DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

YIL 15     SAYI 173    25 Temmuz 2013   

 
 
 
 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
SİZLERİN BİLGİSİNE!
ÇORUM 1997 adlı çalışmamda ÇORUMLULAR bölümünü geliştirmeyi düşünmekteyim.
Sanal olarak yayında olan bu çalışmamda bazı hemşerilerimizce eksik gözüken Kamu çalışanlarının ve idarecilerin, ticaret erbaplarının, sanayici ve yatırımcıların, esnaf ve sanatkâr şahıslar ile Çorum’a hizmeti geçen hemşerilerimizin ve bütün siz bütün Çorumluların da bu çalışmada bulunmasını arzulamaktayım. 
Yeni çalışmamı Çorum’un yetiştirdiği bütün hemşerilerime açmayı, onlarında hayat hikâyelerini yayımlamayı amaçlamaktayım.
 Bu çalışmamın amacı bilindiği gibi, hepimiz bir gün tarihin tozlu sayfalarına katılarak yok olacağız. Bu yok oluşun, bizlerden sonra gelecek kuşaklar için bir bilgi, bir kaynakça olması, en azından bu çalışmamda hayat hikâyeleri ile yaşamalarını arzu etmekteyim.
Bilindiği üzere bu gibi çalışmalar Avrupa’da oldukça yaygın olmakla beraber, Türkiye’de ise bir elin parmağı kadar az bulunmakla beraber,  bu çalışmaların da ticari bir faaliyet olarak sürmesi, bu eserlerin maliyetinin çok yüksek olması nedeniyle, pek sık olarak yapılamamaktadır.
Bu çalışma için sizlerin de bir resim ve yaptıkları hizmetleri anlatan hayat hikâyelerini, göndermeleri gerekmektedir. Sizler dedelerinizi ve babalarınızın da bu kitapta bulunmasını sağlayabilirsiniz. Bu çalışmamızın belli bir süre içerisinde tamamlanması için bilgilerinizin acil olarak gönderilmesi gerekmektedir.
Yeni çalışmayı CD olarak hazırlamak gereğini düşünmekteyim. Ayrıca 1938 tarihinde Çorum Halkevi tarafından yayınlanmış olan 61 sayı dergi resim olarak sayfalar halinde CD ye aktarılmış olup isteyenlere ulaştırılacak hale getirilmiştir. Yine yayınevimizin yayınladığı Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat Dergisinin CD ye aktarma işlemlerini de yapmaya devam etmekteyim.

Mahmut Selim GÜRSEL

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 

 

 
 
 
 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mustafa Nevruz SINACI
Mustafa Nevruz SINACI Hayat Hikayesi
BU MECLİS “İÇ SAVAŞ” ÇIKARIR
Aslında, her ne kadar adı ve kurumsal anılış biçimi “Türkiye Büyük Millet Meclisi” ise de, bu şanlı ad’ın kadim mana ve tarihi muhtevası ile “parlamenter” namıyla maruf kutsal çatı altında iş görenler, taban tabana aykırı ve inadına zıttır. Özellikle “Kurucu Meclis” vasfı ile efsanevi “Milli Mücadele ”den mütevellit  “Gazi” unvanıyla müseccel ve “İslâm Halifeliği şahsında mündemiç” yüce bir isimle müsemma olma (ad ile örtüşme) yönünden, (mevcut hal ve cari durum itibarıyla) aralarında çok büyük çelişkiler bulunmaktadır.
Çok kısa, özel ve özne cihetiyle tarihe bakalım. Şöyle ki:
“İlk başkanı Mustafa Kemal (AtaTürk) olan TBMM, son “hür ve hükümran” Türk devleti “Türkiye Cumhuriyeti”nin kurucusudur. Kuruluş amacı ile varlık nedeni bakımından “Millet adına tek egemendir.”  Millet Meclisi’nin üzerinde hiç bir güç, hiç bir irade, vesayet veya makam yoktur. Yasama, yürütme ve yargı dâhil,  adı ‘kuvvetler birliği’ veya ‘kuvvetler ayrılığı’ (isim ve biçim her ne olursa olsun) nihayetinde bütün hak, kuvvet ve yetkilerin tek ve yegâne sahibidir. Zira yargı, yasama ve yürütme (icra) gücü: Milli “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” umdesi gereği Türk Milleti’ne aittir. Türk Milleti; Türkiye Cumhuriyeti’ni fiilen kuran ve “Milli Mücadele’yi” yapan millettir. TBMM’nin üstünde bir güç tanınamaz. TBMM Gazi’dir. Milli Kurtuluş Savaşını sevk, idare ve idame etmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve TBMM Ebed müddettir, devamlılık arz eder. Şiarı: adalet ahlâkı, kadim gelenekler, hukuk, hakkaniyet, egemenlik ve insan haklarına saygı muvacehesinde tam bağımsızlıktır.
1923-1946 yılları arası meclis iki dereceli sistemle oluşurdu.
Buna göre: “İntihabı evvel” denilen birinci derecede: Önce bizatihi halk tarafından, yörenin en namuslu, dürüst, tahsilli, terbiyeli, seviye ve seciyesi (ahlâk ve karakteri yüksek) vatandaşlar arasından delege seçilir; Bu delegeler de “yöreye isabet eden vekil sayısının iki katı” aday adayı belirlerdi. İkinci derece olan “intihabı sani” aşamasında. Vilâyet delegeleri tarafından ilçelerden gelen adaylar arasından, “İl Vekil Sayısı” kadarı fiilen seçimlere katılır ve Ankara’ya gönderilir; Yani seçilenlerin istisnasız tamamı Millet Vekili olup; İki dereceli sistem gereği doğrudan halk tarafından ve yerinden seçilip Meclise gönderilirlerdi.”
1946’da Halk Partisi tarafından ilk kez “tek dereceli” seçim öngörüldü. Partizan ve Jandarma teminatlı “Açık Oy Gizli Sayım” esaslı bu usul; Yalnız Türkiye’nin değil, belki de dünya tarihinin en iğrenç seçim sahtekârlığı, (tam bir alçaklık, hile ve kalleşlik) olarak siyaset tarihine geçmiştir. Ancak, bundan sonradır ki; O’da, daima itiraz, muvazaa, şikâyet, şaibe ve tartışma konusu olacak biçimde uygulanan “yargı gözetimi” ihdas edilmiştir.”
Şimdilerde kullanılan bilgisayarlı sistem ise: Tam bir sır, gizem ve şaibeden ibarettir.
Halkın vekil seçiminde artık hiçbir dahli yoktur. Resmi delege seçimi, önseçim veya teşkilât yoklaması bile yapılmamaktadır. Evvelinde telâffuz bile edilmeyen (kürsü masuniyeti hariç) dokunulmazlık, ayrıcalık ve imtiyazlar “Millet Vekilliği” kurumunu lekelemiş, şaibeye bulamış, yok etmiş ve kurutmuştur. Halkın kanaatine göre: Şu haliyle parlamentoda “vesayet, sulta, cunta ve dikta” hâkimdir. Devlet idaresinde milletin vekil ve iradesi yoktur.  
 Dolayısıyla bunlar, memlekette ne huzur, ne asayiş, ne milli birlik ve ne de Misak-ı Milli bırakmaz. Bu gidiş ülkeyi adım adım iç savaşa, bölünmeye götürür. Eğer millete vekâlet edenler, etnik fanatizme sarılırsa, yıllarca, silah olarak kullanmak istedikleri etnik kökenlerini fırsat buldukça, Türk düşmanlığına yöneltirlerse, bunun sonucu kesinlikle iç savaştır. Evet, bu emare kıstasları maalesef böyle, öyle yapıyorlarsa (ki, öyle) bu vekiller, devletin zayıfladığını gördükçe, içlerindeki kini kusmaya başladılar Batılı dostlarının menfur himayeleri gölgesinde, bildikleri tüm hainlikleri gerçekleştiriyorlar. Türk milletinin gözünün içine baka, baka lânetli soy, kin ve komplekslerinin intikamını almaya çalışmaktalar. Bunu yaptıkları bir vakıa; Yani millet buna her gün şahit olmakta; Verdikleri demeç veya attıkları kimi nutuklarını izleyerek görmekteyiz ki, parlamentoda sözde Kürt, Rum, Yunan, Ermeni ve Yahudi lobileri mevcut!    
Üstelik asla ‘Milli Devlet’ten yana değil; Milli Devlete karşı!
Olacak şey değil!

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
 
 
 05

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi
ETLİ PIRASA
1 Kilogram pırasa
200 Gram kuş başı veya kıyma
Tek avuç pirinç
1 Baş soğan
1 kaşık salça
İstenildiği kadar tuz
            Önce pırasaların saçakları ve sararmış yaprakları ayıklanır. Sonra iki santim boyunda doğranır. Doğranan pırasalar bir kapta bir miktar su içinde bekletilir. Sonra birkaç kere süzülerek yıkanır.
            Tencereye ister katı ister sıvı yağ konularak üzerine kuşbaşı doğranmış et konulur ve soğan doğranarak ateşe konulur Üzerine önce tuz ve salça konularak ve et ve soğan haşlanır.
Pırasalar yıkayıp süzülen pırasa eklenir. Sonra üzerine bir miktar su konarak kapağı kapatılır bir miktar pişmeye konulur. Bir müddet sonra pişen pırasanın üzerin Bir kapta yıkadığımız pirinç konularak tekrar bir miktar sıcak su konur ve pirinç pişince yemek pişirilir. Yemek sıcak servis edilir istenilirse tabakta limon istenildiği kadar sıkılır.

 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi
VEDA MEKTUBU
Sen yazmışsın okudum,
Sana veda mektubunu,
Hıçkırarak ağladım,
Senin cevabın bu muydu?
 
Unut diyorsun bana,
Beni ve mazimizi,
Zalim gurbet ellerde,
Seni unutmak mümkün mü?
 
Sen bırakıp gideceksin
Beni terk edeceksin,
Ben burada ağlarken,
Sen nasıl güleceksin?

 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Orhan AFACAN
Orhan AFACAN Hayat Hikayesi
GÜL KURUSU GÖZLERİN
Yine yollara dalmış
Gül Kurusu Gözlerin.
Bana hasreti salmış
Gül Kurusu Gözlerin.
 
Sözün bittiği yerde
Gözümde perde perde
Deva içimde derde
Gül Kurusu Gözlerin
 
Bazen alev, bazen su
Bakışı aşk duygusu
Gönlümün tek doğrusu
Gül Kurusu Gözlerin.
 
Hep mahmur makamında,
Arzular meyanında
Aşk, aşk nakaratında
Gül Kurusu Gözlerin.

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
  08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

 
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Üzeyir Lokman ÇAYCI Hayat Hikayesi
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 

 

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.