DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yıl 18   SAYI  215  25 Ocak 2017

ÇORUM BAHÇELİ EVER CAMİ

 

 

 
Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL 
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
 
 
 
 
 

 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
BURALARI BEKLEME
            Günlerin geceleri, gecelerin gündüzleri kovaladığı haftaların ise sanki bir gün gibi olduğu, ayların ise haftalar gibi geldiği, yılların sanki allar gibi geçtiği yaşa erdik1
            Büyüklerimiz bazıları bana derlerdi! :
            -Ne çabuk geçiyor günler! Zaman çok çabuk ilerliyor, vakti yetiştiremiyoruz! diye dert yanarlardı. Bende:
            -Nasıl olur? Akşam olmuyor, vakit geçmiyor, geziyoruz, çalışıyoruz! Diyorduk.
            Onları o zamanlar benim yaşımda idiler. Şimdi anlıyorum ki; Yaş ilerledikçe yapılan işlerin de ağırlaşıyor ve vakit çabucak geçiyor. Bir iki saatte yapılacak işler artık günlerce elimizden çıkmadığını görüyorum. Geçmişte büyüklerimizin bana söylediklerinin gerçek olduğunu anlamış oldum!
            İşlerim sadece oturduğum yende koltuk üstünde oturup, klavyede yazmakla oluşan işler. Artık yayım işini bıraktım. Getirisi götürüsün den çok. Örnek olarak bir kitap hazırlamak için yapılan işler için verileri kabaca sıralar isem: Çalışmayı yazmak, düzenlemek, gözden geçirmek, sayfa düzeni yapmak, ters baskı için uğraşmak, matbaaya götürmek bastırmak.
            Çalışma basılınca büyük bir sevinç içinde basılan kitabının kokusunu ciğerlerine çekerek yukarıda belki yıllar, belki de aylar süren çalışmalarını görünce bütün yorgunluğunun gittiğini görürsün. Yaptığın emeğin semeresini görmek istersin her emekçi gibi. Dağıtım firmalarına gidersin belirlenen ücretleri verir ve kaş kitap istenirse kitabını teslim edersin.
            Beklersin geri dönüş için!
            Gelir mi. Birkaç kitap için paran gelir ya da gelmez!
            Düşünürsün. Alırsın onarca kitabı birkaç gün süren kitap fuarına gidersin. İmkânın varsa bu sana bir gezi olarak hatırana kazınır. Ya imkânın yoksa? İşte o zaman belki bir simit ile günleri geçirir harcadığın yol parasını bile çıkartamazsın!
            İşte bu Yayın cılık işidir.           

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi

YAHNİ  ET HAŞLAMA     

MALZEMESİ: İstenildiği kadar kemikli parça et. Bir miktar tuz,salça,kara biber.
Çoğunlukla düğünlerde pişirilir,evde de belirli günlerde yapılır.
Yemeklik kemikli et yıkandıktan sonra tencereye konulur.
Et kendi yağı ile ateşte bir miktar kızartılır.
Üzerine bir miktar tuz ve salça konulduktan sonra eti örtecek kadar su konularak et pişinceye kadar pişirilir . pişirilen et tabaklara konulunca üzerine kara biber serpilerek servis yapılır

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 05

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

İhsan TOMBUŞ
İhsan TOMBUŞ Hayat Hikayesi
BİR HATIRA
Hayat bir muammadır, sırrını kimse bilmez.
İstikbal karanlıktır, tuttuğu yol gözükmez.
Dostlar bir alevdir b karanlık içinde
Fakat devam etmez kaybolurlar git gide.
Hepimiz bu karanlık içinde söneceğiz,
Hepimiz unutulup kalplerde öleceğiz,
Bunları yazıyorum sönüp ölmemek için,
Solgun bir aleve gibi kalbe gömülmek için.
06 Nisan 1939 Nişantaşı

 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ayşe ÇOBAN
Ayşe ÇOBAN Hayat Hikayesi

DAVET
Gel;ey gönül,burdan köye aşalım.
Hoş sohbetli selam verelim gönül.
Karnımız acıktı,tez ulaşalım,
Nefis yemeklere erelim gönül.

Meşhurdur ovada çitime bostan,
Tatlı kış keleği ver yesin hastan,
Pekmezi sahadan,ayranı tastan,
Yiyip,içip burda duralım gönül.

Yağlı mayalısı,tandır çöreği,
Orakta yapılır hamur böreği,
Bunca nimet bize dinin direği,
Midelerde hatır soralım gönül.

Kışın kaymağını,yazın sütünü,
Koyunların külbastıdan etini,
Pilav üstü gelir kazın bütünü,
Olukta üzümü görelim gönül.

Yemeğin sonunda hasıda konur,
Sağ olun bizlere verdiniz onur,
Hamd olsun Allah’a dua okunur,
Gönüllerde dostluk kuralım gönül.

Ovakarapınar Köyümün adı,
Masaf mantısının güzeldir tadı,
Ey AYŞE ÇOBAN’ım yedin kalmadı,
Şükredip Çorum’a varalım gönül.

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mustafa AKÖZ
Mustafa AKÖZ Hayat Hikayesi

GÜZEL
Bayındır köyünde bir güzel gördüm.
Kudretten çekilmiş kara kaşları.
Topuğun dövüyor uzun saçları,
Yüksekten uçan humaya benziyor.

İsmini sondum,yüzüme baktı.
Bakışları kim bilir kaç kişi yaktı.
Kimin yarisin dedim,boynunu büktü.
Gölde yüzen sunaya benziyor.

Evleri var çeşme başında,
Sanki kekik oturur sınır taşında,
Hilali gördüm kara kaşında,
Yüzü tıpkı bir aya benziyor.

Rengi saf altını paslandırır
Sesi öten bülbülü kıskandırır
Gözleri mavi denizi küstürür,
Akışı tıpkı tunaya benziyor.

Bayındır köyünün güzel kızı,
Edası yakar MUSTAFA AKÖZ’Ü
Gözleri sanki bir çoban yıldızı
Yürüyüşü yeni doğan taya benziyor

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

 

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi

YİNE SENİ SEVECEĞİM
Sararsam da yaprak yaprak,
Olsam bile kara toprak.
Zehir olsa da yaşamak,
Yine seni seveceğim.

Sürsem dünyanın sefasını,
Çeksem Cehennem cefasını,
Verseler idam cezasını,
Yine seni seveceğim.

Kesip atsalar dilimi,
Kırsalar iki elimi,
Parçalasalar kalbimi,
Yine seni seveceğim.
 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ahmet CANBABA
Ahmet CANBABA Hayat Hikayesi
MEMLEKET DİLENCİSİ
Üç kişiydiler.
Daha düne kadar
yürek yangınları vardı.
Oysa şimdi mühür gözleri suskun.
Annelerine sarılmış iki çocuk
Ağlamakta
Bankta.

Üç kişiydiler.
Dertleri üç kat daha fazla.
Sümüğünü çekiyor birisi,
Yanakları kızarmış birinin
Ayazla.

Üç kişiydiler
Iraktan kaçıp gelen.
Mülteciydiler.
Babasız iki çocuk,
Kocasız anne.
Ekmeksiz, aşsız
Çaresiz.
Memleket dileniyorlardı
Memleket
Savaşsız.
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 10

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Özgür BİÇER
Özgür BİÇER Hayat Hikayesi
BEN   ŞAİRİM
Ellerimden düşürdüğüm
Bir kenara itilmiş anılar
Sıradan
Alışılmış
Diye suçlanan.
 
Ellerimden düşürdüğüm
Romantik akşamlarda,
Mum alevinde dinlediğim şarkılar.
 
Unuttuğum   bizim şarkımız.
Çekincem kuğu kuşlarına,
Sırdaşım aylak martılarda dinlesin.
Güneş bir daha  doğmayacak desem bu şehre
Bir daha doğmaz!
Ben şairim
Sevdayı dillendiririm
Yaralı bir kuşun kanadını sarar,
Dert ortağın olurum
Yaşadığın her kara gecenin
Ardından ilk gün ışığı gibi  dolarım
İçine, hüzme, hüzme dizelerimle
 
Ben şairim
Başka ne söylemem gerek
Üstadın dediği gibi
Gerisi boş
Gerisi hikaye
Daha ne söylemem gerek,
Ben  şairim.
27.03.1999      SAMSUN

 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

11

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Hüseyin TAŞKAYA
ALLAH C.C.
Allah’tır bu alemi yaratan
Türlü türlü varlıklarla donatan
Hiç uğruna ocağını karartan
Bunlar şahit Allah değil mi ?
Allah bilir karanlıkta gezeni
O sevmez kullarını ezeni
Görmüşünüzdür dünyasından bezeni
Bunlara şahit Allah değil mi
Allah’ın düzenine akıl ermiyor
Kimse O’nun ne yaptığını bilmiyor
İnsanlar Allah’ı elbet görmüyor
Anılan yerde hazır olan Allah değil mi ?
Allah bilir bütün olan bitenleri
Allah affetmez israf edip dökenleri
Aynı yerden gelir insanların kökenleri
Bunlara şahit Allah değil mi ?
Doğana de varsa Allah Yaratmış
Zaman zaman kendisini arartmış
İnanmayanlar dünyasını daraltmış
Gelmeden geleceği bilen Allah değil mi ?
Yıllardır Allah’ı gören olmamış
Kötülük edenler iyilik bulmamış
Kişinin ettiği yanına kalmamış
Bunları bilen Allah değil mi ?
Allah’tan kötülük asla gelmiyor
Bazıları bunu bile bilmiyor
Herkese iyilik etmek elden gelmiyor
İyiliklerin kaynağı Allah değil mi ?
Allah bilir kimin ne yaptığını
Bilmiyor musunuz insanın puta taptığı
Kimse bilmiyor kıyametin koptuğunu
Bunların hepsini bilen Allah değil mi ?
Allah’ı bilen kendini bilir
Allah’ı bilmeyen belasını bulur
Belasını bulana çok yazım olur
Herkese yardım eden Allah değil mi ?
Allah her şeyden yücedir
İnanmayanların gündüzü da gecedir
Günahı çok olanın hali nicedir
Herkese yardım eden Allah değil mi ?

 

 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 12

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Erol DUYGUN
Erol DUYGUN Hayat Hikayesi
Erol DUYGUN
OLMASA

Hatırlamak ne güzel
Unutulmak olmasa
Kokladığım gül güzel
Dikenleri olmasa
 
Yolun sarpı güzeldir
Ayak yalın olmasa
Kız çağında güzeldir
Sonra gelin olmasa

Kavuşması güzeldir
Ayrılığı olmasa
Ayrılık da güzeldir
Bakiliği olmasa


Dalda yaprak güzeldir
Hazan yeli olmasa
Gerçek sevmek güzeldir
Gerçek yalan olmasa

Ölmek bile güzeldir.
DUYGUNİ’YE olmasa
Yaratılan güzeldir
Bozulması olmasa
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 13

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Rıza HARDAL
Rıza HARDAL Hayat Hikayesi
GÜZEL OLUR MU?
Güzele güzel denir mi?
Kaşı kara olmayınca
Aşk sevdaya doyulur mu?
Gözü ela olmayınca
Güzelin gerdeni petek
Güzel alak, güzel satak,
Güze ile güzül yatak
Yatmadan sarılmak olur mu?
Güzelin dişleri inci
Güzel olan yakar genci
Güzel koynuda turuncu
Em demezse emilir mi?
Güzelin yakar ateşi
Güzelin güzel bakışı
Bülbülün güle ötüşü
Güle konmadan olur mu?
Her şeyin bir güzel yönü
Güzeli söz eder ünü
Güzel çözer karı buzu
Güzel olan buz olur mu?
Bakmayasın kaşa göza
RIZA ne ned doğru söze
Bakmayınca gözü göze
Güzelle sohbet olur mu?
17/01/2010 Bursa
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 14

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Paşa ÇETEN
Paşa ÇETEN Hayat Hikayesi

DENİZLERİM KAN

Dokunalı ayrılığın kanatlarına
Ben ölümün sevgili eşi
Denizlerim kan
Denizlerim kan. umudum
Titreyerek sönüyor tenim
 
Aşıklar çekilmiş, yalnızım
Küçülmüş yatağımda bir biçim nihayet
İçimde taşıdığım hıncımda boğmuyor beni
Çöl basıyor gözlerimi, yüreğimi
Bir gerçek bir serapsın, sen Leyla !
 
Zincire vurulmuş bulutlarımla
Sükuta teslim oluyor ruhum
Dilimde göğün paslı kilidi
Dehlizler boyu yürüyorum karanlıkta
Böylece kalacakmışım sabrın önünde

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

15

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Metin DEMİRCİ
Metin DEMİRCİ Hayat Hikayesi 
HEM SONRA GÖZLERİM
Renksiz çiçek olmaz ki
Salma ellerini kalbime öyle
Bulutlar bile şimşeğin kahrından ağlar
Hem sonra gözlerim senin değil ki
 
Tutkular kırar kanatlarını kuşların
Kimi bağlar kimi çözer umudunu
Sevgi de alır payını sessizlikten
Hem sonra gece yalnız gelmedim ki.
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 16

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Muhsin AKTAŞ
Muhsin AKTAŞ Hayat Hikayesi
DAR GELİR BANA
Bulutlar kaplamış göğün yüzünü
Yıldızlar saklamış bütün özünü
Baktım bulmadım yosun gözünü
Koskocaman Konya dar geldi bana

Duvarda aradım resimlerini
Semada taradım hayallerini
Aynamda aradım cisimlerini
Sensiz bir tek gece zor geldi bana

Sokak lambaları üstüme geldi
Kuş tüyü yatağım sırtımı deldi
Bu gönül yar diye tek seni bildi
Sensiz bir tek hece ar geldi bana

Ne gece ne gündüz sensiz olmuyor
Bu can senden başka derman bilmiyor
Mizabiyem derdim çare bulmuyor
Sensiz lavlar bile kar geldi bana
28.07.2008
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 17

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Metin DEMİRCİ
Metin DEMİRCİ Hayat Hikayesi 
SONLAR
Her sonbaharda Her yaprak düştükçe toprağa
Her yazdan kaldıkça böyle çaresiz göçüp geçtiyse tuşlar
Sunuldukça yeşiden güzelim doğar soğuk beyaz
Gömlekler diktikçe
Kendine delil deli sebepsiz
Sular can verdi mi şöyle kaskatı
Söz versem de bahara
Söz versem de kendi kendime
Bildim bu böyledir
Bildiğim sonbahar sorgular beni.
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

   18

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Zeliha GÖK
Zeliha GÖK Hayat Hikayesi
SARIÇİĞDEM
Gün doğmuş güneş açmış göğsüme
Buzlar erimiş suya dönmüş toprağıma
Cemre düşmüş bahar gelmiş gönlüme
Sarı çiğdem nerde kaldın beklerim

Yağmur yağmış yedi renk gökkuşağı
Gönlüm pırpır bir yukarı bir aşağı
Şu bedenim gah ölüyü gah yaşayı
Sarı çiğdem nerde kaldın beklerim

Umutlarım yaprak yaprak açayı
Gökyüzüne türlü renkler saçayı
Söyle gardaş nerden buldun bu sarı boyayı
Sarı çiğdem nerde kaldın beklerim

Gözlerime ışık kat etme gel gayrı
Mutluluktan yana dörte bir ver payı
GÖKKIZ derki geldi bak mayıs ayı
Sarı çiğdem nerde kaldın beklerim

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

  19

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mustafa GÖKGÖZ
Mustafa GÖKGÖZ Hayat Hikayesi
LANET OLSUN
Gittiğin o yolun kenarındaki ağaçlar;
Üzerine bastığın taşlara da lanet olsun,
Dağlara gözlerini kavuşturan yamaçlar
Gözünden akıttığın yaşlara da lanet olsun.

Kokladığın çiçekler, beğendiğin kelebek,
Yaptığın çeyizlere harcadığın bin emek,
Güzel günler hatrına zor da olsa söylemek,
Aydınlığından geçtim, loşlara da lanet olsun.
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

  20

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mesut ARTAR
Mesut ARTAR Hayat Hikayesi
MÜHÜR GÖZLÜM
Belki de mühür gözlüm
Çok sevdiğimden
Kaybettim seni.
Gözlerinin içine bakıp
Seni seviyorum
Hem de delicesine demeliydim.
Güzelliğini
Gökteki yıldızları
Kıskandırdığını
Söylemeliydim.
Sana hayatınım
Baharı ol demeliydim
Yada ne bileyim
Saf sevgimi yüklediğim
Yüreğim.
Uzakta olsak da
Ona bakarak
Sevgimi hatırlaman
İçin sana
Hediye vermeliydim.
Beklide vermeyişimin
Sebebi
Hakketmediğinden
Değil
Değerini bilmediğinden.
Şimdi oturup
Düşündüğüm zaman
Kendime kızıyorum
Çünkü
Hala
Seni seviyorum
Yaptıklarını
Düşününce
Kendimi
Kötü hissediyorum
Sen istenmemenin
Ne demek
Olduğunu bilir misin
Bak
Bunları yazarken
Bile göz yaşlarıma
Engel olamıyorum.
Ellerinde
Çiçeklerle yedi saatlik
Yoldan gelmişken
Hala neden geldin
Diye
Sana soran oldu mu?
Sen hiç üzüntüden
Hasta oldun mu
Ateşin çıktı mı
Sen gününü
Gün ederken
Ben ateşler
İçinde kavrulurken
Ve bana o halde
Git diyordun
Anlayabiliyormuşsun
Sana kötü
Bir şey söylemedim
Sevgimin ne
Kadar büyük olduğunu
Göstermeye çalıştım.
Evet bana gelme
Dedin
Ne yapabilirim
Seni seviyordum.
Bütün bunları
Sana olan
Sevgimden yapıyordum
Sense
Bir başkasına
Olan sevginden
Bilmem
Anlatabiliyor muyum
Yada sen
Anlıyor musun
Ben şunu
Çok merak ediyorum
Aramızdaki
Yaş farkı olmasaydı
Ne olurdu?Ki
Bunu problem
Yapacak kişi
Sen değilsin benim.
Keşke hep
Mantıksız kalsaydın
Çünkü
Aşk içine
Mantığı soktuğun
Zaman ilk başta
Mutlu olursun
Sonra
Yavaş yavaş anlarsın.
Tek merak ettiğim şey
Bu mühür gözlüm
Aramızdaki yaş farkı
Olmasaydı ne olurdu
Ve benden
Özür dileyecek misin
Özür dilesen de
Bir değeri kaldı mı sence?
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 21

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Özkan KARACA
Özkan KARACA Hayat Hikayesi
KARARTMA GECELERİ
Benim hayallerimi boşa çıkardın
Kırgınlığımla kaldırımların boşluğuna düştüm
Anladım ki, sana olan sevgime
İhtiyacın yokmuş
Anladım ki, sevgini bir başkası için
Örmüşün

Karartma gecelerime yıldızlar düşer
Yıldızlar ellerimde sıcak olur,
Yas düşer
Rüyalarım gözlerime bıçak olur,
Kan düşer
Ayın yüzü avuçlarımda kor olur
Ruh ilimi ısıtan, can izimi ısıran
Geceler

Karatma gecelerimde
Karanlıklar gözlerimi yoklar
Beynimin süngerine karanlığı batırırım
Başımı emen yastıklar
Karatma gecelerimin sahibi olur
Kaç gecenin ölümcül soluğunu duydum
Senin karartında
Yüreğime acı vurdun
Geleceğin arazisine
Karartı gecelerinin
Sirenini duyurdun
 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.