DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

 

YIL 8  SAYI 92    25 Ekim 2006

Mahmut Selim GÜRSEL HASAN PAŞA HALK KÜTÜPHANESİ YAZMA ESERLER DEPOSU HAKKINDA BİLGİ
Ömer Ertuğrul SOYACAK ÇORUM VE SULAMA
Salim SAVCI TRAFİK İŞARETLERE DİKKAT EDİNİZ
Mahmut Selim GÜRSEL BİR SÖYLEDİ BİN İŞİTTİ
Mahmut Selim GÜRSEL BU AY ÇORUM'DAN RESİMLER
İsmet ÇENESİZ DOĞA KATİLLERİNE DUR DENİLMELİ
Hasan Lâtif  SARIYÜCE BATI TRAKYA’YA DOĞRU GÜMÜLCİNE’DE
Selma GÜRSEL KIŞLIK KURUTMA PATLICAN VE BİBER
İhsan TOMBUŞ SONBAHAR GİBİ
Paşa ÇETEN MENZİL
Şükriye BEZGİN SENSİZ
 
 
 
 
 
 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
HASAN PAŞA HALK KÜTÜPHANESİ YAZMA ESERLER DEPOSU HAKKINDA BİLGİ
ÇORUM’DA KÜTÜPHANELER
            Çorum;Hititler döneminden bu güne kadar bilgi saklama açısından en eski kütüphanelerinin bulunduğu nadir illerden bir tanesidir.
            Genel olarak kütüphaneler hakkındaki bilgileri Internet sitemden http://www.corumlu.com sitemin girişinde sağ tarafta bulunan MERKEZ İLÇE bölümünde
CUMHURİYETTEN ÖNCE KÜTÜPHANELER - KÜTÜPHANELER - KÜTÜPHANELER HASAN PAŞA  -  KÜTÜPHANELER  TARİH BOYUNCA KÜTÜPHANELER FAİK TONGUÇ VE DİĞERLERİ  dizinlerinden inceleyebilirsiniz.
 
EL YAZMASI KİTAPLARIN KORUNMASI
            Hasan Paşa Halk Kütüphanesinin bu günlerde Çorum Valiliğince yapılan EL YAZMA KİTAPLARI koruma çerçevesinde üst kata çıkartılarak belli bir düzenle koruma altına alınma girişiminin El Yazması Kitapları ne şekilde etkileyeceği hakkında görüşümü bildirmektir.
 
KÜTÜPHANE HAKKINDA KISA BİLGİ VE KAYNAKLAR
            1- El yazma kitaplar Ahmet Fevzi,Süleyman Fevzi ve Hasan Paşa kütüphanelerinin “Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Hakkında Kanun” gereği kapatılmış,Çorumlular Şimdiki Belediye Binasını 1923 yılında MİLLİ KÜTÜPHANE olarak yapıp hizmete açmışlardır. http://www.corumlu2000dergisi.corumlu.com Geçen ayki 90. sayı    Ek1 Ek2 Ek3 Ek4 Ek10 Ek14 Ek17 Ek18 Ek19  Mahmut Selim GÜRSEL Çorum’da Kütüphaneler (Çorumlu 2000 Dergimde basılı yazılarım)
            2- 23 Nisan 1963 tarihinde Şimdiki Belediye binasında bu günkü Hasan Paşa Kütüphanesine El Yazma Kitapların gelmesi.
 
EL YAZMA KİTAPLARIN ÇORUM’DAN BULUNDUĞU YERLER
            A)El Yazma Kitaplar,esas kütüphanelerinden çeşitli yerlere taşınırken,pek çok zarar uğramıştır.
            B)Çorum Milli Kütüphane yani Belediye binasında camekanlarda muhafaza edilen kitaplar yeni yapılan şimdiki Hasan paşaya getirilmiş Rahmetli Eşref Ertekin tarafından tasnifi ve tespit fişleri çıkartılarak halen bulundukları depoda muhafaza edilmiştir.
 
EL YAZMA KİTAPLARIN ÇORUM’DAN GÖTÜRÜLME GİRİŞİMİ
            C)Benim Müdür yardımcılığım zamanında karşı çıkmama rağmen o zamanın idarecilerinin de ses çıkarmadıkları için el yazma kitaplar kolilere konulara,bizzat kendi ellerimle mukavva kutulara (Tekel Müd. Aldığım yabancı sigara kolilerine) konulup listesi çıkartılarak bizzat nezaret ederek arkadaşları sıra ile görevlendirip (Deponun soğuk olması sebebi ile),götürülmesi için hazırladık. Sayarak Bakanlıktan gelen görevliler teslim ettik ve gitti,birkaç yıl sonra çeşitli girişimlerim sonucu kitapları Çorum’a geri getirttik. Bakanlıktan yapılan kolide dikkatsiz yerleştirmeden dolayı  kitapların bazılarını MİKLEBİNİN kırıldığı,bazıların MUHAFAZALARININ yırtıldığı ve bazı kitaplarında ORJİNAL MÜHÜRLERİNİN bulunduğu yerlerin jiletle kesilerek alındığı kütüphane komisyonu tarafından tespit edilerek bakanlığı rapor verildiği ve bakanlıktan gelenlerce bu inceleme sonucu normal görüldüğü için suçlu bulunmadı ve sonuç alınmadı.
            D) Yine memurluğumda Anadolu da bulunan ey yazma kitapların Ankara’ya temelli götürülmesi için bakan emri çıktığı,Çorum’da kültüre önem veren hemşerilerimle bizzat görüşmem neticesi Çorum’da El Yazma Kitapların Götürülmesine tepki kampanyası başlatılmış,Radyo ve televizyonlarda çeşitli konuşmalar olmuş,millet vekillere ve belediye başkanlığına verdiğim raporların o zamanki Kültür Bakanı Durmuş Fikri Sağlara götürülerek kitapların Çorum’da kalmasına ön ayak olunmuştur.
            E) Emekli olduğumda da yine kitapların götürülme girişimi tarafımdan önceden duyularak gerekli girişim ve dergimde gerekli yazılar yazarak kitap bağışlayanların kanuni mirasçıları kitaplar giderse tarafımıza verilmesi isteği o zamanın bakan,kütüphaneler genel müdürlüğü bildirilmesi üzerine kitaplar Çorum’da kalmıştır.
 
EL YAZMA KİTAPLARIN YENİ MUHAFAZA YERİNİN YAPIMI
            a-Yeni şu anda yapılan demir muhafaza bir bakıma güzel gözükmekle beraber:
            1-Kitapların yerlerinden oynatılması bakımından sakıncalıdır. El yazma kitaplar yaklaşık 40 yıldır aynı ortamda bulunmalarından dolayı bu sıcaklık,nem ve havalandırmaya alışmış durumdadır. Bunların buradan çıkartılması kitaplarda KURUMA,BİRBİRİNE YAPIŞMA,MÜREKKEPLERİNİ YAPIŞMA,Uykuda olan MİKROORGANİZMALARIN faaliyete geçme imkanları başlayacaktır. Bu nedenle belirli kitap çürüme ve kavrulmaları meydana gelecektir. Yeni yapılan yerde rutubet ve nem ölçerlerin bulunması yazma kitapların ömrünü kısaltacağı gibi beklide yok olmalarına sebebiyet verilecektir.
            2-Koruma altına aynı deponun dış bölümlerinden yapılması bu sakıncaların pek çoğunun olmayacağını sağlaması açısından daha iyi olacağı malumdur. Bu depo Çorum’un hatırlanan en büyük sel afatından kurtulması bakımından da sel afetine karşı dayanıklı olduğu ve memurluk zamanında bütün defolara yaptırılan saç kapakların da seli önlediği bilinmektedir. Bu saç kapakların lastik fitillerle desteklenmesi gerekmektedir.
            b) Gözüken eksiklikler:
            1- Saç kaplama bütün odanın her tarafına yapılmıştır. Yalnız kullanılan profiller bir depremde binanın yıkılması durumunda bu saç muhafazanın kitaplara zarar vereceği malumdur. Burası yapılacak diniliyorsa ki deniliyor,binanın yıkılacağında meydana gelebilecek yıkıntının ton olarak hesaplanarak en asında bu yükü kaldıracak kuvvetli çelik veya demin yüklenme kolonlarının da konması iyi olur.
            2- Saç kaplamanın olabilecek bir YANGINDA bu yazma kitapların tamamının saç  KAVURMA olacağı açık ve seçiktir. Arasına konulacak ısıcam veya cam yünü belirli bir sıcak veya soğuk ortamı geçirmemek içindir ki bu yapılan KAFES İKİ TARAFLI SAÇ olacaktır. Bu iki tarafta sıcaklığı geçiren bağlantılarla birbirlerine tutturulacaktır. Malum üzere ısıyı en iyi ileten bakır ve sonra demir gelmektedir. Bu ise böyle bir afette kitapları kavurmaktan başka bir işe yaramayacaktır.
            3- Bu kaplamanın odanın içinden değil,oda dışında bulunan duvardan yapılması gereklidir. Duvar ile oda boşluğu gelecek yangın tehlikesinde bir kalkan olabilir.
            4-  Kültür ve Turizm Bakanlığı Yazma Eser Kütüphaneleri Çalışma, Yazma ve Eski Harfli Basma Eserlerden Yararlanma Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi: 19.04.2003 Resmi Gazete Sayısı: 25074
“Eserlerin;
-Binanın bodrum ve son katı dışında bir katta,
-Sıcaklığın 18ºC, bağıl nem oranının %50, ışık şiddetinin 50 lux’ü aşmadığı, pencerelerin ültraviyole ışınlarını geçirmediği, çatı, pencere ve kapıların dış etkenlere karşı korunaklı hale getirildiği,
-Yangın, su baskını, doğal afet ve hırsızlığa karşı gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı, çift kilitli, çelik kapılı,
-İtfaiye ve polise bağlı alarm sistemleri kurulu, rafları böcek üretmeyecek malzemeden yapılmış özellikle çelik raf kullanılan,depolarda  muhafaza edilmesi gerekir.” Denilmektedir ki bodrumdan çıkartılan kitapların üst kata çıkartılması dır. Bu kat ta son kattır. Bu da yönetmenliğe aykırıdır.
            5-Yazma kitapların üst kata çıkartılmaya gerekçe olarak da ziyaretçilerin depoya inip çıkma zorluğundan bahsedilmesindir ki,yazma kitaplar deposuna her göreyim diyen kişinin girmesi de sakıncalıdır.  Halk Kütüphaneleri Görev ve Çalışma Yönetmeliği
Resmi Gazete Tarihi: 21.09.1981 Resmi Gazete Sayısı: 17465  Depo Memuru: (Yazma Eserleri: Madde 17 Aykırıdır. Soruşturulacak olursa gelen ziyaretçilerin kaç kişi olduğu da meydana çıkar. Bu kişiler deponun yerini beğenmedi diyerek atalarımızın yadigarı olan ve bir daha bulunmayacak ve yazılmayacak eserlerin yok olmasına sebebiyet verilmesin.
6-Hasan Paşa Kütüphanesi El Yazmaları olduğu kadar da ARAP HARFLİ MATBU KİTAPLAR bakımından da zengin bir kütüphanededir. O kitapların da koruma altına alınması gereklidir. Turan Kılıçcıoğlu zamanında Yazma Kitapların gönderilmemesi karşılığı F.D Sağlar beyin koruyun önerisi gereği Orta boyda Çelik Raf yapımına başlanmış fakat benim tayinimin çıkması ve Turan Beyin vefatı ile işler yarım kalmıştır. Bizin yapmak istediğimiz orta boy kitapların bulunduğu yerde hem yazma kitapları hem de Arap harfli kitapları korumaya almayı kapsamaktaydı.
7-Hasan Paşa kütüphanesinde bulunan Yazma Eserlerin kataloglarının bir an önce anlayanlar tarafından hazırlanması gerekmektedir.
 
c) Hasan Paşa Kütüphanesi İhtisas Kütüphanesi olmalıdır
 Hasan Paşa Kütüphanesi artık İl Halk Kütüphanesi görünümünden çıkartılarak Kültür Bakanlığında alınacak onay ile İHTİSAS KÜTÜPHANESİ olmalıdır. İlimiz Hitit Üniversitesine kavuşmuştur. Artık burası ihtisas için gerekli materyallerin bulunması ve üniversite düzeyinde hizmet vermesi gerekliliği artık meydandadır. Daha önceleri, tekliflerimiz kale alınsa idi bu gün İlahiyat Fakültesi mezunlarına tez olarak birer kitap veya risale tercümesi yaptırılır ve kitaplarında en az 100 tanesi Latin harflere çevrilmesi sağlanırdı.
1-Bünyesinde bulunan Çocuk Kütüphanesi aynı mahallede bulunan Mehmet Şadisoğlu Çocuk Kütüphanesine yönlendirilir.
2-Çocuk kütüphanesi bölümü üç hizmete ayrılır İare (Ödünç Kitap Verme bölümü) ve teknolojinin ürünü kullandığımız Internet bölümü ile yazma kitapları incelemeye gelen araştırmacılar bölümüne ayrılır. 13 Eylül 2006 Saat 20.45
 
Mahmut Selim GÜRSEL
Emekli Kütüphane Müdür Yardımcısı
Gürsel Yayınevi
Çorumlu 2000 Aylık Kültür Tarih Sanat ve Edebiyat Dergisi
Sarı Çiğdem Şiir Defteri
Bu bilgi aynen  http://www.corumlu2000dergisi.corumlu.com  91. sayıda 15 Eylül 2006 tarihinde yayınlanacaktır.
Not:Bu bilgi 13 Eylül 2006 tarihinde saat 11,48'de Valilik Konutu nöbet kulübesinde bulunan polis memuruna Vali Beye iletilmesi için "Zata Mahsustur" ibareli zarfla verilmiştir.

 

 
 

 

 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Ömer Ertuğrul SOYACAK
Ömer Ertuğrul SOYOCAK Hayat Hikayesi
ÇORUM VE SULAMA
              Türkiye’nin  yüz ölçümü olan 780 000 km2 alanın yaklaşık 1/3 tarım arazisidir (280 000 km2 ) Bunun ekonomik olarak sulanabilmesi mümkün olan 85 000 km2 nin   %58 si (49 000 km2 ) si sulanmaktadır .  İlimiz Çorum’da ise ; 12 820 km2 olan yüzölçümün 6 224 km2 si tarım arazisi olup bunun 2 930 km2 sini ekonomik olarak sulamak mümkünken  % 26 sulanmaktadır.( 762 km 2 )  Bu rakamlar Türkiye ortalamasının oldukça altındadır. Tarımın ana girdisi olan çiftçinin geliri yaklaşık beş kat artıran sulamada durum böyledir.
             Birde ilimizde istihdam edilen nüfusun(247 176) tarımdaki payının % 67 si (167 114) olduğunu belirtirsek  tarımın önemi  ve bunun ana girdisi olan sulamanın önemi daha iyi anlaşılacaktır.İlde istihdam edilen nüfusun tarımdaki payı % 67 iken ,istihdam edilen nüfusun sanayideki payı %7 dir . Buna karşın  Çorum ili gayri safi yurt içi hasılası rakamları incelendiğinde gelirin % 20 si tarım %11 sanayidendir o halde ilimiz sanayileşme çabasında olan bir tarım ilidir.
              Sulamaya ilişkin ilk çalışmalar Hititler tarafından M.Ö 1300 yıllarında Alacahöyük’e yapılan bugünkü adıyla Gölpınar Barajı  M.S 2 yüz yılda Romalılar tarafından yapılan Örükaya Barajı  Anadolu’da sulama adına yapılan ilk çalışmalardır. Bu gün bile memnuniyetle görmekteyiz Alacahöyük’teki Hitit barajı işlevini görmektedir.Üzülerek görmekteyiz ki bu iki tarihi barajın yapımından sonra Çoruma yapılan ilk baraj inşaatı olan Çorum Barajı inşaatına 1974 yılında başlanılmıştır
              Çorum’da  üretim sıralamasının  buğday ( 925 000 t) ,şeker pancarı  (310 000 t ) arpa ( 280 000 t),  kuru soğan ( 110 000 t ) olduğu söylenirse tarımın niteliği belirlenmiş olur.
              D.S.İ  Genel müdürlüğü tarafından Çorum ilinde yapılan proje çalışmaları ve projenin halihazır aşaması aşağıda belirtilmiştir.
              PROJE  ADI                                         PROJE AŞAMASI         SULAMA ALANI
1) Çorum Cemilbey  Projesi                                ön inceleme                     6700  ha
2)Çorum  Dövenci Alıcık Projesi                         ön inceleme                    5950  ha
3)Çorum Sungurlu Projesi                                    ön inceleme                    2720  ha
4)Çorum Osmancık İncesu Barajı ve Sulaması    ön inceleme                     740  ha
5)Gelin Güllü Projesi                                            kesin proje                      6102  ha
6)Aşağı Çekerek Projesi                                        Planlama                         1096  ha
7)Kızılırmak Vadi Sulamaları (pompaj )               planlama                         5994  ha
8)Çorum Obruk Dutlu Dere Sulaması                   planlama                         5538  ha
9)Kızılırmak Vadi Sulamaları ( cazibe )                inşaat                              4955  ha
10)Çorum Koçhisar projesi                                    inşaat                             14618  ha
11)Çorum Hatap Projesi                                        inşaat                                2364  ha
                                                                                           TOPLAM           56777  ha
              Bu projelerin devreye girmesi halinde mevcut sulama alanları ikiye katlayacaktır.İnşaat halinde olan üç adet projeden   Kızılırmak Vadi Sulamaların kapsamı:Çankırı ili Kızılırmak ilçesi sınırları içerisindeki Kızılırmak köprüsünün1,5 km membaındaki Tımarlı regülatörü ile Çorum il sınırları içerisindeki Obruk Barajı Rezervuarına kadar olan sağ ve sol sahildeki sulama alanıdır. Sağ sahilde Çorum Sungurlu Kula , sol sahilde Çorum Bayat Eskialibey Beldesi Satıözü deresine kadar .ikmal edilmiştir Çorum ili sınırlarındaki diğer kısımlar henüz ihale edilmemiştir.
              Çorum Koçhisar projesinin Baraj ünitesine 1995 yılında başlanılmıştır 1999 yılında bitirilmesi amaçlanmasına rağmen halen fiziki gerçekleşmesi % 27 olup 2006 yılına ait ödeneği olmadığından çalışma yapılamamaktadır.
              Çorum Hatap Projesinin Baraj ünitesine  1995 yılında başlanılmıştır.1998 yılında bitirilmesi amaçlanmasına rağmen halen fiziki gerçekleşmesi %  36 olup ,2006 yılı ödeneği 1milyon ytl ,.ek ödenek olarak 5 milyon ytl verilmiştir.. Çalışmalar devam etmektedir.
              Günümüzün teknik ve ekonomik şartları çerçevesinde,Ülkemizin tüketilebilir yer üstü ve yer altı su potansiyeli 112 milyar m3 dür.2004 yılı itibari ile su tüketimi 40,1milyar m3 ulaşmıştır .  (  29,6 milyar m3 sulamada,6,2 milyar m3 içme ve kullanmada,4,3 milyar m3 sanayide )  Türkiye su potansiyelinin yaklaşık 1/3 tüketmektedir. Türkiye de kişi başına su kullanabilme şansımız 1500 m3 dür.güney komşularımıza göre yüksek gibi gözüken bu rakam kişi başına 10 000 m3 su düşen A.B.D ve Batı ülkelerine göre düşüktür Türkiye’nin su potansiyelinin yüksek olduğu yönündeki kanaat yanlıştır . onun için suyun her damlasını değerlendirmek zorundayız ,bu zorunluluk Çorum gibi ekonomisi tarıma dayalı yörelerde daha da belirgin hissedilmektedir. 

 

 
 
 

 03

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Salım SAVCI
Salim SAVCI Hayat Hikayesi
TRAFİK İŞARETLERE DİKKAT  EDİNİZ !
            Bir zamanlar Ankaralı;otobüs,dolmuş,taksi duraklarında hemen diziye girerdi. Sıranın kendisine gelmesini beklerdi. Herkes de bu geleneğe uyardı.
            Yer Ankara Kızılay. Her burası zaman insanlarla dolu ve hareket halinde. Trafik lambaları karşısı insanlar yığılmış. Kırmızıda yayalar duruyor,sarıyı görünce yayalar ok gibi fırlıyor,yeşil süresince kurala uyuyor. Uymadıkları bir kural var. Ben yaşadığım bir olayı size aktaracağım.
            Trafik lambalarının bulunduğu yolda yaya geçidinde gelen ve gidenlere oklarla yol gösterilmiş. Gidilen taraf sağ taraf okla yön gösteriyor. İşte bu okları görmeyenler var.
            Yaya yolunun sağında yürüyen bir yaşlı kişi bastonunu basa basa yürüyor. Karşısında ise iki kızımız var. Yüksek sesle konuşuyorlar hem de yürüyorlar. Bu ara bastonlu kişiye çarpıyorlar. Adam söz alıyor:
            -Hanım kızım,şu asfalta bak. Ne görüyorsun ? Kızlardan çarpanı:
            -Sarı oklar görüyorum. Yaşlı adam:
            -Ama;benim yürüdüğüm okun karşısındasın. Oysa senin okun,sana göre sağdadır. Diyor. Çarpan kız:
            -Dayı;işine bak. Beni engelleme. İşte o kadar.  Yaşlı adam:
            -Kızım;hanım diyerek değer verdim. Verdiğim değeri pul ettin. Aman bu;bu defalık olsun. Biz geldik gidiyorduz. Sizin çocuklarınız bunu yapmasın.
            Trafik kurallarını hiçe sayanlara ithaf olunur.

 

 
 
 

 
 
 04

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
BİR SÖYLEDİ BİN İŞİTTİ !
Bir gün e-postama bir mesaj geldi:
Aynur Ç.
Merhabalar;
Size Ankara T.R.AC.'dan yazıyorum. Firmamız Aselsan, Meteksan, Alarko gibi büyük kurum ve kuruluşlara uzun dönemli filo kiralama ve araç servisi bakım hizmetleri vermektedir.
Sitenize ilgi duymamın ve sizlere yazmamın sebebi Firma sahibi Ahmet T. Bey'in de hemşeriniz-Çorumlu oluşu.
Son zamanlarda Ankara içinde Çorumlu İş adamlarını üst düzeyde örgütleyen ve ile sahip çıkma hemşerilik ilişkilerini geliştirerek vefa borcunu ödeme adına ÇOR… adında bir dernek adı altında  toplanmış bulunmaktadır. Halen Ahmet T. Bey bu oluşumun aktif bir üyesidir.
Bir hemşeriniz olarak sizlerin varlığınızdan ve çalışmalarınızdan haberdar olmak bizleri memnun etti. Dergi içerisinde Dernek üyeleri ile ilgili röportajların ilgi çekici olabileceğini düşünüyorum. Dernek üyeleri içerisinde bürokratlardan, üst düzey yöneticilere ve firma  sahiplerine kadar uzanan geniş bir alan söz konusu.
Çorumdan çıkan başarı haberlerinin yer alması ise hepimiz adına bir onurun paylaşımı olacaktır. Bu  konudaki nacizane fikirlerimi de sizinle bu şekilde  paylaşmak isterim.
İYİ ÇALIŞMALAR DİLERİM.
T.R.A.C
GENEL MÜDÜR-Aynur Dž.
tel:  0312 278
fax: 0312 278
www.t..com
Ne güzel değimli ?
Dergimize yapacak bir önerisinin olması normal de
Alışmışlar kendilerini ücretsiz tanıtmaya. Bilmem kimlerele iş yapıyorlarmış,şunları yapıyorlarmış ne güzel. Tanıtmalıymışım, bababa ”Çorum’dan çıkan başarılı haberlerin” Denmiş. Denmişte “Siteme ilgi duymuş” muş. Ne güzel. Yukarıdaki fikirde sen emekli biri olarak bunları yapıyorsun,bu değirmenin suyunu nereden buluyorsun diyen var mı ?
Olur mu be adam. Bilmiyor musun ? Anlayan anlar da anlamamazlıktan gelir.
Bende;bu mesajı yazan arkadaşa:
 
Merhabalar Aynur Hanım !
İlginize ve önerilerinize teşekkür ederim.
Çorumlu 2000 dergime Ülkemize,Dinime ve dinlere,şahısların şahsi ve özel yaşamlarına karışmayan,toplumları alaya almayan yazıları,hikayeleri,bilgileri yayınladım ve
yayınlamaktayım.
1998'den bu güne 63 sayı basılı ve sanal,64'üncü sayıdan sonra ise sadece sanal olarak dergimi devam ettirmekteyim.
Basımı yapılırken hemşerilerimizi Çorum'da ilkler olarak tanıttık,birkaç sayfa harcadık ve hatta bunlardan bir tanesi şu an milletvekili olan firma ve şahıslardan REKLAM olarak sadece hem de yazarım olan İsmet Çenesiz'den reklam aldım (tabii o verdi de verdiği para ile o reklamın yapılıp yapılamayacağını sormadı) bende söylemedim,faturasını kestim,KDV sini
verdim.Her neyse;
O teklifinizi firmanız hazırlar yollarsa yine de yayınlarım. Benim birkaç DPA yerimi alır,tabiri caizse verdik kırkı çıktı korku 02-02-2007'ye kadar domainimiz ve yerimizi aldık,ondan sonra kim öle kim kala.
Bu yazışmayı 91. Sayıma bir e-posta ve cevabı diye alacağım.
Burada bir dört anımı anlatmadan geçemeyeceğim bunlar içimde ur gibi büyüyorlar; ilgili hemşerim Ahmet T. Bey de çıkışını veriver, hemşerilerime de dağıtıversin:
1- Yıl 1998 Temmuzu Ankara'dan haber geldi. Dergi yarın hazır alabilirsin dediler. Hatunu da yanıma aldım bindik arabamıza çıktık yola. Saat 10'da dergiyi matbaadan aldık ücretini ödedik. O zamanların Ankara Çorum derneği başkanı Sargül'ün bürosuna karnımızı
doyurup gittik, Kuğulu parkın arkasında bir büro,hatun ben çıkmam arabada otururum dedi. Sekreter hanıma,Çorum 1997 isimli çalışmamı,Çorum'da Yatan Meşhur Yatırlar kitabımı ve 4 renkli kuşe selefon kaplı dergimi verdim. İnanın reklam veya katkı istemek için değil bilsinler,Çorum'da da böyle bir dergi ve Çorum hakkında kitaplar var desinler diye. İnanın saat 13,20'den saat 17.05'e kadar kapısında bekletti,sona çok af edersin işesi geldi de nasıl olsa tanımaz diye  dışarı çıktı,dedim ki kitap ver dergiyi gördünüz mü ? Cevabını beklemeden çıktım geldim.
2-5'i sayıyı almaya yine hatunla arabamızla Ankara'ya gittik. Maltepe’den geçiyoruz, Kızılay’dan köprüye doğru giderken koca bir pankartta Çorum Dershanesi. Gayri ihtiyari o trafikte firen yapmışım,pankartı okuyayım diye. Kornalar,küfürler,indim. Ne var be araba durdu ne yapalım dedim. Kocaman bir bina sanki benim. Trafik filan hiç umurumda değil,hatun yalvarıyor gel bir kenara çekte bak diye bağırıyor. Neyse camiden sonraki üst geçidin altında arabaya bir yer bulduk,çıkan dört dergi ve kitaplarımı aldım gittik
dershaneye. On kapı çaldık yetkili soruyoruz neden diyorlar dergiyi vereceğim diyorum o ona,o ona yolluyor. Neyse dershaneye açtıkları kitaplık yazan yere geldik,kapıyı vurduk  bir kızcağız oturuyor.
Kızım bu dergiler Çorum'da yayınlanıyor,bu kitapları da ben hazırladım bir yetkili bulup veremedik,kitaplığınıza hediyemiz olsun dedik ve 5'in kattan indik Yeni sayıyı alıp Çorum'a döndük.
3-Arif Ersoy Belediye Başkanı;Gidip dergiyi elden veriyorum,her gittiğimde abone olalım diyor. Dergiden 12 adet müdürlere vermekteyim,(sadece birisi cebinden ödedi ismi bende kalsın) Bende olur başkanım diyorum. Yıl sonu Belediye basın yayından çağırıyorlar faturanı getir abone paranı al diyorlar,gidiyorum 1 adet 12 sayı abone ücreti faturası keseceksin komisyondan böyle çıktı diyorlar. Gülüyorum. Yahu mahalli gazetelerden her gün 33 adet alıyorsunuz da benim dergiden neden bir tane alıyorsunuz diyorum,fatura
kesmeden para almadan çıkıyorum. Adı para aldı olacak.
Neyse ertesi sene sonu  yaklaşırken Başkan Mahmut Bey Abone olduk değil mi diyince: Başkan ben 12 dergi veriyorum,komisyon bir dergi parası ödediği için almadım diyorum,tamam diyor hallederiz,ertesi yıl yine aynı hikaye 1 abone 12 sayı parası almıyor ve bir daha da dergi bırakmıyorum.
Şeker Fabrikasına dergi bırakıyorum,bir yılı dolunca reklamda veririz diyorlar
14'üncü sayıda biz ücretsizdi diye kabul ediyorduk diyorlar,masanın üzerinde duran 13. eski sayıyı da alıp  çıkıyorum.
Çimento fabrikası müdürü içeriye aldırmadan telefonla kapıya bir bahane ile teşekkür et diyor,teşekkür ediyorlar dergiyi bırakıp dönüyorum,on dördüncü sayıda kapıdaki kişiye telefondaki müdür mü diyorum,evet cevabını alınca dek ki birde ben teşekkür edeyim diyor 14. sayısı olan dergiyi getirdim diyince;biz ücretsiz zannediyorduk,getirmesin diyor.
Posta ile Çorum dışına 1250 ayrı şahıslara dergi gönderdim. Pek çok Çorumlu dergiyi biliyor. bu 1250 kişiden sadece;Millet Vekili idi Adnan Türkoğlu, Ziraat Bankası Genel Müdürlüğünde Mahmut bey ile yazarım olan Gül Yayınevi sahibi abone oldular
4-Hep kötü olacak değil ya: Oğuz Leblebicioğlu İstanbul'da bir toplantıda Kaynının yanına gider. Ona yayınladığımız 2 sayıyı verir. Ne dediyse buna bende yazı veriyorum,bu dergiyi yaşatın diyince,bana ne söylüyorsun oğluna söyle o Samsun Bölge Müdürü
der,dergilere bakar arkadaşlarına öğünerek gösterir. Bu da bizim Çorum'un dergisi der. Neyse üçüncü sayıyı hazırlıyorum. Oğuz Leblebici elime bir telefon numarası vererek bunu ara reklam verecekler Bölge Müdürü ile Görüşeceğim Çorum'dan arıyorum de,dedi ve gitti. Baktım Samsun'a ait bir telefon hayırlısı diyerek aradım. Bir bayan çıktı anlayamadığım bir dolum tesisi dedi bende; Bölge Müdürü ile görüşeceğim Çorum'dan arıyorum dedim. Bir bay çıktı,bende beyefendi Oğuz Leblebicioğlu telefonunuzu verdi,üçüncü sayıya reklam verecekmişsiniz dedim. Tamam Amca,yaz ve şu telefonu ara onunla konuş diyerek İstanbul'dan bir numara verdi. Teşekkür ettim hemen aradım. Bir bayan çıktı ismini söyledi,bende Çorum'dan arıyorum Çorumlu 2000 Dergisine reklam verecekmişsiniz dedim. Doğrudan Evet dedi arka kapağa ne kadar istiyorsunuz ? Sorusunu sonra bende attım 100.000.000 lira bir kahkaha,bir kahkaha ki sorman. Herhalde çok istedim dedim. Hanımefendi ne oldu acayip bir şey mi söyledim dedim. Yok hayır. Ben bu fiyata daha hiç reklam vermedim de ondan gülüyorum,çok az söylediniz ciddi mi ? Diye sordu bende,alay ediyor taviz vermem diyerek evet dedim. 
Tamam dedi,100+KDV fatura kes yolla dedi,renk ayrımı ve çalışmayı ben yaptırırım dedi,iyi günler diledi. Sonradan öğrendik,reklama bana 100.000.000 M verdiler,sayfa çalışmasına 1.000.000.000 vermişler ona gülmüş. 7 sayı arttırmadan düzenli reklam verdiler. Samsun’a da personele dağıtmak üzere 12 sayı olmak üzere 20 dergi abone oldular kargo ile Samsuna yolladım . Yaklaşık 2,5 sayımın basılması için sponsor olmuş oldular çünkü o zaman renk ayrımı kuşe kağıt ve baskı 575.000.000 Lira veriyordum. Yeri gelmişken yukarıda  Merak ederseniz İstanbul ÇOSİAT ile de olan diyalogumuzu yazayım:
İstanbul’da Çorumla ilgili bir dernek var sevinirler ve üye olurlar denildi. Telefon ettim. Çorum’da dergi çıkartıyorum,açık adresinizi verirseniz kitaplarımla yollayayım. Diyorum;adresi veriyorlar. Birinci sayıdan bir tane ve kitaplardan birer tane yolluyorum. Derneğin kapısına da ilan asarsanız ilgilene hemşerilerimiz abone olurlar yada posta parası sizde kalsın bir tuz parası katkımız olur,dergi o zaman 500 lira. Neyse bir vakit sonra Çekva’dan telefon ediyorlar, Derginiz çok güzel 50 adet yollar mısınız dediler. Bende kargo ile 50 dergi yolladım. İkinci dergiden 100 adet istediler onu da yolladım. Üçüncü sayı baskıya girerken Çekva’yı aradım dergilerin parasını sordum. Sekreter hanım “DERGİNİZİ ATATÜRK ÇİZGİSİ DIŞINDA BULDUKLARI İÇİN ALMAYACAKLARINI” söyledi. Şaşırdım. Dedim ki af edersiniz siz ikinci sayıyı gördünüz mü ? Dedim. Sekreter bayan,bayan dediysem bir bankanın müdürlüğünden emekli,evet önümde duruyor dedi. Kapakta ne var söyler misiniz dedim Uğur Pamuk’un çizdiği bir gözü Türkiye,bir gözü Kıbrıs karartılı ATATÜRK POSTERİ var dedi,yazılardan neler var dedim: Teşekkürler Çorumlu 200’i tanıyanlara ve Tanıtanlara Mahmut Selim Gürsel, Tekkelihocaoğlu,Hakkı Ertekin,İslam Dini ve Temizlik Recep Camcı,Çorum’da basın Tarihi Mahmut selim Gürsel,Çorumlu 2000’ne Nice Yıllar Salim Savcı, Türk Milleti Çok Yaşa Oğuz Leblebicioğlu,Müze Gibi Bir Ev Katipler Konağı Muzaffer Gündoğar,Kültür Kaynaklarımız Muzaffer Gündoğar,Dergimizin açılış fotoğrafları ve dergimizin sergisi,Paylaşılan Vizyon Ümit Uzel,Geleceğin Çorum’u M. Şakir Çıplak,Çorum ve Pir Sultan İsmail Pamuk,Atv Bam Teli Yapımcısı Tayfun Talipoğlu’nun Çorum Sevgisi Memduh Tuluk,İlimizin Nüfusu Azalıyor Oğuz Leblebicioğlu,Kronolojik Çorum Tarihi Mahmut Selim Gürsel,Şiir ve İmaj Metin Demirci,Dünyada Erol Duygun,Çorum türküleri Rıfat Kurtoğlu,Birlik Olalım,Hakka Doğru Cuma Türkmen.
Bu yazıların hangisini ATATÜRK ÇİZGİSİ dışında buldular dedim ve Bende bu Dergi ile ATATÜRKÇÜLÜĞÜMLE ÖVÜNÜYORUM diyerek,ya dergilerimi yada parasını acilen yollar dedim.
Dört ay sonra 49 adet 1. sayı 99 adet de 2. sayıyı iade ettiler. Sizin anlayacağınız birer tane alıkoyup dergileri yolladılar.
Çekva da ayrı bir iş. Sonrada  ileride başkan kinayeli bir kart yolladı. Bende iki sayı bu kartlar ve çekva hakkında sorular sordum cevap bile veremediler.
Selamlar.
 
Kim olduğum ve neler yaptığım:
http://corumlu.com
http://dergisi.info
Bu linkte vardır. Ayrıca site girişlerinde bulunan her yazı ayrı bir siteme gider

 

 

 
 
 
 05

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi

BU AY ÇORUM'DAN RESİMLER.

Benzinli arabaya mazot konunca

Araba böyle yoluna ancak devam etti

 

YAZ ÇOK KISA VE ÇOK SICAK OLUNCA

 

BAHÇELİEVLERDE GENÇLER YORUMSUZ

 

BUDA BİR TRAFİK PAK PROBLEMİ

 

Bekir SOYACAK

 

 

 
 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

İsmet ÇENESİZ
İsmet ÇENESİZ Hayat Hikayesi
DOĞA KATİLLERİNE DUR DENİLMELİ          
            Anız yakanlara, doğayı katledenlere, kanun nizam dinlemeyenlere, Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayanlara dur diyecek birileri çıkmalı. Suçun açık delilleriyle ortada (Elbetteki yangın hangi tarladan başlamışsa o tarlanın sahibi yakıyor. Bunu herkes biliyor ama bilmemezlikten geliyor. O yüzden tarla sahibine gerekli ceza hemen verilmeli) olduğu bir durumda artık bu vahşete ‘dur” denilmeli. Ne amaçla yakıldığını bir türlü anlayamadığımız bu yangınlar yararından çok o tarlanın veriminin düşmesine sebep oluyor. Bu yangınlarda bir dönümde bile on binlerce canlının yanmasına, o yanan canlıların âhı’nın da bizleri yakmasına şahit oluyoruz.  
            (Son bir kaç gündür gazetelerde sanki Kene dolayısıyla anız yangınları oluyormuş, tarla sahipleri bu yüzden anız yakıyormuş gibi beyanlar görüyoruz. Tarla yakmayla Kene’nin ne alakası var? Bu güne kadar Kene için mi yakılıyordu? Şimdiye kadar ne için yakılıyorsa yine onun için (yani tarla temizlensin diye) yakılıyor! Geçiniz efendim bunları!)
 Ben kendimi bildim bileli 60 senidir böyle sıcak ve bunaltıcı hava görmedim. Gölgede 43 derece! 43 derece sıcaklık Çorum gibi bir yerde ne demek?
 Bağ evlerinde bile geceleri sıcaktan yatılmıyor. İslam dininin hiçbir canlıyı yakmanın onaylanmadığını, günahının ve azabının çok büyük olduğunu Cuma vaazında hoca efendi uzun uzun anlattı. Anlattı ama biz camiden çıkıp bağa giderken, Binevlerin etrafındaki ve karşı tepede yeni yetiştirilmiş o güzelim çamları yakmışlardı.   
            Bir dostum anlattı; “Tarlamın yanındaki 5 dönümlük bir tarlanın anızlarını yakarken 40 dönüm ayçiçeğimde yandı, perişan olduk” diyordu. İşin fecaati her yıl bu anız yangınları çoğalıyor. Çoğalıyor ama buna kimse“dur” demiyor.  Bu sorun başta Çorum olmak üzere bütün Türkiye’nin sorunu.
            Durum böyle olunca benim ve halkın merak ettiği cevaplanması gereken şu sorular ortaya çıkıyor:
            1-) Kanunlar mı yetersiz?
2-) Cezalar caydırıcı değil mi?
            3-) Yoksa kanunlar yeterli ama uygulanmıyor mu?
            4-) Türkiye çapında bu yüzden oluşan zararlar trilyonları geçiyor, bu zararı kim ödüyor?
            Yakılan yer küçük bir tarla da olsa o tarlanın etrafındaki bir sürü ağaç zarar görüyor.
            Zarar deyince en önemlisi toprak yanıyor. Ayrıca anız yakılmış tarlalarda buğday ve arpaya büyük zararlar veren süne hastalığı gelişiyor. Tabii anız yakanlar bunun farkında değil.
Çorum Belediyesi İtfaiye Müdürlüğünden verilen bilgiye göre temmuz ayında meydana gelen 58 yangının 54 tanesi anız yangını imiş. Sayın millet vekillerimiz, sayın yetkililer bu işe “DUR” deyiniz. Bu acıyı dindiriniz. Yarayı lütfen acil olarak sarınız.
 “Yaş kesenin kolunu keserim” diyecek, birileri çıkmazsa bu ateş sönmez artar!
            Bir sayın yetkili çıkıp ta, yukarda 4 madde halinde sıraladığım halkın merak ettiği sorulara cevap vermek zahmetinde bulunursa ben verilen bu cevabı yine bu köşede yayınlayacağım. (İlgililere şimdiden teşekkür ediyorum)
            Acilen gereken önlemlerin alınacağına inanarak sevgi ve saygılarımı sunuyorum efendim. (ALMA MAZLUM “CANLILARIN” AHINI ÇIKAR AHESTE AHESTE !)

 

 

 
 
 
 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Hasan Latif SARIYÜCE
Hasan Latif SARIYÜCE Hayat Hikayesi
BATI TRAKYA’YA DOĞRU GÜMÜLCİNE’DE
Yemekten sonra dolaşmaya çıktık. Saat akşamın sekiz suları. Bütün cafe’ler, pastaneler, içkili lokantalar tıklım tıklım dolu. Çoğunluğunu kızlı erkekli oturmuş gençler oluşturuyor. Hemen bütün mekanlarda masalar açık havada. Ortalık cıvıl cıvıl. Aralara yerleşmiş üçer kişilik, dörder kişilik saz takımları. Fazla yaygara koparmadan çalıyorlar, şarkılar söylüyorlar. Hopörler düzeni kullanılmıyor. Müzik, ses büyütücüleriyle azdırılarak mahallelerin üzerine gönderilmiyor. Ellerindeki üç çalgıdan biri mutlaka buzuki. Yanında gitar, keman ya da nefesli bir çalgı.
Selanik’te sokaklar bizde olduğundan daha fazla otomobil dolu. Hiçbir yerli arabaya rastlayamadık. Gördüklerimiz Avrupa, Japon arabaları. Tek tük de olsa Rus arabaları görülüyor. Bir de motosiklet bolluğu var. Gece açık hava cafelerinin, lokantalarının yanlarına birçok motosiklet park edilmiş. Her halde buraların müdavimi gençler motosikletleriyle geliyorlar.
Selanik’te telefonlar bizde olduğu gibi yedi rakamlı. Ama batıda, Makedonya’ya yakın bir kasabada bir dişçinin astığı tabela dikkatimi çekti. Bu tabelada dişçinin telefonu beş rakamlı idi. Anlaşılan telekominikasyondaki gelişmeyi Yunanlılar ülkenin tamamına yayamamışlar.
Yunanlı Euro’dan pek memnun değil. Çat pat Türkçe konuşan bir esnaf, Euro ile yaşamın pahalandığını, geçimin zorlaştığını söyledi.
Yunanlılar giyimleri kuşamları hal ve tavırlarıyla tam bir Avrupalı. Bir yaya sokağa ayak basmışsa arabalar hemen duruyor. Bizde olduğu gibi, bütün Balkan ülkelerinde olduğu gibi, insanın üstüne araba sürmüyorlar, küfür etmiyorlar.
Yunanlıların kimi Avrupa ülkelerinden Avrupalı olmada üstünlükleri bile var. Almanlar gibi, öbür kuzey Avrupalılar gibi neşesiz değiller. Ölçülü bir yaşama sevinciyle hal hamur olmuşlar.
Beyaz Kule’den başlayarak deniz kıyısı boyunca, hepsi aynı tipte, aynı boyda ahşap kulübelere rastladık. Meğer kitap fuarı varmış. Dört yüzden fazla kulübe uzayıp gidiyor. Alış veriş edenler var. Ama kitap imzalayan tek bir yazara rastlayamadık. Çocuk kitapları yazarıyız ya, Ezop kitaplarını toplayayım dedim. Ezop’u Avrupalılar Yunanlı bilir. Bütün ilkçağ Akdeniz ve Anadolu uygarlıklarını Yunanlıların yarattıklarını sandıkları gibi Ezop’u da Yunanlı sanırlar. Hiçbir kitapçıya Ezop’u anlatamadım. Ezop dedim, Ezopus dedim, Aisopos dedim. Sonunda çok güzel olduğu kadar gözlerinden çok zeki olduğu anlaşılan genç bir kız “Ezope!” diye çığlık attı. Önüme üç kitap koydu. Her biri on altışar sayfa. Ama kalantor bir ansiklopedi boyundu. Kalın karton ciltli. Her sayfada üçer satır yazı. Sayfaların bütün yüzeyi boşluksuz resimlenmiş. Onları aldım, geri dönüş yaparak  tüm kitapçılara gösterdim. Hiç birinde Ezop yoktu. Yazdığım ilk çocuk kitabım Ezop üzerine idi. Orada Ezop’un Anadolulu olduğunu vurgulamıştım. Bir Frigya yurttaşı olan Ezop gerçekten de Anadoluludur. Kütahya’da doğmuştur. MÖ yedinci-altıncı yüzyıllar arasında yaşamıştır. Kambur, kekeme, topal bir adamdı. Yaşlılığında Atinalı cimri bir zengine köle olarak satıldı. Anlattığı masallar gerçekte Hititlerden, Frigyalılardan beri devam edip gelen Anadolu masallarıydı. Yazıya Yunanistan’da geçtiği için Yunanlı sayıldı. Yunanlı yayıncıların Ezop’a bizde olduğu gibi fazla yer vermemeleri beni şaşırtmadı. Biz hisseli kıssalı konuşan bir toplumuz. Nasrettin Hocayı aramızda yaşattığımız gibi Ezop’u da yaşatıyoruz., Ezop’u en çok biz tanırız. Bizde Ezop en çok basılan bir kaynaktır. Ezop çocuklar için basılır ama en çok okuyan büyüklerdir.
Kitap fuarı önünde biri erkek. Öbürü kadın portre yapan iki ressama rastladık. Çizdikleri portreler kusursuzdu. Bir tane de közlediği mısırları satmaya çalışan bir seyyar satıcı gördük. Seyyar dedim ya aslında gezici değildi. Kömür yaktığı büyükçe mangalı ortaya koymuş, küçük bir jeneratörle tezgahını aydınlatıyordu.
Selanik’te, bizde olduğu kadar bereketli olmamakla birlikte tek tük dilenciye rastlanıyor. Ayrıca sokakta yatıp kalkanlar da görülüyor. Kentin ortasında, harabe haline gelmek üzere olan, minareleri çoktan yıkılmış, çevresinde yükseltilen çirkin binalarla adeta gözlerden gizlenilmek istenilmiş büyük bir Türk camisinin duvar girintilerinde çula çaputa sarılmış yatan kişiler vardı. Deniz kıyısında Kitap fuarının önündeki meydanda Çingeneler davul zurna çalarak dileniyorlar.
Selanik’te hiçbir dikili minare görülmüyor. Kent mekezinde rastladığımız bir cami ile bir Türk hamamı harabe olmuş durumdaydı. Dört yanına duvar duvara yeni binalar yaparak gözlerden gizlemişler. Yunanlılar hangi yüzle Türklerin Bizans eserlerini yok ettiklerini, kiliseleri camiye çevirdiklerini haykırıp duruyorlar? Seksen-doksan yıl gibi kısa sayılacak bir zaman dilimi içinde Selânik’te, Drama’da Serez’de, Kavala’da, Filorina’da ve daha birçok kent, belde ve köylerde binlerce camiden, mescitten, medreseden, tekkeden, türbeden, mezarlıktan namı nişane kalmamıştır. Camilerin hemen hepsi minareleri yıkılarak kiliseye çevrilmiştir. Eğer yolunuz Kavala’ya düşerse, güzel bir deniz kıyısında korkunç bir beton yığınına dönüştürülen kentin kordonunda, ilk sıra binaların arkasında bir kilise göreceksiniz. Bu kilise Kanuni’nin damadı İbrahim Paşanın yaptırdığı selatin bir camidir. Yalnızca minarelerini yıkmışlar. Şimdi bu eski Osmanlı camisi içinde, ortodoks papazlar, ağızları köpüre köpüre, “Dinlere hürmet Allah’ın emridir. Türkler Bizans kiliselerini yıktılar, camiye çevirdiler. Günah işlediler. Cehennemin dibinde cayır cayır yanacaklardır,” diye vaaz edip duruyorlar.
Eğer Kavala’ya yolunuz düşerse, kente girişte sol tarafınıza bakarak gidin. Yol kıyısında kocaman bir pano göreceksiniz. Bir Kıbrıs haritası. Kuzey Kıbrıs’tan güney Kıbrıs üzerine  kanlar damlıyor. Kıbrıs’ta çocuklarıyla birlikte anneleri banyo kuvvetlerinde kurşunlayan, öldürdükleri masum insanları greyderlerle toprağa gömen kanlı ellerin çizdiği harita böyle kanlı olur.
Devam Edecek

 

 

 
 
 
  08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi

KIŞLIK KURUTMA PATLICAN VE BİBER

 

Fazla anlatmaya gerek yok Patlıcanlar alınıp ayıklanır ara ara bir parmak kalınlığında soyulur ikiye bölünür sonra yarım patlıcanların 5/4 kesilerek ipe takılarak kurutulur.

 

Biberin başları kesilerek içleri temizlenir ve ipe dizilerek kurutulur. Temiz bir kağıda sarılarak bez torbaya konularak saklanır.

 

 
 
 
 
 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

İhsan TOMBUŞ
İhsan TOMBUŞ Hayat Hikayesi
SONBAHAR GİBİ
Dünyadan öç alıyor
Kudurmuş bir fırtına
Rüzgar ıslık çalıyor
Binip şeytanın atına.
İşte geldi sonbahar
Dökülüyor yapraklar
Açılıyor pek çok mezar
Ölenlere topraklar
Sevgilisini güneş
Uzaklarda bıraktı.
Bularak yeni bir eş
Başka diyara aktı.
Aşkım intikam aldı
Sonbahar yeli gibi
Hicran aşkımı çaldı
Şaşırdım deli gibi.
Ümitlerim hep soldu
Tıpkı yapraklar gibi
Kalbim bir mezar oldu
Kara topraklar gibi
Aşkım beni bıraktı
Vefasız güneş gibi
Bir bedbaht daha yaktı
Vefasız bir eş gibi.
30 Ekim 1939
 

 

 

 
 
 
 10

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Paşa ÇETEN
Paşa ÇETEN Hayat Hikayesi
MENZİL
Göz yaşlarım çiçeklendi sevgilim
O gün de, bu günde sevdandayım
Gün olur meyvemiz de renk alır
Yakalım artık vuslat ışıklarını
 
Tutuşsun yağmurumuz
Gönlümüz yol oldu yer gök arasında
Uzat saçlarını boydan boya
Çıkalım birlikte aşkın doruğuna
 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 11

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Şükriye BEZGİN
Şükriye BEZGİN Hayat Hikayesi
SENSİZ
Geceler uzun...
Geceler kâbus...
Geceler özlem dolu,
Sensiz.
 
Gecelerde
Sensizlik korkusu
Sarıverince benliğimi
Ağlarım inceden sessiz
Sensiz.
Sabahları beklerim,
Çaresiz. Ankara 05.07.1994

 

 

 
 
 
 

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

 

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.