DİKKAT ! BU BİLGİLER TELİF ESERİ OLUP YAZARI VE YAYINEVİMİZDEN  İZİN ALINMADAN KULLANILMAMALIDIR.

Yıl 19   SAYI  226  25 Aralık 2017

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL 
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.

 01

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
YIL BİTERKEN!
            2017 yi de bitirmemize az bir zaman kaldı. İnsan olarak yaşarken günleri, ayları, yılları sayarak vakit geçindik. Yeni yıl gelecek diye dört gözle yaşadığımız umut ile günleri tüketiyoruz.
            Gelen yılın bizlere iyilikler getireceğini umarak yılın bitmesini bekledik. Bakalım 2018 yılı bizlere neler getirecek, neler götürecek. Biliyor muyuz? Bilmiyoruz. Hayırlısı ne ise o olsun dileğinden başka bir yapacağımız bulunmamaktadır.
            Yıl boyunca yaşadığımız yerlerdeki değişiklikleri gözleyebildi isek gelişmeleri görebilmiş isek beğendiklerimi takdir edecek, beğenmediklerimizi de tenkit edeceğiz.
            Mendi sağlığımızı ve etrafımızdakilerin sağlığı ile ilgilenerek daha rahat bir yaşam için sağlığımıza da dikkat etmemiz gerekmekte olduğunu unutmayacağız,
            İşlerinize gelince gelecek olan 2018 de geliştireceğimiz yeni projeler ve büyüme için düşüncelerimiz uygulamaya çalışacağız. Belki başarılı olacağız.
            Günler önceden başlayan yeni yıl kutlamalarının da kendimize bir avunma vesilesi sayarak bazılarımız evlerinde veya eğlence yerlerinde eğlenecekler. İnsanların kendi tercihlerine biz karışmamalıyız.
            Bazılarımız belki bu dünyadan ayrılarak bir sonraki yıla eremeyeceğiz. Yeni gittiğimiz yer ile kendi ile başlarına kalacak.
            Hepimize yeni yıl kutlu olsun!

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi
KAYKANA   

MALZEMESİ:  Yapılacak tepsiye göre un,yumurta,pekmez.

            Un,yumurta,biraz da maya ile cıvıkça karılır. Miktarı ise kullandığınız tepsinin alabileceği kadar olmalıdır. Tepsi yağlanır,bu karışım tepsiye bir parmak kalınlığında dökülerek iki tarafı güzelce kızartılır. Kızartılan hamur soğuyunca üzerine kalınca beyaz pekmez veya kara pekmez sürülür. Hamur;bıçakla börek büyüklüğünde kesilerek servis yapılır.

 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ayşe ÇOBAN
Ayşe ÇOBAN Hayat Hikayesi

KANADI KIRIK PUHU’YA
Boynu bükük,sağ kanadı yaralı.
Perişan hallerin yorgun güzel kuş.
O mavi göklerin olmuş kartalı,
Acılar içinde,durgun güzel kuş.

Zalim avcı vurup canını yakmış,
Kırılmış kanadın,kanların akmış,
Kangren dediler çaresi yokmuş,
Güveni kalmadı,dargın güzel kuş.

Tüylerin okşayıp getirdim eve,
Yemeğin yedirdim hem seve,seve.
Nasıl kıymış sana o koca deve,
Belli yasalara,kırgın güzel kuş.

Sen bir garip kuşsun;bense bir ozan.
Dilerim pişmandır “doğa”yı bozan
Gönül efkarlanır ağlarım bazen,
Bilsem bağlar idim,sargın güzel kuş.

Heybetlisin amma,başın eğersin.
Kaderinmiş ta Bursa’ya gidersin.
Allah sana acil şifa göndersin,
Yok mudur bizlere,sorgun güzel kuş.

Baykuşgillerdendir diyorlar Puhu,
Desenli tüylerin gözlerin ahu,
Dayanmaz insanın ciğeri yahu,
Sevenlerin sana,vurgun güzel kuş.

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mustafa AKÖZ
Mustafa AKÖZ Hayat Hikayesi

FELEK
Doksan dokuz’un kara Şubat’ı
Yıktın kahpe Felek benim yuvamı
Ne temel koydun,ne duvar,ne çatı.
Yıktın yuvamı kahpe Felek !

Attığım adıma koydun engeli
Kimi çok düşkün,kimi dengeli,
Yuvama estirdiğin sam yeil
Yıkıp gidince sevindin mi Felek !

Yanmayan ocağıma birde su döktün
Tütmeye çalışan bacamı yıktın
Bir yuvam vardı onuda dağıttın
Enkaz altında koydun ya Felek !

Felek MUSTAFA’YA yar olmadın ki,
Bir gün güleyim dedim koymadın ki
AKÖZ’Ü ezmeye doymadın ki,
Beni de yiyince doydun mu Felek !

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi

ELVEDA DEMEYE GELDİM
Bir arar,bir sorardı insan giderken,
Söyle beni unutturan mı var.
Hakkımdı öğrenmek,her şey biterken,
Sanma ki sevdiğim ben sana geldim.

Şimdi yıllar sonra gelirken sana,
Korkma ellerim boş vedadan yana,
Nasıl göz koyarım mutluluğuna.
Yalnız elveda demeye geldim.

Bana dön diye dil dökmeye değil,
Önünde durup diz çökmeye değil.
Ümit çiçekleri ekmeye değil,
Sadece elveda demeye geldim.
 

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Ahmet CANBABA
Ahmet CANBABA Hayat Hikayesi
ÖYLE GEL
Kanayan yaraya dönmüş yaşamda
Günahlı geçmişi akla öyle gel
Hatırına gelmez bilirim senin
Eski defterleri yokla öyle gel
 
Önce kendini çöz baktın olmazsa
Başından başla sen aklın almazsa
Geriye gülüşten bir şey kalmazsa
Sitemli yüzünü sakla öyle gele gel
 
Duygulara sürgün veremiyorsan
Sevinçlere pusu kuramıyorsan
Sen kendi yaranı saramıyorsan
Uzanacak eli bekle öyle gel
 
Gül gözüksen diken olup bataman
Kusurlu yazgıya suçlar ataman
Artılar eksiyi götürsün tamam
Günah sevap çiftle tekle öyle gel
 
Sözlerin sevilmez eylemin batar
Yüze gülen dostlar ardından öter
Harcı acılarla kardığın yeter
Aşkı yüreğine yükle öyle gel
 
Yarın korkusunu yaşayıp şaşkın
Mecalsiz kalmışsın yarene düşkün
Hep aynı feryatta figanda aşkın
İsyana hasreti ekle öyle gel
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 10

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Özgür BİÇER
Özgür BİÇER Hayat Hikayesi
YAR AĞLASAM DİZİNDE YAR!
Gökkuşağına bildik bir renk katamasam da,
Ufak çocuklara
Uçurtma, uçurtma dörtlükler yazsam.
Köhneliğini yutup yalnızlığın,
Dökülsem gecelerine
Biraz önce ki göz yaşlarım gibi…
 
Küçümsensem,
Hor görülsem,
Ah ne yapsam,
Ne etsem bilmiyorum
Sana düşman mı görünsem.
 
Yar!
Ağlasam dizinde,
Bırak sel olsun göz yaşlarım,
Kuvvetsizliğim katmerlensin,
Biraz soluklanıp,
Kemendimi vurayım,
Kuzgunların ihtiyar gecelerine,
Yar, ağlasam dizinde.
26.06.1998      21:08      ÇORUM.

 

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

11

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mehmet KARADAĞ
Mehmet KARADAĞ Hayat Hikayesi
ZAM GELİYOR ZAM GELİYOR!
Uyan yatan uyan halkım
Zam geliyor, zam geliyor!
Fakir için vermek talkım
Zam geliyor, zam geliyor!

Dava düştü bilin geçim
Akıl fikir biçim biçim
Yapar isek yanlış seçim
Zam geliyor, zam geliyor!

Büyük zamlar yuva yıkar
Bu gidişle isyan çıkar
İşçi köylü candan bıkar
Zam geliyor, zam geliyor!

Ekin, pancar para etmez
Ne söylese gücü yetmez
Dertli başı boran gitmez
Zam geliyor, zam geliyor!

Pula döndü eyvah para
İyi olmaz böyle yara
Hasret kaldık ete nara
Zam geliyor, zam geliyor!

Tahsil bile zamı gördü
Geçilmez bir duvar ördü
Günde iki simit yardi
Zam geliyor, zam geliyor!

KARADAĞIM haller acı
Duyun sözüm ana bacı
Zamlar oldu başın tacı
Zam geliyor, zam geliyor!

07/03/2012 Çorum
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 12

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Hüseyin TAŞKAYA
Hüseyin TAŞKAYA Hayat Hikayesi
BİZİM İNSANIMIZ
İnanın herkesten bahsetmiyorum
Doğruları yazıyorum itham etmiyorum
Dünya’dan bir şeyler aldım boş gitmiyorum
Ne zaman uyanacak bizim insanımız
 
Herkesin söylediğine inanır mağdur olur
Bütün söylediklerini doğru sanır yalnız kalır
Çok düşünürse insan doğruyu bulur
Ne zaman uyacak bizim insanımız.
 
Bizim insanımız çok az okuyor
Söz dinlemiyor bildiğini dokuyor
Çoklarının açlıktan nefesi kokuyor
Ne zaman uyanacak bizim insanımız
 
Çocuk yapmakta ön sırayı alırız
Belki de sebepten geride kalırız
Suç kendimizde başkalarını buluruz
Ne zaman uyulacak bizim insanımız
 
Yavaş yavaş bizde ilerleme oluyor
Geri kalmışlara zenginler gülüyor
Bazı devletler neden geri kalıyor
Ne zaman uyanacak bizim insanımız
 
Uyanın artık olanlar bizi üzüyor
İnsanlar Dünya’yı bir günde geziyor
Zenginler fakiri devamlı eziyor
Ne zaman uyanacak bizim insanımız
 
Fakirlik canımızı fena yakıyor
İnsanlar buna neden bakıyor
Fakirin gözünden yaşlar akıyor
Ne zaman uyanacak bizim insanımız.
 
Doğruları yazdım bana kızmayın
Dikkat edin kuralları bozmayın
Sonu rezilliktir aman kızmayın
Ne zaman uyanacak bizim insanımız

 

 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 13

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Erol DUYGUN
Erol DUYGUN Hayat Hikayesi

BOMBALAR YAĞIYOR
Demokrasi emperyalist yalanı
Petrolün üstüne kurmuş planı
Seyrediyor bütün dünya talanı
Bombalar yağıyor Libya üstüne

Afganistan, ırak şimdi de libya
Müslüman vuruyor tüfekle topla
Barış, demokrasi böyle bir komplo
Bombalar yağıyor Libya üstüne

Irak, Afganistan barışa örnek
Bütün düşüncesi İran'a girmek
Her şeyden önemli petrole varmak
Bombalar yağıyor Libya üstüne

Biz de seyredelim barışa kanıp
Elbet de Esad’ı gidecek sanıp
DUYGUNİ yapılan zülüme kanıt
Bombalar yağıyor Libya üstüne

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 14

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Paşa ÇETEN
Paşa ÇETEN Hayat Hikayesi
YAKIN ARTIK HAYAL IŞIKLARINI
Dayanacak yürek getirsinler
Çare bir kırık merdivende
Umut acıya tutsak
Sancı özüme sinmiş güve
 
Ölüm uzanmış can yatağıma
Çekiliyor yeşil kokusu ağır ağır
Kabrim şu inleyen dört duvar
Yüküne yenilmiş hamal gibiyim
 
Sonumu bekleyen dostlara sorsam
Bu bahar nerede bırakır beni
Mavi sularda köpük köpük akşam
Çok mudur bana sabaha çıkmayan gece
 
Kurtulsam gözlerinizden diyorum
Kırıldı ömrüme biçilen zincirlerin
Bu zaman bu mekana sığmıyor arıık
Delinen sinemde deli gibiyim
 
Yedi renkten bir gül ufkumu sardı
Dağlardaki menekşelere de haber edin ayrılığımı
Kuşlar da bir kez kanat çırpsın adıma
Yakın artık hayal ışıklarını

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

15

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Cuma TÜRKMEN
Cuma TÜRKMEN Hayat Hikayesi
SEÇ BEYİM
Şu dünyada yoktur başka yön kapu
Biri Hak’tır biri batıl seç beyim,
Kimler daim kaldı,kime var tapu ?
Ama uzun,ama kısa göç beyim.
Hak daimdir,Hak içinde gizlidir.
Batıl inkar,yanlışlıklarla eşlidir.
Yalan,riya,kan ve irin gözlüdür,
Tanıdıysan hayat boyu kaç beyim.
Hak’ı tanımakta Kur’andan geçer,
Kendine önder de Nebi’yi seçer,
Hak emrini tutar nehirden kaçar
Her iki dünyada başa taç beyim.
Emek verirsin ki;mutlaka burada,
Alırsın mahsulü üzülme orda,
TÜRKMENOĞLU öğren gereği sor da
Zehirli değil de,ballı iç beyim.
 
 
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 16

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Haydar KILIÇ
Haydar KILIÇ Hayat Hikayesi
KOCA DÜNYA
Koca dünya bilmem sana
Kimler gelmiş, kimler geçmiş.
Bir cevap versene bana
Niçin hap seni terk etmiş

Biri gelir, biri gider
Gidenlerden yok bir haber
Ne olur bana cevap ver
Er giden uzun yol tutmuş.

Süleyman tahtını kurmuş
Uzun yıllar hüküm sürmüş
İnsanlara önem vermiş
Yaşı olmuş üç yüz altmış

Dört Halife Devri gelmiş
İslam’ı ikiye bölmüş
Suni, Alevi ayırmış
Herkes bir yerden el tutmuş

AŞIK HAYDAR aydın ozan
Gelmiş geçmiş türlü düzen
İkiliktir beni üzen
Hoş görü nereye gitmiş?
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 17

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Hıfzı ÖZBEKMEZ
Hıfzı ÖZBEKMEZ Hayat Hikayesi
GELSENE GAYRI
Gelir umuduyla yola baktığım
Yeter beklettiğin gelsene gayrı
Gönül sarayına adın taktığım
Sevenin halinden bilsene gayrı
Çağlayan gözyaşım dinsin diyorsan
Hayatım bayrama dönsün diyorsan
Gönlümde ateşim sönsün diyorsan
Lütfedip yüzüme gülsene gayrı
Çektiğim yetmez mi söyle elemi
Suskun koydun aşkı yazan kalemi
Elek ettin seni seven sinemi
Akan gözyaşımı silsene gayrı
 
 
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

   18

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Muhsin AKTAŞ
Muhsin AKTAŞ Hayat Hikayesi
NEREDESİN BE YAVRUM
Ne sesin kulağımda ne suretin gözümde
Her gün harlayıp yanan hasretin var özümde
Soğuk ecel terleri dans ediyor yüzümde
Gel de rahat bileyim yetti be güzel yavrum

Acıdan kule yaptım her saat düşlerimde
Aklıma düştü gizin dil kaldı dişlerimde
Sancılar halay çekti her sabah döşlerimde
Gel de rahat bulayım yetti be güzel yavrum

Umut edip yaşamak beter imiş ölmekten
Artık tekliyor yürek senden ayrı kalmaktan
Mendillerim eskidi gözyaşımı silmekten
Gel de rahat sileyim yetti be güzel yavrum.

Ölse idin belki de kokunu sezer idim
En azından mezarın başında sızar idim
Lahit taşına sözü elimle yazar idim
Gel de rahat kalayım yetti be güzel yavrum.

Şimdi nerelerdesin ne yiyip ne içersin
O küçücük ayakla hangi yoldan geçersin
Baba diyen her dilde ciğerimi biçersin
Gel de rahat solayım, yetti be güzel yavrum.

Ay tıstı güneş küstü yıldızlar yere düştü
Her gördüğüm yavrucak yaralarımı deşti
Görmediğin bu eller kendi mezarın eşti
Gel de rahat dolayım yetti be güzel yavrum.

Daha ne kadar sürer bu ayrılık bilemem
Mizabım kötü yazım istesem de silemem
Azrail’e her gece yalvarırım ölemem
Gel de rahat öleyim yetti be güzel yavrum.
28.08.2008

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  19

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Necati ÇAVDAR
Necati ÇAVDAR Hayat Hikayesi
MERDİVEN
Ne kaldı geriye dün geçenlerden,
Kimi ağır kimi hızlı çıkıyor ondan.
Ne için inilir, çıkılır ki merdivenden,
Bir aşağı bir yukarı bilmem neden ?

Bir zamanlar da inip çıkmışlar;
Geçmişler baban ve dedenler,
Göz önünde daim gelip gidenler
Bakiye mi heveslenir, fani olanlar?
 
 
 
 
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  20

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Serkan ÖKÇE
Serkan ÖKÇE Hayat Hikayesi
ÇOCUK KALALIM
Bakma gözlerime öyle
Bir ömür boyu bakmayacaksan eğer
Tutma ellerimi
Hiç tutma…
Bırakıp gideceksen eğer

Sevdiğini söyleme
Bir gün keşke diyeceksen
Gülme yüzüme
Hiç gülme…
Bir gün tüm güllerini toplayıp gideceksen

Penceredeki çiçekleri sularken
Yıldızları göremeyeceksen
Beni gördüğünde yolunu çevireceksen eğer
Al oyuncaklarını, uzakta oyna
Büyüyünce beni unutacaksan eğer

Bırak çocuk kalalım
Körebe oynarız
Kırlarda çiçek toplar,
Kuzularla koşarız

Bırak bizi
Çocuk kalalım
Bırak bizi zaman
Eğer büyüyünce ayıracaksan…
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 21

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Mehmet GÜNDOĞAR
Mehmet GÜNDOĞAR Hayat Hikayesi
DEMEDİLER Mİ ?
Sana haber saldım,esen yellerle,
Nasıl özlediğim,demediler mi ?
Baharda açılan,gonca güllerle,
Nasıl özlediğin,demediler mi ?

Yıllar duvar ördü,yolaklarıma,
Aylar zincir oldu,ayaklarıma,
Mevsimler kelepçe,bileklerime,
Gurbette tutsağım,demediler mi?

Yokluğun zamansız,boynumu büker,
Hasretin çeki taşı,bağrıma çöker,
Ayrılan çaresiz,hasreti çeker,
Sevenler bilirler,demediler mi ?

Zaman bu ömürden,neler almadı,
Umudum tükendi,sabrım kalmadı,
Sana söylemeye,imkân olmadı,
Hâla sevdiğimi,demediler mi ?
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 22

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Şevket TOMBUŞ
Şevket TOMBUŞ Hayat Hikayesi
KAYBETTİKLERİMİZ
Evvel zaman içinde bir kuruşumuz vardı.
Güçlü kuvvetli idi hem de işe yarardı.

Onunla bir zamanlar her şey alır satardık,
Harçlıktan arttırarak kumbaraya atardık.

Buğday iki kuruştu,beş kuruştu ekmek,
Kabak gibi somunu ne hoş olurdu yemek

Yumurta satılırdı ikisi bir kuruşa,
Pilicin bir tanesi yedi buçuk kuruşa.

Yağ elli kuruş idi peynir yirmi kuruştu,
Gelmez artık bir daha o günler elden uçtu.

O kıymetli kuruşu kaybettik epeş önce
Hayretle bakıyoruz müzelerde görünce

Lirayı da uçurduk göz yaşları içinde,
Biz onu da defnettik gayet güzel biçimdi.

Kaldı iki buçukluk oda can çekişiyor,
Onun yerini alan kibrit sakız şişiyor.

Onlar da çıkacaklar bir gün beşer liraya,
O zaman girecektir yeşil beşlik araya.

Beş lira boynu bükük dolaşıyor zavallı,
Merak etme onun da pek yakındır zevali.

Sıra geldi onluğa sakın mağrurlanmasın,
O da gidecek bir gün ben kalırım sanmasın.

Yirmi liralık da son zamanda çıktılar,
Ne hikmetse pek çabuk bu hayattan bıktılar.

Sonra ellilikler titretirler kuyruğu,
Yüz liralıklar verir o zaman hep buyruğu,

Böyle devam ederse sonumuz olmaz iyi,
Büyüklerimiz buna bulmalıdır çareyi.
Ekim 1981

 
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 23

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Orhan AFACAN
Orhan AFACAN Hayat Hikayesi

ÇANAKKALE'NİN RÖVANŞI HABUR

Çanakkale zaferinin rövanşı Habur’du
Terörün, hamisinin sürpriz şansı Habur’du.
Çanakkale ruhu az kabardı, Habur durdu.
Sabırla, metanetle öfkemiz soğutuldu.

‘’İyi şeyler olacak’ iyi niyet, ümitti
Karşıdan gelen tavır alaylı bir tehditti.
Tehlikeler, tehditler sanma geçip bitti
Kabrinde şehit, anne evde yasa boğuldu.

Cemaller, birbirinden farklı birer paçavra.
Bedenler, ayakların taşıdığı kadavra.
Kimlikler, kodla gizli hayatları palavra
Arap baharından bize gözdağı doğruldu.

Çanakkale bir boğaz, Habur sınırda kapı.
Geçmek için istemez gemiler gibi yapı.
Beyni yıka, sonrada ver esrar, ver hapı
Maşalı, ikili kıyım ortaya konuldu.

Habur, tarih üstünde tarihi bir fotoğraf
Teröristten,hamisinden açık, net itiraf.
Masum olarak gösterilmeleri ne tuhaf.
Yılların fitnesinden gelen bir oğuldu.

Sayıca da, silahça da hep farklıdırlar.
Ne yapsalar her zaman onlar haklıdırlar.
‘’Demokrasi kokteyli’’ özünde saklıdırlar
.Niyetleri, hep pişkin yüzlerine vuruldu.

Çanakkale de, Haburda Hedef İstanbul’du.
Sanmayın’’ Kutlu Doğum’’ Onlarca unutuldu.
İlimde, kültürde nice oyunlar kuruldu
Bazı geç, bazı da güç oyunları bozuldu

Asala, sağ, sol, şimdi yıllardır bu kör bela
Süsleyemez ruhunu en cafcaflı kurdele
Kavuşamazlar asla mutlu bir finale
‘’Kalu Bela’da’’ kalbimiz imanla yoğruldu.
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 24

Bu sayının içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Erman YILDIRIM
Erman YILDIRIM Hayat Hikayesi
BİR ÇOCUĞUN AĞIDIDIR...
Gökyüzüne yazdım adımı
Mavi gök yıldızların arasına
Vuruyorlar işte alıyorlar canımı
Barış diye bağırıyorum dünyaya...

Tanımıyordum daha savaşı
Yenilir mi içilir mi? kimdir...
Yarınları elinden alınmış çocuğum ben
Nasıl bir dünya bu? Yaşamak nedir?

İşte bombalar patlıyor sol yanımda
Oyuncaklara doyamadan gidiyor hayatım
Bir füze düşüyor yüreğime sevgi diye bağırdığımda
Öldüm şimdi ben serin sulara yattım...
 

 

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.