım
Otları çöpleri yolar atardım
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni
 
Sevdamıydı bilmem köyün içinde
Rüzgarlar eserdi ipek saçında
Gözleri güzeldi kaşın altında
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni
 
KURTBAŞIM derki dert ortak sazım
Kendi kalemimden hep kendi sözüm
Başladı ağrılar sızlıyor dizim
Ah dünkü Mehmed’im özledim seni  27-01-2001

 

 
 
 

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

 

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.