1

SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

14 Haziran 2013
Adile TÜRKMEN İSTERSE KOYSUN
Ahmet CANBABA KAKTÜS DİLLİM
Ayşe ÇOBAN AĞRI VE IĞDIR
Mahmut Selim GÜRSEL AZİZ NESİN KİTAPLARIN İSİMLERİ
Mehmet KARADAĞ KİM BİLİR
Muhsin AKTAŞ UNUTULMUŞ ZAVALLI ADAM
Rıza HARDAL AF ET ALLAH’IM
Şükrü GÜLTEPE AHİR ÖMRÜMDÜR FANİ DÜNYANIN
Üzeyir Lokman ÇAYCI GEÇMEDİ BOR’UN PAZARI BAĞLA EŞEĞİNİ SİKKEYE
Yaşar KILIÇ DÜNYADA

 01  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Adile TÜRKMEN
Adile TÜRKMEN Hayat Hikayesi
İSTERSE KOYSUN
Gurur bitmiyor aşk acısını
Görmüyor gözlerim ondan başkasını,
Sevmekte buldum yaşamasını
Gideceğim ona isterse kovsun.

Sabrede sabrede ömrüm mü solsun ?
Kim var ki derdime çare bulsun.
Şimdilik gururum bir yerde dursun
Gideceğim ona isterse kovsun.
 
Hiç değilse bir daha gözüm görür,
Kim bilir belki de oda hoş görür
Gitmezsem bu yara içimde büyür,
Gideceğim ona isterse kovsun.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 02  SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Ahmet CANBABA
Ahmet CANBABA Hayat Hikayesi
KAKTÜS DİLLİM
Üzüntülerimi göğüslediğinde
Acılarım yığılıverir kucaklarına.
Korkunun sözü geçmez yürek atışlarına.
Rüzgâr hırpalar hoyratça esip
Bir kurguya kurban gidersin.
Sen yalnızlığımın seks kölesi
Gülüşünden de kestin nafakamı.
Sussam
İçimde bir ağırlıksın.
Seninle dibe vuruyorum.
Uçuyorum
Seni kussam.
Kaktüs dillim.
Bir öfke biriktirmişse bulutlar
Gökyüzünün sabrı sancır
Sese dönüşür ışık
Yırtılır karanlık.
Boşalırsa
Yeşilin en vahşisine
Suların en azgını
Hoyrat dalgalar yalar
Yakamozları
Ay ışığında.
Yıldızlar kayar
Gecenin karanlığında.
Bulutum olduğunda
Başım döner,
Bir rüzgâr gibi esersin delice
Kaktüs dillim.
Göz ışıltıların
Yakamoz gibi düşer
Yollarıma
Felaket ihanet kusar.
Bir anlık
Korkudan susar
Yürekler
Sular başıboş yatağında.
Rüzgâr biraz daha sırnaşık
Değip suya
Güneşlenir
Soğuk terler bırakır
Salkım söğütlerde
Soğuğa inat.
Ve dinlenir içinde kâinat
Ve yaşamdan bir kesit
Sancılı bir dünü misafir eder.
Bir pençe gibi vurur
Vahşice yüzüne.
Kan kokar karanfil
Acıtıp acıyı
Öper.
Kaktüs dillim.
Geleceğimi görüp
Sana merhaba diyorum.
Ay ışığını kuşandığımda gecene
Gözüm akıyor nehirler gibi.
Şehirler dolmuş daracık sokaklara.
Yersiz, yurtsuz insanlar
Aynı sokaklara çıkar.
Demirlenip çıkarsız zamanlara
Hedefsiz günlere uzanır.
Direncimi kırarım sebepsiz
Veda biriktiririm içimde.
Bırakmışım kederimi
Sahip çıkan olur elbet.
Öfkelerin belli olmaz durağı.
Benim korunma zırhımı
Sevgin ile deldin.
Sevda zaafına düştüm.
Şefkatin zulmüne baskın çıkıyor
Kaktüs dillim.
Sevince durdum bir ağıtla.
İçimdeki sevgi artıklarını biriktirip
Bir çiçeği suladım.
Düşlerimin bereketi oldun
Dillendirip geleceğini herkese
Yalnızlıkta yaratırsın aşkımı.
Efsaneye döner içindeki
Çocukluğun.
Geçmişe tutkun içindeki hazzın,
Yalnızlığının gizli günlüğü
Kendine uyum sağlayan
Coşkuyu öldürmek niye?
İçsel düşlerinle yaşamalısın
Şiirlerimi masalsı.
Sen otostopçum yollarıma çıkan
Kaktüs dillim.
Bir kış düşerse başına zamansız,
Bir bahar uzaklaşırsa gözlerinden,
Sevdaya sarıl ısıtmak için yüreğini.
Bir iz bırakırsın o zaman.
Düşlerin çocuk olur
Nabızları şerbetleyen.
Medya falcılarına inat
Aşka bir yol aralanır.
Tütün kokmayan nefesinle
Gönül köprüm kışkırt günü.
Uğur böceğim, çarpan yüreğim
Hayat dengem, çığlığım.
Yeşili az
Kırık bahar dalım.
Eksik bereketim,
Kaktüs dillim.
Kaçıncı rüyası bu bende
Gülmeye yatmış hüzünlü ağıtlarımın.
Transa geçmiş acım.
Hasretin açlık sınırında
Gözlerimizin hüzünlü bakışı,
Küskün ellerimizin taşıyamayacağı yüke
Bir dert kervanının başındayım.
Yalnızlığıma akan aydınlıkta
Gözyaşına değmiş kirpiğin
Açılıp kanıyor
Bir selam verir gibi.
Dönmeye küs gidişinde
Bir özlem var dense
Yolun açık olsun derim.
Misafirliğinde dindirirsin
Yürek sancısını
Kaktüs dillim.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  03 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Ayşe ÇOBAN
Ayşe ÇOBAN Hayat Hikayesi
AĞRI VE IĞDIR *
Dayanılmaz Ağrı senin kışına,
Çekip aldın “İskeneder”i başına.
Bakmadın mı gözlerinin yaşına,
Nittin;Ağrı Dağı ? Nittin Iğdır’ı ?

Sivili,askeri seferber oldu,
Milletin gönlüne bir hüzün doldu,
Depremzedelerin sevdiği kuldu,
Buzullar içine yittin Iğdır’ı.
 
Emir büyük yerden gelince çağrı,
Kader böyle imiş ne yapsın Ağrı,
Yıldız gibi kayıp boşluğa doğru,
Uçarken kurban mı ettin Iğdır’ı ?
 02/03/2000-04-04
Not: İskender Iğdır’ın anısına.
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

  04 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mahmut Selim GÜRSEL
Mahmut Selim GÜRSEL Hayat Hikayesi
AZİZ NESİN KİTAPLARINI İSİMLERİDİR
“Ne dersen doğru imiş!”
"Ne Yaşar ne yaşamaz"mışız;
"Parti Kurmak Parti Vurmak"; nemize
"İt Kuyruğu", gibi dolaşıyoruz gidenlerle
"Fil Hamdi" gibi yiyenler yedi doymadı,
"On Dakika" da cepler doldu
"Damda Deli Var" Dediler
"İhtilali Nasıl Yaptık" gördüler.
"Üç Karagöz Oyunu" Üç maymun gibi
"Toros Canavarı" olduk bu oyunda.
"İnsanlar Uyanıyor," dedi ise de UYANAN YOK!
"Büyük Grev" yapsak da bilen yok!
“Böyle Gelmiş Böyle Gitmez” diyemeyecek miyiz?
18/01/2013 saat 21,22
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 

  05SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Mehmet KARADAĞ
Mehmet KARADAĞ Hayat Hikayesi
KİM BİLİR
İşim yoktur, param yoktur
Bu dünyada derdim çoktur
Ağa, beyler zaten toktur
Kim bilir açın halinden!
 
İçini için ağlar içim
Kumaş bozuk yanlış biçim
Zora geldi şimdi geçim
Kim bilir açın halinden!

Adak verir kurban keser
Yardım dersen hemen küser
Kavak yeli başka esir
Kim bilir açın halinden!
 
Zehir ettik ömürleri
Kim anladı amirleri
Ye dediler demirleri
Kim bilir açın halinden!
 
KARADAĞIM’IM dertli gezer
İşçi fakir candan bezer
Bizim baylar insan üzer
Kim bilir açın halinden!
12/09/2004 Çorum
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 06 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Muhsin AKTAŞ
Muhsin AKTAŞ Hayat Hikayesi
UNUTULMUŞ ZAVALLI ADAM
Öylesine bir gündü,
Saat sekiz otuz telefon çalıyordu.
Alo dedim.
Ecnebice bir şeyler söylüyordu.
Bir türlü anlamadım.
Türkçe söyle be kardeşim, Türkçe dedim.
Gülüştük.
Can arkadaşım, kadim dostum, iki gözüm
Adı Mesut. Soyadı Üzüm.
Doğum günün kutlu olsun dedi.
Sustum.
Kelimeler boğazıma düğümlendi.
Zor bela yutkundum.
Hiç hesapta yokken, birden düştü aklıma,
Saate baktım daha erkendi.
Uyuyorlardır diye düşündüm.
Kuzucuklarım, canlarım var, kesin ararlar.
Hadi büyük iki çocuklu, birisi daha yeni,
Telaşlıdır unutur.
Lakin ipek yürekli ortancam var,
O iki eli kanda olsa kesin arar.
Küçük adı üstünde küçük,
Okul ders derken aklı bir karış havada
Belki bir ümit!
En azından yirmi beş sene;
Varımı yoğumu,
Yetmedi ömrümü yiyen karım var.
Belki o arar.
Acele etme, kuşluk vaktine doğru hepsi arar, sorar.
Bak, sanaldan mesaj atmış bazı dostlar,
Sağ olsunlar var olsunlar.
Kuşluk vakti gelip geçti,
Öğlen girmek üzere, tık ses yok.
Her yer zifiri karanlık.
Yok, yok unutmazlar.
Kahvaltı, bulaşık,
Temizlik derken yorulmuşlardır.
İkindiye doğru mutlak ararlar.
Zaman ilerledikçe,
Yelkovan kirpiklerime
Saplanmış duruyordu.
Kara kerpetenle ruhumun;
Dişleri çekilmiş acıdan sızlıyordu.
Allah! Allah!
Akşam geçti bir terslik var bunda.
Telefonlar mı bozuk ne.
Anladım, yaptı yapacağını yağmur,
Rüzgâr, kopardı telleri yine.
Olsun, daha günün bitmesine çok var,
Hepsinin aklına gelir, o zaman kadar.
Umurumda değil, nasılsa bir garantim var,
En umulmadık zamanda,
Yüreğime balıklama dalan.
Her köşesine sevgiden,
Aşktan, saraylar kuran kraliçem var,
O kesin kes arar, telaşlı var!
Birazda geç kalkar.
Unutmaz, en azından bir mesaj atar.
İşte ikindi yaklaşıyor,
İşleri hafiflemiştir, şimdi ararlar.
Şu merete bir bakayım, kapanmasın sakın
Şimdi canlarım, yavrularım, yarim arar.
Ses seda yok,
İlk defa anladım ki,
Bir saniye bin seneden çok.
Güneş elveda nakaratını son kez söylerken,
Hüzünle bakıp gözüme,
Hafifçe dokundu yüzüme.
Bugünlük görev bitti. Dedi ve gitti.
Canımın yarısı uzaklarda,
Arayıp sormasa da haklı!
Yüreğimde yeri çok, acısı bende saklı,
Babasının kuzusu, merhamet deyip de,
Şöyle aramaya ermez mi ki aklı,
Hiç hakkım yok!
Ama olsun! Nede olsa atayım,
Gözlerim yollarda, bekler meraklı.
Yine ümitlendim koskoca beş saat var,
Sekiz, dokuz, on, on bir, on iki
Yani yirmi dört!
Anladım, akşamda bitti. Gece başladı.
Bak şimdi akşam telaşındalar,
Sonra ararlar, ararlar demi?
Ararlar mı acaba?
Saat yirmi üç elli dokuz.
Ben sustum. Semavat sustu.
Yıldızlar ağladı geceye küstü.
İlgisizlik canımı aldı bulutlara astı.
Yaş döküldü yanaktan, memleketi su bastı.
Hançer gibi yüreğime saplanıp;
“Doğum günün kutlu olsun” dedi,
Kâğıt ve kalem;
İsyan ile bağırdı yüzüme cümle âlem,
Sus! Urbası içinde unutulmuş zavallı adam.
03.11.2010
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 07 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Rıza HARDAL
Rıza HARDAL Hayat Hikayesi
AF ET ALLAH’IM
Bilmeden eğer günah yaptımsa
Tövbeler tövbesi af et Allah’ım
Helal diye haram lokma yuttumsa
Tövbeler tövbesi af et Allah’ım
 
Haksız yere bu hak benim dedimse
Doğru yol koyupda eğri yola gittimse
Sana karşı asi kulluk ettimse
Günahım var ise af et Allah’ım
 
Su canı sen verdin, sen alacaksın
Erinde geçinde sen soracaksın
Yolun şaşırana yol bulacaksın
Günahım var ise af et Allah’ım

Neler yarattın sen bizim için
Bilmedim günahım ne idi suçum
Gelmiş geçmişlerin başı hakkı için
Günahım var ise af et Allah’ım
 
Var mı senden başka yalvaracağım
Elbet ben ettiysem, ben bulacağım
Ne yüzle huzura ben varacağım
Günahım var ise af et Allah’ım
 
Af edici derler senin adına
Doyulursa şu dünyanın tadına
Koyma beni Mahşerde Sıratına
Var ise günahım af et Allah’ım
 
Günah benim, yapan benim, suç benim
Kılıç benim, kalkan benim, güç benim
RIZA diyor huzuruna göç benim
Günahım var ise af et Allah’ım
03/08/2012
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 08 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Şükrü GÜLTEPE
Şükrü GÜLTEPE Hayat Hikayesi
AHİRİ ÖLÜMDÜR FANİ DÜNYANIN
Almanya’da mesken tutup çalışmış
Türlü türlü cefalara alışmış
Zorlukları görüp işe sarılmış
Ahiri ölümdür fani dünyanın

Parası mülkü de burda kalıyor
Azrail de gelip canın alıyor
Sorgu melekleri sual soruyor
Ahiri ölümdür fani dünyanın
 
İnsanlara yaptıkları sorulur
Hak Nizam terazisi orda kurulur
İyilik, kötülük ordu sorulur
Ahiri ölümdür fani dünyanın
 
Çocukların başucunda ağladı
Feryat edip ciğerlerini dağladı
ŞÜKRÜ der ki karaları bağladı
Ahiri ölümdür fani dünyanın
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 09 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Üzeyir Lokman ÇAYCI
Üzeyir Lokman ÇAYCI Hayat Hikayesi
GEÇMEDİ BOR’UN PAZARI BAĞLA EŞEĞİNİ SİKKEYE 
Çanaklar kırılarak
Satılmaz...
Kârlı işler ara.
Sırtında kambur
Yün çırpar
Avradın Zâra.
Acıkan çocukların
Yem bekleyen hayvanların
Düşündürmesin seni...
Geçmedi Bor’un pazarı
Bağla eşeğini sikkeye;
Para kazanacaksın,
Gitmeyeceksin Niğde’ye...
Umutsuz kalma
Pazar meydanlarında...
Müşterilerin duysun sesini,
“Halil yine gelmiş...” desinler.
Dallarından koparılmış
Elmalarından sat,
Buz gibi yesinler...
Geçmedi Bor’un pazarı
Bağla eşeğini sikkeye;
Satacaksın malını
Para kazanacaksın,
Gitmeyeceksin Niğde’ye...
Seni üzmesin
Vurdumduymazlıklar...
Hileli işler,
Cambazlıklar...
Bırak bunları
Bir kenara,
Kafanı yorma...
Geçmedi Bor’un pazarı
Bağla eşeğini sikkeye;
Satacaksın malını
Para kazanacaksın,
Gitmeyeceksin Niğde’ye...
Bor – 09.05.2000
 

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

 10 SAYFA BAŞINA GİTMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

Bir önceki Sayfaya gitmek için tıklayınız
Yaşar KILIÇ
Yaşar KILIÇ Hayat Hikayesi
DÜNYADA
Bahara güvenme solur
Kara yerinme tez erir
Mevsimler yıllarla gelir
Yalan dünyada dünyada.

Güneşe sevinme yakar,
Zengin,fakirlik bel büker
Kader hep karşına çıkar
Yalan dünyada,dünyada.
 
Ağaca dayanma çürür
İnsana güvenme ölür
YAŞARİ ömürse dolar
Yalan dünyada,dünyada.
15.02.1977

Bir Sonraki sayfaya gitmek için tıklayınız

SİTE BAŞINA DÖNMEK İÇİN TIKLAYINIZ!

İNCELEDİĞİNİZ BU ÇALIŞMAMIZ İNTERNETTE Mahmut Selim GÜRSEL AİT SİTEDE SANAL DERGİLERİMİZ BÜNYESİNDE BULUNMAKTADIR!  Bilginizi sunulur Mahmut Selim GÜRSEL
1
Çalışmalar TELİF ESERİDİR
1
corumlu2000@gmail.com
1
Mahmut Selim Gürsel  hukuka, yasalara, telif haklarına ve kişilik haklarına saygılı olmayı amaç edinmiştir.