İÇİNDEKİLER TIKLAYARAK GİDİNİZ!

TAKDİM
İhsan TOMBUŞ HAYAT HİKAYESİ

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com
corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL   
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.

 01

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

TAKDİM

            Bu sanal kitapta bulunan çalışmalar; arkadaşlarımızla birlikte basılı olarak yayımladığımız 53 sayı “Çorumlu 2000 Aylık Kültür Sanat Tarih ve Edebiyat” dergimiz ve 54’üncü sayıdan sonra da sanal olarak yayımladığımız dergi ile “Sarı Çiğdem Şiir Defteri” dergimizde yayımlanmış çalışmalardan derlenmiştir

Tarafımdan arkadaşıma bir ufak armağan olarak hazırladığım bu sanal çalışmamda onların da çalışmalarını derli toplu olarak sizlere sunmak amacı taşımaktadır.

Çalışmalarımın bir sanal kitaplık olarak sizlere ulaşması ve sizlerinde bilgilenmenizi ve ilgileneceğinizi ummaktayım.

Mahmut Selim GÜRSEL

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

İhsan TOMBUŞ
1923-2009 Tarihinde Vefat Etmiştir.
Çorum'un  köklü ailelerinden icra memuru Elvan Efendi'nin torunu, Çorum Belediye Başkanlarından Nazmi Tombuş'un oğlu olan "İhsan TOMBUŞ" 1923 Yılında Çorum'da doğmuş, ilkokulu Çorum'da okuduktan sonra, ortaokulu Robert Kolejinde, liseyi Ankara kolejinde tamamlamıştır.
1948 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan ve askerlik görevini yaptıktan sonra, 1950 yılında Çorum'da avukatlığa başlamış, aynı yıl Demokrat Parti saflarında politikaya atılmıştır.
1961-1977 yılları arasında üç dönem Adalet Partisinden, bir dönem Demokratik Partiden bir dönem de 1983 yılında Anavatan Partisinden olmak üzere toplam beş dönem,Çorum milletvekili seçilen İhsan Tombuş, 1971 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde nüfus aile planlaması konulu bir seminere katılmış, 1971-1981 yılları arasında Devlet Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış, 1975-1976-1977 ve 1984-1985 yılarında Avrupa Konseyi Üyeliğinde bulunmuştur.  Çorum Belediye Başkanlarından Nazmi Tombuş'un oğlu olan "İhsan TOMBUŞ" 1923 Yılında Çorum'da doğmuş, ilkokulu Çorum'da okuduktan sonra, ortaokulu Robert Kolejinde, liseyi Ankara kolejinde tamamlamıştır.
1948 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduktan ve askerlik görevini yaptıktan sonra, 1950 yılında Çorum'da avukatlığa başlamış, aynı yıl Demokrat Parti saflarında politikaya atılmıştır.
1961-1977 yılları arasında üç dönem Adalet Partisinden, bir dönem Demokratik Partiden bir dönem de 1983 yılında Anavatan Partisinden olmak üzere toplam beş dönem,Çorum milletvekili seçilen İhsan Tombuş, 1971 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde nüfus aile planlaması konulu bir seminere katılmış, 1971-1981 yılları arasında Devlet Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış, 1975-1976-1977 ve 1984-1985 yılarında Avrupa Konseyi Üyeliğinde bulunmuştur.  1950 yılında Çorum'da avukatlığa başlamış, aynı yıl Demokrat Parti saflarında politikaya atılmıştır. 1961-1977 yılları arasında üç dönem Adalet Partisinden, bir dönem Demokratik Partiden bir dönem de 1983 yılında Anavatan Partisinden olmak üzere toplam beş dönem,Çorum milletvekili seçilen İhsan Tombuş, 1971 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde nüfus aile planlaması konulu bir seminere katılmış, 1971-1981 yılları arasında Devlet Yatırım Bankası Yönetim Kurulu Üyeliği yapmış, 1975-1976-1977 ve 1984-1985 yılarında Avrupa Konseyi Üyeliğinde bulunmuştur.
1997'de "Politikada 41 Yıl", 2001'de "Ben Kimim?" adlı iki anı kitabı yazmış, 2003'te gerçek bir olayı incelediği "Ankara Cinayeti"'ni, 2005'te de "Çırağan Baskını" adlı tarihi romanı yayınlamıştır.
İngilizce bilen Tombuş, iki çocuk babasıdır.
Internet’te Yazarımız   http://corumlu2000.dergisi.info  , Sarı Çiğdem Şiir Defteri’nde http://saricigdem.dergisi.info yayınlandı. corumlu2000@gmail.com

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 03

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

NEDİR
Ela gözlerine baktığım zaman
Gördüğüm manzara serap mı nedir ?
Öpünce mest oldum dudaklarından,
Verdiğin buseler şarap mı nedir ?
0 Aşk bahçelerinde neş’eylen eóen
Meltem gibi bana huzur verdin sen
Aşkınla cennete gmrdim şimdiden
Yoksa seni sevmek sevap mı nedir ?
 
Desem ince belden sarayım biraz,
Gönlün ister ama,edersin niyaz
Bilmem ki sabrımı tüketen bu naz,
Aşkıma müspet bir cevap mı ne dir ?
10 Ekim 1947
 
 
 
 

 

 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 04

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ÇORUM TÜRKÜSÜ
Çorum'un bağları zümrüt yeşildir.
Her mevsim rüzgarı efil,efildir.
Köylüsü,kentlesi uz ve ehildir,
Yiyecek,içecek bol ve sebildir.
 
Çorum'da yaşamak ne mutlu olay,
El ele tutuşup çekelim halay.
 
Bir ovaya bağdaş kurup oturmuş,
Bağrında modern bir sanayi kurmuş
Yiğitliği,sevi ile yoğrulmuş,
Barış ve dostluğu buna delildir,
 
Çorum'da mutluluk ne kadar kolay,
El ele tutuşup çekelim halay.
 
Dayamış sırtını Kösedağ'ına
Bağlı tarlasına,bahçe,bağına.
Tarihi uzanır Hitit Çağına,
Ta ezelden beri uygar bir ildir,
 
Birlikte toplanıp hep alay alay,
El ele tutuşup çekelim halay.
 
Yaşlılar olgundur,gençler ise şen.
Evler şenliklidir,bahçeler gülşen.
Ayrılmaz Çorum'dan,bir kez yerleşen.
Çorum hiç kimseye gurbet değildir.
 
Çorum'da yaşamak ne güzel olay,
El ele tutuşup çekelim halay.
 
10 Aralık 1988 Ankara
 
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 05

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ASLANIN HİKAYESİ 
Bir gün yalnız başına sonsuz kırlara daldım
Her dertten,her tasadan bir müddet uzak kaldım
Dağlarda,ovalarda uzun uzun dolaştım.
Çiçeklerle bezenmiş bir vadiye ulaştım.
Yer yüzünde Cennetin benzeri olsun diye,
Tanrı vermiş sonsuz bir güzellik bu vadiye,
İçimde biraz korku,yüreğimde heyecan
Bu kimsesiz ülkede gezinirken hayran hayran
Gördüm bir kulübecik bir dere kenarında,
“İşte bir insan izi bu esrar diyarında”
Diyerek yavaş yavaş yaklaştım kulübeye
Gördüm ki bir ihtiyar hep inliye inliye
Dua edip ağlıyor. Dedim:”Merhaba baba !
Nedir bu ah-u zarın  ?” Dedi:Oğlum merhaba,
Anlatması çok uzun benim derdim büyüktür
Artık biçare canım vücuduma bir yüktür
Neredeyse benim ecel çanım çalacak
Bu doymaz kara toprak elbet beni alacak.
Ne diye dert dökeyim artık son günlerimde ?
Derdim benim dost ne arar bu kimsesiz yerimde”
Dedim:”Baba derdini anlat bende bileyim;
Bende Ulu Tanrım'dan sana deva dileyim
Şöyle beni bir süzdü,bir an geldik göz göze,
Derin bir ah çektikten sonra başladı söze:
“Büyük bir aslan varmış çok eski bir zamanda,
Bu kadar büyük aslan yaşamamış cihanda,
Tunus'a uzanmış ayaklarından biri,
Viyana'ya varmış pençesinin diğeri.
Kafkasla Mısır'daymış öteki ayakları
Kuyruğunun yalağı olmuş Arap diyarı
Kendi Anadolu'da,İstanbul'daymış başı
Cüssesinin aksine pek tek üçümmüş yaşı,
Bazen kızıp coşarmış,kükrermiş arasıra,
Dünya titrermiş arşa çıkan bu nara
Bir derin nefes alışı Akdeniz'i karıştırırmış
Dağlar gibi dalgalar rüzgarla yarışırmış.
Yelesini sallarsa Karadeniz coşarmış
Suları ta Moskof'un ötesine taşarmış
Bıyıkları titrese alt üst olunmuş Balkan
Pençesini oynatsa Tuna taşarmış aklan.
Kuyruğunu savurup ne tahtlar devirmiş,
Milyonlarca dinsizi hak yoluna çevirmiş.
Ne yazık göremedim ben bu mesut günleri
Yetişmişim aslanın bir kemikle bir deri
Kaldığı zamanına,dişleri hep dökülmüş,
Kuvvetli pençesinden tırnakları sökülmüş,
Hiçbir şey kalmamıştı o koca aslandan
Etrafını almıştı aç köpekler her yandan.
Başına toplandılar akbabalar,kuzgunlar
Leşini yemek için çevirdiler oyunlar.
Fakat ihtiyar aslan onlara karşı durdu
Bütün Ege denizi tekrar taştı kudurdu.
Baktılar ki zor ölmeyecek aslan
Tilkiler tuzak kurdu,bin bir hile bin yalan.
Aslanı kandırarak sokuldular yanına
Boğazından tuttular,kıymak için canına
İşte bem o aslanın koptuğunu başını
Aç kurtlar tarafından yenildiği naşının
Görmeye dayanamam diye kaçtım buraya;
Aradan zaman geçti,yıllar girdi araya.
İnsan yüzü görmeden burada yaşıyorum
Yıllardır o aslanın yasını taşıyorum
Dedim: Baba boş yere yas tutup ağlıyorsun,
Boş yere bu ihtiyarın bağrını dağlıyorsun.
Evet doğru,aslanın başı koptu o zaman
Lakin bu baş kopunca yine ölmedi aslan
Gerçi başsız yaşamaz hiçbir canlı cihanda,
Fakat Tanrı isterse neler yapmaz bir anda ?
İşte o aslana da yarattı yeni bir baş
Bütün dünya sarsıldı,inledi tepe,dağ,taş
Yeniden dirilmişti öldü sanılan aslan;
Çelikten bir ok gibi fırlamıştı yayından.
Düşmanın üzerine öyle bir saldır dı ki…
Elinden kurtulamadı ne aç kurt,ne de tilki.
Naranımı cihanda herkes yeniden duydu,
Herkes bu genç aslandan tekrar korktu ve ürktü
Çünkü onu dinç tutan dinç başı kahraman Atatürk'tü.

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SENELER
Karanlık günlerde yağmur içinde
Bir an şimşek gibi çakan seneler,
Maziyi bırakıp çamur içinde
Coşkun bir sel gibi akan seneler
 
Tarih sarıyor siyah bir tüle
Yakıyor,yanıyor,dönüyor küle
Gençleri eğliyor hep güle güle
İhtiyar kalpleri yakan seneler
 
Yeniyi eskitmek bütün sanatı
Eritir mum gibi tıpkı hayatı
Ağlatır,güldürür şu kainatı
Atiye ümitle bakan seneler
12 Temmuz 1947 Çorum
 
 
 
 
 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

HİCRAN
Güzel gözlerine hasret kalalı
Bir zulmet içinde geçti zamanım,
Seni bu ayrılıklar benden alalı
Izdırap kaynağı oldu her anım.
 
Hayallerim arar her yerde seni
Dudağım özledi tatlı buseni
Her zamandan fazla o beyaz teni
Sarmak ve okşamak istiyor canım.
 
Uzadı günlerim,birer yıl oldu.
Hasretle gönlüm elemle doldu
Gözlerimin nuru cevheri soldu.
Sensiz gurbet oldu,kendi vatanım.
10 Temmuz 1945 Çorum
 
 
 
 
 
 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

AĞLAMA
Ağlama güzelim dinsin kederin,
Bundan sonra gönlün hep handan olsun
Ağlayıp yanmasın güzel gözlerin;
Bırak senin için bir yanan olsun.
Melekler ruhundan örnek alsınlar,
Güneşler gözünden ateş çalsınlar,
Periler karşısında şaşıp kalsınlar
Aşkımız ufuksuz bir umman olsun.
Varsın dudaklarım busenle yansın
Varsın o dudaklar hep seni ansın,
Varsın beni gören mecnundur sansın
Varsın senin için can kurban olsun
Ben senin uğrunda coşan bir selim,
Sensin benim gayem,sensin emelim.
Sen kabul edersen sana güzelim,
Hayatım tanrıdan bir İHSAN olsun.
3 Mayıs 1944
 
 

 

 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DESTAN
Bugün yalnız başıma sonsuz kırlara daldım,
Her dertten,her tasadan bir müddet uzak kaldım.
Dağlarda,ovalarda uzun uzun dolaştım,
Çiçeklere bezenmiş bir vadiye uzandım.
Yeryüzünde cennetin benzeri olsun diye,
Tanrı vermiş sonsuz bir güzellik bu vadiye.
İçimde biraz korku,yüreğimde heyecan
Bu kimsesiz ülkede gezerken hayran,hayran.
Gördüm bu kulübecik bir dere kenarında.
“İşte bir insan izi esrar diyarına”
Diyerek yavaş yavaş yaklaştık kulübeye,
Gördüm ki bir ihtiyar hep inleye inleye
Dua edip ağlıyor. Dedim “Merhaba baba,
Nedir bu ah-üzarın ?” Dedi. “Oğlum merhaba !
Anlatması çok uzun,benim derdim büyüktür.
Artık biçare canım vücuduma bir yüktür.
Neredeyse benim de ecel çanım çalacak,
Bu doymaz kara toprak elbet beni alacak.
Ne diye dert dökeyim artık son günlerimde,
Dedim benim dostumdur,bu kimsesiz yerimde”
Dedim:”Baba ! Derdini anlat ben de bileyim,
Ben de Ulu Tanrıdan sana deva dileyim!”
Şöyle beni bir süzdü,bir an geldik göz göze,
Derin bir ah çektikten sonra başladı söze.
“Büyük bir aslan varmış,çok eski bir zamanda
Bu kadar büyük aslan yaşamamış cihanda.
Tunus’a uzanırmış ayaklarından biri
Viyana’ya varırmış pençesinin diğeri.
Kafkas’la Mısır’daymış öteki ayakları,
Kuyruğunun yatağı olurmuş Arap diyarı.
Kendi Anadolu’da,İstanbul’daymış başı
Cüssesinin aksına pek de küçükmüş yaşı.
Bazen kızıp coşarmış,kükrermiş arı sıra,
Dünyayı titretirmiş arşa çıkan bu nara
Bir derin nefes alsı Akdeniz karışırmış,
Dağlar gibi dalgalarla yarışırmış.
Yelesini sallasa Karadeniz coşarmış,
Suları ta Moskof’un ülkesine taşarmış
Bıyıkları titrese alt üst olurmuş Balkan,
Pençesini oynatsa Tuta taşarmış al kan.
Kuyruğunu savurup nice tahtlar devirmiş,
Milyonlarca dinsizi Hak yoluna çevirmiş.
Ne yazık göremedim ben bu mesut günleri,
Yetişmiştim aslanın bir kemikle,bir deri.
Hiçbir şey kalmamıştı o koskoca aslandan
Etrafını sarmıştı aç köpekler her yandan.
Başına toplandılar akbabalar,kuzgunlar
Leşini yemek için çevirdiler oyunlar
Fakat ihtiyar aslan onlara karşı durdu
Bütün Ege Denizi tekrar taştı,kudurdu.
Baktılar ki zor ile ölmeyecek bu aslan,
Tilkiler tuzak kurdu,bin bir hile bin yalan.
Aslanı kandırarak sokuldular yanına,
Boğazından tuttular kıymak için canına.
İşte ben o aslanın koptuğu başının,
Aç kurtlar tarafından yenildiği naşının.
Görmeğe dayanamam diye kaçtım buraya,
Ardından zaman geçti,yıllar geçti araya.
İnsan yüzü görmezdim burada yaşıyordum.
Yıllardır o aslanın yasını taşıyordum.”
Dedim “baba boş yere yas tutup ağlıyorsun
Boş yere bu ihtiyar bağrını dağlıyorsun.
Evet doğru aslanın başı koptu o zaman
Lakin bu baş kopunca yine ölmedi aslan.
Gerçi başsız yaşayamaz hiçbir canlı cihanda
Fakat Tanrı isterse neler olmaz bir anda.
İşte o aslana da yarattı yeni bir baş
Bütün dünya sarsıldı,inledi tepe,dağ,taş.
Yeniden dizilmişti öldü sanılan aslan,
Çelikten bir ok gibi fırlamıştı yayından.
Düşmanın üzerine öyle bir saldırdı ki;
Elinden kurtulamadı ne aç kurt,ne de tilki.
Bu dinç baş,bu aslana çok yakıştı,çok uydu.
Narasını cihanda herkes yeniden durdu
Herkes bu genç aslandan tekrar korktu ve ürktü.
Çünkü onun dinç başı kahraman Atatürk’tü
16 Ağustos 1942
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 10

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

VUSLAT
Bilsen o ne ulvi,ne ilahi heyecandı;
Esrar dolu busenle bu gönlüm yaralandı.
Daldım o güzel gözlerinin rengine bir an,
İçten yüreğim nar gibi aşkın ile yanardı.
Arkamdaki en tatlı anım;gül dudağından,
İlk buseni mecnun olarak tattığım andı.
Hüsün beni bir bende edip,ruhuma zülfün
Sessiz ve habersizce nasıl geri dolandı.
Aşkınla senin uğruna kurban olacak can
Nezdinde hayat,neş’e bulan işte o candı.
28 Nisan 1944 İstanbul
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

11

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

HAYAL KIRIKLIĞI
Gül demeye girdim sevgi bağına,
Tuttuğum güllerin hepsi har oldu.
Bir kumral saçının düştüm ağına
Saçının her teli sanki mar oldu.
 
Kalmadı ümidim,söndü emelim,
Boşa çıktı sana uzanan elim
Dinle feryadımı,işit güzelim
Artık her nefesim ah-ü zâr oldu.
 
Aşk okuluna hedef kalbimi seçtin
Gönlümü kopardın ruhumu içtin
Madem ki sen benden artık vazgeçtin
Şimdi de ızdırap bana yâr oldu.
 
Müthiş bir işkence her geçen anım,
Kalbimde kalmadı,kurudu kanım.
Ben artık ruhsuzum,yok benim canım
Sensiz dünya bana bir mezar oldu.
 
Yazık emelime,hülyama yazık
En uzun,en tatlı rüyama yazık
Artık zindan olan dünyama yazık
Zulmetle aydınlık bir ayar oldu.
30 Ekim 1945 İstanbul
 
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 12

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

GAZEL
Olmuş yüzü bir ay,o ipek saçları hale
Bilmem bu güzellik sığabilir mi hayaller
 
Ateşli siyah gözlerinin bir bakışından
 
Bir buseyi tatsam olurum mest ebediyen;
Zira o dudaklar içi hir mey dolu lale
 
Endam dahi tehlikelidir görmeye gelmez
Bir lahza uğrar görenlerin aklı zevale
 
Canım içim İHSAN’a hiç çok görülür mü ?
Gülizara çıkıp eylese bülbül gibi hale.
15.04.1944 İstanbul
 
 

 

 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 13

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

HATIRALAR
Benziyorum şimdi sakin bir çaya
Zamanında aştım nice sarp kaya
Lakin er geç varacağım yer derya
Böyle gelmiş,böyle gider bu dünya
 
Bıraktığım izlerime bir an bakar da
Ara sıra döner bir an bakar da
Anlarım ki hepsi aksi bir seda
Hatıralar acı,tatlı bir rüya
 
Bazı gece boş hayaller kurarken
Hatıralar bazen mahzun.bazen şen
Gelip geçer gözlerimin önünden
Bilirim ki hatıralar bir hülya
 
Zaman geçti kalbimde her hatıra
Oldu artık tatlı derin bir yara
Görürüm ki baksam geri bir ara
Hatıralar solgun,titrek bir ziya.
16 Ekim 1980 Ankara
 
 
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 14

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BEDBİNLİK
Görür içimde ne var,her kim etse bir nazar
Biraz zevk,bir yığın dert,bir gülüş,bin ah-ü-zar
 
Göz yaşından mürekkep,ızıdarptan kaleme
Bu felek ak anlıma kim bilir neler yazar.
 
Çürümüş ve kurumuş bir ağaçtan farkım yok
Hem yorulmuş bedenim,hem de gönlüm ihtiyar
 
Nasıl geçti bilmem,güzel,mutlu günlerim
Fakat her geçen anım bana bir mezar kazar
 
Bazen ümitlerimi kanat yapıp uçardım
Hayal ufuklarında gezdim diyar diyar.
 
Bazen bu kanatlarım kırılır birden bire
Hakikat alemine düşüp kalırım tekrar.
 
Usandım dünyadan,bu manasız hayattan
Yaklaşan akibete ediyorum intizar.
30 Mart 2000 Ankara
 
 

 

 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

15

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

İNSAN
Önünde toprak,sonunda toprak
Kollarını kabartarak
Gece gündüz övünmeye bak
Önünde toprak,sonunda toprak
 
Boştan yere yakarsın can
Susayınca içersin kan
Neye yarar bu şeref,şan
Önünde toprak,sonunda toprak
 
Her işinde var bin hile
Korkutmuyor Tanrı bile
Lakin bunlar hep nafile
Önünde toprak,sonunda toprak
 
Kuşlar gibi taktın kanat
Göklere de uçtun fakat,
Yenilenmez bu tabiat
Önünde toprak,sonunda toprak.
28 Ağustos 1948 Çorum
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 16

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

HAYALLERİM
Eğer ben olsaydım görünmez adam,
Çekmezdim artık ne keder, ne gam.
Alırdım felekten mutlak intikam
Eğer ben olsaydım görünmez adam.
Yıkardım dünyayı hep baştan başa,
Hiç para vermezdim ekmeğe aşa.
Geçerdim her yerde mutlak ben başa,
Eğer ben olsaydım görünmez adam.
Yıkardım şahları, tüm taçlarını
Kırardım Papanın hep haçlarını,
Keserdim Hitlerin ön saçlarını
Eğer ben olsaydım görünmez adam.
15 Aralık 1939 İstanbul
 

 

 

 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 17

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

YOLCU
Yürü ey yolcu yürü!
Talihinle el ele,
Maziden istikbale
Yürü ey yolcu yürü!
Hayata doya doya
Bakmadan hiç arkaya
Doğudan batıya
Yürü ey yolcu yürü!
Katlanıp bin zahmete
Boyun eğip mhnete
Aydınlıktan zulmete
Yürü ey yolcu yürü!
29 Mart 1940 İstanbul
 
 

 

 

 

 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

   18

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

BİR HATIRA
Hayat bir muammadır, sırrını kimse bilmez.
İstikbal karanlıktır, tuttuğu yol gözükmez.
Dostlar bir alevdir b karanlık içinde
Fakat devam etmez kaybolurlar git gide.
Hepimiz bu karanlık içinde söneceğiz,
Hepimiz unutulup kalplerde öleceğiz,
Bunları yazıyorum sönüp ölmemek için,
Solgun bir aleve gibi kalbe gömülmek için.
06 Nisan 1939 Nişantaşı
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  19

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

DAM ÜSTÜNDE SAKSAĞAN
Kalbimi esir aldın taktın bana tasmayı
Bırak Allah aşkına her halime kızmayı
İhmal etme ne olur mektup yazmayı
Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı
Bırak böyle her akşam içip sızmayı
Sonra da ayrılarak boğa gibi azmayı
Sakın düşünme emi mezarımı kazmayı
Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı
 
  
 
 
 

 

 

 

 

 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  20

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SONBAHAR GİBİ
Dünyadan öç alıyor
Kudurmuş bir fırtına
Rüzgar ıslık çalıyor
Binip şeytanın atına.
İşte geldi sonbahar
Dökülüyor yapraklar
Açılıyor pek çok mezar
Ölenlere topraklar
Sevgilisini güneş
Uzaklarda bıraktı.
Bularak yeni bir eş
Başka diyara aktı.
Aşkım intikam aldı
Sonbahar yeli gibi
Hicran aşkımı çaldı
Şaşırdım deli gibi.
Ümitlerim hep soldu
Tıpkı yapraklar gibi
Kalbim bir mezar oldu
Kara topraklar gibi
Aşkım beni bıraktı
Vefasız güneş gibi
Bir bedbaht daha yaktı
Vefasız bir eş gibi.
30 Ekim 1939
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 21

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

ŞU İNSANLAR
Bazı insan olur ak pak,
Kendisine verir ayar;
Bazısı olur kaypak
Bakarsın pek çabuk kayar.
Kimi köşesinde uyur,
Kimisi de alır yürür
Bazısının burnu büyür,
Gökteki yıldızları sayar.
Kimisi aşka doymuştur,
Kimi yarıda koymuştur
Kimi kadere uymuştur
Bulamamıştır uygun bir yar.
Bu ne biçim nasıl günmüş
Kimisi köşeyi dönmüş
Kiminin yıldızı sönmüş
Kafasını taşa dayar
Kimisi camiden çıkmaz,
Bazısı dönüp bakmaz.
Kimisi hakkı bırakmaz
Tanrının emrine uyar.
Kimi altın kafestedir.
Kimi çürük kümestedir
Bu dünya böyle nesledir
Kimi açtır, kimi doyar
Kimi oluyor hilekâr,
Yapmak için fazlaca kâr,
Kimi tamamen sahtekâr
Yalan yere yemin sayar.
Kimi güzel yüzlüdür,
Kimi kara gözlüdür,
Bazısı da çok nazlıdır
Aşkın canına kıyar.
Kimi keklik gibi seker,
Yüzüne pudrayı eker,
Gözüne sürmeyi çeker
En sonunda dudak boyar.
Kimi iyiliği sever,
Bazısı da onu över,
Kimisi küfredin söver,
Şu dünyada pislik yayar.
Kimi vurur başın taşa,
Kimisi geçmiştir başa
Bazısı hasrettir aşa
Kimi kadehe mey koyar.
Kimisi çok iratlıdır,
Kiminin sözü tatlıdır,
Kumu asık suratlıdır
Doğru sözü yanlış duyar.
Kimi ağır başlıdır,
Kimisini gözü yaşlıdır,
Kimisi anlayışlıdır,
Kimisi de olur hıyar.
Kimi yakalar palaska
Kimi doymamıştır aşka
Herkesin huyu bam başka
Derler ki içkidir mi yar.
 
 
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 22

Kitap içindekiler bölümüne dönmek için tıklayınız

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

HAYAT
Doğuyor, yaşıyor ve ölüyoruz.
Buna kısaca hayat diyoruz.
Kimimiz mesut’uz, kimimiz yaslı
Bilmiyoruz nedir hayatın aslı.
Hayat sarp bir yoldur. Kayalık bir yol
Dikenlerle kaplı karanlık bir yol
Biz hep yürüyoruz düşüp kalkarak
Bir hedefe doğru batıp çıkarak.
Üzülme her şeye bu sarp yoldaki
Gül eğelen, sev sevil şen ol ve de ki;
Hayatın zevkine hiç doyulur mu?
Sevip sevilmeden hayat olur mu?
22 Mayıs 1939 Nişantaşı
 
 
 
 
 
 
 
 
 

BU ÇALIŞMA TELİF ESERİDİR İZİN ALMADAN  KULLANMAYINIZ  corumlu2000@gmail.com

Önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız

Bir sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

corumlu2000@gmail.com
Mahmut Selim GÜRSEL
yazarlarımız yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
Sitemiz ve yazarlarımız;hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.