DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

YIL 15     SAYI 179    25 Ocak 2014 
Mahmut Selim GÜRSEL ÜÇLÜ KAVŞAKTA HAREKETLİ REKLAM PANOLARI TRAFİK KAZASINA DAVETİYE ÇIKARTMAKTA
Mustafa Nevruz SINACI ÖNSEÇİM YAPMAYAN PARTİYE OY VERMEK GAFLET VE HIYANETTİR…   
Mustafa TURAN TEPKİLERİN DOZU
Üzeyir Lokman ÇAYCI ONU SUSTURUN!
Selma GÜRSEL EKMEK KIZARTMASI
Suhubi Ulvi CIRIL  İMAN VE AŞK
Rıza HARDAL BİR GÜN
Adile TÜRKMEN  GİDEM DEDİM NAZLI YARİM
Şükrü GÜLTEPE KÖYÜM

 
 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
ÜÇLÜ KAVŞAKTA HAREKETLİ REKLAM PANOLARI TRAFİK KAZASINA DAVETİYE ÇIKARTMAKTA
Araçların ve diğer canlıların karayollarında ve mal güvenliği yönünden Trafik akışını sağlayan kavşaklar, yaya geçitleri, küçük ve büyük kavşaklar, yol, yaya yolu, otoyol ve bağlantı noktaları bulunmaktadır.
Kavşaklar da yapılan araç ve yaya ve araç trafiğinin güvenli bir şekilde akışını sağlanması gerekli olan kurallar içinde hazırlanarak trafik için hazırlanır ve hizmete konulur.
Kavşaklarda can ve mal güvenliğin için de muhtemel kazaların olmasını önlemenin önemi meydana çıkmaktadır.
Bu nedenle Türkiye’de “2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu “ ve bu kanun gereği ve açıklamalar ve uygulamalar için de “karayolları trafik yönetmeliği” bulunmaktadır. Bu yönetmenlik esasları dairesinde trafik düzeninin sağlanması ve trafik güvenliğini ilgilendiren hususlarda alınacak tedbirler ile ilgili olarak, düzenlenmiştir. Yönetmenlikte Amaç, Tanımlar, Kurullar, Kuruluşlar,Komisyonlar, Görev ve Yetkileri gibi açıklayıcı maddeler ile yapılacak işler anlatılmıştır.
Bu yönetmenli gereği her ilde bulunan Emniyet, Jandarma, Zabıta, Milli Eğitim gibi kuruluşların görev ve yetkileri bulunmaktadır. Karayolu Trafik Güvenliği Kurulu oluşturulur ve bunlar trafik ile ilgili kuruluşlar arası irtibat sağlamak ve kazaların azaltılması için önerilerde bulunmak ve uygulamalardaki aksaklıkları giderilmesi için çalışmalar yapmak, karayolu güvenliğini geliştirmek, karayollarının bakım ve yapım işlerini yürütmek iler görevlidir. Bu kurul diğer bakanlık ve kuruluşlarla işbirliği yaparlar.

Ayrıca Belediyelerin Trafik Birimlerinin de bulunması bu yönetmenlikte bulunur.
Konumuzda belirttiğimiz Bahabey ile Gazi Caddesi kavşağı bir üç yol kavşağıdır. Bu kavşak saat kulesi kavşağından sonra en yoğun kavşaklarımızdan birisidir. Çorum Valiliği konutu ile Valilik binası arasında bulunur ki Çorum Valisi en az her güz 4 kere bu kavşaktan geçmektedir. Saat kulesine İnen Gazi Caddesinde Valilik binasına bitişik bir sokak da ayrıca bu kavşağı çok yakındır.
Bu kavşakta yeni yapılan reklam-tanıtım panosu üç kavşak arasında bulunmaktadır ki bu hem araç sürücülerinin hem de yayaların dikkatlerini hareketli sinema filmi hareketliliğinde tanıtım yaptığından çok dikkat çekmektedir. Resimde gösterdiğimiz “tanıtım” hareketli panoları” araç içindekiler ve yayaların dikkatleri dağıtacağı ihtimali çok yüksektir. Bu tanıtım panosunun bulunduğu bu yerde şöyle senaryolar üretebiliriz:
-Gazi Caddesi Samsun Yolu tarafından gelen araç kavşağa yanaştığı sırada karşıdan sarı ışığı görüp aracı durdurmadan duran araçların hareket edeceğini var sayarak fren yapmadan devam ederken hareketli panoyu seyreden ışıkta durmuş araca arkadan vurur ise maddi ve yaralanma ile sonuçlanma kaza ihtimali mevcuttur.
-Yine aynı yoldan gelen araç sürücüsünün hareketli panoya gözü takılır ise ve dikkati dağılarak yaya geçidinde geçen yayalara çarpma veya tretuvara çıkma ihtimali bulunmaktadır.
-Yaya geçer iken bu hareketli panoda gözü takılı iken yanan ışığın farkına varmayarak araç altında kalabilmesi yaralanıp ölme ihtimali çok yüksen bir ihtimaldir.

 -Araç sürücüsü kırmızı ışıkta kavşakta durunca yeşil yanmasını bekler iken gözü bu hareketli panoya bakar iken aracının arkasında duran araç sarı ışıkta hareket ederek önündeki aracın panodaki dikkatini göz ardı ederek hasarlı kazaya ve ufak yaralanmaya sebebiyet ihtimali mevcuttur.
-Yaya veya araç sürücüsü alkol veya uyuşturucu veya keyif verici madde alarak trafiğe çıkmış olarak bu kavşakta bulunan hareketli panoya baktığı anda olacaklar acaba nasıl bir senaryo yazmamız gerekir?
-Bahabey Caddesinden yeşil ışıkla harekete geçen araçlar Samsun tarafına ve Saat Kulesi tarafına hareket ettiği sırada gelen geçiş üstünlüğü olan araçların gelişini bu hareketli panolara gözünün takılması sonucu kazaya sebebiyet verebilir.
-Yayalardan birisi yeşil ışıkta geçer iken gözü panoya takılınca araçların hareket ettiğini far edemediği için araç altında kalabilir ve yaralanabilir.
-Yine yayalardan birisinin geçer iken cep telefonu çalar iken yine bir araç veya yayaya çarpma ihtimali yüksek ihtimaldir..

Trafik Kanun ve yönetmenlikleri insanlar, araçlar ve canlılar için yapılmış bir uygulamalar dizinidir. Bu kanun ve yönetmenlikle devamlı gelişerek insanların ve araçların yararına daime gelişmektedir. Kanun ve yönetmenlikler uyulması için hazırlanmış emirlerdir.
Aşağıda bu kanun ve yönetmenliklerden birkaç inceleme yapalım:

“KARAYOLU TRAFİK GÜVENLİĞİNİN SAĞLANMASI YÖNÜNDEN, YOLUN YAPISINDA YAPILACAK HER TÜRLÜ ÇALIŞMALARDA ALINACAK TEDBİRLER İLE KARAYOLU DIŞINDA, KENARINDA VEYA ÜZERİNDEKİ DİĞER LEVHALAR, IŞIKLAR VE İŞARETLEMELER HAKKINDA YÖNETMELİK”
BİRİNCİ BÖLÜM Genel Esaslar. Madde 14 - ……….  aykırı olarak konulan, dikilen veya yapılan her türlü tesis, bütün sorumluluk bunları tesis edenlere ait olmak üzere yolun yapım ve bakımı ile görevli kuruluşça kaldırılır ve yapılan masraflar tesis sahibinden tahsil edilir.
İKİNCİ BÖLÜM Diğer Esaslar: b) Diğer işaretler ile birbirlerine, Karayolları Genel Müdürlüğünün yapım ve bakım ağında bulunan karayollarında en az 25 metreden ve diğer yollarda en az 5 metreden, Daha yakına tesis edilemez.
c) Bu hükmün uygulanmasında, yolun her bir kenarı ayrı mütalaa edilir.
Amaç ve Kapsam Madde
1 - Bu Yönetmelik, özel hukuk gerçek ve tüzel kişileri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca karayolu yapısında yapılacak her türlü çalışmalar ile zorunlu hallerde karayolu dışında, kenarında veya üzerinde bulunacak olan standart trafik işaretleri dışındaki levhalar, ışıklar, işaretler, ağaç, direk, yangın musluğu, çeşme, parmaklık, çit, ihata duvarı ve benzeri….

2918 KARAYOLLARI TRAFİK KANUNU
BÖLÜM Tanımlar
1. Levhalar : Standart trafik işaret levhaları dışındaki bütün levhalardır. Reklam ve ilan amacıyla, değişik renk ve şekillerde ışık veya ışık yansıtıcı cisimlerle yapılan düzenlemeler
ÜÇÜNCÜ KISIM
BİRİNCİ BÖLÜM Genel Esaslar.
Madde 14 - Bu kısımda adı geçen tesislerin, trafik işaretlerinin görülmelerini engellemeyecek, anlamlarını değiştirmeyecek, tereddütlere yol açmayacak veya yanıltmayacak, trafik için tehlike veya engel yaratmayacak şekilde ve yerde bulundurulmaları zorunludur. Bu Yönetmelik hükümlerine aykırı olarak konulan, dikilen veya yapılan her türlü tesis, bütün sorumluluk bunları tesis edenlere ait olmak üzere yolun yapım ve bakımı ile görevli kuruluşça kaldırılır ve yapılan masraflar tesis sahibinden tahsil edilir.

TRAFİK İŞARETLERİ:
Madde 16 - Karayolu dışında, kenarında veya karayolu sınırı içinde, trafik işaretlerinin görülmelerini engelleyecek, anlamlarını değiştirecek veya güçleştirecek, tereddüte sebep olacak veya yanıltacak ve trafik  için tehlike veya engel yaratacak şekilde levhalar, ışıklar, işaretlemeler ile, ağaç, direk, yangın musluğu, çeşme, parmaklık gibi yapı elemanları veya benzerlerini dikmek, koymak veya bulundurmak yasaktır.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

ÖNSEÇİM YAPMAYAN PARTİYE OY VERMEK GAFLET VE HIYANETTİR…

Mustafa Nevruz SINACI
Mustafa Nevruz SINACI Hayat Hikayesi
            Eğer bir hafta önce İçişleri Bakanlığı’na kuruluş bildirimini veren “Partiya Demokrata Kürdistane Turkiya, PDK-T/Türkiye Kürdistan Demokrat Partisi”ni saymazsanız; Ocak 2014 ayı itibarıyla Türkiye’de kurulu 78 siyasi parti var. Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı, 02 Ocak 2014 günü bunlardan 25 adedinin, 30 Mart 2014 tarihli yerel seçimlere fiilen katılma ve aday gösterme hakkının bulunduğunu, kalan 53 partininse böyle bir haklarının olmadığını açıkladı.
           Şimdi ortada iki mesele var.
Birinci mesele: Başta İçişleri Bakanı, Hükümet ve AKP olmak üzere bilâhare (ycbs) Yargıtay Cumhuriyet Baş Savcılığı, Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi ile ülkede mevcut bilumum Hâkim / Yargıç, Cumhuriyet Savcısı, Ana muhalefet, top yekun Muhalefet ve memleketin tüm siyaset kurumları ile onurlu ve sorumlu kişilerinin sınavıdır...    
Halihazır T.C. Anayasası, 298, 2820, 2839 ve 2972 Sayılı Kanunlar ve ilgili mevzuata bütünüyle aykırı olarak (siyasi parti namıyla) de’Facto anarşist-terörist, bölücü-ırkçı örgüt ve radikal organizasyonların varlığına rağmen, bir de bu aleni olana izin verilirse; Yukarda sayılı kişi ve kurumların tamamı gayrimeşru, yok hükmünde, hıyanet ve gafletle malûl demektir.
İkinci mesele çok enteresan ve Türkiye’de bir ilk!
Türk siyaset tarihinin kara lekesi, politikACI’ların elemli yüzkarası, tam bir aymazlık, pişkinlik ve halk dalkavukluğu. Apaçık bir hak-adalet, hukuk ve demokrasi gaspı, ikiyüzlülük, çifte standart ve nihayet insanlık ayıbı! TBMM’nin kürsü yüzünde yazılı: “Egemenlik kayıtsız ve şartsız milletindir” emir, ikaz ve hatırlatmasına rağmen, adeta kinayeten insanları: Anayasa ve kanunların verdiği yetkiyi kullanmaktan alıkoyan;. Seçmenin bilgi-katkı, öneri ve iradesine başvurulmadan, “idarenin muhatabı insan, devlet idaresinde millet idaresini tayinle mükellef seçmene rağmen” parti sahipleri tarafından resen hazırlanmış “keyfi bir aday listesini” kerhen tasdik ve adeta bir noter gibi onaylama mecburiyetinde bırakan ilkel, insanlık, hukuk ve ahlâk dışı, antidemokratik ve despotik uygulamalar...
25 Parti ve sadece “BİR ÖNSEÇİM”  
Evet, 30 Mart 2014 Mahalli İdare Seçimlerinde sadece bir yerde; Saadet Partisi Bingöl İli, Merkez İlçe’de; “mahalli teşkilât, partili üyeler ve halkın isteği üzerine” Yargı denetimi ve Seçim Kurulu gözetiminde ÖNSEÇİM yapılıyor. Başka yok!.. Oysa “Önseçim”, demokratik siyasi hayatın vazgeçilmez unsuru kitle partilerinin vatandaş sıfatıyla insana ve yasaya verdiği değer, partiye kayıtlı üyelerin hak ve hukuklarına riayet, adalet, hukuk ve demokrasiye karşı olan saygı ve sadakatlerinin göstergesidir.
Şu hale nazaran: Her ne kadar 2820 Sayılı Siyasi Partiler Kanunu ve mütedair mevzuat zorunlu hallerde ve önseçimim imkânsız olduğu durumlarda “başkaca yoklama usullerine izin vermiş ise de” bu istisnai bur durumdur. Asla “bütün seçim bölgelerini kapsayabilir” anlamına gelmez. Bir şekilde “merkez yoklaması” olarak algılanabilecek “temayül yoklaması” ve diğer usul ve esaslar dâhilinde yapılan uygulamalar hukuki, ahlâki, insani ve tümüyle yasal değildir.
ÖNSEÇİM yapmayan partilere oy vermemek gerekir.
Bu nedenle sevgili halkımız ve eğerli seçmenlerin; Bizzat taraf olmadıkları, üye veya delege sıfatıyla şahsen katılarak hür iradeleriyle taraf olmadıkları.; Yargı Denetimi ve Seçim Kurullarının yasal gözetimi altında belirlenmemiş; ÖNSEÇİM yapılmadan tayinle gelmiş ya da “adaylık sıfatını satın almış” cebren dayatma, dallama, sallama adaylara kesinlikle itibar etmemeleri ve asla oy vermemeleri insani ve vicdani bir vazifedir.
Aksi takdirde: Seçimlerin ahlâki ve hukuki nedeni, toplumsal sözleşmenin mutlak gereği olan “Millet iradesinin devlet idaresinde temsili ve egemenlik hakkının halk tarafından kullanılması” imkânı ortadan kalkacak. Ayrıca: 2820 Sayılı Kanunun 93. Maddesinde, millet adına amir “siyasi partilerin, bütün parti içi çalışma, seçim ve faaliyetleri demokrasi esaslarına uygun olmak zorundadır” hükmü askıda kalacaktır. Unutmayınız ki!
Demokrasi olmazsa ilim olmaz, adalet gider, devlet biter, hak batıla iblâğ olur 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
 03

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Mustafa TURAN
Mustafa TURAN Hayat Hikayesi
Yaz aylarında havaların ısınmasıyla birlikte insanlarımızın sinir kat sayıları da artıyor. Sinirlerin zapt edilememesi bazen vahim olaylar da doğura biliyor. Hoşgörü, sevgi, şefkat ve merhamet duyguları, kumara verircesine harcanıyor. Onların yerine ise, kavga, tahammülsüzlük ve sabırsızlık hâkim oluyor.
Bir hadiste: “Asıl pehlivan güreşte rakibini yenen değil, kızdığında sinirine hakim olandır” buyrulurken, başka bir hadiste ise: “Sizden biriniz kızdığınız zaman, sükut etsin.” Buyrulur.
Maalesef sinirlerine hâkim olma noktasında insanlarımız biraz zafiyet göstermektedirler.
Kuyruklarla yaşamak zorunda olan bir toplum haline geldik. Her yerde kuyruk! İnsanlarımız ise ya açıkgöz ya da kaderci. Geçenlerde böyle bir kuyrukta beklerken, arzu edilmeyen bir kavgaya tanık oldum ve aklıma sıra ihlaline tepki çeşitleri aklıma geldi. Bu gün onları sizlerle paylaşayım istedim.
Klasik tepki: "Sıraya geç kardeşim!"
Neoklasik tepki: "Şeker kardeşim sıraya geçiver!"
Realist tepki: "Sıra var"
Sürrealist tepki: "Sallandıracaksın bunlardan ikisini Kızılay'da bak bir daha yapabiliyorlar mı?"
Romantik tepki: "Beyefendi galiba sırayı görmediniz"
Naturalist tepki: "Sırana geç"
Modern tepki: "Efendim insanımız eğitimsiz. Halbuki Avrupa'da…"
Post-Modern tepki: "Sırana geç lan ayı!"
Uzlaşımcı tepki: "Acelesi olmasa öne geçmezdi; Üzmeyin garibi"
Devrimci tepki: "Altyapı sorunları çözülmeden halkımız sıraya geçmez. Devrim olunca herkes hizaya gelecek"
Kaderci tepki: "İki dakika fazla beklesek kıyamet mi kopar? Kısmetse hepimizin işi görülür"
Felsefeci(Sempatik-kuşkucu) tepki: "Ön ve arka kavramları görecelidir. O tarafın ön olduğuna kim karar verdi? Öne geçtiğini zanneden aslında arkaya geçmiş olabilir."
Kant'cı tepki: "Efendim algılanmayan şeyler yok demektir. Bakmayın o tarafa adam yok olur."
Kötümser varoluşçu tepki: "Herkes bir gün ölecek. Onurlu bir şekilde bekleyin. Bir gün o adamda ölecek!"
İyimser varoluşçu tepki: "Sıkmayın canınızı, şu anın tadını çıkarmaya çalışın. Bakın ne güzel hayattasınız ve birileri önünüze geçebiliyor."
Hümanist tepki: "İnsanlık bir bütündür. Birimiz hepimiz birimiz için. Dolayısıyla birimiz öne geçince, aslında hepimiz öne geçmiş oluyoruz!"
Kendimizi bir test etsek, acaba hangi gruba gireriz?
Aslında üslubum değil ama istedim ki bu gün madem böyle bir sohbet ettik. Sohbetin kalan kısmını da biraz tebessümle tamamlayalım. Bir Pasta Memuru anlatıyor:
“Sene 1965.Bir genel müdürlükte özel kalem müdür yardımcısıyım. Bayrama 10 gün var. Benim müdür hastalandı. İşe gireli iki hafta olmuş, olmamış. Genel Müdür Bey çağırttılar:
-Tebrik kartları hazır mı?
-Hangi kartlar efendim?
-Aman evladım! Şükrü Bey sana söylemedi mi? Bayram geldi tebrik kartları şimdiye kadar hazır olmalıydı tüh tüh…Çabuk hemen hazırlayın!
-Emredersiniz Efendim! Dedim.
Genel Müdür Bey, bütün kartları çini mürekkebiyle ve en güzel yazımla yazmamı istediler. İki bin tanesini alt makamdakilere, “Bayramını kutlar gözlerinden öperim. ”,bin tanesini de üst makamdakilere, “Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.” şeklinde yazacaktım.
Sabaha kadar 3000 kart yazacağım. Düşünebiliyor musunuz? Kolları sıvadım, Bayramını kutlar gözlerinden öperim.1,5,10,18,38,78,108,188,588…Yazıyorum, yazıyorum bitmiyor. Nasıl sıkıntı bastı anlatamam.738,998…iki buçuk Samsun’u bu arada bitirmişim. Öyle işkence çekiyorum ki, ekmek parası olmasa bırakıp kaçacağım. Sıra 2000.karta geldiğinde şafak söküyordu. Ben de bitmişim ama önümde hala yığınlar duruyor. Bin tane de üst makamlara yazılması gereken var. Dördüncü paket sigarayla birlikte, “Sizin ve eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim.” diye yazmaya başladım.1,5,10,19,69,109…
-Sizin ve eşinizin saygısını bayramla kutlarken sıhhatli ve başarılı günler niyaz ederim!
-Niyaz ederim başarılı günler, sizinle eşinizin bayramını kutlarken!
            -Kutlarken eşinizin bayramını saygıyla, sıhhatli günler diler Niyazi ile beraber ederim!
            -Önce bayramınızı eder, sonra eşinizle Niyazi’ye başarılı günler dilerim.
            -Sizin de eşinizin de Niyazi’nin de bayramını saygıyla niyaz eder, sıhhat dilerim!
            -Sıhhatli eşinizin bayramını saygıyla kutlarken, Niyazi’ye başarılar diler aynı zamanda niyaz ederim”
            -Bayramınıza etmeden önce eşinizi saygıyla kutlar, Niyazi’nin gözlerinden öperim!
            -Sizin de, eşinizin de, Niyazi’nin de bayramını da, tatilini de, gelmişini de, geçmişini de saygıyla niyaz ederim!
            Sabah tam mesai saatinde, bunalmış bir vaziyette ve gözlerim kan çanağı içinde kartları yetiştirdim. Genel Müdür bir, ikisine şöyle bir baktı ve
            -Aferin! Güzel yazmışsın. Hemen postalayın!  Dedi.
            Hemen kartlar postalandı.
Üç gün sonra bizim Genel Müdürü, ardından da bendenizi postaladılar…

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 04

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Üzeyir Lokman ÇAYCI Hayat Hikayesi
ONU SUSTURUN!
Bor’da her gün su akışı olmayan bir arka yol kenarında evleri olan bazı zenginler tarafından lağım kanalları bağlandı.  Boylu boyunca ark yanında bulunan evler ağır kokular altında kalıyordu. İnsan sağlığını tehdit eden bu durum karşısında,  şikâyetlere rağmen her hangi bir yetkili ortaya çıkıp «bu olamaz!» deme cesaretini gösteremiyordu.
Paranın ve varlığın konuştuğu yerde haklılıklar ve mağduriyetler hiç önemsenmiyordu. Hizmete talip olanlar halktan çok uzaklarda sadece kendilerine hizmet için günlerini hiç ediyorlardı.
Fikri Efendi küçük bir esnaftı. O da kendilerine reva görülen aşağılamaların ve dışlamaların hoş karşılanamayacağını birer dilekçeyle üst makamlara birçok defa duyurdu. Bir vatandaş olarak yetkilileri durumun yerinde görülmesi için uyardı. Belediye başkanı kendisini de şikâyet eden Fikri Efendi için belediyenin zabıtalarına emir verdi:
-Onu ne yapıp ne edip susturun!
Çok geçmeden belediyeye ait zabıta ekibi Fikri Efendi’nin evinin önüne geldiler. Birisi:
-Bu adamı nasıl susturabiliriz? Dedi. Zabıta amiri Fikri Efendi’nin evinin önündeki parmaklığı düşünerek o an:
-Hah buldum bir şey! Dedi. Evin önündeki Belediyemize ait demir parmaklığı kırdığı gerekçesiyle 20 lira para cezasına çarptırılmıştır.  Şeklinde bir rapor hazırladılar.  Buna ait ceza makbuzunu da Fikri Efendi’ye gönderdiler.
Fikri Efendi ceza tutanağını alır almaz Belediye Başkanını makamında ziyaret etti.
-Bahsettiğiniz demir parmaklığı yeğenim Bahattin’e ben yaptırttım. Siz «çoluk çocuk arka düşmesin» diye benim tarafımdan yaptırılan demir parmaklığın belediyeye ait olduğunu söylemekten ve sağlam olduğu halde benim tarafımdan kırıldığını ifade etmekten utanmıyor musunuz? Dedi.
Belediye Başkanı, bu kez “utanmıyor musunuz?” sözüyle “makamımda bana hakaret etti” diyerek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Fikri Efendi önce apar topar karakola, oradan savcılığa götürülerek ifadesi alındı.
Fikri Efendi’yi Savcılık ifadesini aldıktan sonra suçüstü mahkemesine gönderdi. Bir bekçi, eşi Fatma Hanım’a Fikri Efendi’nin, “Evinin önünde bulunan demir parmaklığı kırdığı ve Belediye Başkanına utanmıyor musun şeklinde hakaret ettiği gerekçeleriyle”  mahkemede yargılanmakta olduğunu, bildirdi. Fatma Hanım on beş yaşındaki oğlu Garip’le evin önündeki demir parmaklığı, pimlerini çıkararak mahkemeye gönderdi. Garip kendisine göre oldukça ağır olan dökümden parmaklığı zar zor koşar adımlarla mahkemeye yetiştirdi.
Garip mahkeme salonunda sanık sandalyesinde oturan babasına kan ter içerisinde kırıldığı söylenen bu kurşun gibi ağır parmaklığı verirken Hakimle göz göze geldiler. Açık renkli pantolonunun üzerinde kan lekelerini gören Fikri Efendi usulca ona:
-Ne oldu oğlum? Pantolonunun yanlarında kan lekeleri var! Dedi. Garip de ona usulca:
-Buraya getirirken demir parmaklık bacaklarıma çarpa çarpa yaraladı!
Fikri Efendi önce oğluna acı acı gülümsedi.  Sonra gözyaşlarını tutamadı. Garip babasının gözyaşlarını görünce ona iyice yaklaştı, gözyaşları içinde:
-Baba,  sakın ağlama hiçbir şeyim yok! Dedi. Hakim de olanlardan haberdardı. Belediye Başkanı, Belediyenin su işlerinde çalışan Abdi’yi de yalancı şahitlik için göndermişti. Garip oraya gelmeden önce Hakim onu dinlemişti. Yemin ederek demir parmaklığı Fikri Efendinin kırdığını söylemesine rağmen hakim tarafından herhangi bir kırılmanın olmadığı da görülmüştü. Bizzat mahkemeye gösterilen bu parmaklığın belediyenin malı olmadığı da mahkemece kabul edildi ve dava düşürüldü.
Fikri Efendi serbest bırakıldı. Bir elinde demir parmaklık diğer elinde oğlunun eli, ağlayarak evine gitti.
Ertesi günü Fikri Efendi dükkânında otururken belediyenin su işleri işçisi Abdi ağlayarak yanına geldi. Fikri Efendinin eline sarılarak önce öpmek istedi:
-Dün mahkemede yalan şahitlik yaptım! Bugün sabah kalktığım zaman büyük oğlumun ölüsüyle karşılaştım! Ne olur Fikri Efendi beni affet! Çok huzursuzum çok! ALLAH beni hoş karşılamadı ve yavrumu elimden aldı! Dedi. Fikri Efendi ona:
-Bak bir hata yaptım, ALLAH çocuğumu elimden aldı diyorsun! Sanki hatayı tamamıyla yapan sen değilsin? Bir de yaptığın hataya ALLAH’I ortak koşuyorsun!  Çok geç kaldın Abdi Efendi çok! İnsan olan Hakim’e yalan söylerken, halka zulmeden amirine yaranmak için Hakim olan ALLAH’I unutuyorsun! Bana değil, bu sözlerini insan olan Hakim’e anlat ya da git evine secdeye kapan Hakim olan ALLAH’A yalvar!  Benim yapacağım bir şey yok! Cevabını verdi.
Bor, 23.10.1969 “Yaşanmış olaylar”
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
 
 
 05

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

EKMEK KIZARTMASI
Bayat Ekmek
Yeterince Yumurta
Yeterince kızartmada kullanılacak yağ
            Evde kalmış ve bayatlamış ekmekleri değerlendirecek ve sevilerek kahvaltı da yenilecek bir yiyecektir.
            Ekmekler orta kalınlıkta düzgünce kesilir. Bir kapta 3 dilime kadar 1 yumurta 6 dilime kadar 2 yumurta kırılır. Yumurtalar bir çatal ile ak ve sarısı iyice karışacak şekilde çırpılır.
            Tavaya kızartılacak yağ konularak kızdırılır.
Bir ekmek dilimi alınarak her iki tarafı bu çırpılan yumurtaya batırılır tavaya konulur ve tavanın aldığı kadar aynı şekilde diğer dilimler çırpılan yumurtaya batırılarak tavaya konulur.
Ekmek kızarınca diğer yüzleri çevrilir ve kızarınca bir tabağa alınarak servis yapılır.

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
 
 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Suhubi Ulvi CIRUL
Suhubi Ulvi CIRIL Hayat Hikayesi
İMAN VE AŞK
İman: İnancın en kutsalı.
Olanın kimin de dilinde başlar,
Kalbine iner.
Kiminin de;kalb ve dilinde birlikte vardır.
Kiminde;Kalbinin tümünde vardır titrer.
Görmeye göz ister.
 
Aşk: Neyi seviyorsanız,
O sevilene karşı duyulan sevgidir.
Aynı iman gibi.
Kiminin dilinde,kiminin kalbinde.
Kiminin hem kalbinde,hem dilinde.
Kiminin de kalbinin derinliklerinde.
17,03,2002

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
 
 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Şükrü GÜLTEPE
Şükrü GÜLTEPE Hayat Hikayesi
KÖYÜM
Akşam olur koyun,kuzu melerdi,
Analar tandıra unu elerdi,
Çocukları okullara salardı,
Köy düzeni böyle akar giderdi.
 
Çalışarak tarlalarda coşardık
Herk zamanı manda öküz koşardık
Hasat bol olunca bizde yaşardık
Köy düzeni böyle akar giderdi.
 
Pınarlar ırmak olur çağlardı
Gelin kızlar helkeleri takardı
Tandırları ekmek için yakardı
Köy düzeni böyle akar giderdi
 
Köyümün sorunu çoktur yazarım
Avare avare bende gezerim
GÜLTEPE'yim bu ahvale benzerim
Köy düzeni böyle akar giderdi

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 
  08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi
GİDEM DEDİM NAZLI YARİM
Gidem dedim nazlı yarim ağladı.
Bir of çekti ciğerimi dağladı
Bilmez misin dayanamam hasrete
Zalim gurbet yollarımı bağladı.
 
Yüce dağ başında bir gül bitirdim
Nasıl oldu da ben o yari yitirdim.
Eller sevdiğini almış yanına
Elimi koynuma soktum oturdum
 
Ilgıt ılgıt esen seher yelimi yelimi ?
Benim gönlümde divanemi,delimi ?
Durur durur yar göksünü geçirir,
Yoksa bu gün de ayrılığın günü mü ?

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 
 
 
 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Bir önceki Sayfaya Gitmek İçin Tıklayınız!

Bir sonraki Sayfaya Gitmek için Tıklayınız!

Rıza HARDAL
Rıza HARDAL Hayat Hikayesi
BİR GÜN
Can iğini ten yününden
Sarar kirmen,ular bir gün.
Sulu yalçınlar önünden
Açılar gül solar bir gün.
 
Gül dalna bülbül konar
Diken güle vermez zarar
Suna saçın baştan tarar
Saçlarını yolar bir gün.
 
Dünya oyur bir gün harap
Ne gül kalır,ne de turap
RIZA sebep olan harap
Gözlerine iner bir gün.
 
Kutret kazanı kaynama
Katılmış seyreder ona
Ecel kolunu boynuma
Habersizce dolar bir gün.
 
Acı tatlı yenmez olur
Yalan gerçek denmez olur
Hep kesilir sular bir gün
 
RIZA sözlerini bitirir
Bülbül gülünü yitirir
Dört mişi alıp götürür
Gelmediğe döner bir gün

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız

 

 

 

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.