DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

YIL 12     SAYI 143    25 Ocak 2011

Mahmut Selim GÜRSEL DEĞİŞİME UĞRADIK MI?
Salim SAVCI ANADİLDE YOZLAŞMA BÖYLE BAŞLAR
İsa KAYACAN AZERBAYCAN’DAN TOPARLAYARAK
Mustafa Nevruz SINACI KONFÜÇYÜS’Ü ANLAMAK GEREK!
Selma GÜRSEL BALKABAĞI YEMEĞİ
Dilek BİGA ESKİSİ KADAR
Ayşe PASLANMAZBAYRAK
Muhsin AKTAŞ SÜNDÜ CİĞERİ
 
 
 
 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
DEĞİŞİME UĞRADIK MI?
            Zaman ve mekân içerisinde uzuca bir yolu takip eden biz insanoğlu; gerekli bilgi ve birikimleri kullanabilme imkân ve gereğini bilmeyince, ne kadar değişime uğradığımızı iddia edebiliriz!
            İnsanlığın tarihi olarak bilinen MÖ7000 ve biraz daha ilerisinden önceki dönemleri bizler neden araştırarak bulmaya çalışmaktayız? Buradaki amacımız atalarımızın bizlerden daha ileri bir seviyede olan yaşayışlarının ispatını mı yapmaya çalışmaktayız?
            Bulunduğumu dünya denilen yere Adam ile Havva anamızın geldiğinde dünyada yaşayan cins denilen tür ne olmuş ve yerine ins denilen insanlar gelmişti? Burada yaşamın cins ve inslerle devam etmesinin sıkıntılarını hangi grup etkilenmişti?
            Bir sürü sualler ve cevap bekleyen konular ile bizler değişime uğradığımızı savunanlar acaba neden değişimin bedenen değil de düşünce ve fen ile olduğunu düşünmüyorlar?
            Geriye bir yirmi yılı incelersek teknolojinin bir patlama noktasını görebilmekteyiz. İletişi, bilişim, sağlık ve diğer kollarda bilinmeyenlerin ve uygulanmayanların birden bire insanların hizmetlerine girmesi de ayrı bir konuyu içermekte değimlidir?
            Değişime uğradık mı sorumuzu kendimizde inceleyerek uğradığımızı görmekte ve yaşamaktayız. Birçok ülkeler arası yaklaşımların ve dil birliklerinin iç içe olduğu bu dünyada Internet ile iletişim ve bilgi aktarımı ile de bilmediklerimizi ve görmediklerimizi anında görme imkânına kavuşmuş olmaktayız. Değişim işte bu olsa gerek.
 

 

 

 

 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Salım SAVCI
Salim SAVCI Hayat Hikayesi
 ANADİLDE YOZLAŞMA BÖYLE BAŞLAR
            Öteden beri,benimle söyleşenlerin kullandıkları,hoşa gitmeyen sözcükleri konuşurken,önümdeki arkası yazılmış kağıda not ederim. Huyum bu ! Beğenmezseniz bağışlamanızı dilerim.
            Son aylarda;söyleşiye gelenlerin konuşmalardan beğenmediğim sözcükleri değil,heceleri aktarıyorum:
            “Hıhı,hı,ha,ya,yo…dahası da var ama onlar argoya kaçıyor,onları aktaramadım.
            Saydığım kullanılmasını,konuşan kişiye yakıştıramadım hecelerin hepsi: “Evet,Anladım” anlamında kullanılıyor.
            Türkçemize yakışmayan bu heceleri kullananlara,bir kitabı armağan ettikten sonra konuya giriyorum. Açıklama yapıyorum. Karşımdaki kişi,saygıyla dinliyor,hemen ekliyor:
            Öğretmenim ! (Hoca sözcüğü üniversiteler için kullanılabilir) söyledikleriniz de yerden göğe kadar haklısınız. Ama;ben ve ailem,arkadaşlarım,hatta öğrencilerim  böyle konuşuyor. Alışkanlık oldu. Sizinle konuşurken dana dikkatli olacağım. Diyor.
            Söyleştiğim kişiden: Herkesle konuşurken dikkat edeceğim cevabını alamıyorum. Düşünüp kalıyorum.
            Dediğim şudur:
            Anadilimizi yozlaştırırken bu heceleri konuşma dilimizden çıkartalım. Çünkü,Türkçe bizim anadilimiz. Anamız gibi saygınlık bekler.
 
 

 03

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

İsa KAYACAN
İsa KAYACAN Hayat Hikayesi
AZERBAYCAN’DAN TOPARLAYARAK
Türk dünyasının gür sesi, Kerküklü arkadaşım Şemsettin Küzeci, bir Azerbaycan seyahati sonunda, bana bir hayli yayın getirdi. Kitaplar, dergiler, gazeteler. Bu çerçevede gelen kitaplardan üçü efendim:
 
GECE GÖZLÜ HAYAT
 
Hayat Şemi’nin Azerbaycan’da 136 sayfayla basılan kitabının adı: Gece Gözlü Hayat. Kitabın bana imzalanış tarihi: 23.05.2009.Hayat hanım; “Sayın Prof Dr.İsa Kayacan beye sevgi, saygı ve dostça” dedikten sonra, ikinci bir not var imza sayfasında.Şöyle:
-”Sayın Dr. İsa Kayacan beyefendi; size Türkiye’de yayınlanan kitabıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür edirem.Tanrı sizin gibi insanları korusun.” Ben de teşekkür ediyorum efendim.
Hayat Şemi, uzun soluklu şiirleri yanında, kısa ve öz görünümlü, içerikli şiirleriyle de dikkat çekiyor.Kısa şiirlerinden (sayfa.5 ‘den):
-Yadına üşür
Orucunu gözyaşınla açtığın gün
Samovarın sızıltısı salır yadına
Gaynadıkça üşüdür seni... (Dua’dan)
Bir Azerbaycan kimliğinden söz ediyor şairemiz.Yaşadığı şehirle igili duygularını dile getirir”yazığım gelir bu şehirde” diye başlayan duygu aktarımıdır bunlar.
 
ÇANAKKALE’DE YÜKSELENLER
 
Vehbi Vakkasoğlu’nun 64 sayfalık kısa kısa anlatımları.Türk dilinden Azerbaycan diline çeviren: Sevraz Hüseyinoğlu. Meslehetçi ve redaktoru:Ganire Paşayeva(Milletvekili)
-”Çanakkale’de yaşananlar sadece gururlu bir savaş kelimesiyle açıklanabilmez. Orada yaşananlara ancak bir milletin yükselişi deyilebilir.Türk evlatları olan igid esgerler yüreklerindeki iman gücüyle dünyanın süper güçlerine meydan okumuşdular Çanakkale’de” denişi, kitabın içeriği ve genel zenginliği hakkında bilgi veriyor.
Başlıklardan: Çanakkale Akif beyin şiirleriyle gönüllere doldu, Aman ayağımı kesmeyin, Mustafa Kemal ve Seyid Onbaşı, Düşmanı hayran eden merhamed vd.
 
DAĞ KOLANI DESTANI
 
Namık Hacıheyderli’nin 32 sayfalık destanlaştırdığı anlatımı. Şiirle, düz yazıyla verilmiş. Kitap Vektor yayınları arasında günyüzü görmüş. Hacı Seyfeddin Geniyev’in görüşleri var kitap üstüne. Müellifin görüşleri yer alıyor ayrıca. Kitabın sonundaki sayfalarda fotoğraflar yer alıyor bir düzenleme içinde.
Namık Hacıheyderli: 1975 yılında Salyan rayonun Varlı kendinde doğdu. Azerbaycan Devlet Pedagoji Üniversitesi’nden mezun oldu.
 
 
 

 04

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mustafa Nevruz SINACI
Mustafa Nevruz SINACI Hayat Hikayesi
 KONFÜÇYÜS’Ü ANLAMAK GEREK!..
Yüce İslâm Dini’nin kadim ve Türklüğün her daim yükselen değerlerini göz ardı eden “politikACI’ların”; Bari “dünyanın en çalışkan, üretken ve dürüst ülkelerinin hâkim felsefesi” Konfüçyüs’ün ilkelerini öğrenmeleri ve hayata geçirmeleri beklenir!.
Kurduğu felsefe ekolü ile bugün bile Çin toplumuna yön veren Konfüçyüs, 2 bin 560 yaşında. Filozofun sözleri milyonların yolunu aydınlatıyor. M.Ö 551–479 yılları arasında yaşayan Konfüçyüs, büyük bir karmaşanın hüküm sürdüğü Çin’de topluma bir düzen vermek ve insanlara bireysel hayatlarında mutluluğa ulaştırmak için bir öğreti geliştirdi. Ana teması insancıl düzen olan öğretisine göre iyi insan, ancak dünya bütünüyle uyum içinde yaşayan insandır. Mensupları (izleyicileri) tarafından bugüne taşınan ve milyonlarca insan için rehber olan Konfüçyüs’ün;
SÖZLERİNDEN BAZILARI
Bir yerde küçük insanların büyük gölgeleri varsa, o yerde güneş batıyor demektir.
Derin olan kuyu değil, kısa olan iptir.
Aradığını bilmeyen bulduğunda anlayamaz.
Kendine yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma.
Dal rüzgârı affetmiştir ama kırılmıştır bir kere.
İnsanlar sahip olduklarını küçümser, sahip olamadıklarını önemser.
Konuşmaya layık olanlarla konuşmazsanız, insan kaybedersiniz; Konuşmaya layık olmayanlarla konuşursanız, söz kaybedersiniz. Bilge olan kişi, insan kaybetmez, söz de kaybetmez. Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız.
Karanlığa söveceğine, kalk sende bir mum yak.
Susmak, insanı ele vermeyen sadık bir arkadaştır.
Üstün insan, konuşmadan önce eyleme geçer ve sonra eylemine göre konuşur.
Bilgi özgüveni, özgüven ise gücü yaratır.
Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir.
Bilgi insanı şüpheden, iyilik acı çekmekten, kararlı olmak korkudan kurtarır.
Alkışı en sessiz şekilde karşılayan, alkışı hak etmiş demektir.
Bir milleti tutsak etmek isterseniz, onun müziğini çürütün.
Elmas nasıl yontulmadan kusursuz olmaz ise; insan da acı çekmeden olgunlaşmaz.
Faydalı insan odur ki boş durmayı sevmez, kişiliğini faydalı işlerle geliştirir.
Güçlü olan, sayıca kalabalık kitleler değil, eğitimli kitlelerdir.
İyi insanlar, olduğu gibi görünür, göründüğü gibi olur.
Fedakârlıklar, senden başkası bilmiyorsa değer taşır.
Kitleler cezalarla düzene sokulursa yozlaşmış olur, bilgelik ve nezaketle yönetilirse bilinçli ve dürüst olur.
Bir şeyi bildiğin zaman, onu bildiğini göstermeye çalış. Bir şeyi bilmiyorsan, onu bilmediğini kabul et. İşte bu bilgidir.
Eğitimli insanın hedefi daima yüksek olur. Küçük işlerle küçük insanlar uğraşır.
Kendisini eleştirebilen insanlar doğruyu ve güzeli bulma konusunda daha şanslıdırlar.
İrade öyle değerli bir özelliktir ki bir ordu komutansız kalsa da kişi iradesinden yoksun kalamaz. İradeli insan davranışları tutarlı insandır.
İyi yönetici olmanın sırrı dört yanlıştan kaçınmak, beş doğruyu uygulamaktan geçer. Dört yanlış şunlardır:
1-Nasihat etmeden infaz etmek (gaddarlık),
2-Öğretmeden başarıyı ölçmek(kabalık),
3-Yöne-timde gevşek olup sınırlar koymak (art niyet),
4-Özlük haklarının dağıtımında cimri davranmak (bürokrat olmak).
Beş doğru ise şunlardır:
1-Müsrif olmadan eli açık olmak,
2-Gocunmadan çalışmak,
3- Haris olmadan istek duymak,
4- Mağrur olmadan rahat davranmak,
5- Ürkütücü olmadan saygın olmak…
 

 

 
 05

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi
BALKABAĞI YEMEĞİ
MALZEMESİ: 1 kilo temizlenmiş balkabağı,1 kaşık tereyağı,tatlı kaşığı tuz,bir yemek kaşığı toz şeker,2 adet çiğ yumurta.    
            Temizlenmiş  bal kabağı,3 santimetre küp büyüklüğünde doğranır. Ocağa konulan bir miktar su ile haşlanır. Üzerine toz şeker serpilir,bir tatlı kaşığı tuz serpilir. Başka kapta tereyağı eritilir,yumurtalar pişirilir. Pişmiş yumurta kaynamakta olan  kabağın üzerine dökülerek bir miktar daha pişirilir. Dinlendirilen yemek servis yapılır.

 
 
 

 

 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Dile BİGA
Dilek BİGA Hayat Hikayesi
ESKİSİ KADAR
Günlerden ayrılık mevsim yanlızlık
Işıklarım sönmüş odam karanlık
Ecelle yaptığım yaman pazarlık
Beni korkutmuyor eskisi kadar
 
Islak kaldırımlar ıssız sokaklar
Tanıdık geliyor bütün acılar
Duymaktan bıktığım masum yalanlar
Gücüme gitmiyor eskisi kadar
 
Sayende kapattım aşk defterini
Sayende tükettim sevinçlerimi
Gözüm kararsa da bulutlar gibi
Beni ağlatmıyor eskisi kadar

 

 
 
 
 
 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Ayşe PASLANMAZ
Ayşe PASLANMAZ Hayat Hikayesi
BAYRAK
Semada gökte bayrak, dilde İstiklâl Marş’ı,
Yükselirken göklere, buluta değer başı...
Dokunur bayramlarda, ritmik trampet sesi,
Duygular şahlanırken, o an keser nefesi...
Ey Türkoğlu, Türk kızı, sen asil kan taşırsın,
Bayrağın gölgesinde, hep özgürce yaşarsın....
Bu ne büyük saadet, sevinç gözyaşı düşer
Atam ölümsüzleşir, hayran kalır tüm beşer.
Ay yıldızlı bayrağa, canlar verilse de az,
Süzülür gelin gibi, o ne eda, o ne naz...
Rüzgâr yalar alnını, kıpırtı olur hafif,
Dalgalanır göklerde, o ne eşsiz ne latif...
Bitmeyen övüncümüz, gururumuzsun bizim,
Gönüller feth eyleyen, sürurumuzsun bizim...
Sen olmasaydın eğer, yerlerde sürünürdük,
Büyük utanç içinde, zillete bürünürdük...
Kenetlenmiş bir olmuş, Türk’e değer biçilmez,
Ey şanlı bayrak senden, ebedi vazgeçilmez...
Al bayrağım dalgalan, gökyüzünde seyre dal,
İnme sakın yerlere, sonsuza dek orda kal..
 

 

 
  08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Muhsin AKTAŞ
Muhsin AKTAŞ Hayat Hikayesi
SÜNDÜ CİĞERİM
Etlerimi yaktı zehir sözlerin
Bomba oldu yağdıyosun gözlerin
Kar yağdı buz tuttu duru yüzlerin
Kor ateşte kaldı yandı ciğerim
 
Beynim çıkıp gitti açık bacadan
Yorgunluk hatıra kaldı geceden
Ölmeyi istedim Ulu Yüceden
Kor ateşte kaldı dondu ciğerim
 
İçim kan ağladı sen duyamadın
Göz yaşım döküldü hiç sayamadın
Beni kimliğimle bir koyamadın
Kor ateşte kaldı söndü ciğerim
 
MİZRABIM benim de bir fikrim vardı
Kişiliksiz insan kime yarardı
Gönlümü çılgınca bir korku sardı
Ateşte ki kora döndü ciğerim
 
 
 
 
Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.