1

SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

14 Ekim 2006
Adile TÜRKMEN DEDİLER
Haydar KILIÇ SÜRECEĞİZ BİZ BU YOLU
Mahmut Selim GÜRSEL AHBAP
Mehmet KARADAĞ OLMUYOR BEYLER
Metin DEMİRCİ BİZDE AHVAL BÖYLEDİR
Özgür BİÇER KARANLIK TEPELERDE BEKLER HAYALLERİM
Özkan KARACA İSTANBUL' DA KİMSESİZ
Serkan ÖKÇE DÖNÜŞ YOK
Şevket TOMBUŞ ŞU İNSANLAR

 01  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi
DEDİLER
Gurbet ele çıkıp aradım yari,
Buralarda bulmak zor dediler.
Çırpındım yanalı kuş misali,
Kendini yaranı kendin sar dediler.
 
Bir gül gibi sararıp soldum
Bazen deli,divane oldum.
Gelenden geçenden yari sordum,
Gönlüden derinliklerine bak dediler,

Ümidimi bağladım geleceğin güne,
Hasretiyle ağladım dün gece yine,
Allah kavuşturur seveni sevdiğine,
Bir sen kavuşmasın öldü dediler.
 
Artık zevk almazdım yaşamaktan,gülmekten.
Düşündüm başka çare bulamadım ölümden.
Yakası olmayan beyaz gömlekten,
Al bir parça sende giy dediler.
 
Aşık olup bülbül gibi kondum güllere,
Aktı gözümden yaşlar döndüm sellere,
Aşk deryasına baktım daldım göllere,
Ferhat gibi sevdim,yari düştüm hallere.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Haydar KILIÇ
Haydar KILIÇ Hayat Hikayesi
SÜRECEĞİZ BİZ BU YOLU
Yol bize Ali’den kaldı
Süreceğiz biz bu yolu
Bektaşı Veli’den kaldı
Süreceğiz biz bu yolu
 
Geçmişleri anlatarak
Gerçekleri dinleterek
Ehlibeyti zikrederek
Süreceğiz biz bu yolu

Dağlarda düzlerdeyiz
Aydınların izindeyiz
Kerbela’nın yasındayız
Süreceğiz biz bu yolu
 
Yol oğluyum yol giderek
El bizim nemize gerek
Yedi aşık zikrederek
Süreceğiz biz bu yolu
 
Aşık HAYDAR Mevla’n Kerim
Asla hiç olmaz kederim
Yol oğluyum yol giderim
Süreceğiz biz bu yolu
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  03 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
AHBAP
Marko Paşa mı sandın beni ahbap!
Git ! Sabır taşına anlat derdini.
Milyarderde değilsin sen ey ahbap!
Çalış, çabala, bu rızkımdır diye.

Mecnun olma sen yapamazsın ahbap!
Sevda da Leyla’sı Rabbi dir, onun
Bol gördü, açık buldu kapısını.
Çöl, dere, tepe. Bu aşkımdır diye.
 
Senden ne milyarder olur ki ahbap!
Senden ne bir abdal, ne de bir ermiş,
Çalmakla çırpmak kime yarar ahbap!
Mecnunluk için bu telaş ne diye?
10 Ekim 2006
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  04 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mehmet KARADAĞ
Mehmet KARADAĞ Hayat Hikayesi
OLMUYOR BEYLER
Yarışmalar böyle olmaz
Olmuyor beyler olmuyor!
Gerçek ozan ödül almaz
Olmuyor beyler olmuyor!
 
Doğru sözden hapis yatar
Gerçek ozan göze batar
Derdi çoktur katar katar
Olmuyor beyler olmuyor!

Dili bozuk sazı bozuk
Boşa uğraş verme yazık
Kazancına olmaz azık
Olmuyor beyler olmuyor!
 
Karıştırma kışı yazı
Ava giden olma tazı
Kimse sevmez yalak kazı
Olmuyor beyler olmuyor!
 
Yazın şiir, hece vezin
Bu ülkeyi iyi sevin
KARADIĞIM böyle tarzım
Olmuyor beyler olmuyor!
15/05/2005
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 

  05SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Metin DEMİRCİ
Metin DEMİRCİ Hayat Hikayesi 
BİZDE AHVAL BÖYLEDİR
Her yer dümdüz alçakları yükselmiş
Gevşemiş kapılar sırlar gözükmüş
Müslim müşrik aynı safta dizilmiş
Herkes dost oldu da dostum kalmadı

Herkes her şeyi ister haram tutmazlar
Yarin yanağına ortak gütmezler
Rağbet eğriye doğru satmazlar
Bozuldu niyetler, kısmetim kalmadı.
 
Bizde ahval böyle, ben ne bileyim
Ben ben miyim ki, sana ne geleyim
Ben ölmem, sana nasıl öleyim
Soyuldum ağyara, üstüm kalmadı
 
METİN bu, salınıp dertlere daldı
Ağladı kendine, dermansız kaldı
Kırk kalbe girdi de, kırk kapı çaldı
Rüzgârım bu kadar, estim kalmadı.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Özgür BİÇER
Özgür BİÇER Hayat Hikayesi
KARANLIK TEPELERDE BEKLER HAYALLERİM.
Karanlık tepelerde bekler hayallerim
Sormam ki sana
Soramam…
Niye beni unuttun niye,
Hiç arayıp sormazsın…
Yorgun şehirlere düşerim bir an, bir an,
Kaybolurum, çıkmaz sokak aralarında bir yanılgının.
Suskunluğun
Bir arı kovanı kadar arının, taşır zehirli iğnesini.
Sen bilmezsin ama her nefes alışımda,
Alveollerime sarılan oksijen.
Senin aşkından izler taşır.
Çizgileri şatafatlı elbiseler giymiş birisi gibi
Parlak bu aşk ama aldatıcı
Bir selin önüne kapılıp ömrüme koşar
Bilmem sen misin,
Rüzgar kasvetli geceleri ömrümden silerken
Aklıma düşen?
Bir şimşek gibi yüreğime serilip,
Sözümde yeşeren pamuk tarlalarına yağmuru özleten.
09.12.1997 SAMSUN

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Özkan KARACA
Özkan KARACA Hayat Hikayesi
İSTANBUL' DA KİMSESİZ
Bir ılık sonbaharın yalnızlığında
Semayı karabulutların ördüğü saatlerin diliminde
Akşamın soğuk deminde, Kadıköy sahilinin dizinde
Yüreğimi saran kor alevlerin dibinde
Yalnızlığın sarsıcı kollarında
Gözlerimde ki nemler bedenimi titreterek
Gönlümdeki yaslar ruhumu kemirerek
Kalbime dolan hicranla ezilerek
Akşamın soğuk deminde
Fırtınaların savurucu elinde
Ufukların çizgisine doğru ayaklarımı sürüyorum
Gecenin ıssızlığında karanlığı yırtan adımlarında
Karanlığın anlık soluğunda gözlerimdeki dolunay
Sahillerin bedenimi alıp sürükleyen boyunda,
Karabulutlar başımda taç
Dalgaların kayalıkları döven hırçın seslerin çığlığında
Yürüyorum karanlığın gizlediği ufuklara doğru
Dilimde dökülen heceler nakış, yaratana yakarış
Kalbime saplanan hançer feryat oluyor
Ruhuma vurulan tokmak çığlık oluyor
İdrakime yığılan seller sızı oluyor
Zihnimde ki iğne, fikrimdeki yara
Eğik bedenime ağırlık oluyor
İstanbul gecesinde bulanıklarla islenmiş ruhum
İstanbul gecesinde buhranlarla seslenmiş kafam
Gecenin ıssızlığında, hüzünlerin ıslığında
Kafamın odasını sarsan uğultu yüklü
Çilekeş kimsesizlerin yorganı olan karanlık
Üzerlerinde yüklü kasvet, ümitlere olan ahdet
Sisli ufukların aydınlığına uzanan eller
Yıkık bir hülya gibi sönük ve donuk
Hicranın kollarında, hüzünlerin alevinde
Ayak izime dolanan bir kedi yalnızlığıma sokulan
Karanlığı inleten kedinin mırıltısı gözlerimde yağmurlu
Yürüyorum karanlığın meçhullerine doğru
Ruhumu kaplayan kara perdelerin bağrında
Gönlümü dolduran sislerin altında
Kedinin mırıltısı ve dalgaların tokadı
Kulaklarımı iğneleyen.
Yürüyorum karanlığın gizlediği ufuklara doğru
Ey İstanbul..! Hep yaşanılmaz hüzünlerin ile
Sende mutluluk ver hazanlarında
Hayallerimin aynasında sen, gözlerimin boğuntusunda sen
İn cin uykuya dalınca
Gecenin boğucu uğultusunda dişlerde gıcırtı
İki yanımda kanatlanan evlerin ateşi dinmiş
Evsizliğin evinde kör pencerelere gözleri yapıştırarak
Yalnızlığın rıhtımında hülyalar la süzülerek
Düşlerin tebessümünde lekeli tablolara kapılarak
Kimsesizliğin sessizliğinde, kimseleri bekler gibi
Yalnız ve yıkık
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Serkan ÖKÇE
Serkan ÖKÇE Hayat Hikayesi
DÖNÜŞ YOK
Bir çizgi uzar
Uzar sınır çizer
Yol yok, gidiş yok
Demir parmaklıklar örülür
Görüş yok,
Varsam diyorum tutsam
Eli deyse elime
Deyse de dönüş yok
Mavi bir buluttan düşüyorum
Düşüyorum saçlarına
Dikenli tel gibi bedenin
Kanar, kanar…
Bir kere
Deymiş temine tenin …
O son anı var
Ağır ağır bakışı
Gidişi
Yabancı bir diyar
Söylediğim gurbet türküsü
İçinde sen var,
Feryat var,figan var
Harman gibi dağılmış saçlarının örgüsü
Ayrılık dediğin aramıza örülmüş bir duvar
Döşenmiş tel örgüler
Kapalı kapılar
Bir çizgi gibi
Uzar sana giden yollar
Uzar bir daha mı sevmek
Bir daha mı
Gözlerin gözlerime düşer
Üstümüze
Çekilmiş kurma kolları
Sürülmüş sürgüler…
Tutuşmak
Sevişmek bir daha mı
Umut, umut bir daha mı
Çok bekleyeceksin
Daha çok
Gidişi vardı
Dönüşü yok…
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Şevket TOMBUŞ
Şevket TOMBUŞ Hayat Hikayesi
ŞU İNSANLAR
Bazı insan olur ak pak,
Kendisine verir ayar;
Bazısı olur kaypak
Bakarsın pek çabuk kayar.
 
Kimi köşesinde uyur,
Kimisi de alır yürür
Bazısının burnu büyür,
Gökteki yıldızları sayar.
 
Kimisi aşka doymuştur,
Kimi yarıda koymuştur
Kimi kadere uymuştur
Bulamamıştır uygun bir yar.
 
Bu ne biçim nasıl günmüş
Kimisi köşeyi dönmüş
Kiminin yıldızı sönmüş
Kafasını taşa dayar
 
Kimisi camiden çıkmaz,
Bazısı dönüp bakmaz.
Kimisi hakkı bırakmaz
Tanrının emrine uyar.

Kimi altın kafestedir.
Kimi çürük kümestedir
Bu dünya böyle nesledir
Kimi açtır, kimi doyar
 
Kimi oluyor hilekâr,
Yapmak için fazlaca kâr,
Kimi tamamen sahtekâr
Yalan yere yemin sayar.
 
Kimi güzel yüzlüdür,
Kimi kara gözlüdür,
Bazısı da çok nazlıdır
Aşkın canına kıyar.
 
Kimi keklik gibi seker,
Yüzüne pudrayı eker,
Gözüne sürmeyi çeker
En sonunda dudak boyar.
 
Kimi iyiliği sever,
Bazısı da onu över,
Kimisi küfredin söver,
Şu dünyada pislik yayar.
 
Kimi vurur başın taşa,
Kimisi geçmiştir başa
Bazısı hasrettir aşa
Kimi kadehe mey koyar.
 
Kimisi çok iratlıdır,
Kiminin sözü tatlıdır,
Kumu asık suratlıdır
Doğru sözü yanlış duyar.
 
Kimi ağır başlıdır,
Kimisini gözü yaşlıdır,
Kimisi anlayışlıdır,
Kimisi de olur hıyar.
 
Kimi yakalar palaska
Kimi doymamıştır aşka
Herkesin huyu bam başka
Derler ki içkidir mi yar.

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNCELEDİĞİNİZ BU ÇALIŞMAMIZ İNTERNETTE Mahmut Selim GÜRSEL AİT SİTEDE SANAL DERGİLERİMİZ BÜNYESİNDE BULUNMAKTADIR!  Bilginizi sunulur Mahmut Selim GÜRSEL
1
Çalışmalar TELİF ESERİDİR
1
corumlu2000@gmail.com
1
Mahmut Selim Gürsel  hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.
1