1

232 SAYI 25 HAZİRAN 2018
Mahmut Selim GÜRSEL BU YIL VE BU AY 2018 SEÇİMİ
Selma GÜRSEL PATLICAN KAVURMA
Üzeyir Lokman ÇAYCI DESEN
İhsan TOMBUŞ BETBİNLİK
Şükrü GÜLTEPE ÖZLEDİK KÖYÜMÜ
Hüseyin TAŞKAYA HASTALIK
Metin DEMİRCİ KUŞKULARI KONUŞMAK
Necati ÇAVDAR BABANDAN MI KALDI
Serkan ÖKÇE HAYATA BORÇLU
Mehmet Ferit KADAYIFÇI ADINI SEN KOY
Halil KAYMAK SAMAN
Şevket TOMBUŞ GENÇ ÖLÜYE

 01  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
BU YIL VE BU AY 2018 SEÇİMİ
            Yıllar içerisinde en fazla katılım olan seçim dün yapıldı. Yapılan bu seçim ile bazı yenilikler ve bazı farklı seçim usulleri ile bizler sandıklara gittik.
            Nelerin yapıldığını buradan yazma ile sizlerin vaktini almak istemiyorum. Bilirsini veya bilmezsiniz o sizi ilgilendirir. Şayet bilmiyorsanız bir bilene sorarsınız o sizi bilgilendirir, biliyorsanız zaten yazmama da gerek yok.
            Yaşayarak öğrenile olayları bizler de gelecekte yaşayarak göreceğiz. Bizler kendi seçtiklerimizin ülkemiz ve bizler hakkında verdikleri kararlarla yönelteceğiz. Beklide hiç sesimiz çıkmayacak ve kalk-otur ile idare edilerek yaşamımızın kalan zaman dilimini tamamlayacağız.
            Neler bizleri bekliyor bilmemekle beraber bazı durum değerlendirmeleri bizlere göreceğimiz sıkıntı ve problemleri gösterdiğini hepimiz görmekteyiz. Geçim, sağlık, hak, hukuk, adalet, özgürlükler, yaşam hayatına karışma ve pek çok şeyi ile karşılaşarak sıkıntılar yaşayacağız.
            Etrafımızda bulunan ülkeler ile bizlerin karşı karşıya geldiği olaylar ve beklenilmedik göç dalgaları ile ülkenin refah düzeyinin gelenlerle paylaşılması ve gelirlerimizi arttıracak olan iç üretimin artık yok olma düzeyinde olması ile dışa bağımlı bir peyk ülke olma yolunda ilerlememiz gözden kaçmamaktadır.
            Birileri yine ülkemizi karıştırmaya devam ederek bizlerin huzurunu kaçıracak ve hatalı kararlar ile ülkemizin zor duruma düşmesini hiç kimse istememekte.
Bu olaylar: İlk ve son olarak ülkemizin başına gelmedi. Bu sıkıntıları göreceğiz ve yaşayacağız. Belki bunlardan dersler alarak yolumuza devam edeceğiz.
Bizler insanlar olarak Kur’an-ı kerimde de, hadis-i şeriflerde de hayrın ve şerrin Allah’tan olduğu açıkça bilmekteyiz!
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Selma GÜRSEL
Selma GÜRSEL Hayat Hikayesi

PATLICAN KAVURMA

1 Kilo patlıcan
200 gram kuşbaşı veya kıyma
1 baş kuru soğan
2 büyük domates
1 kaşık salça
İstenildiği kadar tuz
4-5 adet yeşilbiber
İstenilirse pul biber
1 fincan sıvı veya 1 kaşık margarin
           
Patlıcanların yarı kabukları uzunlamasına soyulur. Patlıcan çekikli ise bir miktar tuz konularak fazla bastırmadan ovulur. Bir kaba doğranır o kaba soğuk su konularak bekletilir.
Tencereye yağ konularak Soğan soyularak doğranır et konulur ve hafif kızarana kadar soğan ile haşlanır. Sonra tencereye doğranan domatesler konulur yeşilbiber ilave edilerek biraz karıştırılır.
Kapta bulunan patlıcanlar birkaç kere sudan geçirilerek patlıcanın siyah suyu akıtılır ve tencereye konulur. Tencereye konulan patlıcanların üzerine tuz ekilir ve salça konulduktan sonra iyice karıştırılır. Patlıcanları kapatana kadar sıcak su konulur ağzı kapatılarak pişmeye bırakılır.

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  03 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Üzeyir Lokman ÇAYCI
Üzeyir Lokman ÇAYCI Hayat Hikayesi

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  04 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
İhsan TOMBUŞ
İhsan TOMBUŞ Hayat Hikayesi
BEDBİNLİK
Görür içimde ne var,her kim etse bir nazar
Biraz zevk,bir yığın dert,bir gülüş,bin ah-ü-zar
 
Göz yaşından mürekkep,ızıdarptan kaleme
Bu felek ak anlıma kim bilir neler yazar.
 
Çürümüş ve kurumuş bir ağaçtan farkım yok
Hem yorulmuş bedenim,hem de gönlüm ihtiyar
 
Nasıl geçti bilmem,güzel,mutlu günlerim
Fakat her geçen anım bana bir mezar kazar
 
Bazen ümitlerimi kanat yapıp uçardım
Hayal ufuklarında gezdim diyar diyar.
 
Bazen bu kanatlarım kırılır birden bire
Hakikat alemine düşüp kalırım tekrar.
 
Usandım dünyadan,bu manasız hayattan
Yaklaşan akibete ediyorum intizar.
30 Mart 2000 Ankara

 

 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  05SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Şükrü GÜLTEPE
Şükrü GÜLTEPE Hayat Hikayesi

ÖZLEDİM KÖYÜMÜ
Özledim köyümü gidemiyorum.
Kalbim hüsran olmuş gülemiyorum.
Gözüm yaşı ırmak silemiyorum.
Dağlar duman olmuş,bulamıyorum.

Gurbetlik hasreti sinemi dağlar.
Yavrular yoluma bakıpta ağlar,
Güz gelir,hazana çevrilir bağlar,
Dağlar duman olmuş,bulamıyorum.

İnsan olan benliğinden geçer mi ?
Hakikat dostlarım yüksek uçar mı ?
İkrar veren sözlerinden geçer mi ?
Dağlar duman olmuş,bulamıyorum.

ŞÜKRÜ der ki;böyle yazdım,okudum.
Halı,kilimlerde desen dokudum.
Şüttek çıkan kaşık kadar ak idim,
Dağlar duman çökmüş,,bulamıyorum.
23 01 2001

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Hüseyin TAŞKAYA
Hüseyin TAŞKAYA Hayat Hikayesi
HASTALIK
Bazıları hasta doğar anadan
Odur bizim ciğerimizi kanatan
Onlara yardım etsin Yaradan,
Ne gariptir hasta olmak.
Hasta yaşamak oldukça zor
Onların durumu herkese kor
Durumu ağır olanın dünyası dar
Ne gariptir hasta olmak.
Hasta olan iniler durur
Hastalık insanın kalbinden vurur
Bazı hastalar gün gün erir
Ne gariptir hasta olmak.
Hastalık herkesin moralini bozar
Doktorlar hastaya ilaç yazar
Umut uğruna doktor doktor gezer
Ne gariptir hasta yaşamak.
Hastalık insana bilmeden geliyor
Bazıları hastalığa bile gülüyor
Çok hastalar iyi olmayıp ölüyor
Ne gariptir hasta yaşamak.
Kul olanın her iş gelir başına
Hastalığını yazın mezar taşına
Hasta olan düşünmesin boşuna
Ne gariptir hasta yaşamak.
Hasta olan yatağında yatıyor
Döşek diken olmuş batıyor
Bazı doktorlar bilir bilmez atıyor
Ne gariptir hasta yaşamak.
Hastalık zengin fakir demiyor
Hastalanan kişi yemek yemiyor
Mikroplar hastanın kanını emiyor
Ne gariptir hasta yaşamak.
Hastaların yüzü hiç gülmüyor
Sağlıklılar hastaların halinden bilmiyor
Herkese yardım etmek elden gelmiyor
Ne gariptir hasta yaşamak.
Hasta olmadan doktora güdelim
Derdimizi doktorlara beyan edelim
Sıhhatimiz için doğru olanı güdelim
Ne güzeldir sıhhatli yaşamak.
Genç yaşında beyin Tümöründen vefat eden damadım Şerafettin Kavaklıoğlu için.

 

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Metin DEMİRCİ
Metin DEMİRCİ Hayat Hikayesi 
KUŞKULARI KONUŞMAK
Sevgilim!
Mermilerle büyütülen kaygılarda gelen
Baharla gelsin olum mu?
 
Sevgilim!
Umut dağında ışık beklerken adımlarımız
Ateş yürekliler yıldızlara konuk gittiler
 
Sevgilim!
Yetmedi mi dersin korkular arasında saklandığımız
Ne olur olmasın kalbimizi ikram etsek birbirimize
Kovamayınca zamanı saçlarımızdan özgürlüğün sınırın
Bunca telaş niye?
 
Sevgilim!
Özlem eşiniyor
Sabırsızca bağrına bırak
Zincirsiz koklaşsın bakışlarımız
Sağınca gözlerimizin bulutlarını
İçimize geceyle gelen
Güneşle gider değil mi?
Sevgilim!
 
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Necati ÇAVDAR
Necati ÇAVDAR Hayat Hikayesi
BABANDAN MI KALDI
Bir ara çalıştırırdım; küçücük bir dükkan
Az kazanır, hep şükrederdim
Devlet; kazanmadan ister vergimizi,
İkide bir kapıya dayanır, bükerdi belimizi.
Birazını da peşin alırdı elimizden mal sahibi.
Gelip ihtiyaç sahibi cevval öğrenciler:
”Pazarları açalım” dedi.
Uydu aklıma, bu fikir; güzel geldi.
Hem talebeler çalışıp, harçlık alacak.
Biraz artırırsa; bize de ekmek kalacak.
Sokaklara bir kaç reklam yapıştırmışlar.
Rakipler görüp; Zabıta ya yetiştirmişler.
Ertesi günü, iki zabıta hemen geliverdiler.
Tam elli milyon cezadan kapı açtılar.
Direnince, sadece dört milyona indiler.
“Peşin yok “ diyerek başımdan gönderdim.
Hemen, belediyeye gidip; olanını bildirdim.
Müdür Özkan, “Mühim değil ben hallederim” dedi
Bir daha da para için bana kimse gelmedi.
Kapattım dükkanı, üç yıl sonra
İşler değiştirdim, çalıştım yıllarca
Dükkâna gelmeyen o zabıtalar
Sonunda karakol, muhtar aramışlar.
Bilinmeyen evi keyifle bulmuşlar
Bir gün evde: “ icra” kağıdı.
Kağıtta “bir sayfanın” para isteği vardı.
Hem abartılı, istek hem de elim dardı.
“Gidip anlatayım; yetkililere gerçekleri,
Yaparlar elbet işleri değil mi? Gerekenleri ..”
Başkan yardımcısını bulup;
Sekreterden izinle huzura girip,
Anlattım başıma gelenleri ..
-“Aslı ne ise ödeyeyim gerekenleri,
Ama abartılı kesmişler ceza.
Böyle ödemek inanın eza.
Zahmet ederek, dosyaya baktırsanız.
İşin doğrusunu elbet anlarsınız”
-“Olmazzz.. “ dedi.
-“Geçirmişsin gününü,
Ancak mahkeme çözerdi” düğümünü
Yanındaki iş adamı ! Ortağı sanki
Dedi:
- ”Ne olacak o paradan ki
Ödeyiverin ne olur sanki”
Dedim ki;
- “Sizin gibi kamudan bir şey istemiyoruz.
- Biz ‘malı götürüp’ aldığımızdan vermiyoruz.
Ancak boğazımızdan keserek sizlere ödüyoruz.
Hem sizden ihsan da istemiyoruz.
Sadece adaletli davranın diyoruz.”
Eğer söylesem; kim olduğumu.
Ayağa fırlardı; bırakıp koltuğunu.
Görüyoruz işlerin nasıl döndüğünü.
İstedim ki vatandaş olarak
Yaparlar işleri bir yol bularak
Çünkü geldiler ” adil düzen” diyerek
Sustular ! Bir şey yapamadan ..
Çay söyledi, müteahhit için ocaktan
Geldi çaylar çok saygın! Kişi için
Dedi. ”Eh gelmişken siz de için”...
-“Madem ki bir şey yapamıyorsunuz
- Artık gideyim izin veriniz”
-“Çay söyledim içmeden gidiyorsunuz”
-“İçemem içinde göz yaşı ve haram vardır bilmiyoruz,
Kendi kesenizden değil,milletten ikram ediyorsunuz.
-Onda haram ve göz yaşı var biz onu içmeyiz”
Diklendi :
”-Nasıl olur bana makamımda hakaret ettiniz?”
Söyledim:
-“ Hakaret değil tedbirimiz,
Zorla toplar, çabucak dağıtırsınız.
Siz hükmedenler; budur adetiniz.
Selamla gelenlerin; işini halledersiniz
Kimsesiz insanları; lütfen dinler,
Hatırlıların hatırına; çay söylersiniz,
İpe un serer; münasipçe yollarsınız
Eşi dostu güzelce kollarsınız.
Vazifenizi yapmaz; başınızı sallarsınız
Koltukları, cepleri hava için sallarsınız”
Müsaade istedim kemali hürmetle
Yerinden fırladı azim hiddetle
-“Çık dışarı makamımdan” diye kükredi, şiddetle
Çıktım dışarı. Kendini de attı peşimden celadetle.
Söyledim:
-“Babandan miras mı kaldı burası?
Sana da kalmaz bu makam, aldığınız millet parası”
Avazı çıktığınca bağırıyor .. Avaenesi ayakta
-“Bu bana hakarettir. Seni dinledim ya?”
-“Asli vazifen vatandaşı dinlemek “ güya
Ne gezer, lütuf bilirler biz görürüz güzel rüya.
Ekibi, korumaları, yağcıları sardı yanıma.
Bir yerlerden bağırdılar .... gibi her biri..
Sesimi yükselterek:
- “Hep beraber bağırmayın
Ya tek tek konuşun, ya da dinleyin”
Dışarılara bağırıp çağırdı hiddetinden
Uzaklaştırdılar bir çırpıda yanından.
Siz halktan kaçarken ben halkın içine giriyorum
“Lüküs” arabalarda hastalık çekerken ben;sıhhatle yürüyorum
Hiç semtinize uğramayanları;ihya olduğunu biliyorum
Sizi o makamlara oturmanız için;samimi gayret gösterdim
Ne zamandır sebep olduklarımdan helallik diliyorum.
Halka hizmet gerek,seccadenden bize ne?
Namaz sana gerek,Rabbimin eksiği ne,
Seccade ahret için,dünyaya ne,
Seccade yere, masa üstünde işi ne?
Hizmeti adil yapıp;gönle girsene,
Bağlanan ümitleri çevirdiniz tersine
Kulakları tıkadınız,mağdurların sesine
Millet açken;zehir olsun yedikleriniz
Boğazınızdan aşsın ama; hiç doymayın
Malı götürdüklerinizle kalın, fakat onmayın
Ağrılarınız artsın,şifa bulmayın
Ahrette yazık olur,bu dünyada gülmeyin
Gözleriniz ışık bulsun;görmeyin
Silinsin hafızanız; kimseyi bilmeyin
Büyükler bölünmüşü küçük belediyelere
Bulduğunu sokmuştu o da, hemen seçimlere
Mesken tutmuştu, yeni denilen eski mahallede
Bal dolu,sanki arılar işlerdi hep petekte
Sürekli bulunurdu öpenler el etekte
Bir zamanlar bir vuran vardı
Eniştesi,karısı kendine yardı
Allah belasını dünyada verdi
Azametle yürür, “kanun” diye zulmederdi
Mazluma acımaz, güce itibar ederdi.
Hiç makam elden gitmez mi zannederdi?
Parasız kalınca avareleri, avaneleri
İşyerlerine saldırttı, zabıtaları
Göz yaşına bakmaz, kapatırdı dükkanları.
Ayyuka çıktı halktan aldığı cukkaları.
Herzeleri vardı taa o da, çıktı yukarı
Patladı ensesinde bir anda o’nun tokadı
Kalmadı; halkın yanında hiç bir kıymeti
Yıl 1999, ilk bahar giriyor
Bir gün baktım bizler gibi yürüyor
Bizimle aynı sokakta bir binaya giriyor
Bir ara bir işim oldu uğradım yanına
Bekliyor müşteri nimetti canına
Kalmamış eski tafra eski naz
Güzelce sohbet ettik biraz
Senin yerinde vardı, keser mi masatlı
Göbek iri, ense olmuş on katlı
Ahrete meyyal görünür dünyalıkta aklı
Belediyeyi işgal etmişler kendisi saklı
Usulsüzlüklere bulurlar kılıf olurdu haklı
Muamele mafyaca, icraat farklı.
Senden önce biri vardı
Hem hacı hem ehli tarik idi...!
İşini bırakıp sık sık mescide inerdi
Dünya benim olsun der nefsini tahrik ederdi
Hem masatlı hem atılgandı
Bir zaman kandırırdı başkanını
Yüzlerce zabıtayla başlattı baskınını
Garibanların feryadı yükseldi arşa
Kulakları duymazdı ki ellerinde maşa
Maksat sahiplenmek gariplerin yerine
Güç elinde idi her şey uydurulmuştu planına
Çok sürmedi yetişti geride kalanların imdadına
Etmeyin ağalar yaptığınız zulümdür
Divane söyledi üzülmeyin Mevlâ kerimdir
Kudret sahibi Allah, gayrısı kimdir?
O Selefin verdi bir gün bir davet
Gücün hatır vardı; gidilmeliydi elbet,
Bir büyük kalabalık birikti Çiftliğe
Başladı alem...Kap kap nevaleleri yemeğe
Rab’bım hiç yoktan rüzgar ve fırtına gönderdi
İnsanlar seğirtip sağa sola canlarını kurtardı
O adamı sapsarı edip muma döndürdü
Yıllar sonra Ülkede sayım vardı
Bekledik dokuza kadar gelen olmadı
Sabah hemen zabıtalar yetişti:
-“Devlet işte bu, anında gelir” dedi
Dedim:
- Belli devlet kim,
Dün sayım vardı “Niçin sayamadı”
Garibanları takip etmek mi devlet?
Bir A4 sayfası için mi bu gayret ..!”
Çıkarıp verdim icra parasını
Anlattım zaten öncesi, sonrasını
Bu olaydan iki yıl sonra
Bir kalabalık toplantıda
Kendi çapında ünlüler arasında
Yaklaştı;usulca sırıtarak yanımıza
O ünlülerle beraber toka edip
Bileme di, ne yapsa hafızasını test edip
Söyledi:
-“Sizi tanıyamadım. “
-Yanına gelip
Dedim ki kulağına eğilip;
-”Söylersem ayıp olur”
Pişkince dedi :
“Söyle bir şey olmaz”
Yavaşça;
- “Hatırla hani,
“Seccade masanda” hatırla beni
Belki hatırladı. Ama attı benzi
Yine de yılışarak
-“Ne diyorsun inan ki....”
Ben anlatınca :
“Hiç anlamıyorum ..”dedi
Kuyruğunu kıstırıp, toplumu terk etti
Hey kadir olan Allah, daha dünyada iken onu rüsva etti.
14.10 1997 Salı/Ankara
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Serkan ÖKÇE
Serkan ÖKÇE Hayat Hikayesi
HAYATA BORÇLU
Önce hayat vermekle başlıyor
Sevindirir gibi bir çocuğu
Kucağına alıp…
Sonra bir bir alıyor
Neyse o sevindiğimiz
Bizde kalacağını sanarak
Alıyor tüm sevdiklerimizi
Alıyor elimizden ağlatarak…

Şimdileri moda oldu
Eline aldığı sevdaları
Uzatıp uzatıp çekiyor
Şekerle oynar gibi
Dokundurup, dokundurup dudağıma
Hani küçükken ağlardım da
Anam bir emzik koyardı ya ağzıma
Avutur… Unutturup… Alırdı
Hayat,
Hayat aldığını koymuyor geriye

Neyim var ki;
Kenara köşeye attığım
Çala bildiğim kadar Hayattan biraz sevgim
Hatırı sayılır birkaç dostluk
Dostlarımdan kaldı…
Ve yüreğimde izler var
Adını ihanet diye aldı…

Hayatın verdiklerinden
Aldıklarını çıkartırsan
İnsan Sahip olduğunu buluyor
Kahretsin ki hayata
Beni yaşatarak,
Borçlarını almanın bir yolunu arıyor…
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 10 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mehmet Ferit KADAYIFCI
Mehmet Ferit KADAYIFCI Hayat Hikayesi
ADINI SEN KOY
Bir zamanlar biri vardı adı bende saklı
Seviyordum onu yanımda olmazsa da
Hep yalnız o vardı aklımda
Seviyordum onu görmezsem de
Çiçeğin toprağa,toprağın suya
İhtiyacı olduğu kadar sevdim seni.
Şimdi yalnızım kurumuş ağaç gibi.
Soluyor yapraklarım
Sana o kadar ihtiyacım var güneş gibi
Bir anlayabilsen beni sevgilim
Her nefes alışımda seni anarım
Her baktığım yerde senin izin var
Öyle seviyorum ki seni
Sen yanımda olmazsan da sevgilim.
 

 

 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

11  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Halil KAYMAK
Halil KAYMAK Hayat Hikayesi
SAMAN
Hele bakın şu dünyanın haline,
Güç yetmiyor;oğlum ile geline.
Ehl-i mühüp olan getmez koluna
Battal mı olacak yolumuz bizim ?

Gittikçe bozuldu bu devri zaman,
Allah yardım etsin halimiz yaman.
Gece,gündüz çağırırım el aman,
Bilmem ne olacak halimiz bizim ?

Evlat babasına hürmet etmiyor,
Get dediyi yere asla getmiyor,
Ne kadar söylerse sözün tutmuyor,
Başımıza bela,dölümüz bizim.

Çoğu tarikata varamaz oldu,
Kalbinde fesatlık ıramaz oldu,
Büyük,küçük herkes yaramaz oldu,
Belayı getirir dilimiz bizim.

Bu yalan dünyaya gelmem bir daha,
Gözüyün önünde gerçekler aha,
Durma KAYMAK dayım yalvar Allah’a
Yardımcımız olur,ulumuz bizim.
 
 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 12  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Şevket TOMBUŞ
Şevket TOMBUŞ Hayat Hikayesi
GENÇ ÖLÜYE
Nerden çıktın yoluma madem ömrün kısaydı,
Mutlu idin yuvanda şu ölüm olmasaydı.

Boğmak için kedere neden beni bekledin,
Derdim bana yeterken bir dert de sen ekledin.

Normal hayatınıza devem edip giderken
Birden bire şu ecel kapıyı çaldı erken.

Habis tümör musallat oldu o genç ensene,
Zeka dolu başını döndürmüştü serseme.

Git dedim Ankara’ya Şubat’ı beklemiştin,
Sınıfı bırakamam tatil olsun demiştin,

Ayrılmadın bir türlü bağlıydın görevine,
İnleyerek gelirdin okuldan evine.

Bu ızdırap içinde çocukları okuttun,
Sen her zaman,her yerde en doğru yolu tuttun.

Sevdirmiştin kendini memlekette herkese
Cevap verdin o anda işittiğin her eses

Yediden yetmişe dek arkadaşında senin
Her biri ayrı ayrı can yoldaşındı senin

Öldüğünü duyunca Çorum alt üst olmuştu,
Gazete sütunları ismin ile dolmuştu.

Taleben,arkadaşın duyarak içten sızı,
Yazıyor,yazıyordu seni metheden yazı

Hukuk Fakültesine imtihana giderdin
Onu bitirmek için dört sene emek verdin.

Tam dört ayın kalmıştı diploma almaya
Yetişemedin yazık özlediğin bu aya.

Kimseyi incitmezdin,kırmazdın arkadaşı
Onun için arkandan döktüler çok göz yaşı

Ağlıyordu işiten ağlıyor,ağlıyordu,
Yavruların feryadı yürekleri dağlıyordu.

Ana ağlar,eş ağlar,bacı ve kardeş ağlar
Seni tavsif etmeye yetişmiyor mısralar.


 
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL  
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.