DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

SİTE BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yıl 19   SAYI  224  25 Ekim 2017

Mahmut Selim GÜRSEL 29 EKİM VE BU YIL
Selma GÜRSEL PATATES KIZARTMA
Ayşe ÇOBAN MÜDÜR BEY
Mustafa AKÖZ AĞIT
Adile TÜRKMEN HAYAL OLMUŞ
Ahmet CANBABA BENİ ARAMA
Özgür BİÇER GERİYE DÖNÜP ÇOCUK OLMAK
Hüseyin TAŞKAYA ASKER
Rıza HARDAL DÖNELİM Mİ GERİ
Paşa ÇETEN YEŞİL GÜL
Cuma TÜRKMEN BE SOFU !
Metin DEMİRCİ KERBELA YADA YAĞMURLANMAK KANLA
Muhsin AKTAŞ BİRLİK OLALIM
Sakin KARAKAŞ OSMANCIK’TA ZAMAN
Hasan Lâtif SARIYÜCE ŞİİR
Halil KAYMAK İNAN Kİ SENİN ELİNDEN
Mustafa GÖKGÖZ BAHARA ÖZLEM
Orhan AFACAN ADIMIN OKUNUŞU
Erman YILDIRIM GETİRİN

 

 
 
 

 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
29 EKİM VE BU YIL
            Bayramlar ve milli günler ve Mustafa Kemal Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi
            Yaşadıkça gördük ki, insanların bir kısmı ileriyi gayet iyi görerek gelecekte yaşayanlara başınıza bunların gelebileceği, yaşayacağınız günlerde yaşadığınız yerlerin tehlikeye uğrayacağını kesin ve net bir dille bizlere bildirmişlerdi.
            Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu olan Mustafa Kemal Atatürk kurduğu ve bizlere emanet ettiği Ülkemizi korumamızın gerektiğini açık ve seçik bizlere göstermiş gelebilecek olan tehlikeler ile Türk Gençliğini uyarmıştı.
            Gençliğe Nutuk olarak bilinen ve sadece gençlere değil bütün kendisini Türk olarak görenlere neler demişti? Mustafa Kemal Atatürk:
“Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir….”
            Şu an istiklalimizi korumakla birlikte bazı zafiyetler ile yıpratılmaya, eritilmeye çalışıldığı gözükmektedir. Mustafa Kemal Atatürk:
            “….İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler…
            Ülkemizin cumhuriyetine kast edecek iç ve dış düşmanlar her zaman bulunmakta ve şu anda daha da güçlenerek karşımızda bizim zaaflarımızdan faydalanmak için çeşitli cemaat ve topluluklar bulunmakta ve bunlar zaman içinde kafalarını kaldıracak gücü kendilerinde görerek ülkemizi zapt etme girişimleri göstermişlerdir. Bu şer güçler zaman içerisinde de tekrar hortlayabilirler ya da başka şekilde ülkemizde bazı faaliyetler ile yakın zamanda örneğini gördüğümüz kurumları ele geçirme faaliyetlerini yapmak için fırsat kollayabilirler. Mustafa Kemal Atatürk:
            “Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler….”
            Bahsedilen Vahim durum bu gün bizi kuşatmış gözükmektedir. Sizler bu günleri yaşayanlar olarak bu olanlar ile anlayamayanlar var ise benim onlara diyecek bir kelamım olmaz. Onlar da bu bahsi geçen güruhun mensupları olarak görmekte bir beis görmüyorum. Gaflet, delalet bir noktaya kadar fakat hıyanet edenleri asla af edilmemeleri gereken grup olarak görmek gerekmektedir.
            “….Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir…”
            İktidar olanların kendi şahsi menfaatleri artık bilinen bir düzeydedir. Hatalı bir deyim olan “Bal Tutan Parmak Yalar” ile “Her şeyi yaptılar Yerlerse yesinler” veya “gelecek iktidar yemeyecek mi” gibi bazı müdafaa sözleri ile siyasileri kayırma ve onlardan sanki nemalandıklarını ispat edici sözler serf edenleri görüyor ve duyuyoruz.
Devletin gelirlerinin ona buna dağıtmak, peşkeş çekmek ile dağıtılmasına göz yumulur hale gelen ülkemizin yapılan yolların, köprülerin nemalarının da geçinme zorluğu çeken geçim zorluğu ile asgari ücret ile adeta yaşam mücadelesi verenlerin hakları geçilemeyen araç paralarının devlet kasasından ödenme taahhüdünün çok hatalı ve taraflı olduğunu düşünmeden edemiyorum. Mustafa Kemal Atatürk:
“….Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”
Diyerek dikkatimizi ülkemizin menfaatlerini korumamız ve mili değerlerimizin de yok edilmeye çalışılası ve Milli Bayramlarımızın adeta yok görmeleri de beni çok üzmekte ve düşündürmektedir.
29 Ekim CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLU OLSUN!

 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

PATATES KIZARTMASI

1 Kilo patates
İstenildiği kadar tuz
İstenilirse pul biber
2 fincan sıvı veya 2 kaşık margarin

 

Patatesler soyulup yıkanır, istenilir ise kangal yarım santimlik kalınlığında istenirse dikdörtgen prizma şeklinde 1x1 boyunda doğranır. Tavada yağ kızdırılarak patatesler yağa dökülür. İstenildiği kadar kızartılarak servis yapılır. Yana istenilirse çarliston biber veya yeşil biber, domates, patlıcan da kızartılarak kızartma çeşidi ile servis yapılır.

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ayşe ÇOBAN
Ayşe ÇOBAN Hayat Hikayesi

MÜDÜR BEY
Kalabalık diye geride durdum,
Geleni gideni bilir Müdür Bey.
Merhaba diyerek,hal hatır sordum,
Güler yüzle selam alır Müdür Bey.

Açık lisemizde İsmail hoca,
Bilgi verir,hem yaşlıya,hem gence.
İlgilenir;yanlış kayıt görünce,
Zorda kalan,size gelir Müdür Bey.

Beşikte çocuğa bakarsan eğer,
Öğrenmenin yaşı olmazmış meğer,
Kültürlü insana verilir değer,
Tüm sevenler dostun olur Müdür Bey.

Ne canlara kapı açtı bu bina,
Efkârlı şu gönül,dayanmaz buna.
Bak son dörtlüğümün yazdım altına,
Ölümsüz şiirler kalır Müdür Bey.

Gül müdür,gölgemi göstermez perde,
Zaman bir sel gibi akıp giderde,
Ne şair yorulur,ne kalem biter,
Bir mısra,bir dörtlük,bir söz de yeter.
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 

 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mustafa AKÖZ
Mustafa AKÖZ Hayat Hikayesi

AĞIT
Taş olsam senin için eririm derdin
Nerede olursan ol yine gelirim derdin
Mezarda da olsan seni bulurum derdin
Bak mezara düştüm gelmedin.

Sen olmayınca dünya bana dar oldu
Sensiz hayat bana çok zor oldu.
Bak mezarımın üstü yol oldu.
Eller geldi geçti sen gelmedin.

Üstüme örtüldü kara topraklar.
Ziyaretçim oldu yabancı kuşlar,kurtlar
Üstünde gezdiğim şu yaşıl otlar.
Şimdi benim üstümde bitti gelmedin.

Burnuma bir acı rüzgar geldi,yel geldi.
Seni beklerken yabancı geldi,el geldi..
Sen gelmedin kazma,kürek,bel geldi.
Karıştım toprağa ömür bitti gelmedin.

Hep seni bekledi MUSTAFA AKÖZ’ÜM
Ne yapalım;böyle yazılmış kara yazım.
Gelsen de artık görmez ki gözüm,
Can bedenden çıktı hani gelmedin ?

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 
 

 08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi

HAYAL OLMUŞ
Bir rüya görmüşüm bunca yıl
Ama uyanmamışım geç olmuş
Kapılmasaydım rüzgarına,sesine
Onlar şimdi hayal olmuş.

Göz göze gelmişiz,
Sevdiğimizi söylemişiz,
Sevmeye yemin etmişiz,
Onlar şimdi hayal olmuşuz.

Neydi be o günler,o sevgiler.
Seviniyorum çünkü sevdiğim vardı.
Yalanmış bağlanmış gönül sesine
Onlar şimdi hayal olmuş.

Sevmek acıyla kadermiş
Adile bir daha mı yemin etmiş
Sevince çok şeyler kaybetmiş
Onlar şimdi hayal olmuş.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ahmet CANBABA
Ahmet CANBABA Hayat Hikayesi
BENİ ARAMA
Ölünce ardından hayırla anıl
İçindeki kinde beni arama
Bil ki layıklığa vermişim gönül
Tarikatta dinde beni arama
 
Arınıp öfkeden arınıp kinden
Bir bedene geçiyoruz bedenden
Seni buldum kendi içimde benden
Kendindeki sende beni arama
 
Körkütük bir aşktan çektim cereme
İçim sızlar tuz basarken yarama
Bir direniş yüreğimde var ama
İçindeki bende beni arama
 
Acemi bir avcı elinde sülün
Yazgıya takılır dikeni gülün
Arzular dirilip içinde külün
Ateşinde yanda beni arama
 
Bir çay molasında ardımdan bakıp
Ağlama ne olur gözyaşı döküp
Duyduğun sözlere dudaklar büküp
Yalanlara kanda beni arama
 
İnadına biri rüyana girse
Aşkına lekeli bir dünya verse
Belki de gönülden seni severse
Okşadığın tende beni arama

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 

 10

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Özgür BİÇER
Özgür BİÇER Hayat Hikayesi
GERİYE DÖNÜP ÇOCUK OLMAK.
Geriye dönüp çocuk olmak,
Bu boya nasıl eriştiğimizi
Sormak
 
Zamanla hüzün gemilerinin,
Nasıl bu kadar çabuk,
Bu kadar keskin,
Karalardan denizlerimize indirilişine
Feryatlar koparmak.
 
Geriye dönüp çocuk olmak,
Her beş dakikada bir şiir yazmak.
Yüze kadar saymak,
Dere tepe düz ördek suda yüz.
 
Geriye dönüp çocuk olmak…                          
  11.05.1997    13:58      
2 Nolu Okuma salonu  K.Ö.Y./SAMSUN
 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 

11

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Hüseyin TAŞKAYA
İhsan TAŞKAYA Hayat Hikayesi
Hüseyin TAŞKAYA
ASKER
Askerlik görevi sırayla gelir
Kutsaldır askerlik herkes bilir
Askerde ölenler şehit olur
Allah korusun askerlerimizi
 
Askerler bir emir kuludur
Gittiği yol gurbet yoludur
Anaların gözü yaşlar doludur
Allah sabır versin askerlerimize
 
Askerler içtima ya sıra dizilir
Bazen gözlerinden yaşlar süzülür
Askerlik sayesinde vatan gezilir
Allah sabır versin askerimize
 
Her askerin bir üstü vardır
Fakir olanın bütçesi dardır
Öğrenilen her şey insana kardır
Allah yardım etsin askerimize
 
Asker her işini kendisi görüyor
Vatan için canını feda ediyor
Vatanını seven bu yola gidiyor
Allah ömür versin askerimize
 
Askerin görevi vatanı korur
Düşmanının önünde dağ gibi durur
Vatana göz koyanı acımaz vurur
Allah yardım etsin askerimize
 
Gerekirse asker yatağa yatmaz
Hedefi ileride geriye bakmaz
Kellesini verir yolundan sapmaz
Allah korusun askerimizi

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 12

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Rıza HARDAL
Rıza HARDAL Hayat Hikayesi
DÖNELİM Mİ GERİ
Ana yasa baba yasa
Milleti aldı kuru tasa
Benzin atma sönmüş köze
Bizde mi dönelim geri
Altı oku zedeledi
Badeleri tazeledi
Talabani, Barazani’yi yedi
Tekrar geri mi dönelim?
Menderes, Saddam’lar ne oldu?
Yerlerini Bush’lar aldı
Sade Çankaya’mız kaldı
Yine mi dönelim geri?
Atatürk döktü denize
Getirdiniz yüze yüze
Yurt ettiniz Ege’mize
Tekrar gerimi dönelim?
Aramızda çözüm bulan
Ne işi var sağın solun?
Vatandaşı bölüm bölüm
Yine mi dönelim geri?
Size sözüm Türk Milleti
Bundan var mı daha kötü
Karıştırma Kürt’ü Türk’ü
Yine mi dönelim geri?
Hani değişiklik olmadı?
RIZA’NIN yüzü gülmedi
Evet; hayır ne? Bilmedi
Biz demi dönelim geri?

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 13

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Paşa ÇETEN
Paşa ÇETEN Hayat Hikayesi
YEŞİL GÜL
Sabrın yeşil gülü çimende yeşerdi
Zaman terazisinde, huyum tartıldı
Beyaz buluttan bir pencere açıldı
Girdim içine, tomurcuk gibi açıldım efendim.

Işık terazisinde, ruhum tartıldı
Yeşil gülün sabrı yeşil çimende yeşerdi
Aşkı hesaba çeken, sevgili de geldi
Sana kavuşmak için, günler tükenmiyor efendim.

Aşkı mihraca götüren gün geldi
Kainatın nuru, iki alemin nuru
Ezeldeki ışığın teninde, ebed yüzüyor
Aşkı insanlığa, yeşil gülle sundu efendim.

Renk yağmurları canımı çaldı
Günahkar kulun yitiğini ver
Yere göğe sığmıyor feryadım
Aşkı hesaba çeken sevgili gelsin efendim

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 14

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Cuma TÜRKMEN
Cuma TÜRKMEN Hayat Hikayesi
Cuma TÜRKMEN
BE SOFU !

Dört fıkıhtan başka fıkıh tanımaz
Kur’an damı yazılır be sofu!
Dört fıkhı hakkı ile okumaz
Gönlüm sana sızılıdır be sofu!
Fıkıh nedir? İlhamına ermiyor
Birbirinin farklarını görmüyor
Cafer-i fıkıhtan haber sormuyor
Düşmanımız azılıdır be sofu!
Ehlibeyt fıkhın İma-ı Cafer
On İki İmamdan Altıncı Nefer
Nebi’den Medine’ye uzanan sefer
Ak süt gibi süzülür be sofu!
Ceddi Muhammed’dir atası Ali,
Fatıma Reyhani Zeynel’in gülü
Narda koymaz şevkle tutunan eli
Düşmanlar dizilir be sofu!
Kur’adır Hadisin kaynak çeşmesi
Hüsrandır kulun ayrı düşmesi
TÜRKMENOĞLU sebepleri koşması
Asır değil ezeldir sofu!

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

15

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Metin DEMİRCİ
Metin DEMİRCİ Hayat Hikayesi 
KERBELA YADA YAĞMURLANMAK KANLA
Sevdam sığmaz oldu kaleme
Arsız büyür öksüz sevgi bilmez misin ?
Geçmeyecektin uluorta kalbimin mahrem yerinden
Bırakmam artık yakasını ölümün…
 
Ben ki bir alay kuş sesiyle uğurlanmıştım
Ganimet isterim sabahı..
Acının tarihi düştü benimle çöle.
Kerbelaya da yağmurlanmak kanla.
 
Oysa deleylerde sularımı “Süreyya Çağrısı”
Vurulacak aşklar üzerine…
İnce yürür beni sürür
Yine yağmur kokar o hüzünün baharı

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 17

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Muhsin AKTAŞ
Muhsin AKTAŞ Hayat Hikayesi
BİRLİK OLALIM
Kutlu sevdan yüreğimde eriyor
Gövdesinden yeni dallar veriyor
Ayrı kalmak kollarımı kırıyor
Kırma gel sevdiğim birlik olalım

Sensizlik damakta tuzsuz aş gibi
Yokluğun içimde kesik baş gibi
Sensiz kalan gönül olur taş gibi
Yorma gel sevdiğim birlik olalım

Dağı taşı deler sana koşarım
Haber gelmedi mi? Durup şaşarım
Bir tek söze çağlar sele coşarım
Vurma gel sevdiğim birlik olalım

Kimsenin diline düşmeyelim biz
Sevgimiz yürekte kalsın sırlı giz
Mizabım dillerde kirlenmiştir söz
Durma gel sevdiğim birlik olalım
16.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

   18

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Sakin KARAKAŞ
Sakin KARAKAŞ Hayat Hikayesi
OSMANCIK’TA ZAMAN
Dostum Orada çay içmek hayalimdir benim.
Tarihin suya vurulduğu kent Osmancık’ta;
Nehrin akışına aşık olmuş bedenim.
Tarihin suya vurulduğu kent Osmancık’ta

Sanki bir derviş şu tepede koyun otlatıyor.
Kalenin burçlarından neferler ok atıyor;
Karşıdaki gemiciler fener yakıyor.
Dervişlerin nefes verdiği kent Osmancık’ta

Asma köprüler tarihe naz edercesine;
Balıkçı teknesi maziye gidercesine.
Yunuslar Koyunbaba’ya selam edercesine,
Tarihin dile geldiği kent Osmancık’ta

Dönme dolap döner gıcır gıcır,yalap yalap.
Aşıklar aşkı için kürek çeker şılap şılap,
Bir usta çekicinde taş işlenir trak,trak.
Taşların tarih olduğu kent Osmancık’ta

Akşam üstü yakamozu gece dolunayı,
Müjdeli haberi yaz işte bak Selenay’ı
Unutma İmamzade Halil ve Koca Mehmet Paşayı
Tarih üstüne tarih yazılan kent Osmancık’ta

O Beyazıd ki bilsin tarih nasıl padişah olmuş.
Koyunbaba gibi Alperenden icazet almış;
Devleti Al-i Osman emretmiş; Koca köprü kurulmuş.
Taihin raksettiği kent Osmancık’ta

İhtiyar çınardan düşen birkaç yaprak;
Dalgalar alıp götürdüğünde seyreyle bak.
Ozanım sen bu kente dilersen bir boncuk tak.
Akşemseddin’in ilim yaptığı kent Osmancık’ta

Taştan kesilmiş bu köprünün kemerleri,
Gece gündüz çalışmış Koyunbaba erleri;
Sayılmıyor,sayılmıyor, her bakışta gözleri.
Tarihi bin özen ve bin gizemli kent Osmancık’ta

Karakaş’ım Alperenler abdest almış bu sudan.
Yüzyıllar önce Karaman’dan gelip yerleşmiş atan.
Taşkesen,Adatepe,Fındıcak olsun ebedi vatan;
Tarihin dile geldiği kent Osmancık’ta

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

  19

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Hasan Latif SARIYÜCE
Hasan Latif SARIYÜCE Hayat Hikayesi
ŞİİR
Karanlık gecede uçuşur kuşlar,
Süzülüp inerler siyah düşlerden.
Ryüzüne isyandadır baykuşlar,
Azap oku gibi fırlarlar yerden.
Ezinç, acı, çile, pişmanlık, korku,
Durgun güller açan hüzün yağmuru,
Ruhta tortulaşan isyan çamuru,
Gökten damla damla süzülüşlerden.
Gecenin onulmaz sancısı şiir,
İnce altın bin imbikten çekilir,
Bunalım, çalkantı, karanlık, zifir,
Ve donmuş, yarım kalmış gülüşlerden.
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

  20

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Halil KAYMAK
Halil KAYMAK Hayat Hikayesi
İNAN Kİ SENİN ELİNDEN
Ne müşkül hallere düştüm,
İnan ki senin elinden.
Bu tatlı canımdan geçtim,
İnan ki senin elinden.

Aşkın ile bağrım yanar,
Gönül ancak sana kanar,
Beni gören deli sanar,
İnan ki senin elinden.

Kıymetini ben bilirim,
Uzak yollara gelirim,
Senin derdinden ölürüm,
İnan ki senin elinden.

Nereye gitsem işsiz kaldım,
Ferhat gibi başsız kaldım,
Kerem gibi dişsiz kaldım
İnan ki senin elinden.

Altın idim pul olmuşum,
Ayağına çul olmuşum,
Kapınıza kul olmuşum,
İnan ki senin elinden.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 21

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mustafa GÖKGÖZ
Mustafa GÖKGÖZ Hayat Hikayesi
BAHARA ÖZLEM
Gönlüme düşen bu üçüncü cemre,
Ne var ki tohumlar yeşermez oldu.
Bir yalancı bahar, bir garip devre,
Bülbüller güllere sır vermez oldu.

Baharı bekliyor solan çiçekler,
Arılar çiçekten bal dermez oldu,
Boşunadır sevda üzerine dilekler
Gönüllerde sevgi uç vermez oldu.
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 22

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Orhan AFACAN
Orhan AFACAN Hayat Hikayesi
ADIMIN OKUNUŞU
Orhan, Osman, Ömer bunlar bir simge
Adımın Okunuşu Mehmetçiktir.
Destanım dolu tarih denen belge
Gözüm pek, göğsüm çevik, başım diktir.

Ben Mehmetçiğim, kendimden eminim.
Düşmana korkuyum, dosta güvenim.
Vatanı canından çok, çok sevenim.
Vatan Mehmet, Mehmet Vatan demektir.

Sevmeyi öğretti hep bana atam.
Çıkar için değil sevgim gerçektir.
Haksızlığa hiç mi hiç katlanamam
Ömrümce mücadelem sürecektir.

Gönlümde, önümde oldu hep ümit.
Dünüme, yarına tarih şahittir.
Doğdum, yaşarım, öleceğim yiğit
Adım Mehmetçik, soyadım ŞEHİTTİR.

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 23

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Erman YILDIRIM
Erman YILDIRIM Hayat Hikayesi
GETİRİN
Rüzgarları getirin bana
Çiçekleri,kuşları,ağaçları,
Zirvesinde yürüdüğümüz dağları,
Meyvelerini çaldığımız viran bağlar,
Fındık yediğimiz kuru çalıları
Getirin; Bekliyorum.

Denizleri getirin bana
Sahil boyu yürüyen insanları
Köpük köpük Karadeniz dalgaların,
Gecelerinde yalınayak yürüdüğümüz kumsalları,
ve o gecenin rüzgarlarını
Getirin; Bekliyorum

Ormanları getirin baba
Söğüt gölgelerini, gül bahçelerini
Dallarında öten kuşları,
Enginlerinden baktığımız tepeleri
Şırıl şırıl akan suları
Getirin; Bekliyorum

Çiçeklerimi getirin bana
Yeni tohumum fışkırmak istiyorum gökyüzüne
Burcu burcu kokmak istiyorum kırlarda
Getirin; Bekliyorum

Kuşları getirin bana
Uçmak istiyorum...
Dünyanın bir ucundan,
Bir ucuna
Gelirin; Bekliyorum

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.