1

SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

14 Mart 2006
Adile TÜRKMEN DERİM
Ayşe ÇOBAN YALNIZ HAL
Erman YILDIRIM ACININ RENGİ
Halil KAYMAK İÇME ARDAN OLURSUN
Haydar KILIÇ KADINLAR
Kerim MANDIRALIOĞLU  FERHAT ACI ÇEKİYOR
Mahmut Selim GÜRSEL GEREK
Paşa ÇETEN KAYBEDEREK KAZANIYORUM ZAMANI
Rıza HARDAL DEVRİ ÂLEM AZDI İNSAN BOZULDU
Rıza KANDEMİR ÇORUM’UM
Üzeyir Lokman ÇAYCI İNSANLARI TANIMAK İSTİYORUM
Yaşar KILIÇ KARA GÜNLER 

 01  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi
DERİM
Bir gün ondan vaz geç derlerse
Aşk benim hakkımdır derim.
Bıkmadın mı bu sevdadan derlerse,
Onu ben bilmem,seven kalbim bilir derim.
 
Bir gün ondan ayrıl derlerse,
Onu benden ayıracak ölümdür derim.
Fakat bir başkasını seviyor derlerse,
Severse sevsin,yazıklar olsun derim.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Ayşe ÇOBAN
Ayşe ÇOBAN Hayat Hikayesi
YALNIZ HAL
Mum ışığında bir kı;
Eline alır roman,
Okudukça dinlenir,
Yorgun olduğu zaman.
Kitaplarla dost olur,
Onlarda huzur bulur,
Gece uykusuz kalır,
Usanıp;demez aman. 
Sevgiye döner bu hal,
Onunladır ilmihal,
Yanar köz olur Nihal,
Kül sönmüş çıkmaz duman.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  03 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Erman YILDIRIM
Erman YILDIRIM Hayat Hikayesi
ACININ RENGİ
Acının renklerini
Çiziyorum işte sana
Yüreğim suskun
Beynim biçare
Düşlerini görüyorum
Tankların, bombaların, mayınların arasında
Bir çocuk sesiyle uyanıyorum sonra
Korkuyorum...
Aslında hiçbir şeyden korkmam bilirsin...
Ölüme yüz dönerim gerektiğinde
Korkum beni uyandıran çocuğun geleceğinde
Acının renklerini
Çiziyorum işte sana
Allısıyla moruyla
Biraz benden bir şeyler katıyorum
Direniyorum
Ara sıra çöpten ekmek toplayan insanları
Zengin memleket gecelerini sıkıştırıyorum araya
Bu kirden pastan görünemeyişim
Bu burnunu sızlatan koku
Bu memleketin kokusudur...
Acının renklerini
Çiziyorum işte sana
Yoksulluğum bir alın yazısı değil
Yoksulluğumuz bir tarih yazısıdır
Başkaldırmamanın utancını yaşıyor yüreğim
Sevgisiz, kültürsüz, yarınsız kalmanın
Acısının resmidir bu...
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  04 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Halil KAYMAK
Halil KAYMAK Hayat Hikayesi
İÇME ARDAN OLURSUN
Gördüğün karıya kıza laf atma!
Sonra namus, şeref, ardan olursun.
Neyine yetmez evindeki kel Fatma;
Sağlamı ararken körden olursun!
 
Eline geçerse beş kuruş para
İşin gücün artık meyhane ara,
Bak dün zengin idin bu gün fukara,
Kim bilir ki daha neden olursun!

Gittin meyhaneye kafayı çektin
Dışarı çıkınca narayı attın,
Tükettin parayı malını sattın,
En sonunda evdeki çuldan olursun.
 
Uymayasın nadenlerin sözüne,
Hele düşte kim bakıyor yüzüne,
Hasret kalırsın elin kızına,
Gonca iken solmuş güyden olursun.
 
Vallahi sözümde yalanım yoktur,
Böyle insanlar elbette çoktur.
Ne söylesen KAYMAK sözlerin haktır,
Anlamazsan tatlı dilden olursun.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 

  05SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Haydar KILIÇ
Haydar KILIÇ Hayat Hikayesi
KADINLAR
Beşik sallar yavrusunu uyutur
Çocuğuna önem verendir kadın
Nice türlü çilelerle büyütür
Bir deste gül gibi derendir kadın.
 
Çalışır çabalar tükenmez işi
Hazırlar sofraya ekmeği aşı
Ananın bulunmaz dünyada eşi
Bütün gerçekleri görendir kadın

Çapa tarlasında kazma sallayan
Vatanını, Milletini kollayan
Odur grup grup asker yollayan
Umduğu amaca varandır kadın
 
Tahta üzerinde yufka açarak
Elinde orakla ekin biçerek
Testisinden ılık suyu içerek
Çalışıp kendini yorandır kadın
 
Ay ışığıdır doğup ışıyan
Cepede askere erzak taşıyan
Ayak yalın hakkı için üşüyen
Düşmanın gücünü kırandır kadın
 
On beş sene asker yolu bekleyen
Geceleri gündüzlere ekleyen
Evladını çiçek gibi koklayan
Halini hatırını sorandır kadın.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Kerim MARDIRALIOĞLU
Kerim MANDIRALIOĞLU Hayat Hikayesi
FERHAT ACI ÇEKİYOR
Dört duvar arasında bir ömür
Ve hayata açılan bir pencere
Duvarların dili yok
Saatteki tik taklar anlamsız
Baş gövde üzerinde bir yük
Gönülse isteklerde insafsız.
Bütün yollar kapalı
Güneşse başka alem üzerinde
Bülbül güle sevdalı
Gülse bulunmaz ki hiç yerinde.
Baş konulan yastık taş kesiliyor
Yatak dinlenememekten şikayetçi.
Ayakkabı görmemiş hiç ayaklar
Gözler dışarda, bekliyor davetçi.
Yemeklerin hiç tadı yok
Su boğazda düğümleniyor
Ömrün baharında bir çiçek
Toprağa düşen yaprağa imreniyor.
Sonra sen çıkıyorsun ortaya
Can ışıldayan gözlerin çıkıyor
Duvarlar dile geliyor, susmamacasına
Saatten sevda türküleri yayılıyor her an
Baş gövdeyle barışmış
Bülbül güle nameler söylüyor.
Güneş, benim dünyama doğuyor
Yollar ise bahar havasında.
Yastık senin kokunu yayıyor
Yatak yüreğin kadar sıcak.
Meğer her yiyecek aslında bir balmış
Bala tadını veren, yine onu tadanmış.
Beyaz ellerin beni bulutlarda gezdiriyor
Gülen yüzlerin her yana çiçekler serdiriyor
Zihnimdeki sen, artık tutsak oldu bana
Gözler birşey görmüyor, baksa da her yana.
Kavuşmadığı için bu sevda büyüdükçe büyüyor
Dağları delen Ferhat bakıp pişmanlıktan eriyor.

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
GEREK
Bilgi o bilgiyi bilmekle öğrenilmez.
Bilgiyi tatbik ederek geliştirmek gerek.
Okumayla adam olunur sanma; olunmaz,
Okumadan önce kendini bilmek gerek.
Sevmekle aşk hiç bir zaman başlamaz,
Sevdiğini çok iyi tanımak gerek,
Tanıdığını sandığın her şeye kanma
Her duyduğunu araştırman gerek.
Bilmekle bilmemek aynı kefede değil,
Onları tam ve doğru ayırabilenler gerek
Takdir Allah'tan diyerek beklemekle olmaz
O takdir edileni senin araman gerek,
Balık verme insanlara inan o geçicidir
İnsanlara balık tutmayı öğretmen gerek,
Sen sen olmadıkça inan seni kimse tanımaz.
30 Nisan 2005 saat 13.25

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Paşa ÇETEN
Paşa ÇETEN Hayat Hikayesi
KAYBEDEREK KAZANIYORUM ZAMANI
Seni benim üstüme yollayan kim
Koptuğu yerden kopsun her şey
Zaten ben geçmişim geleceğimden
Yaprakla beslenir yağmurla konuşursun
Köklerin derindeyken geceler tüner dallarına
Rüyaları gören gözlerin gözleriydim
Bugün yarını görmezse, yarın beni nasıl tanır
Hep bu şarkı söylenir gökyüzünde açan çiçeklere
Aşkla konuşur nazla coşarsın
Aklımın kuytu yerinde bir ceylan gibi gezersin
Göz görmemiş ormanlarda
Geceden sabaha dek sevinir
Zirvede dokunan içli kaderiyle
Uzun nameleriyle sevdalanır o ses gökyüzünde
Macera ışıkları gibi serpilen
Kaybederek kazanırız zamanı
Kimse bilmez bunun sırrını
Ömür sona erince başka alemden seslenir
Güneşe ev yapar yağmurla gelirim
Günahları infaz eden emirdeyim
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Rıza HARDAL
Rıza HARDAL Hayat Hikayesi
DEVRİ ÂLEM AZDI İNSAN BOZULDU
Devri âlem azdı insan bozuldu
Takdir ilahiden böyle yazıldı
Bir aileye beş mezar kazıldı
Bu bayramda böyle geçti karalı.
 
Daraldı da koca dünya daraldı
Ceviz kabuğunun içine girildi
Sandım İstanbul’um işgal edildi
Bu bayramda böyle geçti karalı
 
Her yıl böyle toplu olay oluyor
Trafik terörist canlar alıyor
Her ölene bir bahane oluyor
Ramazan’da böyle geçti karalı.

Kimi sevinçlidir, kimi yastadır
Aşağıdan gelen kanlı postadır
Ağrı’da, Bitlis’te, Van’da, Muş’tadır
Ramazan’da böyle geçti karalı.
 
Yüzü geçti ölü, beş yüz yaralı
Tabutlarda bir hizada sıralı
İki bin üç böyle geçti karalı
Bu bayramda böyle geçti karalı.
 
Yangınlar vurgunlar başını aldı
Ormanlar arsa oldu, villalar kondu
İki bin üç böyle geride kaldı
İki bin dört böyle girdi karalı
 
Vuran vurana, kıran kırana
RIZA sus diyorlar hesap sorana
Bakarsınız ortalıkta talana
İki bin üç böyle geride kaldı

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 10 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Rıza KANDEMİR
Rıza KANDEMİR Hayat Hikayesi
ÇORUM’UM
Ne güzel ovası düze kurulmuş
Hititler diyarı Çorum’um
Hizmette yarışa karar verilmiş
Tüm yurduma yayıldı ünü Çorum’um
 
Nice toprak hamur gibi yoğruldu
Kiremit döşendi, tuğla örüldü
Birde şeker fabrikası kuruldu
Şekerde de ünü vardır Çorum’un
 
Seramikte Ece Banyo açıldı
Kumaş gibi desen desen biçildi
Namı gitti Avrupa’ya açıldı
Seramikte ünü vardır Çorum’um
 
Anitta’ya yazdırdık Uğur Barlığı
Kim ister ki bu zamanda darlığı
Guruba yazmışlar bunca varlığı
Barlığın gurubu ünü Çorum’um

Emin Görpe Kızıl Irmak dökümde
Dişli olduk makinenin çarkında
Cazgır, Altan Makinenin farkında
Makinede ünü vardır Çorum’un
 
Çorumlunun daha sözü bitmedi
Hayat kâğıt, şırıngada yetmedi
Leblebide kimse yerini tutmadı
Leblebide ünü vardır Çorum’un
 
Akça, Varış kerestede yarışta
Ekmekçi bakıra damga vuruşta
Alapala Güven yeme varışta
Sanayide ünü vardır Çorum’un
 
Sular gibi akıp akıbta durulsak
El uzatıp yoksullara sarılsak
Birlikte el ele dimdik yürüsek
Birlikte ünü vardır Çorum’un
 
Koçlar tarım ette ayrıca gurur
Ahlatcısı var volsvegen yön verir
Şamlı toyotada tanımaz sınır
Çimento da ünü vardık Çorum’un
 
Bütünce bunları gezdim gördüm.
Dalgıcı birliği betonda buldum
Yeşillik içinde tertemiz yurdum
Temizlikte ünü vardır Çorum’un
 
Bırak dünü yarınları bitirdik
Bir gün derler KUL RIZA’YI yitirdik
Gerçekleri böyle dile getirdik
Aydınlık günlere yönü Çorum’un

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

11  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Üzeyir Lokman ÇAYCI Hayat Hikayesi
İNSANLARI TANIMAK İSTİYORUM
Ellerinle götür beni oralara
Senli benli acılar
Çığıldarken
O ıssız sokaklarda
Karanlık örtülmeden
Duman sarmadan
Gözlerimi
İnsanları tanımak istiyorum.
Unutulmuş bir kentin insanları
Gömülmek üzere
Karanlıklara
Durma
Uyandır yıldızları...
Ellerinle götür beni oralara
İnsanları tanımak istiyorum.

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 12  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Yaşar KILIÇ
Yaşar KILIÇ Hayat Hikayesi
KARA GÜNLER
Ne kara günmüş benim bu başım
Dünyaya gelmişim,soğukta kışın
Yuvası olur mu vatansız kuşun
Suç mu ettik kardeş fakir olduysak.
Öllük bulamayıp,kerpiç ezmişler
Bir parça bez için köyü gezmişler
Aç soğuk,bazen hayattan bezmişler
Suç mu ettik kardeş fakir olduysak.
Soğukta karnı aç ekmek arama
YAŞARİ kimseye yok merhem yarama
Vatanım yok,ekim eksem tarlama
Suç mu ettik kardeş fakir olduysak.
21.06.1976
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNCELEDİĞİNİZ BU ÇALIŞMAMIZ İNTERNETTE Mahmut Selim GÜRSEL AİT SİTEDE SANAL DERGİLERİMİZ BÜNYESİNDE BULUNMAKTADIR!  Bilginizi sunulur Mahmut Selim GÜRSEL
1
Çalışmalar TELİF ESERİDİR
1
corumlu2000@gmail.com
1
Mahmut Selim Gürsel  hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
1