Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

İÇİNDEKİLER Tıklayarak şiirlere gidebilirsiniz

TAKDİM
HAYAT HİKAYESİ
BENİM GÜZEL ESPİYE’M
RAMAZAN BÜYÜK NİMET
TEĞET GEÇERMİŞ
YAKMA ATEŞİ
AS BE HÂKİM BEY
ANADOLU’M
METRODA BİR ENGELLİ
SÖYLEMEM EDEBİMDEN
BİTMELİ BU LANET TERÖR
UNUTULMUŞ ZAVALLI ADAM
YOKLUK ŞARKISI
ELE DÖNDÜ YÜREĞİM
KÖR KURŞUNLA VUR BENİ
ADIN ÇIKAR
BİTSİN BU İŞ
ÖLÜMÜNE SEVDA
DAR GELİR BANA
CAHİLDEN DOST OLMAZ
AĞLADI GÖNÜL
GÖZÜMDE BİBER SATSALAR
ALKIŞ TUTTULAR
HER HÜCREM SENİN
CELLÂDA YATIRMA
SANİYELER YORDU SEVDİĞİM
VURGUNUM
HASRETİN OLMASAYDI
SÜNDÜ CİĞERİM
ÇÖZMEDİ DERDİ
BİRLİK OLALIM
DÜŞLERİM VURULUR
NİHAYET SANA ULAŞTIM
NEREDESİN BE YAVRUM
YAR AKILAN DÜŞÜNCE
ELBET BİR GÜN KAVUŞURUZ
KURBAN OLDUĞUM
GÖZÜM ÇİÇEK EVLER
ÇÖZEMEDİM ŞU SEVDAYI
CEVABIN NEDİR
DEĞMESİN
RAHMET VE ZAHMETTİR DÜNYA
GİTMESİN
BEKLE SEVDİĞİM
DOĞUM GÜNÜ

AFFEYLE GAZZELİ BALAM

DAĞLANDI SOL YANIM
BU CANI MEZARA YATIR SEVDİĞİM
YILLARIMI GERİ VER
ARIN ARINDIR
YENİ YILA MERHABA
BENİ DE GÖTÜR
YAKARIŞ
YALVARİRİM SANİYE 
BİLE BİLE ÇEKTİM ECELİN PİMİNİ  

TEMELDEN FADİME’YE MEKTUP

FADİME’NİN CEVABI
BİR UMUT ISMARLADIM
DİLLER ÖLDÜRÜR BENİ
KABİRDEKİ TEMELDEN DURSUNA
DURDURUN ŞU ZALİMİ
DURMAZ SÖYLERİM
KALP ARANIYOR
ARLIK BENDE YOKLUK BENDE
GÜLEMEDİK EFENDİM
KORKAK DÜNYA UTANSIN
ÖĞRETMENİM
SEN BİLİRSİN AZRAİL
ÖLÜYORUM
SEVGİLİLER GÜNÜMÜ?
GÜLÜMÜ SOLDURMA
YAR
ERİYİP BİTTİM
Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
 
 
 
 
 

 01

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

TAKDİM

            Bu sanal kitapta bulunan çalışmalar; arkadaşlarımızla birlikte basılı olarak yayımladığımız 53 sayı “Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat” dergimiz ve 54’üncü sayıdan sonra da sanal olarak yayımladığımız dergi ile “Sarı Çiğdem Şiir Defteri” dergimizde yayımlanmış çalışmalardan derlenmiştir

Tarafımdan arkadaşıma bir ufak armağan olarak hazırladığım bu sanal çalışmamda onların da çalışmalarını derli toplu olarak sizlere sunmak amacı taşımaktadır.

Çalışmalarımın bir sanal kitaplık olarak sizlere ulaşması ve sizlerinde bilgilenmenizi ve ilgileneceğinizi ummaktayım.

Mahmut Selim GÜRSEL

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 02

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

Muhsin AKTAŞ   Espiyeli
ŞAİR VE YAZAR  1966 yılında Giresun’un Espiye ilçesinin Akkaya köyünde doğdu, İlkokulu köyünde okudu,
Orta ve Lise’yi güç şartlar altında Bursa İHL de bitirdi.
Bir Süre Açık Öğretime devam etti. Öğrenimini yarıda bırakıp, satış ve pazarlama sektörüne girdi. On yıla yakın bir süre İzmir’de yaşadı, Şu an Bursa’da, bir fabrikada üst düzey yöneticisi olarak yaşamını devam ettirmektedir.
Muhsin AKTAŞ evli olup, dünya güzeli 4 kız çocuğu babasıdır.
Daha çok serbest şiirler yazmakla beraber, halk şiiri ve hece tarzında şiirlerde yazmaktadır. 
YAYINLANMIŞ VE YAYINA HAZIR ESERLERİ:
“Sürgün Gönül Sancıları” Şiir dalında ilk eseridir.
“Seherde Titreyen Heceler” ikinci şiir kitabıdır.
“Seherde Titreyen Heceler” genişletilmiş 2.baskı
Yaşanmış bir olaydan yola çıkarak yazılan ilk romanı basıma aşamasındır.
İkinci bir roman çalışması devam etmektedir.
Web: www.muhsinaktas.com  şairin özel şiir ve edebiyat sitesi
Mail: m.aktas@muhsinaktas.com 
Mail: m.aktas40@hotmail.com    
YAZIŞMA ADRES:
KIZILCIKLI MAH.TOKİ KONUTLARI 2.ETAP C.1 BLOK DAİRE:19 HASANAĞA NİLÜFER/BURSA
GSM: 0.533.5162295
İş Tel:0.224.3679968-69
İLESAM DIŞINDA ÜYE OLDUĞU DERNEK VE KURULUŞLAR
1.AYŞAD ÂŞIKLAR YAZARLAR DERNEĞİ BURSA
2.KENT KONSEYİ ÜYESİ BURSA
3.BURSA ESPİYELİLER DERNEĞİ
 

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 03

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BENİM GÜZEL ESPİYE’M
 

Masmavi denizinde kayalar yosun tutar
Yemyeşil olan doğa her gün burnumda tüter
Aklıma düşer yaylan bağrıma kurşun batar
Ey canım Giresun’um benim güzel Espiye’m

Akkaya denen köyde dünyaya açtım gözü
Gurbet elde çalarım mızrabı kırık sazı
Özleminle tozdurur yüreğe dolan sızı
Ey canım Giresun’um benim güzel Espiye’m

Dağlarında yeşillik ahenk ile dem vurur
Kar yağınca çatıya bir başka güzel durur
Osman ağan torunu vazgeçilmez bir gurur
Ey canım Giresun’um benim güzel Espiye’m

İl ilçe köy demeden dünyaya dağılmışız
Sadece Türk bayrağı önünde eğilmişiz
Memleket hasretinden diz üstü yığılmışız
Ey canım Giresun’um benim güzel Espiye’m

Hamsi mısır lahana soframızın baş tacı
Fındık düşmüş ayağa bize yeter bu acı
Unutmadık gurbette ekmek pişiren sacı
Ey canım Giresun’um benim güzel Espiye’m

Mert yürekli yiğidin çalışarak yarışır
Girdiği topluluğa edebiyle karışır
Bu vatanı sevenle küslük etmez barışır
Ey canım Giresun’um benim güzel Espiye’m.

Gurbet köşelerinde gönlümüzde yaşarsın
Gün geçmez ki aradan rüyamıza düşersin
Mizabi kemençeyle horon edip coşarsın
Ey canım Giresun’um benim güzel Espiye’m
13.10.2008 1.15

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 04

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

RAMAZAN BÜYÜK NİMET
 

Her ramazan oruçlar Allah için tutulur
Rahmandan inen nurlar huşu ile yutulur
İftar ile sevaba bin kat daha katılır
Sen ne büyük nimetsin ya mübarek ramazan

Evlerde camilerde her gün Kur’an okunur
İmanlı yüreklere nakış gibi dokunur
Gerçeği gören mümin günahlardan sakınır
Sen ne büyük nimetsin ya mübarek ramazan

Teravih büyük sünnet ne mutlu ki kılana
Sahur başka bir hikmet kıymetini bilene
Merhamet dileyerek huzuruna gelene
Sen ne büyük nimetsin ya mübarek ramazan

Tövbe eden kalplere tüm kapılar açılır
Yüce Rabbin katından rahmet yere saçılır
Mümin ile münafık oruç ile seçilir
Sen ne büyük nimetsin ya mübarek ramazan

Kalbi coşan müminler yardım için koşarlar
Allah için nefisten çok uzakta yaşarlar
Bin aydan da hayırlı gece ile coşarlar
Sen ne büyük nimetsin ya mübarek ramazan

Tüm kalpleri yoğurur mumlara çevirirsin
Şeytanın kalesini kökünden devirirsin
Nice olmaz işleri bir ayda evirirsin
Sen ne büyük nimetsin ya mübarek ramazan

Oruç tutan varlıklı yoksulları hatırlar
Ey Mizabi yazmakla yetmez kısa satırlar
Sevabını taşımaz âlemdeki katırlar
Sen ne büyük nimetsin ya mübarek ramazan
06.09.2009

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 05

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

TEĞET GEÇERMİŞ

Senet çek ne varsa takla atıyor
Fabrikalar birer birer batıyor
İşsizlere her gün binler katıyor
Korkmayın bu kriz teğet geçermiş

Siparişler ardı sıra duruyor
KOBİ’NİN kasası her gün kuruyor
Gelen giden garibana vuruyor
Korkmayın bu kriz teğet geçermiş

Fakirin ekmeği elden gidiyor
Zengin yine gününü gün ediyor
Siyasiler durmuş bizi yediyor
Korkmayın bu kriz teğet geçermiş

Küçük esnaf kepenkleri kapattı
Çiftçi kardeş gürültüyle top attı
Birçok memur işçi aklı sapıttı
Korkmayın bu kriz teğet geçermiş

Emekli peşinen mezar kazıyor
Mizabi krize şiir yazıyor
Büyük zatlar yine esip tozuyor
Korkmayın bu kriz teğet geçermiş
23.12.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 06

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

YAKMA ATEŞİ

Ağlama gözlerim bir kez olsun sus
Yar geldi aklıma kalmadı ki us
Aşkın hücresinde tutuyorken yas
Gülüp de göğsüme yakma ateşi

Güneşe çarşaflar gerdirme bana
Bak sonra kar olur yağarım sana
Zaten yaralıyım sevdadan yana
Bilip de göğsüme yakma ateşi

Daha yeni buldum aşkın yolunu
İnan şimdi sardım yârin kolunu
Görmek istemem ki mevta salını
Gelip de göğsüme yakma ateşi

Banketler ağlıyor şafak başında
Çok âşıklar görmüş eli döşünde
Mizabi ok yemiş gece düşünde
Dolup da göğsüme yakma ateşi
09.08.2008

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 07

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

AS BE HÂKİM BEY
 

Gözlerim karardı bir akşamüstü
Hücrelerim birden canıma küstü
Balkonda ruhumu afakan bastı
İtirafım budur as be hâkim bey

Dalga sesleriyle inledim durdum
Yunusun karnında hayaller kurdum,
Kızdım geceleri yosunla vurdum
İtirafım budur as be hâkim bey

Sevgi korusuna izinsiz girdim,
Köprü altlarına kalbimi sürdüm,
İlmimi softanın önüne serdim,
İtirafım budur as be hâkim bey

Dağlara taşlara merhamet ektim,
Kör kurşunlar yiyip düz yolda sektim,
Cahilin boynuna yaftalar taktım,
İtirafım budur as be hâkim bey

Zalime küfredip yüzüne baktım
Arsızları kovup hırsızı yaktım
Hak yiyen züppeye tükürük sıktım
İtirafım budur as be hâkim bey

Sevgi bilmeyenin yanından kaçtım
Aşkın kitabını bilene açtım
Kaçıp gidenlere zehirler saçtım
İtirafım budur as be hâkim bey

Mizabiyim sondur benim sözlerim
Ağlamaktan bıktı garip gözlerim
Ezene soyana her gün düzlerim
İtirafım budur as be hâkim bey 

01.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 08

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ANADOLU’M

Binlerce yiğidin bağrında gizli
Sıralanmış dağlar nazlımı nazlı
Âşıklar ozanlar elleri sazlı
Yanlarına beni sal Anadolu’m

Pir Sultan Abdallar Yunus’u veli
Özünü dokumuş erenler eli
Tevazuu görsen sanırsın deli
Dergâhına beni al Anadolu’m

Mevlana’dan edep öğrendi yurdum
Karacaoğlan’dan cesaret gördüm
Gece gündüz senle hayaller kurdum
Sorma yüreğime dal Anadolu’m

Tarlanda çalışır gelini kızı
Yaylada meleşir koyun ve kuzu
Gurbet elde hasret yürekte sızı
Gururla gönlümde kal Anadolu’m

Al bayrak gönünde asılı dursun
Gözü olan hain bakıp kudursun
Bir yanda memolar bir yanda Dursun
Cümlemize vatan ol Anadolu’m

Türk, Türkmen, Yörükler, bir tarafta Laz
Kürt, Arap, Arnavut diğeri Çerkez
Kardeşçe yaşarız kimlik fark etmez
Kalplerde tutuştuk gel Anadolu’m

Halkın kurban olur dağ ve taşına
Mevla’m dert vermesin vakur başına
MİZABİ can verir damla yaşına
Asma nur yüzünü gül Anadolu’m

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 09

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

METRODA BİR ENGELLİ

Engelli aracında durakta bekliyordu,
Gelen gidene bakıp bir şeyler ekliyordu,
Arada aldırmadan elini yokluyordu,
Baktım nurlu yüzüne utanarak ağladım.

Raylı tren içine, bir hamle yapıp bindi,
İki damla sıcak yaş yanaklarıma indi,
Halinden utanan yüz kaşlar altına sindi,
Baktım mahzun gözüne utanarak ağladım.

Meydan boş nutuk attık başka bir şey yapmadık,
El koyup taş altına koltuklardan kopmadık,
Onlar ezildi baktık yolumuzdan sapmadık,
Baktım sırlı özüne utanarak ağladım.

İş dedi, engel dedik kovaladık kapıdan,
Geçecek yol vermedik yaptığımız yapıdan,
Ne farkımız kadı ki ahırdaki sıpadan,
Baktım vakar izine utanarak ağladım.

Tek saygı istediler onu bile vermedik,
İş verip kanatları üzerine germedik,
Bunlar bizdendir deyip bir kez olsun görmedik,
Baktım duran gizine utanarak ağladım.

İçinde neşe vardı etrafa gülüyordu,
Bir iş görüşmesinden sevinçle geliyordu,
Ona bakan gözlerim kahrından ölüyordu,
Baktım gönül nazına utanarak ağladım.

Nice kardeşim vardı aynı durumda olan,
İşsiz aşsız köşede her gün sararıp solan,
Artık kalmadı yaşlar, kan idi göze dolan,
Baktım ayak tozuna utanarak ağladım.

Azmi görüp utandım tutamadım elini,
İnançla kırıyordu tembelliğin belini,
Kollarına takmıştı hayat denen gelini,
Baktım yaşam tezine utanarak ağladım.

Gelip de bir araya bir köprü kuramadık,
Engelli kardeşleri sineye saramadık,
Mizabi yanık üzgün dertleri soramadık,
Baktım kışta yazına utanarak ağladım.
 

09.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 10

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SÖYLEMEM EDEBİMDEN

Sana olan aşkımı bir Allah bilir bir ben
Bazen haykırmak gelir el âleme içimden
Set çeker deli yürek asılarak saçımdan
Hesapsız sevdim seni söylemem edebimden.

Ne gece nede gündüz hiç aklımdan çıkmazsın
Geceleri düşümde gezme ile bıkmazsın
Bir gün olsun bu canı sözlerinle sıkmazsın
Hesapsız sevdim seni söylemem edebimden

Bakışların gözüme yol sormadan varalı
Hiçbir hesap vermeden kalp köşkümde duralı
Ne hece kaldı bende nede imla kuralı
Hesapsız sevdim seni söylemem edebimden

Mizabi özlü sevgi işte böyle bir şeymiş
Cebir mantık felsefe anlamam sormam neymiş
Yârin elinden zehir tadı sorulmaz meymiş
Hesapsız sevdim seni söylemem edebimden
 

15.10.2008 1.15

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

11

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BİTMELİ BU LANET TERÖR

Çapulcunun kurşunu yürekleri dağladı
Mehmetlerin anası çırpınarak ağladı
Gitti on beş gencimiz halk sözünü bağladı
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

Terör denen bu lanet birçok genci yok etti
Vatan sağ olsun diyen son sabrını tüketti
Yapılan bunca vahşet artık canlara yetti
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

Her gün şehit verirken dayanmaz bunca yürek
Artık en acilinden buna bir çözüm gerek
Yağlanmakta evlerde paslanan kazma kürek
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

İster büyük komutan ister cumhurun başı
Birlik olup kesmeli sele dönen bu yaşı
Daha sözü kalmadı millet dikmekte kaşı
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler

Bu işin üstesinden gelir bizim ordumuz
Ayıklayıp gidelim varsa çürük kurdumuz
Mizabi der soysuza peşkeş olmaz yurdumuz
Zurnanın zırt dediği yerdeyiz duyun beyler
05.10.2008 1.15

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 12

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

UNUTULMUŞ ZAVALLI ADAM

Öylesine bir gündü,
Saat sekiz otuz telefon çalıyordu.
Alo dedim.
Ecnebice bir şeyler söylüyordu.
Bir türlü anlamadım.
Türkçe söyle be kardeşim, Türkçe dedim.
Gülüştük.

Can arkadaşım, kadim dostum, iki gözüm
Adı Mesut. Soyadı Üzüm.
Doğum günün kutlu olsun dedi.
Sustum.
Kelimeler boğazıma düğümlendi.
Zor bela yutkundum.

Hiç hesapta yokken, birden düştü aklıma,
Saate baktım daha erkendi.
Uyuyorlardır diye düşündüm.
Kuzucuklarım, canlarım var, kesin ararlar.
Hadi büyük iki çocuklu, birisi daha yeni,
Telaşlıdır unutur.
Lakin ipek yürekli ortancam var,
O iki eli kanda olsa kesin arar.
Küçük adı üstünde küçük,
Okul ders derken aklı bir karış havada
Belki bir ümit!
En azından yirmi beş sene;
Varımı yoğumu,
Yetmedi ömrümü yiyen karım var.
Belki o arar.

Acele etme, kuşluk vaktine doğru hepsi arar, sorar.
Bak, sanaldan mesaj atmış bazı dostlar,
Sağ olsunlar var olsunlar.
Kuşluk vakti gelip geçti,
Öğlen girmek üzere, tık ses yok.
Her yer zifiri karanlık.
Yok, yok unutmazlar.
Kahvaltı, bulaşık,
Temizlik derken yorulmuşlardır.
İkindiye doğru mutlak ararlar.
Zaman ilerledikçe,
Yelkovan kirpiklerime
Saplanmış duruyordu.
Kara kerpetenle ruhumun;
Dişleri çekilmiş acıdan sızlıyordu.
Allah! Allah!
Akşam geçti bir terslik var bunda.
Telefonlar mı bozuk ne.
Anladım, yaptı yapacağını yağmur,
Rüzgâr, kopardı telleri yine.
Olsun, daha günün bitmesine çok var,
Hepsinin aklına gelir, o zaman kadar.
Umurumda değil, nasılsa bir garantim var,
En umulmadık zamanda,
Yüreğime balıklama dalan.
Her köşesine sevgiden,
Aşktan, saraylar kuran kraliçem var,
O kesin kes arar, telaşlı var!
Birazda geç kalkar.
Unutmaz, en azından bir mesaj atar.
İşte ikindi yaklaşıyor,
İşleri hafiflemiştir, şimdi ararlar.
Şu merete bir bakayım, kapanmasın sakın
Şimdi canlarım, yavrularım, yarim arar.

Ses seda yok,
İlk defa anladım ki,
Bir saniye bin seneden çok.
Güneş elveda nakaratını son kez söylerken,
Hüzünle bakıp gözüme,
Hafifçe dokundu yüzüme.
Bugünlük görev bitti. Dedi ve gitti.

Canımın yarısı uzaklarda,
Arayıp sormasa da haklı!
Yüreğimde yeri çok, acısı bende saklı,
Babasının kuzusu, merhamet deyip de,
Şöyle aramaya ermez mi ki aklı,
Hiç hakkım yok!
Ama olsun! Nede olsa atayım,
Gözlerim yollarda, bekler meraklı.

Yine ümitlendim koskoca beş saat var,
Sekiz, dokuz, on, on bir, on iki
Yani yirmi dört!
Anladım, akşamda bitti. Gece başladı.
Bak şimdi akşam telaşındalar,
Sonra ararlar, ararlar demi?
Ararlar mı acaba?

Saat yirmi üç elli dokuz.
Ben sustum. Semavat sustu.
Yıldızlar ağladı geceye küstü.
İlgisizlik canımı aldı bulutlara astı.
Yaş döküldü yanaktan, memleketi su bastı.

Hançer gibi yüreğime saplanıp;
“Doğum günün kutlu olsun” dedi,
Kâğıt ve kalem;
İsyan ile bağırdı yüzüme cümle âlem,
Sus! Urbası içinde unutulmuş zavallı adam.


03.11.2010

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 13

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

YOKLUK ŞARKISI

Her sabah gözlerimi açınca; sensiz bir güne uyanma ürkekliği takılıyor,
Yüreğimin ücra köşelerine, bir kar tanesi içine düşüyorum,
İçim titriyor üşüyor üşüyorum.
Kâğıt ve kalem kokmayan
Bir mektup beklemeye başlıyorum, bende her insan gibi,
Kağıt kokusuz yavan mektuplara alışıyorum.
Gözlerim kararıyor, hayaline tutunarak
Düşe kalka kuşluk vaktine doğru yürüyorum,
Ya giderse diye hınzır bir soru takılıyor aklıma,
Oof, of nereden takıldı aniden, bir türlü bilemiyorum.
Kirpiklerime karabulutlar asılıyor ağlıyor ağlıyorum.
Hafızamda gayri meşru ayrılıklar büyürken,
Acılar beynimin ana rahminde çıplak yürürken,
Çiğ yağmış duygularım, ayazda yanıyorken,
Köprü altlarına düşüyor, zil zurna sarhoş oluyorum.
Daha şafakla yeni selamlaşırken gün,
Gecenin zifiri karanlığında kulaç atıyorum,
Sen soluyor, sen kokluyor, sen yiyor, sen içiyorum,
Özlem çilehanesine düşüyor, kirpiklerimle ecele kefen biçiyorum.
Flu bir âlemde hayalini seyre dalıyor,
En acısından arabesk şarkılar dinliyorum.
Bir ikindi namesidir tutturuyor hasretin
Paslı çiviler çakılıyor ufkumun göbeğine,
Çilekeş bir akşama doğru yalın ayak yürüyorum.
Birden kayboluyor güneşe asılı tüm umutlarım,
Sensizlikle dağılan kalbimin parçalarını topluyor,
İçine biraz özlem, biraz cam kesiği sancı,
Birazda çuvaldız koyup,başıma yastık yapıyorum.
Bir yokluk şarkısıdır tutturuyor geceye dair,
Ve kirpiklerinden yıldızlara, asılı duruyor bu şair.  

13.05.2010

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 14

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ELE DÖNDÜ YÜREĞİM

Semanın direğini eritti gözyaşlarım
Aşkın cehenneminde küle döndü yüreğim
Yıldızlarların altında gelişini bekledim
Gelen giden olmadı yola döndü yüreğim

Rüzgâr sustu dinledi sabahı sabah etti
Ay geldi yanağıma öptü okşadı gitti
Kuru tahta içinden kanlı yaş sökün etti.
Gelen giden olmadı yele döndü yüreğim

Gözlerim sokaklarda sefil sefil dolaştı
Ayın şavkı üstümde ne çabucak gün aştı
Yüreğimdeki hicran Leylalara ulaştı
Gelen giden olmadı çöle döndü yüreğim

Şiirler öksüz kaldı satır satır ağladı,
Her dörtlükte Mizabi karaları bağladı
Hıçkırdı gece kuşu gönülleri dağladı
Gelen giden olmadı ele döndü yüreğim
 

10.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

15

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

KÖR KURŞUNLA VUR BENİ

Pamuk elin üşüyüp başına çiğ yağarsa
Ayrılık şarkıları gökyüzüne ağarsa
Gideceğim diyerek bedeni ter boğarsa
Ölüm şekli fark etmez barutlara kar beni

Güneş yere inerek gölgemizi vurursa
Yıldızlar üzerinde benden ayrı durursa
Gideceğim diyerek içini zor bürürse
Ölüm şekli fark etmez mayınlara sar beni

Çiçek dalından kopup sokaklarda solarsa
Sevdanın rengi solup sarı renge çalarsa
Gideceğim diyerek içine kar dolarsa
Ölüm şekli fark etmez bombalara kur beni

Aşk bülbülün susarak yıldızlara küserse
Mizabiyi bırakıp yâd ellere eserse
Gideceğim diyerek gönlünü kor basarsa
Ölüm şekli fark etmez, kör kurşunla vur beni


21.07.2008

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 16

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ADIN ÇIKAR

Sokağına dökme çürümüş taşı
Yemeğine katma pişmemiş aşı
Gövdede taşıma akılsız başı
Sonra adın çıkar hokkabaz derler

Eşek salıp bağa at kovalama
Cahil kapısında el ovalama
Softa dergâhında din kovalama
Sonra adın çıkar ham yobaz derler

Helali bırakıp harama değme
Kimsenin önünde boynunu eğme
Kurtları bırakıp kuzuyu boğma
Sonra adın çıkar madrabaz deler

Dinsizliği övüp dinliyi dövme
Edepsizi görüp edebe sövme
Makama aldanıp haksızı övme
Sonra adın çıkar çenebaz derler

Ham sofunun hayrı olmaz kendine
Yalan karıştırma sözün fendine
Mizabi der sokma gönül bendine
Sonra adın çıkar hilebaz derler


24.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 17

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BİTSİN BU İŞ

Sevgi bahçesinde güller açmazsa
Baharda çiçekler koku saçmazsa
Kuzu kurttan korkup dama kaçmazsa
Saçıma kınayı yak bitsin bu iş

Rüzgârlar içinden kokun sızmazsa
Bu gözler sevgini eğer sezmezse
Gece düşlerimde yüzün gezmezse
Üstüme dünyayı yık bitsin bu iş

Elim ellerinden ayrı düşerse
Garip gönlüm sana bir gün küserse
Saçlarımda yeller sensiz eserse
Beynime fünyeyi çek bitsin bu iş

İleride bir gün gönlün kayarsa
Başımı göğsünden yana koyarsa
Beni zannedip de eli duyarsa
Tabutta sevdayı yak bitsin bu iş

Sevda yolumuza engel çıkarsa
Ola ki Mizabi senden bıkarsa
Unutup da başka göze bakarsa
Göğsüme mermi sık bitsin bu iş


24.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 

   18

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ÖLÜMÜNE SEVDA

Sevda bülbüllerin susuyor ise
Bilinmez bir sala koy beni yârim
Yüreğinden şüphe kusuyor ise
Alınmaz bir çöle koy beni yârim

Asmalar koruğa duruyor ise
Ay buluta pusu kuruyor ise
Gölgeler tersine ürüyor ise
Gelinmez bir yola koy beni yârim

Gönül gülün bana soluyor ise
Sevgime bahane buluyor ise
Hücrene yabancı doluyor ise
Bulunmaz bir hale koy beni yârim

Mizabiye yârsiz cezve gelirse
Bu can senden gayri eli bilirse
Sevda çiçeklerim susuz kalırsa
Salınmaz bir dala koy beni yârim
 

28.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

  19

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DAR GELİR BANA

Bulutlar kaplamış göğün yüzünü
Yıldızlar saklamış bütün özünü
Baktım bulmadım yosun gözünü
Koskocaman Konya dar geldi bana

Duvarda aradım resimlerini
Semada taradım hayallerini
Aynamda aradım cisimlerini
Sensiz bir tek gece zor geldi bana

Sokak lambaları üstüme geldi
Kuş tüyü yatağım sırtımı deldi
Bu gönül yar diye tek seni bildi
Sensiz bir tek hece ar geldi bana

Ne gece ne gündüz sensiz olmuyor
Bu can senden başka derman bilmiyor
Mizabiyem derdim çare bulmuyor
Sensiz lavlar bile kar geldi bana
 

28.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

  20

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

CAHİLDEN DOST OLMAZ

Büyük sevda sığ yürekte yer tutmaz
Âlim olan katil ile bir yatmaz
Ehil kişi pişmiş aşa su katmaz,
Softanın tasından içilmez dostum

Gördüğün her göze sansürsüz bakma
Bulduğun ocakta ateşin yakma
Görmemiş tacını başına takma
Yobazın kilidi açılmaz dostum

Her yüze güleni dostundur sanma
Her söylenen söze inanıp kanma
Çürümüş ağacın dalına konma
Fesat tarlasından biçilmez dostum

Mizabi kisveye aldanma sakın
Uzakta sandığın sana çok yakın
Önünüzden kayıp gidene bakın
Cahil sokağından, geçilmez dostum
 

28.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 21

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

AĞLADI GÖNÜL

Zehirli ok gibi battı sözlerin
Kurşun olup yağdı yosun gözlerin
Yüreğime doldu kızgın közlerin
Döktü yaşlarını ağladı gönül

Her ne söyledinse unuttum gitti
Bu sevda gönlümü sarsılmaz etti
Bütün duygularım dağlarda yitti
Dikti saçlarını ağladı gönül

Dilinden döküldü büsbütün kozlar
Kalbimde yer etti kazdığın izler
Özümü yaktı da yankılı sazlar
Yıktı kaşlarını ağladı gönül

Gece ayazında güllerim soldu
Yıldızlar altında yüzünü buldu
Takıldın aklıma gözlerim doldu
Sıktı dişlerini ağladı gönül

Üzülme Mizabi geçer dediler
Söyleyen susandan beter dediler
Bütün dertler bir gün biter dediler
Söktü döşlerini ağladı gönül
 

30.07.2008 Espiyeli

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 22

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

GÖZÜMDE BİBER SATSALAR

Gözünde aradım çayın demini
Dillerime vurdum aşkın gemini
Her nefeste ettim büyük yemini,
Senden başkasının olamam gülüm

Hücrelerim hayat buldu seninle
Tenim kavilleşti pamuk teninle
Genlerim sözleşti gönül geninle
Senden başkasının olamam gülüm.

Dünyayı çekseler göğün sathından
Güneşi sürseler binek atından
Ölümü kovsalar rahman katından
Senden başkasının olamam gülüm

Geçtiğim yollara diken atsalar
Gelip ayağıma her gün batsalar
Mizabi gözümde biber satsalar
Senden başkasının olamam gülüm
 

30.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 23

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ALKIŞ TUTTULAR

İhale yaptılar hep hile yaptım
Allah’ı bırakıp paraya taptım
Yoksulun elinden malını kaptım
Coşarak güldüler alkış tuttular

Müminin yanında camiye gittim
Ayyaşı görünce şişede bittim
Menfaati gördüm dinimi attım
Koşarak geldiler alkış tuttular

Seviyorum deyip yalan söyledim
Aşkla dalga geçip gönül eyledim
Yolda aşüfteden çocuk peyledim
Övüp saz çaldılar alkış tuttular

İdareci oldum altımı ezdim
Mesaiden kaçıp sokakta gezdim
Nice garibanın derisin yüzdüm
Gülmekten öldüler alkış tuttular

Dedi kodu ettim yuvalar yıktım
En güzel ormanı elimle yaktım
Mehmet’in göğsüne kurşunlar sıktım
O yapmaz bildiler alkış tuttular

Lise önlerinde eroin sattım
Fitne tohumunu sulara kattım
Dürüstleri kovup hırsızla yattım
Gaflete daldılar alkış tuttular

Menfaat uğruna bindim sallara
Dikenleri döktüm düzgün yollara
Makam için girdim çirkef kollara
Göklere saldılar alkış tuttular

Gücüm yettiğince halka söyledim
Mizabice biraz sitem eyledim
Dilim döndüğünce varıp payladım
Alaya aldılar alkış tuttular
 

10.09.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 24

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

HER HÜCREM SENİN

Yıldızları seyre daldım bu gece
Yüzlerinde seni sardım sevdiğim
Gölgeni aradım sanki bilgece
İzlerinde seni sürdüm sevdiğim

Rüzgâra tutunup inandım güce
Ardın sıra baktım kaldım öylece
Yüreğime astım kuş tüyü hece
Gizlerinde seni sordum sevdiğim

Düşünceler gitti gelmez geriye
Öte giden dönmez daha beriye
Dibe vuran çıkmaz artık yarıya
Özlerimde seni gördüm sevdiğim

Bu Mizabi sensiz her an ölüdür
Bahçemdeki güller sevda gülüdür
Senden gayri bakan inan delidir
Gözlerinde beni vurdum sevdiğim
 

30.07.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 25

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

CELLÂDA YATIRMA

Sevgi denizinde yüzüyorum ben
Batırıp derine boğma yar beni
Askın tarlasında geziyorum ben
Yitirip kurtlara verme sevdiğim

Seninle yıllara meydan okurum
Gönül tezgâhında özlem dokurum
Bülbül olup başucunda şakırım
Götürüp kuşçuya verme sevdiğim

Tuttuğum tüm eller erken pes etti
Önüne can serdim bakmadı itti
Cafcaflı bir söze kanarak gitti
Bitirip bir pula verme sevdiğim

Şiirler yazılsın derim üstüne
İsmimiz kazılsın arşın büstüne
Mizabi akarken ilik testine
Yatırıp cellâda germe sevdiğim
 

16.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

  26

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SANİYELER YORDU SEVDİĞİM

Zalim gurbet bizi yine ayırdı
Etlerimi kemiğimden sıyırdı
Güneş bile kuyruğunu kıvırdı
Sensiz saniyeler durdu sevdiğim

Saatler özlemi kurşuna dizer
Bu ruhum şehrini her gece gezer
Kaldırım taşları göğsümü ezer
Densiz saniyeler vurdu sevdiğim

Aramızda yollar ırayıp durur
Bülbülün dilinde nameler kurur
Rüzgârlar bağrımı hançerle vurur
Dinsiz saniyeler yordu sevdiğim

Yıldızların çığlığı geceyi deldi
Yatağım çiğ oldu buzlara geldi
Sanki tüm yaratık bana bir eldi
Dünsüz saniyeler sırdı sevdiğim

Ay tutuldu gece boyu ağladı
Dalgalar kudurdu taşı dağladı
Mizabi hasretle kara bağladı
Kansız saniyeler sürdü sevdiğim


16.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 27

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

VURGUNUM

Ne dinin ne dilin gerekmez bana
Gönülden girginim inan ki sana
Ne ırka bakarım ne de ki kana
Yürekten vurgunum inan ki sana

Kapında köleyim sokağında deli
Gelip bu sevdayı mecnun görmeli
Yarıp da kalbimi ona sormalı
Yürekten sargınım inan ki sana

Hem sağdan hem soldan geri duralım
El ele vererek cennet kuralım
Gönül bahçesinden güller derelim
Yürekten sürgünüm inan ki sana

Bir bahane bulup sorun edersin
En ufak bir şeyde dönüp gidersin
Neden Mizabiyi dağda güdersin
Yürekten örgünüm inan ki sana
 

16.08.2008

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

  28

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

HASRETİN OLMASAYDI

Özlemin ağır yükü üzerime çullandı
Yürek yerinden kopup sehpalarda sallandı
Hasretinden bu gönül gidip gelip dellendi
Dünya dertle dolsaydı hasretin olmasaydı

Koskoca dağlar bile bu cefaya dayanmaz
Ayrı kalan âşıklar huzur ile uyanmaz
Edep varsa sevgide çirkefliğe soyunmaz
Kâinat yok olsaydı hasretin olmasaydı

Yaran derinde ise acı tepene biner
Beden titrer soğuktan kalp ise köze döner
Gecene gurbet düşer gözlerinde kor söner
Canım tende solsaydı hasretin olmasaydı.

Gündüz geceye dönüp terk edip sana gider
Gökyüzü kömür olup hayatı zehir eder
Yar aklına düşünce beyni kemirir keder
Baş akılsız kalsaydı hasretin olmasaydı

Gül yerine dikeni koynuma alıyorum
Yıldızların ardından ufuk’a dalıyorum
Gün geceye küsünce ortada kalıyorum
Keşke ölüm gelseydi hasretin olmasaydı

Yaralarım derinde kaşıdıkça acıyor
Yar bulmuşum kırkında vuslat benden kaçıyor
Mizabi talih sana ayrılıklar saçıyor
Azrail can alsaydı hasretin olmasaydı

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 29

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SÜNDÜ CİĞERİM

Etlerimi yaktı zehir sözlerin
Bomba oldu yağdı yosun gözlerin
Kar yağdı buz tuttu duru yüzlerin
Kor ateşte kaldı yandı ciğerim

Beynim çıkıp gitti açık bacadan
Yorgunluk hatıra kaldı geceden
Ölmeyi istedim Ulu Yüceden
Kor ateşte kaldı dondu ciğerim

İçim kan ağladı sen duyamadın
Gözyaşım döküldü hiç sayamadın
Beni kimliğimle bir koyamadın
Kor ateşte kaldı söndü ciğerim

Mizabım benimde bir fikrim vardı
Kişiliksiz insan kime yarardı
Gönlümü çılgınca bir korku sardı
Ateşteki kora döndü ciğerim
 

16.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 30

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ÇÖZMEDİ DERDİ

Dün gece düşümde gezinip durdun
Kalemler kırıldı yazmadı derdi
Durdun penceremde halimi sordun
Sol göğsüm yarıldı sızmadı derdi

Sarıya boyandı gonca gülümüz
Her şeyi götürdü esen yelimiz
Yaşlara karıştı akan selimiz
Pınarlar yoruldu bozmadı virdi

İsmini zikretmek düştü payıma
Saniye takılmış tespih sayıma
Bir ömür vurmuşlar sensiz ayıma,
Saatler darıldı çözmedi derdi

Kalplerimiz yanıp tutuşmaktalar
Mizabi uzaktan atışmaktalar
Mânialar görüp yatışmaktalar
Engeller vuruldu süzmedi derdi
 

24.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 

 31

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BİRLİK OLALIM

Kutlu sevdan yüreğimde eriyor
Gövdesinden yeni dallar veriyor
Ayrı kalmak kollarımı kırıyor
Kırma gel sevdiğim birlik olalım

Sensizlik damakta tuzsuz aş gibi
Yokluğun içimde kesik baş gibi
Sensiz kalan gönül olur taş gibi
Yorma gel sevdiğim birlik olalım

Dağı taşı deler sana koşarım
Haber gelmedi mi? Durup şaşarım
Bir tek söze çağlar sele coşarım
Vurma gel sevdiğim birlik olalım

Kimsenin diline düşmeyelim biz
Sevgimiz yürekte kalsın sırlı giz
Mizabım dillerde kirlenmiştir söz
Durma gel sevdiğim birlik olalım
 

16.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

  32

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DÜŞLERİM VURULUR

Dumanlar başımdan göğe ağıyor
Bu hasretlik inan beni boğuyor
Yüreğimden kanlar yere yağıyor
Çağır da geleyim yetti be gülüm

Ne tadım kalıyor nedeki tuzum
Eriyor soğukta kar tutan buzum
Nameye küsüyor eldeki sazım
Çağır da çalayım yetti be gülüm.

Yıldızlar geceme zehir saçıyor
Yokluğun içimde kosa biçiyor
Bunalım beynimde şarap içiyor
Çağır ben dolayım yetti be gülüm.

Sokaklar yüzüme kefen dikiyor
Özlemin ruhuma zakkum sıkıyor
Zaman yollarına diken döküyor
Çağır da alayım yetti be gülüm

Şehrin ışıkları tabutum olur
Rüzgârlar içinde can seni bulur
Mizabım her gecem kanla yoğrulur
Çağır da sileyim yetti be gülüm
 

25.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 33

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

NİHAYET SANA ULAŞTIM

Sarp dağların arkasında kalarak
Gönülsüz dünyaya haber salarak
Yıllar yılı aşk ardında solarak
Nihayet sonunda sana ulaştım

Düz ovada ayak takıp sekerek
Gönülden gönül’e hicran dökerek
Sevda Umman’ına dalıp çıkarak
Nihayet sonunda sana ulaştım

Yürek, yürek gezip hayal süzerek
Kör bıçaklar ile derim yüzerek
Kimin sevindirip kimin üzerek,
Nihayet sonunda sana ulaştım

Sesin duyup içine özüm katarak
Kesilince haber yasın tutarak
Bakmayıp önüme kora yatarak
Nihayet sonunda sana ulaştım

Bu kapı son kapım olsun diyerek
Saadet hırkasın sırta giyerek
Mizabiyim başa tacı koyarak
Nihayet sonunda sana ulaştım
 

26.08.2008 saat: 14.10

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 34

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

NEREDESİN BE YAVRUM

Ne sesin kulağımda ne suretin gözümde
Her gün harlayıp yanan hasretin var özümde
Soğuk ecel terleri dans ediyor yüzümde
Gel de rahat bileyim yetti be güzel yavrum

Acıdan kule yaptım her saat düşlerimde
Aklıma düştü gizin dil kaldı dişlerimde
Sancılar halay çekti her sabah döşlerimde
Gel de rahat bulayım yetti be güzel yavrum

Umut edip yaşamak beter imiş ölmekten
Artık tekliyor yürek senden ayrı kalmaktan
Mendillerim eskidi gözyaşımı silmekten
Gel de rahat sileyim yetti be güzel yavrum.

Ölse idin belki de kokunu sezer idim
En azından mezarın başında sızar idim
Lahit taşına sözü elimle yazar idim
Gel de rahat kalayım yetti be güzel yavrum.

Şimdi nerelerdesin ne yiyip ne içersin
O küçücük ayakla hangi yoldan geçersin
Baba diyen her dilde ciğerimi biçersin
Gel de rahat solayım, yetti be güzel yavrum.

Ay tıstı güneş küstü yıldızlar yere düştü
Her gördüğüm yavrucak yaralarımı deşti
Görmediğin bu eller kendi mezarın eşti
Gel de rahat dolayım yetti be güzel yavrum.

Daha ne kadar sürer bu ayrılık bilemem
Mizabım kötü yazım istesem de silemem
Azrail’e her gece yalvarırım ölemem
Gel de rahat öleyim yetti be güzel yavrum.
 

28.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 35

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

YAR AKILAN DÜŞÜNCE

Rüzgârın kucağında uçar gidersin ona
Yıldızlar hamak kurar yar yolundaki cana
Işık hızı koşarsın bir yandan öbür yana
Mesafeler kısalır yar aklına düşünce

Kumsalda düş kurarsın dalgalarla gülersin
Sevgi gözyaşlarını yakamozla silersin
Aşığının canını canın ile dilersin
Tüm acılar azalır yar göğsüne düşünce

Gül dalına tüneyip sevgilini beklersin
Ay ışığından göğe parıltılar eklersin
Hüzün denen kâbusla her saniye teklersin
Bütün dertler hız alır yar özüne düşünce

Karakış ortasında muma döner erirsin
Duman olur dağların tepesini bürürsün
Okyanusun üstünde veli olur yürürsün
Dünyalar senin olur yar gönlüne düşünce

Mizabi aşk peşinde diyar, diyar gezersin
Gece boyu düşünde Ummanlarda yüzersin
Elinde yârin eli semalarda tozarsın
Kâinat huzur bulur yar sinene düşünce
 

02.09.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 36

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ELBET BİR GÜN KAVUŞURUZ

Sahilin birinde ben diğer tarafında sen
Dalgalar haber verir eğilir dinlerim ben
Hüzün çöker içime aşkın namelerinden
Sensizlik yağar gökten içinde kaybolurum

Buğulanmış gözlerle denizlere dalarım
Çekil yarla aradan kor ateşle dolarım
Al götür sevdiğime saçlarımı yolarım
Sensizlik ağar gökten aklarda kaybolurum

Sahilleri beklerim senli hayal kurarak
Kumsallarda yürürüm yakamozlar vurarak
Mercanlarla ağlarım gözlerini sorarak
Sensizlik doğar gökten günlerde kaybolurum

Mizabi biter hasret denizler de sıvışır
Bakarsın başucundan karabatak savuşur
Gerçek seven âşıklar elbet bir gün kavuşur
Sensizlik ağır gökten sislerde kaybolurum
 

12.03.2005- Değişiklik 06.09.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 37

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

KURBAN OLDUĞUM

Sahra çöllerinde savruluyorken
Gençlik ateşiyle kavruluyorken
Sahte gönüllerde kıvrılıyorken
Sen nerelerdeydin kurban olduğum

Sevgi kutsalını seninle buldum
Maziyi silerek bak sana geldim
Yüreğime bin bir yaralar aldım
Sen nerelerdeydin kurban olduğum

Çürümüş dallarda tünek ararken
Sevgili diyerek yılan sararken
Çıplak kafalarda saçı tararken
Sen nerelerdeydin kurban olduğum

Çöllerde gölgelik arıyor iken
Cahile yolumu soruyor iken
Yüreğime hançer vuruyor iken
Sen nerelerdeydin kurban olduğum

Ellerlim donarken yanık koynumda
Mizabım dururken urgan boynumda
Acı dolaşırken hain beynimde
Sen nerelerdeydin kurban olduğum
 

18.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 38

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

GÖZÜM ÇİÇEK EVLER

Mavi deniz kumsalda sıralanmış yatıyor
Çiçek evler hayata güzel anlam katıyor
Bahçesinde çiçekler gülücükler atıyor
Mutluluğa âşıksan gel burada var dostum

Zeytin erik şeftali ahenk ile dans eder
Bu mekâna gelenler giderken mutlu gider
Kalmaz bu güzel yerde ne kasavet ne keder
Mutluluğa âşıksan kal burada var dostum

Fıstıklının altında İrem bahçeleri var
Kimi için sevgili kimi için olmuş yar
Dertler fırlayıp gider arda kalır ahu zar
Mutluluğa âşıksan ol burada var dostum

Güler yüzlü personel kapı önünde durur
Gönül kapın açılır girer içeri sürur
Müdürü insanlara gülücükle dem vurur
Mizabi mutluluklar bil burada var dostum
 

18.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 39

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ÇÖZEMEDİM ŞU SEVDAYI

Gece gündüz hayaliyle yaşatır,
Bin avradı bir celsede boşatır,
Buhuruyla yürekleri kuşatır,
Gâhî ne zor iştir, şu kara sevda.

Bir buseyle deli gönlü avutur,
Nefesiyle cehennemi soğutur,
Hiç usanmaz ardım sıra seyitir,
Kâh kuru kâh yaştır, şu kara sevda.

Ayrılık yaşatır olursun deli,
Vuslata koşarken el verir veli,
Tadanların kalbi hep acı dolu,
Gâh yaz gâhî kıştır, şu kara sevda.
 

22.10.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

  40

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

CEVABIN NEDİR

Bir ömür bahçemde gül kalır mısın?
Ölüme birlikte el alır mısın?
Gel desem mezara ses olur musun?
Söyle bana güzel cevabın nedir

Yıllarca yanımda kalacak mısın?
Son nefeste benle olacak mısın?
Göz göze beraber solacak mısın?
Söyle bana güzel cevabın nedir

Bütün çiçeklere özünü eksem
Tüm kirpiklerini göğsüme diksem
Başkasına bakan gözleri söksem
Söyle bana güzel cevabın nedir

O müşfik kollarla hep sarar mısın?
Yolumu kaybetsem bir sorar mısın?
Mizabın ölürse düş kurar mısın?
Söyle bana güzel cevabın nedir

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 41

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DEĞMESİN

Dünyayı yakarım bir bakışına
Benden gayri göze doğmasın diye
Hayranım teninin gül kokuşuna
Benden gayri yüze değmesin diye

Dağlara çıkarım bir tek sözüne
Göğsümü sererim ayak izine
Ömrümü veririm pamuk dizine
Benden gayri dize değmesin diye

İstersen saçına toka olurum
Kapımda bekle de durmaz gelirim
Bir tel saçın için öl de ölürüm
Benden gayri öze eğmesin diye

Sonsuz dakikalar dur de durayım
Karlar üşütmesin seni sarayım
Mizabım her dile seni sorayım
Benden gayri söze değmesin diye

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 42

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

RAHMET VE ZAHMETTİR DÜNYA

Kimseye kötülük düşünmez isen
Cahil kervanında görünmez isen
Yiyip de haramı gerinmez isen
Bu dünya rahmettir insana dostum

Rahmanı sevmeyip günah işlersen
Yetimin küpünü durmaz şişlersen
Gönül dergâhında hinlik beslersen
Bu dünya zahmettir insana dostum

Devletin malını her gün soyarsan
Garibin gözüne bakıp oyarsan
Temizin yerine kirli koyarsan
Bu dünya töhmettir insana dostum.

Yalanla kimseyi kandırma sakın
Bu dünyanın sonu bil ki çok yakın
Mizabi yalvarır edebi takın
Bu dünya kahrettir insana dostum
 

16.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 43

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 GİTMESİN

Dön bir bak gözlerime kızgın miller çekerim
Senden gayri bir yâre bakıp görmesin diye
Her düşün sonrasında gemileri yakarım
Senden gayri bir yâre çekip gitmesin diye

Ayaz olur düşerim gecenin çeyreğine
Yağmur olur yağarım toprağın gevreğine
Bir an durup dalarım sözlerin seyreğine
Senden gayri bir yâre söküp gitmesin diye

Yüreğimin bendine dikenleri saramam
Bile ölmek dileğim başkasına varamam
Nursuz yüzün peşinde mutluluklar aramam
Senden gayri bir yâre sekip gitmesin diye

Sevginin harmanında yâd gözlere bakamam
Bu temiz sevdamıza yaban turpu sıkamam
Mizabim gönüllerde temiz aşkı yakamam
Sende başka bir yâre akıp gitmesin diye
 

16.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 44

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BEKLE SEVDİĞİM

İşte geliyorum yar sana doğru
Açta kollarını bekle sevdiğim
Gittiğim yollarda barınmaz eğri
Açta güllerini bekle sevdiğim

Mesafeler uzar hayal öpünce
Kâinat donuyor gönül sapınca
Güneş kararıyor eller kopunca
Açta ellerini bekle sevdiğim

Gün ağarmaz olur yâr olmayınca
İçim hep boş olur sen dolmayınca
Saatler yürümez ses gelmeyince
Açta yollarını bekle sevdiğim

Yunusun sırtında hayal görürüm
Köpüğün üstünde sana yürürüm
Temmuz ortasında karlar kürürüm
Açta dallarını bekle sevdiğim

Mizabi diyor ki bu sevda vurdu
İçimde acılar panayır kurdu
Ayaklarım gelip kapında durdu
Açta tüllerini bekle sevdiğim
 

18.08.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 45

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DOĞUM GÜNÜ
 

Yürek yamaçlarımdan çiçekleri topladım
Aklımda doğum günün kainatı kapladım
Aşkınla gökyüzüne bir seferde zıpladım
Yarim doğun gününü meleklerle kutladım

Tarifi mümkün değil anlatamam bu günü
Rabbim sana eklesin bandeki kalan canı
Levhümahfuz yazmıştı doğduğun güzel anı
Yarim doğum gününü cebraille kutladım

Senin için cennetten çiçek sipariş ettim
Doğum günündür diye almaya kendim gittim
Güzelliğin ordaydı Mizabiyi kaybettim
Yarim doğum gününü oracıkta kutladım

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 46

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

AFFEYLE GAZZELİ BALAM
 
Yahudi’nin dölleri bombalar yağdırıyor
Sivillerin kanını göklere ağdırıyor
Pirifâni yaşlıyı itine boğduruyor
Mazluma kurşun sıkan elleri kır Allah’ım
 
Ağlayan yürekleri hırsından çatlatıyor
Müslüman’a kinini ininde hortlatıyor
Cami okul demeden füzeyi patlatıyor
Mazlum evini yıkan elleri kır Allah’ım
 
Bebek ağlatan dünya bu utanç sana yeter
Filistin’de yapılan vahşetten de bin beter
Anaların karnında bomba dumanı tüter
Mazlum canını yakan elleri kır Allah’ım
 
Çoluk çocuk demeden masumlar vuruluyor
Yardakçı yönetimler koltuk da kuruluyor
Kundağında yavrular kefene sarılıyor
Gazzeye ceset eken elleri kır Allah’ım
 
Büyük Şeytan, Avrupa, açık destek veriyor
İnsan hakları var mı? Asil vicdan soruyor
Masumların kanları yanağında kuruyor
Bebek kanını döken elleri kır Allah’ım
 
Lanetlenmiş İsrail zulmetmeye doymuyor
Kendinden başkasını insan bile saymıyor
Eli kanlı katiller kurallara uymuyor
Bebek gözleri söken elleri kır Allah’ım
 
Affeyle yavru balam uzanıp alamadım
Oyuncak oynamaya sana yer bulamadım
Mizabi kurşunlara siper de olamadım
Kafayı kuma sokan elleri kır Allah’ım
Formun Üstü
05.01.2009
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 

 47

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DAĞLANDI SOL YANIM
 
Gecenin son çeyreği pelte gibi çökmüşüm
Senden gayri her şeyi düşlerimden sökmüşüm
Vuslat ile aramda gemileri yakmışım
Saldı yanağa yaşı ağlayıp durdu gözüm
 
Tüm şarkılar bu akşam öksüz gibi ağladı
Dertli vuran mızraplar sol yanımı dağladı
Sancıdan yanan yürek tabanları yağladı
Döndü dereye yaşı çağlayıp durdu gözüm
 
Sana ulaşmak için kuşkanadı aradım
Mizabım rüzgâr ile semalara ıradım
Meleklerin yüzünde saçlarımı taradım
Kana karıştı yaşım eğleyip durdu gözüm
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 48

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BU CANI MEZARA YATIR SEVDİĞİM
 
Can boğaza geldi yandım bu gece
Yüreğimde acı ölümden nice
Sitem dolu sözler gidiyor güce
Gel de şu sancıyı bitir sevdiğim
 
Aynada cismimi seçemez oldum
Kendimi ararken mahzende buldum
Issız gecelerde sarhoşa yoldum
Gel kaldır buradan yitir sevdiğim
 
Saate bakmaktan gözüm yoruldu
Gönlümde bombanın pimi kuruldu
Azrail meleği boyna sarıldı
Elinden al beni götür sevdiğim
 
Ömür son kerteye geldi dayandı
Kömür gibi saçım aka boyandı
Dünya son buluyor ayan beyandı
Bana son suyumu getir sevdiğim
 
Anladım dünyada yerimiz yoktur
Zamparaya rağbet âşıktan çoktur
Mizabi gidiyor sonrası haktır
Bu canı mezara yatır sevdiğim
06.11.2008
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

49

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 YILLARIMI GERİ VER
 
Kuruttun gençliğimi tomurcukken dalında
Sevgiye veda ettim bir zalimin kolunda
Ayaklarım kanadı çetrefilli yolunda
Hayatımdan çaldığın yıllarımı geri ver
Kurşun gibi gökyüzü üzerime abandı
Yaşattığın çileyi gönlüm nefretle andı
Elle düşen ağalık bize kara sabandı
Hovardaca aldığın yıllarımı geri ver
Ne ata ne evlattan gün yüzü göremedim
Aşk ile bir gönül’e varıp da giremedim
Şu kısacık ömürde bir sefa süremedim
Acımadan yolduğun yıllarımı geri ver
Ne biçim dünyasın sen hayatıma kastettin
Beni her gün ağlatıp başkasını mest ettin
Acıyan yüreğimi hiç bıkmadan test ettin
Gözlerimden sildiğin yıllarımı geri ver
Hayatta neyim varsa alıp götürdün benden
Fazla değil birkaç yıl huzur istedim senden
Mizabi der insafsız derimi soydun tenden
Ağlatıp da güldüğün yıllarımı geri ver
Efendimiz
Allah Habib’im dedi biz kıymet bilmedik
İblis tuttu enseden peşinden gelemedik
Hadislerine uyup hak yolu bulamadık
Yüzümüz olmasa da şefaat Efendimiz
Dilimizin ucuyla ismini biraz andık
Bu kadarı bizlere yeter de artar sandık
Sünnetini terk edip nefsimize aldandık
Hazzımız kalmasa da şefaat Efendimiz
Yüreklere inmeden salâvatlar getirdik
Sünnet üzre kalmadık vademizi bitirdik
Gözlerimiz kör oldu yolumuzu yitirdik
Gözümüz dolmasa da şefaat Efendimiz
Getirdiğin ilkeler sözden öte geçmedi
Gönül çiçeklerimiz senin ile açmadı
Yolundayız diyenler fakire don biçmedi
Sözümüz bulmasa da şefaat Efendimiz
Ehlibeytin hatırı tozlu raflarda kaldı
Hasan ile Hüseyin çöllerde telef oldu
Herkes işine gelen tarafı örnek aldı
Sazımız çalmasa de şefaat Efendimiz
Getirdiğin Kur’ânı öptük başlara koyduk
Açıp sayfalarını okumayı yük saydık
İlim irfan edebi çorak toprağa yaydık
Yazımız gelemse de şefaat Efendimiz
Kısır kalmış rahimde ikiz evlat aradık
Mizabi der aynada kel başları taradık
Garip öksüz görünce oracıktan ıradık
Yüzümüz gülmese de şefaat Efendimiz
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 50

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ARIN ARINDIR
 
Âdemoğlu var arife çırak ol
Edep erkân ile arın arındır
Temizle kalbini hakka varsın yol
Yüreğinde hakkaniyet barındır
İlim irfan ile beze âlemi
Al eline yazdır güzel kalemi
Gönlünde kin, kibir besleme emi?
Yaptığın iyilik senin karındır
 
Cahil hanesinde üşürsün yazın
Ağustosta sonu gelmez ayazın
İşte söylüyorum şuraya yazın
Hesap günü hemen şimdi yarındır
İblisle yürümez edepli ayak
Kötekten ağırdır söz ile dayak
Karanlığa sövme bir mumda sen yak
Bu aydınlık şerefindir arındır
Erenler temizler kirden her yanı
Tapu olur senet olur beyanı
Zulmetten ziyaya çevirir anı
Ayrılma yolundan dünya narındır
Nur ol etrafına bolca ışık saç
Yolda kalmışlara bir yolda sen aç
Taç olsun başına melekle miraç
Bundan gayri işler ahu zarındır
Pusulasız giden düzde kaybolur
Hak yoldan ayrılan dil dışta solur
Bu dünyanın zevki geçici olur
Yüreğini yakan kendi harındır
İlminle amil ol ey güzel kişi
Mizabi kendine reva gör işi
Dünyadan gidiyor erkekle dişi
Bedene sarılan kefen varındır
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 51

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

YENİ YILA MERHABA
 
Aşk dolu sevgi dolu geçsin yeni yılımız
Bülbül olup konuşsun ağzımızda dilimiz
Tomurcuğu çatlatsın bahçemizde gülümüz
Gönül özü sözlerle yeni yıla merhaba
 
Senle nice seneler Allahtan tek dileğim
Bükülmesin namerde elin tutan bileğim
Veda sözü duymadan sağar olsun kulağım
Gönül gizi sözlerle yeni yıla merhaba
 
Can yok ise yanımda bir gün ömür istemem
Başı yoksa sinede hayat bitsin tastamam
Vallah yarsız bin yıla bir saniye yes demem
Gönül gözü sözlerle yeni yıla merhaba
 
Haksızlık ile zulmün ortada olmadığı
Haince bombaların kursağa dolmadığı
Küçücük bebelerin savaşta ölmediği
Gönül nazı sözlerle yeni yıla merhaba
 
Gelecek yarınlara umutla bakıldığı
Sevinç ile neşenin göklere takıldığı
Mizabi der fitnenin kazanda yakıldığı
Gönül hazzı sözlerle yeni yıla merhaba
 
31.12.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 52

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BENİ DE GÖTÜR
 
Sensiz uzaklarda yaşamak çok zor
Giderken yanında beni de götür
Yokluğun içimde sönmeyen bir kor
Giderken yanında beni de götür
 
Dolarsın aklıma düşlerim üşür
Demir törpü durmaz içimi kaşır
Damarlarda kanım canını taşır
Giderken yanında beni de götür
 
Seni görememek ölümden beter
Sen yoksan başımda baykuşlar öter
Ayrılık acıtır istemem yeter
Giderken yanında beni de götür
 
Yalnız bir köşede yanıyor içim
Gurbet yollarında ağarır saçım
Mezara gidiyor seninle göçüm
Giderken yanında beni de götür
 
Gözlerinden uzak durmak olmuyor
Yâr yoksa dünyanın tadı kalmıyor
Sensiz bu Mizabi huzur bulmuyor
Giderken yanında beni de götür
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 53

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

YAKARIŞ
 
Dillerin ucuyla inandık dedik
Haram mı, helal mi demeyip yedik
İtikatta açtık koca bir gedik
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
 
Rahmansın rahimsin diye avunduk
Sonsuz rahmetini her gün savunduk
Şeytana kapılıp sonra dövündük
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
  
Gizli ve aşikar günah işledik
Kılığına bakıp insan fişledik
Bile bile haram meyve dişledik
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
 
Namaz kıldık oruç tuttuk huşu yok
Ne yaptıksa gözü olsa kaşı yok
Komşumuzun ekmeği yok aşı yok
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
    
Yüzleri çevirdik nurlu Kabenden
Tat alamaz olduk kutlu secdeden
Uzaklara düştük dostun Resulden
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
 
Efendim şefaat demedi diller
Huzurla rahmana kalkmadı eller
Namerde büküldü doğrulmaz beller
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
 
Biliyorduk tek çıkar yol vahdetin
Kulaklara girdi çıktı ayetin
Bizlere kurtuluş olsun rahmetin
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
  
Beyaz bir kefenle girdik mezara
Konmak istiyoruz yine hazıra
Utana sıkıla çıktık huzura
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım
 
Unuttuk ezelde verilen sözü
Huşuyla dönmedik Rahmana yüzü
Dünyanın zevkleri boyadı gözü
Sen bizi bağışla Ulu Allah’ım.
 
Aciz kul Mizabi nefse aldandı
Rüzgarın önünde hepten sallandı
Umut ile rahmetine yollandı
Sen beni bağışla Ulu Allah’ım.
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 54

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

YALVARDIM SANİYEYE
 
Yıldızların altında nara atıp dolaştım
Çığlığım duyulmadı gözyaşımla dalaştım
Dizde derman kalmadı ayakla vedalaştım
Semadaki kuşlardan bir çift kanat dilendim
 
Yelkovana tutunup yalvardım saniyeye
Bülbüle içim açtım söyle dert nedir diye
Çıkmayınca tık nefes yardım ayı ikiye
Gelmedi yardan haber kılıç gibi bilendim
 
Yokluğun buz dağından içime kor taşıdı
Özlemin cehennemden yüreğe kar taşıdı
Gurbet denen o zalim kalbime nar taşıdı
Aramıza set çeken sarp dağlara ilendim
 
Denizleri gölleri gözlerimden taşırdım
Kâinatı sırtlayıp bulutlardan aşırdım
Uykularım delindi yatağımı şaşırdım
Deve dikeni ile kundaklara belendim
 
Sevgi yamaçlarına ne saraylar kondurdum
Cehennem ateşini gözyaşımla söndürdüm
Mizabi der hayalle hislerimi kandırdım
Nefes zora belendi gidip gidip gelendim
Anadolu Gözlü Yar
 
Yaylalar güzelliği ipek saçından süzer
Nur yüzünü görünce bu can âlemi gezer
Ela gözüne bakıp aşk denizinde yüzer
Melek misin nesin sen Anadolu gözlü yar
 
Kalbindeki güzellik ay yüzünden okunur
Önünden geçen canlı edebini takınır
En küçük imali söz yüreğine dokunur
Melek misin nesin sen Anadolu gözlü yar
 
İrem bağında güller cemalini kıskandı
Şefkatini görenler inan ki melek sandı
Sana tutkun bu yürek her gün ateşle yandı
Melek misin nesin sen Anadolu gözlü yar
 
Anzer balına benzer dilinden dökülenler
Yediveren gibidir bahçene dikilenler
Sohbetinle can bulur dert ile sıkılanlar
Melek misin nesin sen Anadolu gözlü yar
 
Aşkın için ölürsün hiç gözünü kırpmadan
Yastığa baş koymazsın yârin kalbi çarpmadan
Ruhumu temizlersin hırpalayıp çırpmadan
Melek misin nesin sen Anadolu gözlü yar
 
Kurban olduğum Rabbim seni bana öngördü
Gerçek sevmek ne imiş bu gönül sende gördü
Kader hayat ağımı senin yoluna ördü
Melek misin nesin sen Anadolu gözlü yar
 
Yarım yüz yıla yakın yaşayarak yanmışım
Yalan yanlış yalakta yıkanmışım yunmuşum
Mizabi der görmeden hep adını anmışım
Melek misin nesin sen Anadolu gözlü yar
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 55

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BİLE BİLE ÇEKTİM ECELİN PİMİNİ
 
Üşenmeden peşinden ömür boyu koşarım
Yatalak olup kalsan başım üste taşırım
Buzda kalır ellerim titreyerek üşürüm
Yarı yolda bırakıp bitirme beni yârim.
 
Güneş olur doğarım yağmur gibi yağarım
Evde yerim yok ise kömürlüğe sığarım
Dertlerini ver bana yüreğimde boğarım
Yaban elde bırakıp yitirme beni yârim
 
Çok hesaptan anlamam canım iste vereyim
Sana gelen cefayı gökyüzüne süreyim
Mümkün olan her anda gül yüzünü göreyim
Balçık gölde bırakıp batırma beni yârim
 
Ne tapu nede senet hiç biri yoktur bende
Fırtına dolu günler her biri kaldı dünde
Bundan gayri tüm benlik varıp toplandı sende
Çürük dalda bırakıp yatırma beni yârim
 
Gönlünde geçireyim ömrümün son demini
Mizabi ilk gün etti gözlerinde yemini
Seninle bile çektim ecelimin pimini
Sensiz salda bırakıp götürme beni yârim
 
26.10.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

56

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

TEMELDEN FADİME’YE MEKTUP
 
Elimde kâğıt kalem ula ben ne yazayim
Allah kelami ile birkaç cümle düzeyim
Tanidik herçeslere selamlari dizeyim
Buralardan bezmişüm dün olsun celeceğim
 
Kariciğum Fadime haçen ne edeyisun
Duydum benden habersiz, komşuya cideyisun
Beni gurbette diye hinlik mi güdeyisin
Aha da çok kızmışim dün olsun celeceğim
 
Koni komşu ne yapar hallerini sorayim
Müsadenle herkese selamımı vereyim
Uşaktan resim cönder gül yüzünü cöreyim
Ter içinde yüzmişim dün olsun celeceğim
 
Gurbet denen hasretlik yakti habu içumi
Ak kuzuya çevirdi başımdaki saçimi
Sakın ha çesmeyesin ağıldaki koçimi
Ha buraya yazmişim dün olsun celeceğim
 
Fazla uzatmayayum birkaç hatir sorayim
Bana iyi haber ver habura da darayim
Hiç değilse bir gece güzel hayal kurayim
Uy kafayı bozmişim dün olsun celeceğim
 
Tursun denen o zata benden bir selam eyle
Neden mektup yazmayi aha bana bir söyle
Annem babam nasildir halleri nasıl köyle
Yokluğundan tozmişim dün olsun celeceğim
 
Ula imansız kızi beni özlemedin mi?
O canıni canima her cün sözlemedin mi?
Mizabi der rüyada yolu cözlemedin mi?
Uy gurbette sızmişim dün olsun celeceğim
 
04.11.2008

 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 57

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

FADİME’NİN CEVABI
 
Bir mektup yazmak için aldım ele kalemi
Vallahi bulamadim sana uygun kelami
Bir tek kelime vardi oda Allah selami
Oni da sana verdüm ne zaman celeceksin
 
Ula akılsız herüf yine kizdurdun beni
Komşuya citmek için vallah aramam seni
Hinlik minlik anlamam eğiririm ben yüni
Aha da sana sordim ne zaman celeceksin
 
Öğretmen sayesinde bak feminist olmişim
Nataşalar yüzünden seni düşman bilmişim
Her şeyi söylemeye vallah yemin kılmişim
Mavzere mermi sürdim ne zaman celeceksin
 
Haçen yalan edeysin çok dardayim diyerek
Bana yağ çekeyisin her haltları yiyerek
Koçunu sorayisin kurt postunu giyerek
Ula kafayı kirdim ne zaman celeceksin
 
Bilirim ki gurbette karilarla cezersin
Her cördüğin sarıya utanmaz göz süzersin
Bir de celürüm diye yalanları dizersin
Ula defterin dürdim ne zaman celeceksin
 
Dursunun da seninde Allah belanı versin
Anlamam selam melam ula yine ne dersin
Dayanamam ciderim işleri anan cörsin
Kızdım kapıyı vurdum ne zaman celeceksin
 
Ula hain dün ceçti anla be artık yeter
Nede olsa kocamsin özlemişim bin beter
Mizabi der beklemek yârin gözünde tüter
Hayallerini sardum ne zaman celeceksin
05.11.2008
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

  58

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BİR UMUT ISMARLADIM
 
İnsanlık sefil, tutsak, Afrika çöllerinde
İnsaf düşleyip durdum Gazzenin küllerinde
İşgalci türkü çalar horasan ellerinde
     Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
     Çekip alsın mazlumu küffarın kalesinden
 
Caddelere bakınca yürekler daralıyor
Minik yavru gözünü barutla aralıyor
Yanaklardan akan yaş gönlümü yaralıyor
     Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
     Masumları kurtarsın deccalın belasından
 
Merhamet rafa kalkmış Ortadoğu yanıyor
İşbirlikçi caniler yalanlara kanıyor
Milyonlarca annenin ciğerleri kanıyor
    Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
    Anaları çıkarsın zalimin filesinden
 
Kimsesiz çocuklara bir ekmeği çok gördük
Sebebini sormadan başına çorap ördük
Tertemiz kalplerine simsiyah leke sürdük
     Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
     Garipleri kurtarsın sokağın sillesinden
 
Sabırsız kullar olduk kopardık yaygarayı
Ummanları aştık da geçemedik dereyi
Yıktık kalbimizdeki sevgi denen sarayı
     Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
     İnsanlığı kurtarsın gaddarın çilesinden
 
Ayaküstü binlerce yalan sözler doğurduk
Sıkışınca şeytanı imdat diye çağırdık
Ekmek teknelerinde öksüzleri yoğurduk
    Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
    Yavruları kurtarsın katilin zulasından
 
Dedi kodu fitneyle çok ocaklar yıkıldı
Kundaktaki bebeye kör kurşunlar sıkıldı
Sorgusuz bu âlemde nice canlar yakıldı
     Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
     İnsanlığı kurtarsın iblisin hilesinden
    
Umut yazdım şafağın güne bakan yüzüne
Birazcık kulak verin erenlerin sözüne
Dokunmayın ne olur sabi sübyan özüne
     Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
     Minik kızı kurtarsın ağanın hüllesinden
 
Rahmetin bulutları üstümüzden dağıldı
Gör Mizabi kadın kız sokaklarda boğuldu
Dilde kaldı imanlar, kul nefsine eğildi
     Bir umut ısmarladım rüzgârın yelesinden
     Müminleri kurtarsın münafık selasından
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

  59 

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DİLLER ÖLDÜRÜR BENİ
 
Felaketler tufanlar hepsi vız gelir bana
Tüm illetler bulaşsa damarımdaki kana
Yuvarlansa kayadan bir şey olmaz bu cana
Zehirli sözler saçan diller öldürür beni
 
Sırtlanların önüne atsalar bu bedeni
Zannetmeyin ki benim, şu tabutta gideni
Yırtıcı kurtlar olmaz ecelimin nedeni
Gönlüme yara açan diller öldürür beni
 
Damarıma salsalar virüs dolu tüm kanı
Kolay terk edip gitmem dünya denen şu hanı
Gamsız dökülen sözler yakıyorsa cihanı
Beynimde kosa biçen diller öldürür beni
 
Sevdaya düşen yürek hesabından hiç şaşmaz
Üç günlük ömür için gönül haddini aşmaz
Yârden gelecek eza yüreği zora koşmaz
Kalbimi hedef seçen diller öldürür beni
 
Şeytan ile sözlerin kavga edip dalaşır
Kalp sıkışır acıdan akıl dağda dolaşır
Azrail başucunda Mizabi cebelleşir
Yuvadan erken göçen diller öldürür beni
 
08.01.2009
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 60

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

KABİRDEKİ TEMELDEN DURSUNA
 
Ula kardeşim dursun neden böyle edeysun
Hele baksana bana elbisemi soydilar
Burda beni bırakıp nereye cideyisun
Beyaz kefen sarup dört kolluya koydilar
 
Ula sana bak dedum duymayimisun beni
Dünyada herçesten çok sever idum ben seni
Tüm dostluklar bitermiş aha anladum yeni
Öldüğümü cörenler ortalıktan tüydiler
 
Ölesiye sevdüğüm karim Fadime nerde
Dünya ile arama çektiler kalın perde
Ayak sesleri duydim, yattuğum habu yerde
Bana bir şey sormayup kil toprağa yaydilar
 
Ula kardeşim dursun haburasi çok zordur
O dünyada yaptuğun aha burada kardur
Sakın celme buraya burda çok hesap vardur
Daha ilk gecesinde ne var ne yok saydilar
 
Münkir Nekir meleği her şeyleri sordiler
Cevap veremeyince zebaniler vurdiler
Günahlarım çok idi kemiklerim kırdilar
Misafirsun demeden gözlerimi oydilar
 
Ula tursun kardeşim dersen varmidur sözün
Hak hukuka dikkat et burda sökerler gözün
Sakın yeme haramı katranda yanar özün
Hiçte kül yutmayilar ne demişsem duydilar
 
Sakın sorma Temeli berbattan daha beter
Mizabi, yaptıklari burda herçese yeter
Sevapları çok olan cennet köşkünde yatar
Sahtekâr uşaklari kor üstünde baydiler
 
30.10.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 61

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

   DURDURUN ŞU ZALİMİ
 
Dimağ durdu bu akşam ciğerim kin kusuyor,
Zalim zulüm yapıyor kefereler susuyor,
Nice Mümin Müslüman koltuğunda pusuyor,
Yetti artık durdurun şu zalim Siyonist’i.
 
Büyük şeytan haince arkasında duruyor,
Katil şerefsiz hain acımadan vuruyor,
Bir milletin tüm soyu bombalarla kuruyor,
Yetti artık durdurun şu zalim Siyonist’i.
 
Küçücük yavrucaklar kurşunlarla ölüyor,
Arap şeyhi makamdan utanmadan gülüyor,
Vahşet demek bu işe inan hafif geliyor,
Yetti artık durdurun şu zalim Siyonist’i.
 
Dünya denen âlemde böylesi görülmedi,
Üç buçuk boz ayının defteri dürülmedi,
İnsanlığa bu kara boşuna sürülmedi,
Yetti artık durdurun şu zalim Siyonist’i.
 
Gece ayazı çöktü yüreğimin üstüne,
Kurt bürünmüş sinsice yavru kuzu postuna,
Bebek kurban gidiyor vicdansızın kastına,
Yetti artık durdurun şu zalim Siyonist’i.
 
Lokmalar boğazıma kurşun gibi dizildi,
Seyrettiğim her canda kalbim durdu ezildi.
Yirmi yedi aralık katliamla yazıldı,
Yetti artık durdurun şu zalim Siyonist’i.
 
Kalem kurşun olmaya yemin etti bu gece,
Katile isyan etti tüm kelime ve hece,
Filistin’de tütmüyor birçok hanede baca,
Yetti artık durdurun şu zalim Siyonist’i
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 62

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DURMAZ SÖYLERİM
 
Bu topluma yan göz ile bakarsan
İdamımı versen durmaz söylerim
Halkın arasına fitne sokarsan
Kalemimi kırsan durmaz söylerim
 
Nefsine aldanıp yetim soyarsan
Ak unumu kara kömür sayarsan
Dile iman kalbe küfür koyarsan
Dal budağım kırsan durmaz söylerim
 
Bizden yetki alıp sırtın dönersen
At yerine kör eşeğe binersen
Bir sağda bir solda yanıp sönersen
Kefenimi dürsen durmaz söylerim
 
Doğru söyleyeni dünyadan sürsen
Utanmayıp bin kez idam da versen
Her saat başında çarmıha gersen,
Dilime gem vursan durmaz söylerim
 
Mizabiyim dil dönerken söyledim
Hiç korkmadan gereğince payladım
Anlayana son sözümü eyledim
Kabristana sürsen durmaz söylerim
 
25.10.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

  63

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  KALP ARANIYOR
 
Tanıdığım ilk günde bırakıp gitti yandım
Gelir bana diyerek umuduyla avundum
Tebdili hava deyip yüreğime savundum
Bir daha da gelmedi aradım bulamadım.
 
Bom boş kaldı sol yanım tık sesi duyulmuyor
Senin için atarken adedi sayılmıyor
Yerine bir başkası saniye koyulmuyor
Rüzgârlara karıştı uzanıp alamadım
 
Gözlerin gözlerime hesap sormadan daldı
Tüm melekler birleşip ameliyatla aldı
İlk gördüğüm o gece bu kalbim sende kaldı
Gönlümü söz geçirip almayı bilemedim
 
Kâinat hep beraber bırak kalsın dediler
Kalbin onun kalbinde murat alsın dediler
Gönüller bir sinede huzur bulsun dediler
Hasret girdi araya vuslatla gülemedim
 
Mizabi kalbindedir artık onsuz yaşarım
Yalınayak baş açık düşlerinde koşarım
Her aklıma düşünce düzde yolum şaşarım
Gurbetlere yenildim daha sık gelemdim
 
30.12.2008

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 64

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

VARLIK BENDE YOKLUK BENDE

Kalleş şeytan ile ahbap olmuşum
Haram bende helal bende zül bende
Anlamadım ne acayip kulmuşum
Diken bende yara bende gül bende

Hem namazı kılar hem haram yerim
Her günahı işler affeyle derim
Bilirim aslında olmaz hiç karım
Ağaç bende meyve bende dal bende

Günah işler pişman olur ağlarım
Ardından birkaç gün kara bağlarım
Tövbeyi unutur taban yağlarım
İsyan bende hata bende hâl bende

Bir yanım münafık bir yanım mümin
Her gece gelince etsem de yemin
Ayağım altından kayıyor zemin
Zillet bende makam bende yol bende

Haram helal deyip pek ayırt etmem
Mizabi her vakit camide bitmem
Para ister diye yoksula gitmem
Varlık bende yokluk bende pul bende 

15.10.2008 1.15

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 65

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

GÜLEMEDİK EFENDİM
 
Komşuları aç olan kendi tok yatmaz dedin
Bu güzelim hasleti bilemedik efendim
Mümin olan kişiler harama batmaz dedin
Rızkımızı Allahtan dilemedik efendim
Oku ile getirdin ilk ilahi emir’i
İrfanınla erittin yüreklerde demir’i
Şefkat ile olurdu gönüllerin tamiri
Cennete giden yolu bulamadık efendim
Kur’anı rafa değil kalbe koymalı idik
Şeytanı tepeleyip hakka uymalı idik
İlim Çin’de de olsa gidip almalı idik
Fennin deryalarına dalamadık efendim
Ne farza ne sünnete hakkıyla uyamadık
Kâinat hep haykırdı gerçeği duyamadık
Bencillik maskesini yüzlerden soyamadık
Sana layık bir ümmet olamadık efendim
Ebucehil’e bile kapılarını açtın
Merhamet tohumunu tüm kâinata saçtın
Kin kibir kıskançlıktan uzak durup hep kaçtın
Verdiğin güzel dersi alamadık efendim
Muradınız miraçsa namazı kılın dedin
Huzura ermek için sünneti alın dedin
Tebessüm sadakadır yüzlere gülün dedin
Alnımızdan karayı silemedik efendim
En güzel müjdeleri ezilenlere verdin
Cahiliye örfüne göğsünü siper gerdin
Cenneti annelerin ayaklarına serdin
Utandık halimizden gelemedik efendim
Bir tarafında Gazze diğer yanında ırak
Zulmeden zalimlere Arap şeyhleri çırak
Zalimler emir verir selamı çakar tırak
Hainlerin saçını yolamadık efendim
Müslüman ekâbire insaf izan varmadı
Kurşun yiyen çocuğun hatırını sormadı
Mizabi’nin gözünde yaşları hiç durmadı
Sünnetinden kopunca gülemedik efendim
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 

 66

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

KORKAK DÜNYA UTANSIN
 
Utanmıyor zalimler bombaları atarken
Ölüm ile tanıştın kundağında yatarken
Elinde oyuncağı yerde cansız tutarken
Masum özüne bakan korkak dünya utansın
 
Ayağında pabucu kan ile doldurdular
Açamadan dalında füzeyle soldurdular
Kanla sineni yakıp hesaplara daldılar
Masum yazına bakan korkak dünya utansın
 
Vicdansız yürekleri sönmeyen kor ile yak
Dilsiz şeytan dünyayı gayya kuyusuna kak
Aç güzel gözlerini ne olur bir daha bak
Masum gözüne bakan ürkek dünya utansın
 
Gazzedeki bu vahşet yaraladı özünü
Söndüremez Kafdağı içindeki közünü
Son bir kez ağla bebek melek siler yüzünü
Barut tozuna bakan korkak dünya utansın
 
İsrail denen zalim sana neden kıyıyor
Küçücük bebeleri terörist mi sayıyor
“Büyük Şeytan” ardında dünyaları soyuyor
Susup dizine bakan ürkek dünya utansın
 
Ağlama sen bebeğim meleklerdir koldaşın
İrem bahçelerinde Peygamberdir yoldaşın
Zaferi yeşertecek yanıp duran sol döşün
Yanan közüne bakan korkak dünya utansın
 
Mizabiyim hep yazdım uzanıp tutamadım
İşbirlikçi şeyhlere bir tokat atamadım
Hain tankın önüne gerilip yatamadım
Kırık pazına bakan korkak dünya utansın
07.01.2009
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 67

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ÖĞRETMENİM
 
Yavrucaklar emanet o güzel ellerine
Rabbim cefa vermesin ders veren dillerine
Kurban olsun bu millet meyveli dallarına
Karanlığa neşteri vurursun öğretmenim
 
Tüm cefayı sırtlayıp yüksünmeden çekersin
Bakir olan toprağa aydınlığı ekersin
Cehaleti kalplerden ilmin ile sökersin
Karanlık karşısında durursun öğretmenim
 
Sıkıntılar boynunda aldırmadan gülersin
Maaş suyunu çeker düşünceye dalarsın
Umursamaz yine de aydınlanıp dolarsın
Karanlığa tuzağı kurarsın öretmenim
 
Her derdini unutup dersine koyulursun
Kutsal mesleğin ile en önde sayılırsın
Bayılıp düşsen bile zil ile ayılırsın
Yaraları tahtada sararsın öretmenim
 
Yetmez sana iltifat, yıllar boyu ansak da
Bilgilerin tükenmez içip içip kansak da
Uğruna kurban olup çıra gibi yansak da
Hala ilim yolunu sorarsın öretmenim
 
Peygamberdir önderin bunu sende bilirsen
Ahlak ilim elinde şifa olup gelirsin
Cehaletin yerini aydınlıkla alırsın
Softanın tafrasını kırarsın öğretmenim
 
Başöğretmen Atatürk devrimlerle yol açtı
Öğretmen sayesinde başaklar tohum saçtı
Mizabi söyledikçe karanlık korkup kaçtı
Sarp dağları bilimle yararsın öğretmenim
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 68

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SEN BİLİRSİN AZRAİL
 
Yüreğimde bu sevgi filizlenip durdukça
Kalbim her atışında sevdiğini vurdukça
Hem gerçekte hem düşte yâri sinem sardıkça
İsteme benden canı zor alırsın Azrail
 
Aşk denen mutluluğu daha yeni bulmuşken
Gülmek denen haslete ancak nail olmuşken
Huzur dolu gönül’e üç gün önce dolmuşken
Ölüm uçtu bacadan zor bulursun Azrail 
 
Dünya denen bu handa yarı ömre tak ettim
Aşk peşinden koşarken gençliğimi yok ettim
Ömrümün son deminde mutluluğu hak ettim
Aradığın bende yok geç kalırsın Azrail
 
Yalan riya bilmeden gönüllerde dolaştım
Gülücüklere kanıp sığ sevdaya bulaştım
Bıkmış idim âlemden son yâr ile alıştım
Durma çek git başımdan çok olursun Azrail
 
Uçurumdan düşerken tutundum bir yüreğe
Daha gücüm yetmiyor sarp dağlarda süreğe
Son surat asılırım hayat denen küreğe
Hadi çek git buradan vız gelirsin Azrail
 
Elbet bir gün bu canı alacaksın bilirim
Sevdiğime dokunma yerine ben ölürüm
Biraz daha mühlet ver ayağımla gelirim
Hala durmuş tepemde ne solursun Azrail
 
Mizabiye huzuru canda çok göreceksen
Peksimete yağ diye katranı süreceksen
Gözyaşıma bakmadan defteri düreceksen
Bundan gayri sözüm yok sen bilirsin Azrail
24.10.2008
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 

 69

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ÖLÜYORUM
 
Gönülden bu sevdaya delice tutulmuşum
Can diye kollarına sorgusuz atılmışım
Köleler diyarına bedelsiz satılmışım
Tutunacak dalım yok yâr gelsin ölüyorum
 
Yıldızlar hicranından yuvasını terk etti
Geceler gündüzlerin ortasına park etti
Sıla denen şu hain sözlerinden çark etti
Tutunacak halim yok yâr gelsin ölüyorum
 
Canan kızdı sebepsiz hesabı peşin kesti
Can çekişen şu ruhum kahpe dünyaya küstü
Son sözümü sormadan hâkim mührünü bastı
Söylenecek kelam yok yâr gelsin ölüyorum
 
Geri kalan ömrümü yâre heba ederim
Eteğinden tutarak göğü yerde yederim
Onsuz zalim evrenden dörtnal edip giderim
Durduracak ilim yok yâr gelsin ölüyorum
 
Dilden fırlayan sözler kurşun gibi işledi
Sevgilinin nidası Mizabiyi kışladı
Gökten yağan damlalar yüreğimi şişledi
Savrulacak külüm yok yâr gelsin ölüyorum
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 

 70

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SEVGİLİLER GÜNÜMÜ?
 
Yalan dolu riya dolu övgüler
Bakarsın ayyuka çıkmış sövgüler
Sınırlı zamana sığdı sevgiler
Yılda bir gün size yeter diyorlar
 
Kandırdılar bizi gün gece diye
Benziyorlar sütü döken kediye
Senede bir sefer ruhsuz hediye
Yılda bir gün bize yeter diyorlar
 
Aşkı bile zamanlara böldüler
Aldatıp, aldatıp birde güldüler
Ellerinde çiçek bir gün geldiler
Yılda bir gün kıza yeter diyorlar
 
Sevgiyi yerlere serip gittiler
Âşık yüreklere oyun ettiler
Aşüftenin sinesinde yattılar
Yılda bir gün yoza yeter diyorlar
 
Bir saniye yâri unutuversem
Rüyamda yâd ele sırıtıversem
Yanar tutuşurum az ara versem
Yılda bir gün göze yeter diyorlar
 
Her günüm yârimin onsuz olamam
Belirlenmiş güne köle kalamam
Ola ki gelmezse saçım yolamam
Yılda bir gün hazza yeter diyorlar
 
Yaş geldi dayandı kırkın üçüne
Can verir Mizabi yârin saçına
Kısa gün yeter mi gönül göçüne
Yılda bir gün öze yeter diyorlar
 
23.01.2009
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 71

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

GÜLÜMÜ SOLDURMA
 
Hayalim resminle dolup taşıyor
Yokluğunda ölüm beni kaşıyor
Aklıma düşünce yönüm şaşıyor
Engeli yoluma doldurma benim
Güllerim soluyor sen gelmez isen
Kanım çekiliyor sen dolmaz isen
Kelamlar susuyor sen gülmez isen
Şakıyan dilimi öldürme benim.
Kar beyaz taşlarım siyah oluyor
Kuruyan gözlerim yaşla doluyor
Suladığım çiçek her gün soluyor
Saksıda gülümü soldurma benim
Bağrıma dikenden evler kurarım
Gelen geçen saldan haber sorarım
Mizabım her şeyi hayra yorarım
Kimseyi halime güldürme benim
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 
 
 

 72

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 YAR
 
Gözüne baksalar ciğerim yandı
Elini tutsalar ellerim dondu
Beynimde cehennem alevi söndü
Sensiz uzaklarda patlıyorum yâr
Geceler aklımı başımdan aldı
Yıldızlar döküldü yerlerde kaldı
Cemalin sorgusuz düşüme daldı
Sensiz hasretleri katlıyorum yâr
İçimde özlemin tahtını kurdu
Etlerimi sac üstünde kavurdu
Aklımı başımdan aldı savurdu
Sensiz kör kuyuya atlıyorum yâr
Bahçeler çiçeğe küskün oldular
Dilde adın saydım yorgun kaldılar
Gölgeler ruhumu söküp aldılar
Sensiz sahralarda otluyorum yâr
Bensiz oralarda halay çekersin
Seven yüreğime kezzap dökersin
Gönlüme düşünce canı sökersin
Sensiz uzaklarda çatlıyorum yâr
Aşkın bu yürekte dibini tuttu
Geçmişte ne varsa sildi, kuruttu
Mizabi her şeyi sende unuttu
Sensiz küllerimi topluyorum yâr
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 
 
 
 
 

 73

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

SENSİZ ERİYİP BİTTİM
 
Bu ıslak gözlerimi güneşe asıp gittim
Yıldızlarları yüzünde her gece tavaf ettim
Ayı doğmadı üstüme yol bulamayıp yittim
Gel güzel gözlü yârim sensiz kuruyup bittim
Gök kuşağı renkleri bir birine karışır
Kâbus dolu düşlerim gecelerle barışır
Kokunu salan rüzgâr bir biriyle yarışır
Gel güzel özlü yârim sensiz kuruyup bittim
Fesleğen çiçekleri karşımda ağlar durur
Dikenler sıra sıra, beni kalbimden vurur
Aklıma düştüğünde bütün dereler kurur
Gel güzel yüzlü yârim sensiz kuruyup bittim
Ardın sıra yollara baka baka yoruldum
Zembereği gerilmiş saat gibi kuruldum
Taşkın sel gibi idim sevdan ile duruldum
Gel güzel nazlı yârim sensiz eriyip bittim
Sözlerin yüreğimde taht kurmuş oturuyor
Kirpik almış eline neşteri batırıyor
Mizabinin kalbini acılar bitiriyor
Gel güzel sözlü yârim sensiz kuruyup bittim03.08.2008
 

Telif Eseridir izinsiz kullanmayınız  

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

 
Çalışmalar TELİF ESERİDİR Yazarlarımızın gönderileri ile yayına alınmıştır.
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.