DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yıl 19   SAYI  222  25 Ağustos 2017

BURSA ULU CAMİ

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL 
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.

 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
GİTTİK GEZDİK GÖRDÜK
            1994 Yılında aracımı aldığım yıl Amcaoğlunu İzmir’e ziyarete gitmiştik. Geçenlerde eşime:
-Haydi! Şöyle bir dolaşalım. Yılmaz aramıza kara kedimi geçti diyor. Bir ziyaretlerine gidelim. Geliyoruz da diye aramayalım belki Bursa’da değillerdir, belki biz gidemeyiz yolda kalırız. Oraya gitmemiz nasip olur ise oradan ararız dedim. Eşimin:
-Ben senin arabanla gitmem, otobüsle gidersen gidelim demesi üzerine:
            -Valizimi hazırla o zaman ben yalnız gideceğim. Blöfümün üzerine o da beraber gelmeye razı oldu. Hazırlandık.
15 Eylül 2017 Cuma günü saat iki’den sonra Aracımıza bindik:
-Hacım bir Sungurluya doğru gidelim bizim ihtiyar yola gider ise bizde aracımızla gideriz! Bir deneyelim diyince Hacı Hanımda araca bindi. Kemerlerimizi bağladık Besmeleyi çektik yola koyulduk. Koparanı rahat bir şekilde çıkan ihtiyar aracımız ile saat 18 civarında Ankara’ya vasıl olduk. Bir yerde konakladık.

Kaldığımız yerden bizim ihtiyar

Bursa İnegö'le varmada dinlenme alanı

16 Eylül 2017 Cumartesi günü Sabahleyin aracımıza bindik Eskişehir üzerinden Bursa İnegöl'e gelmeden bir dinlenme alanına uğradık. Hem de 44'üncü evlenme yıldönümümüzü kutlamış olduk, yedik içtik hem biraz oturduk ve yolumuza devam ettik
Bursa’ya saat 14 civarında vasıl olduk.  Bursa’da Amcaoğlum Yılmaz Gürsel’i aradım. Hal hatırdan sonra Bursa’da olduğumu söyledim.
Sevindi adresini verdi.
Semte vasıl oluksa da bizim ihtiyar aracımız bizim Bursa’yı bilmememiz, Dönüş yerlerinin kaçırınca küçük şehirlerde ki gibi kısa yerden geri dönüş olmaması ve trafik ışıklarında dur kalk yapmamız ile adres sormak için beklememizin de cabası havanın 35 derece de olması bizim ihtiyarı pes ettirdi su kaynattı.
Amcaoğluma telefonla bulunduğumuz yeri söyledim oraya geldi. Bulunduğumuz yerde Bir genç şahıs:
-Yardıma ihtiyaç var mı? Diye sordu. Bende:
-Tanıdığınız bir tamirci veya bir çekici araç telefonu var mı diye cevap verdim. Sağ olsun kendi telefonundan birkaç kişiyi aradı ve çekiciye bulunduğumuz yerin konumu attım birazdan buraya gelecek demesi ile rahat bir soluk aldık.
Çekici 45 dakika içerisinde bulunduğumuz yere geldi. Çekici sahibi:
-Araca nereye götüreceğini sordu. Bende
-Yarın Pazar günü sanayide pek usta bulamayız. Sanayide de tanıdığımız yok biz Aracı bizim Emmioğlunun evinin önüne götürelim, Pazartesi erer isek telefonunu ver sen gel bildiğin bir Renocuya götürürsün dedim.

İhtiyar tamirde

 - Çekici Evet! Doğru söylüyorsunuz, yarın Pazar tanıdığınız da yok! Diyen kurtarıcı şoförü aracımızı çekicinin üzerine yükledi. Amcaoğlu Çekici şoförünün yanında Hacı Hanım ve ben Aracın üstünde yolları seyrederek Amcaoğlunun konutuna geldik. Aracımızı çekiciden indirilince hacı Hanım ve bende araçtan indik ve yukarıya çıktık..

Ertesi gün öğlenden sonra Yılmaz ve Şadan Gürsel İle Eşim Selma Gürsel durak taksisi ile Bursa Ulu camisini ziyarete gittik. Biraz fotoğraf çektim. Camiden çıkınca gezerek metroya geldik. Metro ile gideceğimi istasyonda indik ve oradan taksiye binerek Emmioğlunun evine geldik.
Pazartesi sabahleyin araç çekicisinin sahibi ile telefon görüşmesi yaptık. Okulların açılmasından dolayı çocuğu okula götürdüğünü biraz gecikeceğini söyledi, bir başka araç göndermesini söyledim. Başka bir çekici geldi aracımızı yükledik ve küçük sanayiye geldik. Devridaim pompası değişti. Usta aracı biraz koşturmamızı aracın hararet yapıp yapmayacağını kontrol etmemizi ve durumu kendisine telefon ile bildirmezin söyledi. Emmioğlu ile 25 kilometre kadar aracımız ile Bursa’da 2 saat kadar tur attık araç hararet yapmadı. Ustaya telefonla aracın hararet yapmadığını söyledim.
Akşam Emmioğlumun eşi:
-Mudanya’da gününün olduğunu ve kızının sabah kahvaltısına bizi beklediğini muhakkak gelmemizi istediğini söyledi. Bende.
-Davet hak gitmeyen ahmak! Hazırlanın gidelim. Dedim.
Bizim ihtiyara doluştuk, Emmioğlu tarif etti biz gezdik, dolaştık sonunda evi bulduk. Kızımız bizi misafir etti kuş sütü eksik mükellef bir kahvaltı yapık. Amcaoğlumun Eşi Şadan:

Sabah Kahvaltısı için

-Siz oturun ben Selma ile şuradan otobüse biner gün parasını verir döneriz dedi. Bende:
-Aracımız var, Selma’yı davet etmiyorsun Yılmaz ile beni niçin davet etmiyorsun dedim. Gülüştük Öğlenden sonra aracımız ile Mudanya geldik.
Bir çıkmaz aralığa park ettik. Kadının birisi bağırıp çağırarak buraya park edemezsiniz, biz burada oturuyoruz gibisinden bağırmaya başlayınca bende:
-Neden bağırıyorsunuz. Eğer uygunsuz bir park var ise trafiği çağır çektir. Dedim. Sonra karşıda duran aracın sahibi ben başka yere alayım siz buraya park edin diye aracını alarak bize aracımızı park etmemiz için yerini verdi.

Mudanya

Park ettiğimi yer sahile çok yakın yerdi. 50 metre sonra sahilde fotoğraf çekindik iki bayan günlerine gitti. Emmioğlu ile ben camiye gittik, çıkınca bir balık lokantasında çay içtik. Biraz sonra telefonu çalan emmioğluna cevap verdi. Emmioğlu:
 -Bizi de balık yemeye çağırıyorlar haydi gidelim dedi. Çay hesabını ödedik ve bizi çağırdıkları balık lokantasına gittik. Balıklarımı ve fırında tahin yedik ve çaylarımızı içtik aracımıza binerek Bursa’ya döner iken debriyaj balatası sıyırdı. Aracın devrini buldurarak Bursa’ya geldik. Aynı ustaya aracı bırakarak taksi ile eve döndük.

Bayanlar Lokanta içinde biz dişinde balıklarımızı yedik

Araç bir sonrası gün çıkacak hayırlısı olsun dedik. Evde kahvaltıyı yapınca Emmioğlu:
-Bu gün ne yapalım diye sordu. Bende, Çorum’un eski bir deyimini söyledim.
-Misafir Ev Sahibinin eşeğidir. Nereye götürür ise gider, nereye bağlarsa oturur. Dedim. Birden anlamadılar. Açıkladım. O zaman Şadan:
-Göl Yazıya otobüs gidelim burada bir şeyler hazırlarız orada Belediye çay bahçesi var orada yeriz orayı görürüz. Dedi
-Selma evde kavrulmuş ve çekilmiş haşhaş tohumu var demiştin ben size katmer yapayım dedi. Şadan:
-Bende size biber ve patlıcan doldururum alır gideriz dedi. Hazırlık saat 15’i buldu. Otobüsle Göl Yazıya giden otobüslerin kalktığı yere gittik. Göl Yazıya giden otobüsü bekler iken biraz üzüm aldık.
Göl Yazıda bulunan Belediye çay bahçesine oturduk. Zaten çay bahçesi son durakta bulunmakta idi!
Belediye Çay bahçesinde son iki masayı birleştirmek istedik idarecisi biraz bozuldu. Ben iki masayı bileştirdim. Ses çıkarmadılar. Hanımlar masayı hazırlar iken Emmioğlu ile İkindiyi kılmaya camiye gittik. Allahtan abdestlerimiz vardı namazı kıydık. Şadırvan boştu.
Namazdan sonda çay bahçesinde çalışandan üzümleri yıkamasını rica ettim, sağ olsun yıkadı. Bir tabak istedim birazda onlara verdik. Yedik oturduğumuz yerden etrafı seyrettik. Hanımlar kayığa binmeye korktukları için kayığa binemeden otobüse binerek ikametgâha döndük.

Göl Yazı Belediye Çay Bahçesi

Göl Yazı Sandallar

Perşembe sabahı kahvaltımızı yaptık. Sabahleyin aracımızı tamir eden arkadaşa evin konum atarak aracımızı getirmesini rica ettik getirdi. Bizde Emmioğlu ile beraber giderek tamir yapan arkadaşı iş yerine getirdik ve Emmioğlu ile Eve döndük.
Yola çıkmak için Ev sahiplerinden izin istedik. Onlarda daha kalın diye ısrar ettilerse de misafirliğin üç gün olduğunu biz ise altı gündür misafir olduğumuzu söyledik. Sabah gidin bir gün daha kalın dediler.
Kızımız arabası ile gelerek Hacı hanımı ve annesini alışverişe götürdü bizde Emmioğlu ile evde oturdu.
Cuma sabahı Sabah Namazını kılarak Yılmaz ve Şadan’a teşekkür edip helâlaşarak yola çıktık. Saat 8,30 da Eskişehir’e girdik bir kahvaltı yapalım diye Eskişehir içinde araç ile dolaştık. Bütün dükkânlar hemen hemen kapalı idi. Epey dolaştık bir ana cadde üzerinde bir pastane gördük.
Park ederek pastaneye girdim çalışanına:
-Burada bir kahvaltı yapabilir miyiz araç dışarıda diyince çalışan:
Tabi kahvaltı yapabilirsiniz fakat burada park yasak ekip ceza yazabilir dedi. Pastacı çalışanının ikazı üzerine aracıma gittim. Hacıya
-Ben araçta oturayım ekip ikaz ederse bir tur atar gelirim pastanenin önünden ayrılma dedim. Aracın dörtlülerini yaktım Hacı biraz poğaça ve simit alarak geldi. Eskişehir’den çıktık Ankara’ya doğru yol aldık.

Sivrihisar

Biraz ilerleyince canımız çay istedi. İleride Sivrihisar levhasından döndük Nasrettin Hocanın Memleketini de görmüş olduk. Tekrar yola koyulduk.
Ankara’da Yazarımız Ahmet Canbaba’ya gelirsek uğrarız sözümüzü de tutamadık. Vakit olumlu ve gücüm yeterli gözüküyordu Ankara’ya uğramadan çevre yolundan Çorum’a saat 17,30 da vasıl olduk.
Allah’a şükürler olsun gittik geldik.
Biraz yorulduk fakat bu gezimi sizlerle paylaşmak istedim!

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi
KAYSI HOŞAFI  
Kurutulmuş meyveler veya taze meyveler ile yapılırlar. Bunlar;kurutulmuş vişne,kuru üzüm,kuru incir,kak edilerek kurutulmuş ayva ,kaysı,armut,elma gibi meyvelerdir. Mevsiminde taze olarak da yapılırlar. Önce meyveler  ılık su ile güzelce yıkanır. Tekrar temiz ılık su ile ıslatılır,bir miktar pekmez ya da şeker ile yıkanan ve temizlenen meyve kuruları pişirilirler. 
Meyveler yaş ise,güzelce soğuk su ile yıkanır. Çekirdekleri ayıklanır,büyük meyveler dilimlenir. Ayıklanan meyveler bir miktar şeker veya pekmezle kaynatılır. Hoşaf  soğuk olarak servis yapılır. Pilav veya mayalı ile servis yapılır
 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ayşe ÇOBAN
Ayşe ÇOBAN Hayat Hikayesi

GÖNÜL DOSTLARINA
Ey yüce Allah’ım senin aşkınla,
Kabardı şu bağrım coştu vallahi.
Damarda hızlandı dolaşan kanım,
Gönül dostlarına koştu vallahi.

Hoş geldiniz bize gönül dostları,
Gönülden selamı verir üstleri,
Biz de muhabbetin sevgi izleri,
Bir yıl değil,bini aştı vallahi.

İlahi sevgidir şiir yazdıran,
Gece yarısında uyku bozduran,
Mecnun edip ilden ile gezdiren,
Gönül bir kuş olup,uçtu vallahi.

Unutulmaz saygı değer ozanlar,
Allah aşkı ile kitap yazanlar,
Gönül bahçesine girip gezenler,
Sizleri dinlemek,hoştu vallahi.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mustafa AKÖZ
Mustafa AKÖZ Hayat Hikayesi

MÜSLÜMAN TÜRK’ÜM
Benim aslımı,neslimi soruyorlar,
Ben Müslüman bir Türk’üm
Aslımı söyleyince bir tuhaf bakıyorlar,
Şükür ben Müslüman bir Türk’üm

Ben topraktan geldim toprağım
Dünya dalında sadece bir yaprağım
Ne ölüyüm,ne de hortlağım,
Ben Müslüman bir Türk’üm

Kimi ayıdanım,kimi maymundan,
Bunların haberi yok ki kendi soyundan,
Nasibini almamış İslâm payından,
Ben Müslüman bir Türk’üm

Adem Aleyhisselam’ın zürriyetindenim,
İbrahim Aleyhisselam’in milletindenim.
Türkiye Cumhuriyeti hüviyetindenim,
Ben Müslüman bir Türk’üm

Çorum Mecitözü Bayındır Köyündenim,
Adetim,törem dini İslâm huyundanım,
Fatih’ler,alpaslan’lar soyundanım,
Ben Müslüman bir Türk’üm

Kitabım Kur’an Bayrağım Ay Yıldız,
Bayrak,Sancak,ecdat yadigarımız
İsmimi sorarsanız MUSTAFA AKÖZ,
Ben Müslüman bir Türk’üm

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi

GÜL YÜZLÜ SEVDİĞİM
Gül yüzlü sevdiğim neme gücendin,
Senden başkasını sevdiğim mi var ?
Kıblemi,Kabe’mi sana bağladım,
Senden başkasını sevdiğim mi var ?

Aşkına düşeli yüzüm gülmedi,
Çok bekledim yarden haber gelmedi.
Çalışıp çabala oda olmadı,
Senden başkasını gördüğüm mü var ?

Akarsu sevmezse düşer mi dile.
Sevda bir çiçektir,götürmez hile.
Değil hakikatte düşümde bile,
Senden başkasını gördüğüm mü var ?

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ahmet CANBABA
Ahmet CANBABA Hayat Hikayesi
OYYY DEME OY İSTEME
Deme niçin?
Anlıyorsunuz
Bilinçsiz bir ölüm için
Tekrar dön işsizliğine.
 
Sana  arka çıkanlar
Elinden tutarlar belki.
Süzülüp imbiğinden geçerken
 
Hayatın,
Her gülüşüne
Bir kıvılcım tütsülenir.
 
Yaşamı borç bil.
Acısını yaşayıp
Gözlerinin içine sokulurcasına
 
Köle pazarının hazırlıklarında
Saldırgan yüzleri
Vampir çığlıklarının.
 
Sen hayatını koyarsan
Koy
Bir hırka
Bir lokma ya.
 
Un
Sabun
Pirinç yağ
Peşinden

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 10

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Özgür BİÇER
Özgür BİÇER Hayat Hikayesi
SEVGİLİ
İnanmak isterdim sevgili
İnanmak!
Öz geçmişinin bağırtılarını susturmuş,
Yarını kucaklamaya hazır 
İnsanlarında var olduğuna.
İnanmak isterdim sevgili,
İnanmak..
 
Bulmak isterdim sevgili,
Bulmak,
Burnu sümüklü,
Eli ayağı çamurlu çocukları ve isterdim.
Serçe parmağından tutup,
Gezdirmek, mahle aralarında onları,
Onların büyümemiş, hep küçük kalmış,
Umutlarını yüceltmek isterdim. 
Ve aynı anda seyre dalmak isterdim,
O tertemiz yüreğine sayısız kuşun yuva yapışına…
Nisan 1998   Atakum/SAMSUN

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

11

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Hüseyin TAŞKAYA
ÇORUM’UM
Çorum’un yeri ne kadar düzdür
Her işi meşhur ne güzel sözdür
Kışları soğuktur iyisi güzdür
Görmeye değer Çorum güzeldir.
 
Senen yaptığını Çorumlu yapmaz
Çorumlunun gözü pektir hiç korkmaz
Bir söz verdimi sözünden çıkmaz
Görmeye değer Çorum güzeldir.
 
Meşhurdur Çorum’un leblebisi
Olmazsa fabrikaların zehirli isi
Türkiye’de bir tanedir saat kulesi
Görmeye değer Çorum güzeldir.
 
Çorum eski bir vilayettir
Müzeleri ona delalettir
Huzuru sağlayan adalettir
Görmeye değer Çorum güzeldir.
 
Çorum ilinde ne eksen biter
Dargınlılar ölümden beter
Barış ekilen yerlerde gül biter
Görmeye değer Çorum güzeldir.
 
Çorumluyum diye çok yazdım
Diyarı gurbetti gezdim
Olaylardan hile sezdim
Görmeye değer Çorum güzeldir.

 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 12

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Erol DUYGUN
Erol DUYGUN Hayat Hikayesi
TÜRK GENÇLİĞİ
Anla artık;Türk Gençliği !
Bu Millete ol kılavuz.
Dinle artık Türk Gençliği !
Bize neler demiş Oğuz ?

Yunus gibi de şiiri,
Ferhat gibi vur demiri,
Allah’tan al tek emiri,
İşte öğüt,işte vaaz.

Besmeleyle başla işe,
Yardım gelir bu gidişle,
Aldırma yokuş,inişe,
Öyle yaman idi Yavuz.

Haksızlığı elin ile,
Gücün yoksa dilin ile,
Hiç olmazsa gönlün ile,
Düzelt aman yiğit,yağız.

Cemaat ol,cemiyet de,
Keyfiyet ol,kemiyet de.
Kurtul İslamiyet’le
Tevhid çek kutlu ağız.
Haziran 1889

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 13

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Rıza HARDAL
Rıza HARDAL Hayat Hikayesi
TEKRAR
Padişah, Sadrazam, Kadı
Var mı bu yemeğin tadı?
Koca imparatorluk noldu?
Yine mi dönelim geri?
Referandum düğüm çözmez
Çok vatandaş bunu bilmez
Gelen selfet geri gelmez
Tekrar dönelim mi geri?
Türk milleti sizi seçti
Üstüne bir zehir içit
Vatandaşlar dağa düştü
Yine mi geri dönelim?
Geri vites yol alır mı?
Meclis sizlere kalır mı?
Suçsuz Mehmetçik ölür mü?
Tekrar dönelim mi geri?
Bush’mu çözümü bulacak
İncirliği mi alacak
Nice suçsuz kanı akacak
Yine mi dönelim geri?
Turban dedin baş örtüye
İyi denir mi kötüye
Et yumuşak deynek katıya
Tekrar dönelim mi geri?
Vatan bütündür bölünmez
Ölenler ile ölünmez
Şehit olan geri gelemez
Yine dönelim mi geriye?
24/10/2007

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 14

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Paşa ÇETEN
Paşa ÇETEN Hayat Hikayesi
YAĞMURLA
Dağlar,
Denizler,
Irmaklar,
Ve her şey.
Yağmur gıpta eder her birine
Ve bir kartpostal
İnfazında yakalar
Kapkara bir hayatın bekçilerini
Denizlerin en koyu delhizlerinden kopup gelen
Bir damla suya onca ateş
Nasıl Yakılr?
Nasıl kirletilir insan?
Dışa vurur
Gözlerinin ateşine yenik düşen zulümler
O ateşi paylaşmak isteyen yağmur
Paylaşmak ister
Özgürlük ve şahadetle her şeyini

Mükerrer isimler,resimler.
Mükemmel kan yığınağı,göz yaşı sağınağı
Rütbelerle örtülen lekeler
Görünüverir yağmurun penceresinden
Hüzün ardıma düşmüş yağmurla beraber

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

15

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Cuma TÜRKMEN
Cuma TÜRKMEN Hayat Hikayesi
ISLAT SİNEMİ
Ak be gözyaşlarım sabır sınama
Rabb’imin aşkına ıslat sinemi
Uzak dur bi Şeytan beni deneme
Kapattım kapumu terk et hanemi
Rabb’im emreyledi var olup gezdim
Esirin olmuştum boşlukta kaldım
Hakk’ın ilhamıyla boşalıp doldum
Arıyorum kaybettiğim senemi.
Tövbe Ya Rabb tövbe uslat sen bizi
Düşürdün içime ateşli közü
Mahcup etme nolur Turap’ta yuzu
Tevhit ile kapat en son çenemi
Rızanı umuyor TÜRKMEN kulunuz
Ummanlara sığmaz rahmet seliniz
Kulum demenizi bekler deliniz
Sevinerek çekeceğim cezamı

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 16

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Metin DEMİRCİ
Metin DEMİRCİ Hayat Hikayesi 
SABAH AKŞAM
Dağlar gölgeden soyulur
Sabahları
Güneş de öyle toplar eteğini
Akşamları
 
Kurtul ey sabah
Yalan yanlış doğmaktan
Ey gece
Sen de dön yatağına artık

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 17

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Hıfzı ÖZBEKMEZ
Hıfzı ÖZBEKMEZ Hayat Hikayesi
TANSİYON
Gözler donuklaşır beniz sararır.
Halimi perişan eder tansiyon.
Güneşli havada dünyam kararır,
Görenler garibe ne der tansiyon?
 
Dönmez olur dilim, çıkmaz kelime.
Adeta balyozu vurur belime,
Doktor ilacımı vermiş elime,
Benimle mezara gider tansiyon!
 
Eller tutmaz olur omuzlar düşer,
Beyin balon gibi dakkada şişer,
Senin muhatabın derler az yaşar,
Demek seni çekmek kader tansiyon?
 
Yükselince sanki içim bayılır,
Etim kemiklerden derhal soyulur,
Latiften bir nida çığlık duyulur,
Yeter ettiklerin be der tansiyon!

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

   18

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Muhsin AKTAŞ
Muhsin AKTAŞ Hayat Hikayesi
ÇÖZMEDİ DERDİ
Dün gece düşümde gezinip durdun
Kalemler kırıldı yazmadı derdi
Durdun penceremde halimi sordun
Sol göğsüm yarıldı sızmadı derdi

Sarıya boyandı gonca gülümüz
Her şeyi götürdü esen yelimiz
Yaşlara karıştı akan selimiz
Pınarlar yoruldu bozmadı virdi

İsmini zikretmek düştü payıma
Saniye takılmış tespih sayıma
Bir ömür vurmuşlar sensiz ayıma,
Saatler darıldı çözmedi derdi

Kalplerimiz yanıp tutuşmaktalar
Mizabi uzaktan atışmaktalar
Mânialar görüp yatışmaktalar
Engeller vuruldu süzmedi derdi
24.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  19

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Necati ÇAVDAR
Necati ÇAVDAR Hayat Hikayesi
FARKINDA MISIN?
Dost bilenler korkunca gölgenden
Kaçınca bildikler telefonlardan
Cevaplar gelmeyince mektuplardan
Yine de çareydin farkında mısın?

Kendine bir dert ortağı ararken
Sen dertlilerin derdini taşırdın
Gizlerken açlığını tüm toklardan
Sen hilkatten toktun farkında mısın?

Alsınlar götürsünler yorganını
Kes at ipini, hem urganını
Aç, çıplak olunur gönül sultanı
Sen zaten çıplaktın farkında mısın?

Sırtta ki yükü hafifletmek için
Sen yüklenirdin taşınmaz dağları
Yüceltirken senden başkalarını
Huzur enginlerde farkında mısın?

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  20

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Sakin KARAKAŞ
Sakin KARAKAŞ Hayat Hikayesi
BİZİM SUNGURLU
Samsun’u Ankara’ya bağlar
Ne güzeldir bizim Sungurlu.
Etrafında dolanır çaylar
Çok güzeldir bizim Sungurlu.

Lezzetlidir senin buğdayın
Ovayı dolanır Di çayın
Kavun, karpuz bereket sayın
Ne güzeldir bizim Sungurlu.

Çorum’un en büyük ilçesi
Gizemli Manastır tepesi
Yörüklü, Salman, İncesi
Çok güzeldir bizim Sungurlu.

Şiir yazdım senin dağına
Kavşut’un o güzelim bağrına
Sungur Beyin şenlı çağına
Ne güzeldir bizim Sungurlu.

KARAKAŞ sende beş yıl kaldı.
Güzelliğinden ilham aldı
Senin güzel hatıran vardı
Çok güzeldir bizim Sungurlu.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 21

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Halil KAYMAK
Halil KAYMAK Hayat Hikayesi
NE İSTERSİN FELEK BENDEN
Anlamadım ben bu işten.
Bela eksilmiyor baştan,
Gözlerim kurumaz yaştan,
Ne istersin felek benden ?

Neler eyledin bana,
Davacıyım felek sana,
Attın beni kırık hana
Ne istersin felek benden ?

Bu çileler hiç bitmez mi ?
Kader kapıdan gitmez mi ?
Senin yaptığın yetmez mi ?
Ne istersin felek benden ?

Daima yakamdan tuttun,
Çoban gibi beni güttün,
Gurbette ömrüm çürüttün,
Ne istersin felek benden ?

HALİL KAYMAK çok naçarsın,
Herkese derdin açarsın,
Felek bir gün kor kaçarsın
Alırım bu öcümü senden.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 22

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Şevket TOMBUŞ
Şevket TOMBUŞ Hayat Hikayesi
ŞARKI
Bu yalan dünya hiç aşksız olur mu ?
Dönüp de bir defa bakıver dilber;
Bilmem bakışına can dayanır mı ?
Kalbimi kor gibi yatıver dilber.

Uyur gezer oldum,duramam artık
Mecnun ettin beni güzel yaratık,
Bırakma boşluğa ben çok yazık,
Zülfünün teline takıver dilber.

Çalarım her zaman bu dertli sazı
Neyleyim ben sensiz baharı yazı,
Yetişir bırak da işveyi nazı,
Sessizce gönlüme akıver dilber.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 23

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ömer SEZER
Ömer SEZER Hayat Hikayesi
HASRET
Hasretse yüreğime en büyük sızı!
Ve çiğ sözlerdeyse sitemlerim!
Ki kırılmışsa kalemim!
Bilirim ki ahmaklığın ve de aptallığın bedelidir çektiklerim!
Yürürken darağacına yüzüm güleç!
Ve içimde tamamlanmış bir ömrün refahlığı!
Son bulsun diye bekleyen yalancı ferman bakış gözlere inat!
Bu ölümlerin en güzeli en felahı!
Her adımda ölüm değil sanki dirilmek var gibi sesleri bastığım topraklar!
Ve her bakışta aşka davet çalan gözlerimdeki sevinç!
Biraz sitem birazda kırgınlık!
Ki değişmeyen yine aynı yürek ve beden!
Ne sonu vardır hayatın!
Ne de daha öncesi!
Tek bir nefestedir bütün mücadelesi!
Ve yaşlı gözlerle selamlanan ezeli ebedi!
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 24

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Erman YILDIRIM
Erman YILDIRIM Hayat Hikayesi
ÇORUM DİNLENTİSİ
Sırtını dayamış Kösedağı’na
Çiğdemler mor sümbüller var burada
Tarihi dayanır Hitit çağına
Doğa harikası güzel Çorum‘un

Bahçelerinde gezip çiçekler toplarım
Elmanın,armudun tadına bakarım
Nergisini gülünü çiçeğini toplarım
Mısradasın dildesin güzel Çorum’um

Ağustosta Kuşsaray’ın çıkayım
Yorulmuşum yelli gedikte soluklanayım
Kel Ahlata sırtımı dayayım
İhvanların yatağı güzel Çorum’u

Sıklık Boğazında Çomara geçeyim
Kaymakçıda hele bir dinleneyim
Yaylasına dertlerimi dökeyim
Özümdesin gözümde güzel Çorum’um

Çorum; kültürün bambaşka
Şair, yazar yetiştiriyor yurda
Sanayide hedefi atom çağına
Gönlümdesin yüreğimdesin güzel Çorum’um
 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.